Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2025/1275 E. 2025/3550 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2025/1275
Karar No
2025/3550
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/1275 Karar No : 2025/3550

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU :Davacı tarafından, 49. Komando Tugay Komutanlığı (4. Komando Tabur Komutanlığı) emrinde görev yaptığı dönemde 16/06/2017 tarihinde EYP patlaması neticesinde yaralanarak malul hale geldiğinden bahisle olayda idarenin sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 2.244.322,49 TL) maddi, 175.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ: İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K... sayılı kararıyla; maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, eylemin idariliğine dayanak kabul edilen Kilis Devlet Hastanesinden alınan sağlık raporunun herhangi bir sonuç/tespit içermediği, eylemin idariliğini göstermediği, muayene ve hastane takipleri için tanzim edilen bir rapor olduğu, Hacettepe Üniversitesinden alınan raporun zarara yönelik engel oranı ve meslekte kazanma gücü kaybının tespitini içermesi nedeniyle yeni gelişen bir olgu niteliğinde olduğu, anılan rapor ile zararın bilinebilir ve talep edilebilir bir hale geldiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle ödenmemiş olan temyiz yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/09/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY : Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 49. Komando Tugay Komutanlığı (4. Komando Tabur Komutanlığı) emrinde piyade uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 16/06/2017 tarihinde Bingöl- Genç Yeni Yazı bölgesinde gerçekleştirilen... operasyonu kapsamında intikal sırasında EYP patlaması nedeniyle yaralandığı, davacının bu rahatsızlığı nedeniyle Kilis Devlet Hastanesi tarafından 04/10/2019 tarihli işitme kaybına ilişkin rapor düzenlendiği, davacı tarafından 07/03/2022 tarihli başvuru ile işitme kaybına ilişkin Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından 20/03/2022 tarihli rapor alındığı, bunun üzerine davacı tarafından vekili marifetiyle 28/03/2022 tarihinde söz konusu olay nedeniyle davalı idareden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, davacının ön başvurusunun zımnen reddedilmesi üzerine 16/06/2017 tarihinde EYP patlaması neticesinde yaralanarak malul hale gelmesi nedeniyle idarenin sorumluluğu bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 2.244.322,49 TL) maddi, 175.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde -ön karar başvurusu yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle- "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir. Maddede yer alan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve maddi olay ile yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur. Bu itibarla; ancak zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve kesin sağlık raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir. İdari eylemlerin neden olduğu bedensel zararların, tedavi sürecinin tamamlanıp kesin sağlık raporunun alındığı tarihte öğrenilmiş sayılması, Kanun'da öngörülen sürenin kesin raporun ilgiliye verildiği tarihte işlemeye başlatılması gerektiği Danıştayın yerleşik içtihatlarındandır. Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. İdare Mahkemesince, dava konusu olay nedeniyle idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, davacının bedensel zararının, 2017 yılında gerçekleşen olayda yaralanması ve sonraki tedavi sürecinde var olduğu ve davacı tarafından bilindiği, Hacettepe Üniversitesine yapılan başvuru neticesinde de hukuki olarak yeni bir durumun ortaya çıkmasını sağlayacak herhangi bir tespitin yapılmadığı, bu durumun zararın henüz tam olarak tespit edilmediği ve tedavi sürecinin tamamlanmadığı şeklinde yorumlanamayacağı, davacının, bedensel zararı nedeniyle anılan bu zararının en geç 04/10/2019 tarihli Kilis Devlet Hastanesi raporu ile ortaya çıkmış olduğu ve bilindiği gerekçesiyle idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Yukarıda değinilen Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla, bedensel zararlara ilişkin tam yargı uyuşmazlıkları bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde belirtilen sürelerin, tedavi sürecinin tamamlanıp, zararın kesin ve net olarak ortaya konulduğu sağlık kurulu raporunun alındığı tarihte işlemeye başlayacağı kabul edilmiştir. Bu durumda, bakılmakta olan uyuşmazlıkta, dava açılmadan önceki süreçte işitme kaybının bulunduğu belirtilerek TSK'da görev yapabileceği yolunda verilen Kilis Devlet Hastanesi TSK Sağlık Kurulu Raporu ile davacının zararının kesin ve net olarak ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacının zararını kesin ve net olarak Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen rapor ile öğrendiği açık olup, anılan rapor üzerine davalı idareye başvuru yapılarak açılan işbu dava süresinde olduğundan davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2025/1275, K. 2025/3550, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2025-1275-e-2025-3550-k-f4a11d808795