Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2023/6438 E. 2025/5757 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2023/6438
- Karar No
- 2025/5757
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6438 Karar No : 2025/5757
DAVACI : ... Odası VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 05/10/2023 tarih ve 205 sayılı Yönetim Kurulu Kararıyla hazırlanarak, 19/10/2023 tarih ve 82640558 sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın ''Ek ödemenin usul ve esasları’’ başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.’’, ''nöbet izinleri’’, ''yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri’’, ''yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri’’ ve ''hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri’’ ibarelerinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Usul ve Esaslar’ın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki ''Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.’’ ibaresi yönünden; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104. maddesinin (G) fıkrasında, yıllık izin ve mazeret izinleri sırasında fiili çalışmaya bağlı her türlü ödemeler hariç mali haklar ile sosyal haklara dokunulmayacağının belirtildiği, iptali istenilen maddede ise ek ödemenin, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği ibaresi ile fiili çalışma şartının basit düzenleyici işlem ile getirildiğinin görüldüğü, oysa ne 657 sayılı Kanun’da ne de 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un 28. maddesinde ek ödemenin fiili çalışmaya bağlı olacağı yönünde düzenleme bulunmadığı, bu halde dayanak Kanun’a aykırı şekilde hak kısıtlayan ve üstelik bu hakkın 657 sayılı Kanun çerçevesinde özel nitelikli kısıtlama araması karşısında iptali istenilen hükmün normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, ''Nöbet izinleri’’ ibaresi yönünden; anılan kavram mevzuatta tanımlanmamış olup, tanımlanmayan bir izne yönelik kısıtlamanın da yok hükmünde olacağı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104. maddesi ile tanımlanan mazeret izninin ise, iptali istenilen düzenlemenin istisnası olarak sayılmadığı ve düzenlemede yer alan fiili görev ibaresi karşısında, anılan madde kapsamında kanunun tanıdığı hakka dayanarak doğum, ölüm vb. gibi sebeplerle izne ayrılmış pek çok personelin ek ödeneklerinde ciddi oranlarda kesintiye gidilmesinin hukuka aykırılık taşıdığı, ''Yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri’’ ibaresi yönünden; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 102. maddesine göre; Devlet memurlarının yıllık izin süresinin, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (on yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gün olduğu, zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebileceğinin düzenlendiği, iptali istenen ibare ile kanunen 20 ve 30 gün olarak belirlenen yıllık izin sürelerine kanuna ve hukuka aykırı bir kısıtlamanın getirildiği, dolayısıyla kurumda çalışan personelin, kanunen 30 güne kadar olan yıllık izin sürelerinin ya 12 gün ile haksız olarak sınırlandırılması ya da Anayasa Mahkemesince de mülkiyet hakkı olarak tanımlanan ve gelirlerinin önemli kısmını oluşturan ek ödeme hakkının haksız bir şekilde kısıtlanması ile karşı karşıya bırakıldığı, ''Yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri’’ ile ''hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri’’ ibareleri yönünden; Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin altıncı fıkrasında, memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamının kırk günü geçemeyeceği, bu süreyi geçen hastalık raporlarının sağlık kurulunca verileceği; 7. maddesinin yedinci fıkrasında, hastalık raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde, memur hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte Sağlık Bakanlığınca belirlenen ve memurun bulunduğu yere yakın bir hakem hastaneye sevk edileceği ve sonucuna göre işlem yapılacağı, hakem hastane sağlık kurullarının bu nitelikteki başvuruları öncelikle sonuçlandıracağının düzenlendiği, iptali istenilen hüküm ile kanuna aykırı şekilde 7 günü aşan kısa süreli hastalık ya da doğrudan hakem hastane tarafından onaylanmamış kurul raporlarına dayalı hastalık hallerinde ek ödemenin yapılmayacağının belirtildiği, öncelikle Kanun, personele tek hekim tarafından yılda 40 günü geçmeyecek şekilde kısa hastalık izni tanımışken, personelin 7 günü aşan hastalık hallerinde tek geçim kaynağı ücretleri olan ek ödemelerinde kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğu, yine Kanun ile raporların ancak tereddüt halinde hakem hastane sağlık kurullarından onay alınması yönünde bir çözüm sunulmuş iken düzenleyici işlem ile bu zorunluluğun en üste çekilerek, Kanun’un izin vermediği ek kısıtlamaların getirildiği ileri sürülmektedir.
