Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2024/3649 E. 2025/6690 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2024/3649
- Karar No
- 2025/6690
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3649 Karar No : 2025/6690
DAVACILAR : 1-... Odası Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Birliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU : 05/11/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 11/10/2022 gün ve 118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı'' ile yeniden düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının "A. Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (i) bendi ile "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendinde yer alan "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" şeklindeki düzenlemenin iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu 118 sayılı ilke kararı ile, nitelikli doğal koruma alanlarının tahribata uğramasına yol açacak düzenlemeler yapıldığı, korunması gereken alanları yapılaşmaya açacak, doğal dengesinin ve korunması gerekli niteliklerinin bozulmasına ve tahribata uğramasına neden olacak uygulamalara izin verildiği; koruma-kullanma dengesine ve Anayasa, uluslararası sözleşmeler, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 2863 sayılı Kanunda düzenlenen ve güvence altına alınan koruma ilke ve esaslarına, bilimsel gereklere, Anayasada Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesine, Anayasanın 2., 6., 7., 123. ve 138. maddeleri ile 2577 sayılı Kanunun 28. maddesine ve kamu yararına aykırı olduğu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Valıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinin onüçüncü fıkrasında "Doğal (tabii) sit"; jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." şeklinde tanımlandığı, 19/07/2012 tarih 28358 sayılı Resmi Gazetede "Korunan Alanların Tespit, Tescil Ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik"(Yönetmelik) yayımlandığı, Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci fıkrasında kesin korunacak hassas alanların tanımlandığı, Yönetmelikte -Koruma altındaki alanlarda yürütülebilecek istisnai faaliyetlerin Yasa yerine Yönetmelik ile düzenlenmiş olmasına ilişkin hukuka aykırılık iddialarımız saklı olmakla- kesin korunacak hassas alanlar "Kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği," kesin yapı yasağı" olan alanlar olarak tanımlandığı ve yürütülebilecek faaliyetlerin sınırlı biçimde sayıldığı, dava konusu İlke Kararının birinci maddesi ile değiştirilen 113 sayılı İlke kararının (A) bölümünün (i) bendi ise Yönetmelik hükümlerini aşar istisnalar içerdiği, Yönetmelikte "Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetleri, yapılabilir." düzenlemesi öngörülmüş olmasına karşın; dava konusu ilke kararı ile "Dalyan ve lagün ekosistemleri ile denizler, göller ve diğer iç sularda doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir." şeklinde düzenleme öngörüldüğü, Yönetmelikte yalnızca dalyan ve lagünlerde ve yalnızca balıkçılık faaliyetlerinin yapılabileceği düzenlenmişken; dava konusu İlke kararı ile kesin yapı yasağı bulunan ve insan faaliyetlerinin sınırlandırıldığı kesin korunacak hassas alanlarda Yönetmelikte öngörülen sınırları aşar biçimde balıkçılık faaliyetinin "denizler, göller ve diğer iç sularda" da yürütülebileceğinin düzenlendiği, bulunla birlikte yürütülebilecek faaliyet de yine Yönetmelik hükümlerini aşar biçimde faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonu, bakımı ve onarımı şeklinde genişletildiği, kesin korunacak hassas alanların tanımı ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda, üst normu açıklamak amacıyla çıkarılan dava konusu İlke Kararının dayanağı Kanun ve Yönetmelikte belirtilmeyen bir istisnaya yer vermesine hukuken olanak bulunmadığı, normlar hiyerarşisine ve hukukun genel ilkelerine aykırı dava konusu ilke kararının 1. maddesi ile düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının (A) bölümünün dördüncü paragrafının altında yer alan (i) maddesinin iptali gerektiği, Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci fıkrasında nitelikli doğal koruma alanlarının tanımlandığı, dava konusu İlke Kararı ile 113 sayılı İlke Kararının “B-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” başlıklı bölümünün dördüncü paragrafının altındaki (g) madesinde nitelikli doğal koruma alanlarında; “Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı yapılabilir.” düzenlemesi öngörüldüğü, düzenleme ile kültür balıkçılığı faaliyetleri nitelikli doğal koruma alanlarında yürütülebilecek faaliyetler arasında sayıldığı, nitelikli doğal koruma alanlarında kültür balıkçılığı faaliyeti yürütülmesine imkan tanıyan düzenlemenin esası itibariyle bu alanların niteliği ile örtüşmemekte olup, hem Yönetmeliğin bütününde hem de 2863 sayılı Kanun başta olmak üzere koruma mevzuatında öngörülen koruma ilke ve esaslarına, Anayasada öngörülen doğal çevrenin ve tabiat varlıklarının korunması ilkelerine, alanın nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edilmesi amacına, doğal sit koruma statüsüne ve kamu yararına aykırı olduğu, öte yandan; dava konusu İlke Kararının 2. maddesi ile düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının (B) bölümünün dördüncü paragrafının altındaki (g) maddesi Danıştayca iptaline karar verilen bir düzenlemenin yeniden yürürlüğe konması niteliğinde olduğundan; Anayasanın 2, 6, 7, 123, 124, 138. maddeleri ile 2577 sayılı Yasanın 28. maddesine aykırı olup iptali gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, bu sebeple davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak ise; dava konusu 118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı'' ile yeniden düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının "A. Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (i) bendi yönünden; dalyan ve lagün ekosistemleri, koylarda ve körfez ağızlarının kıyı okları ile kapanması sonucu kıyı gerisinde oluşan, denizle yer altından veya yer üstünden bir su yoluyla bağlantısı bulunan ve denizden dar bir karayla ayrılmış olan su sistemleri olduğu, ekolojik ve ekonomik yönden önemli olduğu ve doğal bir zenginlik kaynağı olmasının yanında birçok canlının üreme, beslenme, korunma ve yaşama ortamı olması açısından büyük önem taşıdığı, bu kapsamda geleneksel dalyan balıkçılığı faaliyetlerinin de lagün sistemlerinin korunmasına yönelik su giriş çıkışlarının kontrolü, istilacı türlerin bölgeye hakimiyetinin engellenmesi, su kalitesinin kontrolü ve izlenmesi gibi birçok açıdan katkı sağladığı, kendi haline bırakılmış birçok lagün sisteminin ise sığlaşarak özelliğini kaybettiği ya da bataklık veya sazlık haline geldiği, bu sebeple 113 sayılı İlke Kararına da, ''Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir.'' hükmü eklendiği, ancak kesin korunacak hassas alanlarda kalan ve ''deniz, göl ve diğer iç sular'' olarak nitelendirilen alanlar ilke kararında açıkça belirtilmediği için bu alanlarda geleneksel balıkçılık faaliyetlerine izin verilip verilmeyeceği hususunda tereddütler yaşandığının tespit edildiği, 118 sayılı İlke Kararıyla yapılan değişiklikle birlikte biyolojik çeşitlilik açısından çok daha hassas olan dalyan ve lagün ekosistemlerinde izin verilebilen geleneksel balıkçılık faaliyetlerine deniz, göller ve diğer iç sularda da izin verilebileceğine yönelik bir düzenleme yapıldığı, "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendinde yer alan "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" yönünden ise; 05/03/2022 tarihli ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik değişikliği kapsamında Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 'Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri'' başlıklı 8. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi ''Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin yapılabildiği alanlardır'' şeklinde düzenlendiği ve bu düzenleme doğrultusunda 01/07/2022 tarih ve 113 sayılı İlke Kararının 'Nitelikli Doğal Koruma Alanları' başlıklı bölümünün dördüncü paragrafının (g) bendinde, ''Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin yapılabilir' hükmüne yer verildiği, 113 sayılı İlke Kararında atıf yapılan 25/11/2024 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği'nin yürürlükten kalkmış olması sebebiyle anılan maddede değişikliğe ihtiyaç duyulduğu, söz konusu faaliyete yönelik olarak kapasite belirlemek amacıyla daha önce atıf yapılan ÇED Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınır (30 ton/yıl) dikkate alınarak yeniden bir düzenleme yapıldığı ve sonuç olarak 118 sayılı İlke Kararının 2. maddesi ile 113 sayılı İlke Kararının "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendine ''30 ton/yıl değerini'' ibaresi eklendiği ve yapılan bu değişikliklerin, yasal düzenlemeler ve ilgili mevzua dikkate alındığında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, 05/11/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 118 sayılı "113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın iptali istemiyle açılmıştır. Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in "Kesin korunacak hassas alanların ayırt edici özellikleri " başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, " (1) Kesin korunacak hassas alanlar; kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, bilimsel araştırma, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak korunacak kara, su, deniz alanları olup, Cumhurbaşkanı kararı ile ilan edilen mutlak korunması gereken alanlardır. " ifadesi yer almış; 05/03/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesiyle yukarıda belirtilen maddeye üçüncü bir fıkra eklenerek, "(3) bu alanlarda, kesin yapı yasağı olmakla birlikte faaliyetin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre; ... ç) Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetleri, yapılabilir." şeklindeki düzenlemesi getirilmiştir. 