Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2025/1712 E. 2025/2243 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2025/1712
- Karar No
- 2025/2243
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/1712 Karar No : 2025/2243
DAVACI :...
DAVALI : ...Bakanlığı / ANKARA
DAVANIN_ÖZETİ : 11/02/2025 tarih ve 32810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin tamamının veya hukuka aykırı kısımlarının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almış; 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde otuz gün içinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir. Yargılama hukukunun temel ilkelerinden birisi taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca, mahkemelerce iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak inceleme yapılması gerekmekte olup talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur. İptal davalarında iptali istenilen işlem ya da işlemlerin sayı, tarih, tebliğ tarihi belirtilmek ve menfaat bağı kurulmak suretiyle işlemin tamamının mı, yoksa belli kısımlarının mı iptalinin istenildiğinin hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Birçok maddeden oluşan bir düzenleyici işlemin tümünün, yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık sebebiyle iptalinin istenebilmesi mümkün ise de, yargı yerince, dava konusu düzenlemeyi yapan idarenin yetkili bulunması ve işlemde şekil yönünden hukuka aykırılık görülmemesi halinde, tek tek maddelerin incelenmesine geçileceğinden, davacı tarafından incelenecek her maddeye veya düzenlemeye yönelik olarak menfaat ilgisinin ve hukuka aykırılık sebeplerinin gösterilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle bir düzenleyici işlemin tümüne yönelik yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık iddialarıyla birlikte düzenlemenin bir kısmının veya tamamının aynı anda dava konusu edilmesi mümkün ise de, düzenleyici işlemin tümüne yönelik yetki ve/veya şekil yönünden hukuka aykırılık iddiasında ve iptal isteminde bulunulduktan sonra, mutlaka işlemin diğer unsurları (sebep, konu, maksat) yönünden hukuka aykırılığı ileri sürülen ve iptali istenilen maddelerin tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtilmesi ve maddelerin davacının menfaatini nasıl etkilediği konusunun ortaya konulması gerekmektedir. Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, dilekçenin "Dava Konusu" kısmında, 11/02/2025 tarih ve 32810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin "kamu hizmeti niteliğindeki kılavuzluk ve römorkörcülük faaliyetini mevzuat ve Anayasal ilkelerle bağdaşmayacak şekilde özelleştiren/ihaleye tabi tutan, kazanılmış hakları ihlal eden, deniz emniyetini kamu payı yarışı ile tehlikeye atan hükümlerinin" iptalinin talep edildiği; dilekçenin "Sonuç ve Talep" kısmında, "11 Şubat 2025 tarih ve 32810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin özellikle kazanılmış hak ilkesine aykırı hükümleri (örneğin Geçici 1. maddede mevcut görevlendirmelerin süre dolmadan sonlandırılması), 'en yüksek kamu payı' esasına dayalı ihale modelleri ve 15. maddesi (zorunlu anonim şirket ve noter tasdiksiz sözleşme) başta olmak üzere tamamının veya hukuka aykırı kısımlarının" iptali istemine yer verildiği; dilekçe içeriğinde ise, bazı hukuka aykırılık sebeplerinin Yönetmeliğin tamamının iptalini gerektirecek nitelikte olduğunun ve eksik düzenleme içerdiğinin iddia edildiği ve bunun yanı sıra Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendine, 10. maddesinin 3. ve 6. fıkralarına, 13., 14., 15. (15. maddesinin 4. fıkrası yönünden ayrıca), 24. ve (24. maddesinin 3. ve 10. fıkraları yönünden ayrıca) 26. maddesi ile geçici 1. maddesi ve Ek 1. maddesine yönelik hukuka aykırılık iddialarında bulunulduğu görülmüş; bu haliyle, söz konusu Yönetmeliğin tamamının mı, yoksa Yönetmelikteki düzenlemelerin belirli kısımlarının mı dava konusu edildiği, Yönetmeliğin tamamı ile birlikte Yönetmelikteki düzenlemelerin belirli kısımlarının da iptali isteniyorsa, iptali istenilen bu kısımların hangisi veya hangileri olduğu hususu tereddüte yer verilmeyecek bir şekilde açıkça anlaşılamamıştır. Bu durumda, dava dilekçesinin kendi içerisinde tutarlılık göstermediği, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olmadığı sonucuna varılmış olup, 11/02/2025 tarih ve 32810 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin yetki veya şekil yönünden tamamının iptalinin istenilebileceği açık olmakla birlikte, bu istemin hukuki sebebi ile beraber belirtilmesi, ayrıca söz konusu Yönetmelikte yer verilen düzenlemelerin de iptali isteniyorsa işlemin diğer unsurları (sebep, konu, maksat) yönünden hangi kısımlarının dava konusu edildiğinin açıkça gösterilmesi, hukuka aykırılık sebepleri ve bu düzenlemelerin davacının menfaatini ne şekilde etkilediğinin iptali istenen her bir kısım yönünden ayrı ayrı açıklanması, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle, imzalı iki nüsha dilekçe ile dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceğinin davacıya duyurulmasına, 3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde ve posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 24/04/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.