DAVALI ... BAKANLIĞININ SAVUNMASI : Usul yönünden; öncelikle hasım mevkiinden çıkartılmalarının gerektiği, esas yönünden; 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un 28. maddesinin son cümlesinde, ek ödemelerin hesaplanmasında dikkate alınacak kriterler arasında yer verilen, kullanılan izin ve istirahat raporları gibi hususlar ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının, personele yapılacak ek ödemeleri fiili çalışmayla ilişkilendirmesi konusunda yetkilendirildiği, 11/04/2014 tarih ve 1351 sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödeme Usul ve Esasları’nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki hükmün iptali üzerine dava konusu Usul ve Esaslar’da düzenleme yapıldığı, böylece ek ödemenin personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği kurala bağlanarak, sağlık izinleri konusunda iptal kararı uyarınca yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri ile görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin sürelerinin çalışılmış gün olarak kabul edileceği ve bu süreler için hiçbir şekilde ek ödeme kesintisi yapılamayacağının hükme bağlandığı, Usul ve Esaslar’da düzenlenen fiili çalışma şartının, personelin temel maaşının yanında çeşitli kriterlere göre faydalanacağı performansa dayalı ek ödemeye ilişkin olup, ek ödemenin belirlenmesinde fiili çalışma şartının aranacağının 5502 sayılı Kanun’un 28. maddesinde de açıkça düzenlendiği, bu kapsamda ek ödemenin personelin denetim, fatura ve reçete incelemesi ile komisyon ve sağlık kurullarında fiilen görev almasına bağlı bir ödeme olması, ek ödemenin aylık dönemler itibarıyla yapılması ve fiili çalışmanın da aylık takibine ihtiyaç duyulması hususları birlikte dikkate alındığında, fiilen çalışma şartını arayan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, bununla birlikte Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinin ek ödeme düzenlemelerinde de fiili çalışma şartına ilişkin benzer hükümlerin bulunduğu görülmekle, uygulama birliği ve denge oluşturulduğu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104. maddesinin (G) fıkrasındaki hüküm ile fiili çalışmaya bağlı ödemeler diğer ödemelerden farklı bir statüye konularak, yıllık izin ve mazeret izinlerinde ödenmeyeceğini açıkça düzenlediği, böylece 12 günü aşan yıllık izin sürelerinde ek ödeme yapılmayacağına ilişkin kuralın, 657 sayılı Kanun’a aykırılık oluşturmadığı, yine anılan Kanun’un 105. maddesine uygun olarak, yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri ve hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor sürelerinde personelin ek ödemesinde kesinti yapılmayacağının düzenlendiği, sağlık hizmetleri sunumunda görev alan personele topluma sunmak zorunda olduğu görevler için ödenen aylık maaşın yanında, aynı hizmetler için performansa dayalı ek ödeme uygulaması getirilerek kamu hizmetinin daha etkin ve verimli bir şekilde topluma sunulmasının amaçlandığı, aksi durumun ek ödeme uygulamasının amacından sapmasına ve kamu yararına zarar vereceği belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI ... BAKANLIĞININ SAVUNMASI : Usul yönünden; 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un 28. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince Hazine ve Maliye Bakanlığının da hasım mevkiine alınmasının gerektiği, ayrıca süre vd. usul hükümleri yönünden de itiraz ettikleri; esas yönünden; 5502 sayılı Kanun’un 28. maddesinde, Sosyal Güvenlik Kurumu personelinin statüsü, ücret ve mali haklarının düzenlendiği, anılan maddenin sekizinci fıkrasında ise, Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlar ile sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personelin ek ödeme tutarlarının belirlendiği, ancak; 05/04/2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7447 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye Ek 39. maddenin eklendiği, ilgili ek maddenin 7. fıkrasında yer alan hüküm ile de Sosyal Güvenlik Kurumunda çalışan tabip ve diş tabiplerinin ek ödeme oranlarında yeniden kanuni düzenleme yapıldığı, böylece personele yapılacak ek ödemenin usul ve esaslarının söz konusu düzenlemeyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğinden, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar çalışmasının başlatıldığı, devam eden süreçte Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşleri aynen uygulanarak yeniden düzenlenen ve 05/10/2023 tarih ve 2023/205 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile onaylanan Usul ve Esasların yeniden Bakanlığa gönderildiği ve 12/10/2023 tarih ve 2545087 sayılı yazısı ile uygun görüş verildiği, Personel Daire Başkanlığının 19/10/2023 tarihli yazısı ile duyurulduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI ... BAŞKANLIĞININ SAVUNMASI : Usul yönünden; davanın süresi içinde açılmadığının tespiti halinde