20/07/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazetede, 01/07/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yayımlanarak, 16/10/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmış; daha sonra, dava konusu ilke kararıyla 113 sayılı ilke kararının bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır. 113 sayılı İlke Kararında, kesin korunacak hassas alanlarda kesin yapı yasağı olmakla birlikte faaliyetin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre koşulları kapsamı ve süresi belirlenmek şartı ile hangi faaliyetlere izin verileceği sayılmış, (i) bendinde "Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir. " düzenlemesi getirilmişken, dava konusu 118 sayılı İlke kararı ile bu düzenleme "Dalyan ve lagün ekosistemleri ile denizler, göller ve diğer iç sularda doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir. " şeklinde değiştirilmiştir. Yukarıda belirtilen Yönetmelik değişikliğiyle, kesin korunacak hassas alanlarda, ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla, sadece, dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine izin verilmişken, ilke kararıyla, bir üst norm olan Yönetmelik'in belirtilen hükmünü aşar şekilde, söz konusu faaliyetlerin yapılabileceği su alanlarının bütün iç suları kapsar şekilde genişletilmesinde ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcut yapıların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Düzenlemede, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in, kesin korunacak hassas alanların özelliklerinin belirtildiği ve bu alanlarda mutlak yapılaşma yasağını öngören 7. maddesinin 1. fıkrasına da uygunluk bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, dava konusu İlke Kararının 1. maddesinin, 113 sayılı İlke Kararının Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün 4. paragrafının (i) bendine "ile denizler, göller ve diğer iç sularda" ibaresinin eklenmesine ilişkin kısmıyla, (i) bendinin son halini gösteren bölümündeki "ile denizler, göller ve diğer iç sularda" ve "ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına" ibarelerinin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY : 05/11/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 118 sayılı 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı ile yeniden düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının "A. Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (i) bendi ile "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendinde yer alan "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" şeklindeki düzenlemenin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinde, sit, "Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." olarak, Doğal (tabii) sit, "Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, 7. maddesinde, " Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur." hükmü, 21. maddesinde, "Tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır..." hükmü yer almıştır. Anılan Kanun uyarınca çıkarılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma Ve Kullanma Koşulları İle İlgili İlke Kararında ise doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, doğal sitlerin derecelendirilmesi yapılmış, bu derecelere göre doğal sitlerin koruma ve kullanma koşullarına ilişkin esaslar belirlenmiştir. Mevzuat değişikliği ile doğal sitlerle ilgili görev ve yetkiler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına geçmiş, 2863 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde, "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde...Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada...Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir. Bu komisyonların iş, işlem ve kararları konusunda, bu Kanunun Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları ile ilgili hükümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alınan ilke kararları çerçevesinde kıyasen uygulanır. Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur. Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır...Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır. Anılan hükümler uyarınca 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş, bu alanlar, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılmış ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir. 05/03/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, 19/07/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. 20/07/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/07/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yeniden düzenlenmiş ve 16/10/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmış, bunun üzerine de, dava konusu 05/11/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 118 sayılı 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı" ile 113 sayılı İlke Kararının bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: USUL YÖNÜNDEN: Davalı tarafından davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür. Davalı idarenin usule yönelik itirazı geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi. ESAS YÖNÜNDEN: Dava konusu edilen 118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı'' ile yeniden düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının "A. Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (i) bendinde yer alan 'Dalyan ve lagün ekosistemleri ile denizler, göller doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir." kısmına yönelik olarak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunmaların birlikte incelenip değerlendirilmesi neticesinde; bahsi geçen düzenlemelerde konuya ilişkin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı, söz konusu koruma alanlarında yapılacak olan faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görülmekte olup, belirtilen kurallarda üst normlara, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. 118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı'' ile yeniden düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının "A. Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (i) bendinde yer alan ''ve diğer iç sularda'' ibaresi yönünden; Dava konusu edilen söz konusu düzenleme ile kesin korunacak hassas alanlarda geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılacak balıkçılık faaliyetlerinin dalyan ve lagün ekosistemleri ile denizler, göller ve diğer iç sularda yapılabileceği düzenlenmiş, bu düzenlemede yer alan ''ve diğer iç sularda'' ifadesinin muğlak ve belirsiz olduğu, 'iç sular' ibaresinin tanım olarak, ''karaların içerisinde yer alan büyük, küçük her türlü su sistemleri olarak belirtildiği, iç suların; limanları, durgun suları, akarsuları da kapsayan geniş bir kavram olduğu, söz konusu ibare ile geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılacak balıkçılık faaliyetlerinin sınırlarının belirlenmesinde sorunlara yol açılacağı ve çevrenin korunması yönünden de düzenlemenin bu kısmında kamu yararı bulunmadığı, anılan kuralın çevresel tahribatlara yol açacak bir düzenleme olduğu sonucuna varılmıştır.
118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı''nın "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendinde yer alan "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" ibaresi yönünden ise; Nitelikli doğal koruma alanları, doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların, alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu alanlardır. Dava konusu edilen 05/11/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı''nın "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendinde yer alan "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" ibaresine dayanak teşkil eden ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrasının e) bendinin iptali istemiyle (dava konusu edilmeyen ''geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile'' ibaresi hariç diğer kısımları yönünden) Dairemizde E:2023/11579 sayı ile açılan davada; (Dairemizde açılan E:2023/11577, K:2024/2906 sayılı; E:2023/11583, K:2024/2908 sayılı; E:2023/11580, K:2024/2911 sayılı ve aynı nitelikteki diğer dosyalar) 09/05/2024 tarihinde verilen kararlarda; davaya konu edilen Yönetmeliğin 8. maddenin ikinci fıkrasının (e) bendi incelendiğinde; geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin, "nitelikli doğal koruma alanlarında" yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun "Tarifler" başlıklı 2. maddesinde, " Su ürünleri: Denizlerde ve içsularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarıdır." tanımına; 29.06.2004 tarihli, 25507 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ise, "Su Ürünleri: Denizlerde ve iç sularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarını (4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanununun kapsamına giren hayvanlar hariç), Su Ürünleri Yetiştiriciliği: Yetiştiricilik tesislerinde, entansif, yarı entansif veya ekstansif şartlarda yapılan, su ürünlerini üretme ve/veya büyütme (besicilik) faaliyetini, Yetiştiricilik Tesisi: Su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı yerleri, İç Sular: Göller, suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerlerini, Kuluçkahane: Su ürünleri damızlık materyallerinden yumurta ve yavru materyaller elde etmek için kurulan tesisleri, Üretme Havuzları: Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla, toprak, beton ve ağ havuzlar ile plastik veya benzeri malzemeden yapılan tank ve benzer üniteleri, Ağ Havuz (Ağ Kafes): Denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla ahşap, demir veya plastik malzemeler ile ağ kullanılarak yapılan üniteleri, Entansif Yetiştiricilik: Tamamen dıştan yemlemeye dayalı yoğun yetiştiriciliği, Yarı Entansif Yetiştiricilik: Gübreleme ve tamamlayıcı yemlemeye dayalı yetiştiriciliği, Ekstansif Yetiştiricilik: Suyun doğal verimliliğine dayanan, stok kontrolü yapılan düşük üretimli yetiştiriciliği," tanımlarına yer verildiği, bir tür su ürünü yetiştiriciliği olan kültür balıkçılığı, deniz içerisinde, göl, akarsu veya tatlı su kıyılarında tecrit edilmiş alanlar oluşturularak, balık çeşitleri, kabukluları, su canlıları ve su bitkilerinin doğal ortamlarının dışında yetiştirilerek, çeşitli ihtiyaçların karşılanmasıdır. Söz konusu faaliyet nedeniyle kullanılan besi maddeleri, hayvan dışkıları vb. unsurlardan oluşan atıkların çevreye zarar verdiği bilinen bir olgu olduğu, bu durumda, önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak alanlar olması gereken nitelikli doğal koruma alanlarının söz konusu nitelikleri dikkate alındığında, söz konusu faaliyet türlerinden bazılarının doğrudan doğruya, bazılarının ise belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, bu