süre aşımı yönünden reddinin gerektiği, uyuşmazlık konusu düzenlemenin, Kurum kadrosunda yer alıp sağlık harcamalarında esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan birtakım personel ile Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan birtakım personele yapılacak ek ödeme oranlarına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olduğu, bu kapsamdaki kişilerin yararlarını etkileyecek olup, birliğin çıkarlarına etki etmediği, bu itibarla, dava konusu işlem yönünden, davacı Eczacı Odasının üyelerinin ortak çıkarlarını gözetmek hususunda dava açma ehliyetinin bulunmadığı, ayrıca dava konusu işlem Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak tesis edildiğinden Bakanlığın da hasım mevkiine alınması gerektiği, esas yönünden; 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un 28. maddesinde, Sosyal Güvenlik Kurumu personelinin statüsü, ücret ve mali haklarının düzenlendiği, anılan maddenin sekizinci fıkrasında ise, Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlar ile sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personelin ek ödeme tutarlarının belirlendiği, ancak; 05/04/2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7447 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye Ek 39. maddenin eklendiği, ilgili ek maddenin 7. fıkrasında yer alan hüküm ile de Sosyal Güvenlik Kurumunda çalışan tabip ve diş tabiplerinin ek ödeme oranlarında yeniden kanuni düzenleme yapıldığı, böylece personele yapılacak ek ödemenin usul ve esaslarının söz konusu düzenlemeyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğinden, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünce ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar çalışması başlatıldığı, devam eden süreçte Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşleri aynen uygulanarak yeniden düzenlenen ve 05/10/2023 tarih ve 2023/205 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile onaylanan Usul ve Esasların yeniden Bakanlığa gönderildiği ve 12/10/2023 tarih ve 2545087 sayılı yazısı ile uygun görüş verildiği, Personel Daire Başkanlığının 19/10/2023 tarihli yazısı ile de duyurulduğu, 5502 sayılı Kanun’un 28. maddesinin sekizinci fıkrasında, idareye geniş bir takdir yetkisi tanındığı, Kanun metninden personele ek ödemenin her halukarda ve her şartta yapılacağı gibi bir anlamın çıkmadığı, aksi düşüncenin, bu ödemeyi aylıkla beraber bir maaş unsuruna dönüştüreceği, diğer kurum uygulamalarında da fiilen çalışma şartı arandığından uygulamadaki yeknesaklığı bozarak benzer taleplere neden olacağının izahtan vareste olduğu, ilgili düzenleme yapılırken diğer Kurum uygulamalarından yararlanıldığı, ek ödeme uygulamasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında ödenen mali haklardan olmayıp, sağlık harcamalarında esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan veya Genel İdari Hizmetler Sınıfında yer alan kadrolara atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurularak aylıklarına ilaveten ödenebilen bir teşvik uygulaması niteliğinde olduğu, dolayısıyla 657 sayılı Kanun’da öngörülen ve korunan mali ve izin gibi sosyal haklarla bir tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumda verilen hizmete fiili katkısı göz önünde bulundurulmadan ek ödeme yapılmasının, Kanun’un göz önünde bulundurulması gerektiğini belirttiği performans ile izin ve istirahat raporları kriterleriyle bağdaşmadığı, bu durumda, dava konusu Usul ve Esaslar’da, fiilen çalışma şartının aranması, azami izinli ve/veya raporlu sayılan günlerin belirlenmesi, heyet rapor sürelerinin hakem hastane tarafından onaylanması şartına yer verilmesinin, Kanun’da belirtilen kriterlere uygun olup, üst normlara aykırılık teşkil etmediği, ayrıca ek ödemenin amacı ile hizmet gereklerine de uygun olduğu belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Anayasa'nın 128. maddesinde kamu görevlilerinin hakları, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesinin kurala bağlandığı; Anayasa Mahkemesinin 13/09/2023 tarih ve E:2022/102, K:2023/154 sayılı kararında da belirtildiği üzere, memurların mali ve sosyal haklarının miktarının/oranının (aynı şekilde bu haklarda yapılacak kısıtlamaların/kesintilerin) kanunla düzenlenmesinin Anayasal bir zorunluluk olduğu; 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesinde, SGK'da çalışan sağlık personeline yapılacak ek ödemenin "miktarı/oranı" ile ek ödemeden "hangi hallerde kesinti yapılacağının" kanunla düzenlenmediği ve bu hususların Bakan tarafından belirlenecek usul ve esaslara bırakıldığı; bu durumun Anayasa'nın 128. maddesindeki "kanunilik" koşuluna ve Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının gerekçesine aykırı olduğundan bahisle, söz konusu düzenlemede yer alan "Bakan tarafından belirlenir" ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği; Anayasa Mahkemesine başvurulmaması halinde, işin esasına ilişkin olarak, 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamında yapılan ek ödemenin, "personelin fiilen çalışması" koşuluna bağlanması hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu; Usul ve Esaslar'ın 6/1-c maddesindeki dava konusu düzenlemede, ek ödemenin kural olarak personelin fiilen çalışması" koşuluna bağlandığı; bununla birlikte, istisnai olarak bazı izin süreleri çalışılmış gün kabul edildiği ve fiilen çalışılmadığı halde bu süreler için ek ödeme yapılmasının öngörüldüğü, söz konusu maddede sayılmayan diğer izin süreleri için ise ek ödeme yapılmayacağının kurala bağlandığı; görüldüğü üzere, idare tarafından bazı izin süreleri çalışılmış gün sayıldığı, bazı izin sürelerinin ise çalışılmış gün sayılmadığı; bu yönüyle dava konusu düzenlemenin getiriliş amacının, "çalışılmış gün sayılmayan diğer izin süreleri" yönünden hukuken haklı, geçerli ve makul bir nedene dayanıp dayanmadığının irdelenmesi gerektiği; Anayasa’nın 50. maddesinde, “…Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” kuralının yer aldığı, 657 sayılı Kanun'un 64. maddesinin üçüncü fıkrasında da, “yıllık izinde geçirilen süreler fiilen çalışılmış sayılır.” hükmüne yer verildiği; buna göre, 5502 sayılı Kanun kapsamında yapılan ek ödemenin, personelin yaptıkları asli görevlerinin karşılığında ödenen temel bir maaş unsuru haline dönüştüğü dikkate alındığında, "aksine bir yasal düzenleme olmadıkça", yıllık izin döneminde de ödenmesi gerektiği; kaldı ki, Usul ve Esaslar'ın 6/1-c maddesiyle, "7 günlük hastalık izin süresi" ile "hakem hastane tarafından onaylanan hastalık rapor süreleri" çalışılmış gün olarak kabul edildiği halde, Anayasal bir hak olan yıllık izin sürelerinin çalışılmış gün olarak sayılmamasının, haklı, makul ve hukuken kabul edilebilir bir yönünün bulunmadığı; nitekim, yıllık izin hakkının, diğer izin haklarına (hastalık izni ve süt izni haklarına) göre en temel hak olduğu; ek ödeme için bazı izinler çalışılmış gün olarak sayılacaksa, tüm izinlerden önce, ilk olarak yıllık izin sürelerinin çalışılmış gün olarak kabul edilmesi gerektiği; yıllık izin süresinde, ek ödeme yapılmaması nedeniyle maaşlarda önemli ölçüde azalma meydana geleceğinden personelin Anayasal bir hak olan yıllık iznini kullanmaktan vazgeçebileceği; diğer taraftan, 7 günlük hastalık izin süresi çalışılmış gün kabul edildiği halde, "yıllık izin ile zorunluluk durumunda ve mazerete dayalı verilen 7 gün evlilik, 7 gün ölüm, 10 gün babalık izin sürelerinin" çalışılmış gün sayılmamasının, haklı ve hukuken kabul edilebilir bir yönünün bulunmadığı; ayrıca, Usul ve Esaslar'da, “hakem hastane tarafından onaylanan sağlık kurulu raporu sürelerinin” çalışılmış gün kabul edildiği, 657 sayılı Kanun’un 152. maddesinde, “sağlık kurulu raporu üzerine verilen hastalık izinleri” için kesinti yapılmayacağının düzenlendiği; Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 7. maddesinin yedinci fıkrasında, hastalık raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde, memurun hakem hastaneye sevk edilmesinin kurala bağlandığı dikkate alındığında, fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt olup olmadığına bakılmaksızın, ek ödeme yönünden tüm sağlık kurulu raporlarının hakem hastaneden onaylanmasının zorunlu hale getirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; dolayısıyla, Usul ve Esaslar'ın 6/1-c maddesindeki dava konusu "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir", "yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri" ve ''hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri’’ ibarelerinin iptaline, diğer ibareler yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Davacı TEB II. Bölge ... Eczacı Odasının vekili tarafından açılan davada; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 05/10/2023 tarih ve 205 sayılı Yönetim Kurulu Kararıyla hazırlanarak, 19/10/2023 tarih ve 82640558 sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan ''Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları''nın ''Ek ödemenin usul ve esasları’’ başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki ''Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.’’, ''nöbet izinleri’’, ''yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri’’, ''yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri’’, ''hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri’’ ibarelerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi. Anayasanın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri belirtilmiştir. Anayasa'da düzenleyici işlem olarak sadece yönetmelikler belirtilmiş ise de idarenin düzenleme yetkisi bununla sınırlı olmayıp, idareler, değişik adlar altında da (genelge, yönerge, tamim, sirküler vb.) düzenleyici işlemler yapmaktadırlar. Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat ve benzeri düzenlemelerin, üst hukuk normlarının daraltılması ve genişletilmesi sonucunu doğurmayacak şekilde, uygulamaya ilişkin konularda açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte olması ve üst hukuk normlarına aykırılık teşkil etmemesi gerekmektedir. 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun "Personelin statüsü, ücret ve malî haklar" başlıklı 28. maddesinin son fıkrasında; "(Ek fıkra: 11/10/2011-KHK-666/5 md.) Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele ise %225’ini geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. (Ek cümle: 12/7/2013-6495/37 md.) Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan kadrolara asaleten veya vekâleten atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılmaz. İş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar, Yönetim Kurulunun teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakan tarafından belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 05/04/2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7447 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ek 39 uncu madde eklenmiş ve anılan maddenin sekizinci fıkrasında; “5502 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “%700” ibareleri; uzman tabip ve uzman diş tabipleri için “%1.010”, tabip ve diş tabipleri için “%855” olarak uygulanır” hükmüne yer verilerek Sosyal Güvenlik Kurumundaki kapsam dahilindeki personelin de Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinde çalışmakta olan tabip personel gibi taban ödemeden benzer tutarlarda faydalanmasına olanak sağlanmıştır. Belirtilen yasal düzenleme üzerine 375 sayılı KHK’nın ek 39 uncu maddesinde öngörülen ödemeden SGK’da kapsam dahilindeki personelin de faydalanabilmesi için Bakanlık makamının 11/04/2014 tarih ve 1351 sayılı onayı ile 02/08/2013 tarihinden itibaren yürürlükte olan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödeme Usul ve Esaslarını yürürlükten kaldıran davaya konu Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödeme Usul ve Esasları (6. maddesinin 1. fıkrasının c ve ç bentleri hariç) 01/05/2023 tarihinden geçerli olmak üzere, 6. maddesinin 1. fıkrasının c ve ç bentleri yayımı takip eden ay başı itibarıyle yürürlüğe konulmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasların 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir. Resmi tatil günleri, idari ve nöbet izinleri yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri, yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri, yılda en fazla iki defa görevlendirme suretiyle kendi alanı ile ilgili yurt içi kongre, konferans, seminer ve sempozyum gibi etkinliklere katılan personelin bir yılda toplam 10 günü geçmeyen süreleri, görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin süreleri, çalışılmış gün olarak kabul edilir ve hiçbir şekilde ek ödeme kesintisi yapılmaz." kuralına yer verilmiştir. Dava konusu usul ve esasların hukuki dayanağını oluşturan 5502 sayılı Kanunu'nun anılan maddesinde, belirtilen yer ve işlerde fiilen çalışan sağlık personeline belirtilen oranları geçmemek üzere ek ödeme yapılabileceği, ek ödeme tutarlarının belirlenmesinde iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurulacağı belirtilerek, yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin usul ve esasların Bakan tarafından belirleneceği hüküm altına alınmak suretiyle belirtilen konuda idareye yetki verilmiştir. 657 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta Devlet memurlarının faydalanabilecekleri haklar arasında sayılan yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni ve şua-sağlık izinleri ve bu haklarını kullanmaları nedeniyle mali haklarından mahrum bırakılmamaları güvence altına alınmışsa da ek ödeme uygulaması, 657 sayılı Kanun kapsamında ödenen mali haklardan olmayıp, personele fiilen çalışma koşuluyla aylık ya da sözleşme ücretlerine ilaveten yapılan ödeme niteliğinde olduğundan, 657 sayılı Kanunda öngörülen mali haklar ve bunlara ilişkin koruma tedbirleriyle birebir kıyaslanması mümkün değildir. Kaldı ki 657 sayılı Kanun'un 104. maddesinin G) bendinde, yıllık izin ve mazeret izinleri sırasında fiili çalışmaya bağlı her türlü ödemeler hariç malî haklar ile sosyal yardımlara dokunulmayacağı hüküm altına alınmak suretiyle yıllık izin ve mazeret izinleri sırasında fiili çalışmaya bağlı olarak yapılan ödemeler, farklı bir statüye konularak diğer mali haklardan ayrı tutulmuştur. 