bölgelerin doğal yapısının bozulmasına yol açacağı, dolayısıyla, Yönetmeliğin 8. maddesinin (e) bendinde yer alan düzenlemenin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na, genel koruma ilkelerine, nitelikli doğal koruma alanlarının taşıması gereken kriterlere uygun olmadığı sonucuna varılmış olup, ayrıca, her ne kadar düzenlemede kültür balıkçılığı faaliyetleri açısından, geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve ÇED Yönetmeliği EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydı getirilmiş ise de, kapasitesine göre üretim faaliyetinin gerektireceği diğer besleme, bakım, nakil, atık vb hususların bu alanlarda yaratabileceği tahribat dikkate alındığında, nitelikli doğal koruma alanlarının korunmasında, balık yetiştiriciliğinden daha fazla kamu menfaatinin bulunduğu değerlendirildiğinden, düzenleme ile geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve ÇED Yönetmeliği EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydının getirilmiş olmasının, bu alanlarda kültür balıkçılığı faaliyetlerine izin verilmesi açısından yeterli görülmediği gerekçesiyle iptal edildiği, kararın bu kısmına yönelik davalı idare tarafından yapılan temyiz isteminin ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/05/2025 tarih ve E:2024/2152, K:2025/1139 saylı kararıyla reddedildiği ve Dairemiz kararının onandığı görülmüştür. Bu durumda, 05/11/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı''nın "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendinde yer alan "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" ibaresinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Dava konusu 11/10/2022 gün ve 118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı'' ile yeniden düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının "A. Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (i) bendinde yer alan ''ve diğer iç sularda'' ibaresi ile "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendinde yer alan "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" ibaresinin İPTALİNE,
2. Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre, ...-TL'lik kısmı ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 4. Kalan...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Varsa posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra ve istemleri halinde taraflara iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 16/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava, 05/11/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı'' ile yeniden düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının "A. Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (i) bendi ile "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendinde yer alan "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" şeklindeki düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır. İlke kararının A bölümünün 4. paragrafının (i) bendinde yer alan "...ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına.." ibaresinin, ilke kararının dayanağı olan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrasında izin verilen faaliyetler kapsamında olmaması ve yapılaşma ve faaliyet yönünden belirsizlik taşıması, aynı zamanda 'kesin yapı yasağı' kavramına ve korunan alanların doğallığını muhafaza etme ve mevcut koruma değerlerinin devamlılığını sağlamaya yönelik esaslara aykırı olması nedeniyle anılan düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı, bu ibarenin de iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle Dairemiz kararına bu kısım yönünden katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY : Dava, 05/11/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 118 sayılı ''113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı'' ile yeniden düzenlenen 113 sayılı İlke Kararının "A. Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (i) bendi ile "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanları" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (g) bendinde yer alan "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 30 ton/yıl değerini aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" şeklindeki düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır. İlke kararının "A. Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı bölümünün 4. fıkrasının (i) bendinde yer alan ''ve diğer iç sularda'' ibaresinin; hukuka aykırı olmadığı, yapılan düzenleme ile kesin korunacak hassas alanlarda, geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılacak balıkçılık faaliyetlerinin dalyan ve lagün ekosistemleri ile denizler, göller ve diğer iç sularda yapılabileceğinin düzenlendiği, 'iç sular' ifadesinin belirsizlik içermediği ve yapılacak faaliyetlerin ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla, alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemiyle yapılacak balıkçılık faaliyetlerini kapsaması sebebiyle, çevre üzerinde tahribata yol açmayacağı, gerekli önlemler alındığı takdirde düzenlemenin hukuka uygun olduğu, kamu yararı bulunduğu ve reddi gerektiği düşüncesiyle, Dairemiz kararına bu kısım yönünden katılmıyorum.