5502 sayılı Kanunda ek ödemenin belirtilen kadrolarda bulunanlara belirtilen işlerde fiilen çalışmaları halinde ek ödeme yapılabileceği belirtilerek ek ödeme tutarlarının belirlenmesinde dikkate alınacak kriterler arasında, kullanılan izin ve istirahat raporlarına da yer verilmiştir. Davaya konu Usul ve Esasların 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, ek ödemenin personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği belirtilerek ek ödeme kesintisinin yapılmayacağı günler başka bir deyimle fiilen çalışılmayan izinli ve raporlu sürelerle, görevlendirme nedeniyle belirtilen etkinliklere katılan personelin görev sürelerinin ne kadarlık kısmının çalışılmış gün olarak kabul edileceği belirtilerek istisnalar getirilmiş, istisnalar dışında kalan izinli ve raporlu sürelerle mazeret ve refakat izin süreleri çalışılmış kabul edilen süreler içine dahil edilmemiştir. 5502 sayılı Yasada öngörülen ek ödemenin, fiilen görev yapılması koşuluyla yapılan teşvik uygulaması niteliğinde bir ödeme olduğu ve ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda idareye verilen takdir yetkisi dikkate alındığında, söz konusu Usul ve Esasların 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde düzenleme yapılırken takdir yetkisinin, ek ödemenin amacı ve hizmet gerekleri ile anılan Yasa maddesinde belirtilen ek ödeme tavan tutarları ile ek ödeme tutarlarının belirlenmesinde dikkate alınacak kriterler gözetilerek üst hukuk normlarına aykırı olmayacak şekilde kullanıldığı anlaşıldığından davaya konu maddenin iptali istenilen kısımlarındaki düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 05/10/2023 tarih ve 205 sayılı Yönetim Kurulu Kararıyla hazırlanarak, 19/10/2023 tarih ve 82640558 sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın ''Ek ödemenin usul ve esasları’’ başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.’’, ''nöbet izinleri’’, ''yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri’’, ''yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri’’ ve ''hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri’’ ibarelerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un ''Personelin statüsü, ücret ve malî haklar'' başlıklı 28. maddesinin sekizinci fıkrasında, ''(Ek fıkra: 11/10/2011-KHK-666/5 md.) Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele ise %225’ini geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. (Ek cümle: 12/7/2013-6495/37 md.) Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan kadrolara asaleten veya vekâleten atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılmaz. İş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar, Yönetim Kurulunun teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakan tarafından belirlenir.'' kuralı yer almıştır. Anılan düzenlemeye istinaden 11/04/2014 tarih ve 1351 sayılı Bakan onayı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları yürürlüğe konulmuştur. 05/04/2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7447 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek 39. maddenin yedinci fıkrasında, ''5502 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “%700” ibareleri; uzman tabip ve uzman diş tabipleri için “%1.010”, tabip ve diş tabipleri için “%855” olarak uygulanır.'' kuralına yer verilmiştir. Söz konusu değişikliğe ilişkin 17. maddenin gerekçesinde ise, "Madde ile özel kanunları uyarınca yapılan çeşitli ödemeler de dikkate alınarak kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen uzman tabip ve tabip kadro veya pozisyonlarında bulunan personel arasında ücret dengesinin sağlanmasına yönelik olarak ilave ödeme yapılmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir.” açıklamalarına yer verilmiştir. 7447 sayılı Kanun'la 5502 sayılı Kanun'da tabip ve diş tabiplerin ek ödeme tavan oranlarında yapılan değişiklik sonrasında, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun 05/10/2023 tarih ve 205 sayılı kararı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının 19/10/2023 tarihli onayıyla dava konusu Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları yürürlüğe konulmuş, 11/04/2014 tarih ve 1351 sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe konulmuş olan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları ise yürürlükten kaldırılmıştır. İşbu davaya konu olan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın ''Amaç'' başlıklı 1. maddesinde, bu Usul ve Esaslar'ın 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 28. maddesinin sekizinci fıkrasında sayılan sağlık personeline yapılacak ek ödemenin usul, esaslarını belirlemek amacıyla hazırlandığı; ''Kapsam'' başlıklı 2. maddesinde, bu Usul ve Esaslar'ın, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 28. maddesinde sayılan sağlık personelini kapsadığı; ''Ek ödemenin oranı'' başlıklı 5. maddesinde, bu Usul ve Esaslar kapsamına giren personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarına, ekli Cetvellerde yer alan oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda her ay ek ödeme yapılacağı; ''Ek ödemenin usul ve esasları'' başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ek ödemenin; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi kurumlarda uzman tabip/tabip, uzman diş tabibi/diş tabibi ve eczacı olarak görev yapmakta iken Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde; Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı ve Daire Başkanı kadrolarına atanan personele Ek (1) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlarda; Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı ve Daire Başkanı kadrolarına vekâleten atanan personele Ek (2) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlarda; Şube Müdürlüğü kadrolarına asaleten atanan personele Ek (3) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlarda; Şube Müdürlüğü kadrolarına vekaleten atanan personele Ek (4) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlarda yapılacağı; (b) bendinde, birinci fıkranın (a) bendi kapsamında yer alanlar hariç olmak üzere; Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; uzman tabip, tabip, uzman diş tabibi, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlar ile sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele Ek (5) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlar esas alınmak suretiyle ek ödeme yapılacağı; dava konusu (c) bendinde, ek ödemenin personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği; resmi tatil günleri, idari ve nöbet izinleri, yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri, yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri, yılda en fazla iki defa görevlendirme suretiyle kendi alanı ile ilgili yurt içi kongre, konferans, seminer ve sempozyum gibi etkinliklere katılan personelin bir yılda toplam 10 günü geçmeyen süreleri, görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin sürelerinin, çalışılmış gün olarak kabul edileceği ve hiçbir şekilde ek ödeme kesintisi yapılmayacağı; (ç) bendinde, Ek (5) sayılı Cetvelin (B) kısmında ''Ek ödeme oranı'' başlığı altında yer alan ek ödemenin; fatura ve reçete incelemesi, komisyon ve sağlık kurullarında çalışma gibi kriterler esas alınmak suretiyle ödeneceği; (d) bendinde, ilgili personele her ay yapılacak toplam ek ödeme oranının, (c) ve (ç) bentlerine göre belirleneceği, birim amirlerince bu kapsamda her ay yapılacak ek ödeme oranlarının takip eden ayın en geç onuncu günü itibarıyla tahakkuk birimlerine bildirileceği; 8. maddesinde, bu Usul ve Esaslar'ın (6. maddesinin birinci fıkrasının c ve ç bentleri hariç) 01/05/2023 tarihinden geçerli olmak üzere, 6. maddesinin birinci fıkrasının c ve ç bentlerinin yayımı takip eden ay başı itibarıyla Bakan onayı ile yürürlüğe gireceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 28. maddesinin sekizinci fıkrasında, Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan sağlık personeline ek ödeme yapılmasının kurala bağlandığı; söz konu ek ödemenin ise "iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi" kriterler esas alınarak belirlenmesinin öngörüldüğü; ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esasları belirleme konusunda, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun teklifi ve Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına yetki verildiği; dolayısıyla maddede sayılan kriterler dikkate alınmak suretiyle yapılacak ek ödeme tutarlarını belirlemek ve bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmak konusunda idareye kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olmak üzere takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Anılan Kanun'un 28. maddesine istinaden yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; ek ödemenin personele fiilin görev yaptığı sürece verilebileceği belirtilmiş; fiilen çalışılmadığı halde, çalışılmış gün olarak kabul edilen ve hiç bir şekilde ek ödeme kesintisi yapılmayacak haller istisnai olarak sayma yoluyla belirlenmiş; çalışılmış gün kabul edilen ve ek ödeme yapılan haller, "resmi tatil günleri, idari ve nöbet izinleri, yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri, yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri”, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri, “yılda en fazla iki defa görevlendirme suretiyle kendi alanı ile ilgili yurt içi kongre, konferans, seminer ve sempozyum gibi etkinliklere katılan personelin bir yılda toplam 10 günü geçmeyen süreleri”, “görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin süreleri,” olarak sayılmış; söz konusu bentte sayılan haller dışındaki diğer izin ve sürelerin çalışılmış gün kabul edilmeyeceği ve çalışılmış gün kabul edilmeyen haller için ek ödeme yapılmayacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu personeline yapılacak ek ödemenin ve bu ödemeye ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda idarenin takdir ve düzenleme yetkisinin olduğu; Usul ve Esaslar'ın dava konusu hükümlerinin de, Kanun'da belirtilen kriterler gözetilerek, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde düzenlendiği ve söz konusu düzenlemede açık bir takdir hatasının bulunmadığı; anılan ödemenin kapsamının belirlenmesi ve çalışılmış gün sayılan hallerin genişletilmesi hususunda idarenin yargı kararıyla da zorlanmasının mümkün bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, Usul ve Esaslar'ın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin dava konusu edilen kısımlarında, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun 05/10/2023 tarih ve 205 sayılı kararıyla hazırlanarak, 19/10/2023 tarih ve 82640558 sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın ''Ek ödemenin usul ve esasları’’ başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki ''yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri’’ ve ''yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri’’ ibarelerinin iptali istemi yönünden oyçokluğuyla, dava konusu diğer ibarelerin iptali istemi yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/12/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 05/10/2023 tarih ve 205 sayılı Yönetim Kurulu Kararıyla hazırlanarak, 19/10/2023 tarih ve 82640558 sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın ''Ek ödemenin usul ve esasları’’ başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.’’, ''nöbet izinleri’’, ''yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri’’, ''yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri’’ ve ''hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri’’ ibarelerinin iptali istemiyle açılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın dayanağı olan, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un "Personelin statüsü, ücret ve mali haklar" başlıklı 28. maddesinin sekizinci fıkrasında; ''Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele ise %225’ini geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan kadrolara asaleten veya vekâleten atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılmaz. İş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar, Yönetim Kurulunun teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakan tarafından belirlenir.'' düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenlemeyle ek ödeme tutarlarını belirlemek ve bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmak konusunda idareye kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olmak üzere takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Dava konusu olan ve iptali istenilen Usul ve Esaslar'ın, "Ek ödemenin usul ve esasları başlıklı 6. maddesinde, ek ödemenin personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde Resmi tatil günleri, idari ve nöbet izinleri, yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri; yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri, yılda en fazla iki defa görevlendirme suretiyle kendi alanı ile ilgili yurt içi kongre, konferans, seminer ve sempozyum gibi etkinliklere katılan personelin bir yılda toplam 10 günü geçmeyen süreleri, görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin süreleri istisna kapsamında sayılarak, bu sürelerin çalışılmış gün olarak kabul edileceği ve hiç bir şekilde ek ödeme kesintisi yapılamayacağı hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda anılan düzenleme ile yıllık izin sürelerinin yılda toplam 12 gün ile kısa süreli hastalık rapor sürelerinin yılda 7 günü geçmesi durumunda; bir başka ifadeyle, bu süreleri aşan günlerde fiilen görev yapılmadığı gerekçesiyle çalışılmış gün olarak kabul edilmeyeceği ve buna bağlı olarak her ay itibariyle ödeme yapılması öngörülen ek ödemenin yapılmayacağı hususları kurala bağlanmıştır. Davacı tarafından iptali istenilen düzenlemede yer alan, yılda toplam 12 günü geçen "yıllık izin süresi"nin; yılda 7 günü geçen "kısa süreli hastalık rapor süre"sinin ek ödeme kapsamı dışında tutulması ve bu süreler yönünden ek ödeme yapılmamasına ilişkin sürelerin belirlenmesinde, davalı idarelerce kamu hizmetinin yürütülmesinde hizmetin daha etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesini teminen bu süreler yönünden haklı, ölçülü ve orantılı objektif kriterlere dayanmadığı gibi, kurum personelinin çalışma barışının sağlanmasına dair hukuken geçerli ve haklı nedenlerin de ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davalı idarelere tanınan takdir yetkisinin hukuka uygun şekilde kullanılmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu ve iptali istenen Usul ve Esaslar'ın ''Ek ödemenin usul ve esasları’’ başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan ''yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri’’ ve ''yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri’’ ibarelerinin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.