Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2021/6111 E. 2025/3468 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2021/6111
- Karar No
- 2025/3468
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/6111 Karar No : 2025/3468
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1) ... 2) ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1) ... Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ...
2) ... Belediye Başkanlığı / ... VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU: Davacılar tarafından, müşterek çocukları (20/09/2012 doğumlu) ... ...'in 06/08/2016 tarihinde Ceyhan Nehri'nde boğulmak suretiyle hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 500,00 TL maddi, 125.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ: İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; dava konusu olaya ilişkin yürütülen adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve soruşturma no..., karar no:...sayılı kararıyla soruşturma kapsamında üçüncü kişilere atfı kabil bir kusur durumunun bulunmadığından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davacıların oğlu ...'in 2012 doğumlu olduğu ve olay tarihinde yaklaşık 3 yaşında olduğu, vefat edenin yaşı da dikkate alındığında davacıların bakım ve gözetiminin daha yoğun olması gereken dönemde ikamet edilen evden yaklaşık 750 metre uzaklıkta söz konusu boğulma olayının gerçekleştiği, davalı Belediye tarafından sunulan belgeler ve mahallinde yapılan keşif neticesinde bilirkişi heyetince yapılan tespitler uyarınca boğulma olayının meydana geldiği Ceyhan Nehrinin söz konusu bölümünün meskun mahal sınırları içerisinde bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, meydana gelen olayda davalı idarelere atfedilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu olayda yer alan kanalın etrafında korkuluk bulunduğu halde bilirkişi raporunda korkuluk yapılmasının mümkün olmadığı yönündeki ifadelerine ilişkin çelişkinin giderilmesi istenildiği halde bilirkişi raporuna karşı bulundukları itirazlarına itibar edilmeksizin bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idarelerden Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü tarafından davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmamka olup; diğer davalı Ceyhan Belediye Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, 2.Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/07/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Davacılar tarafından, müşterek çocukları (20/09/2012 doğumlu) ...'in 06/08/2016 tarihinde Ceyhan Nehri'nde boğulmak suretiyle hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 500,00 TL maddi, 125.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliğinin Tanımlar başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, meskun mahal; İmar mevzuatı kapsamında izinsiz yapılan yapılar ile yapı kayıt belgesi verilmeyen yapıların bulunduğu alanlar hariç olmak üzere; il, ilçe, kasaba, köy, mezra gibi insanların sürekli veya geçici olarak ikamet ettikleri; yol, su, elektrik, ulaşım, kanalizasyon, çevre aydınlatması gibi kamu hizmetlerinden yararlandıkları toplu hayat alanları ve bu alanların bitiminden itibaren beşyüz metre mesafedeki alanları, ifade ettiği, Gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin sorumluluğu başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasında, gerçek kişilerin kendileri ile gözetim ve denetimleri altında bulunan diğer kişilerin tehlike ve kazaya maruz kalmamaları, zarara uğramamaları için gereken dikkat ve özeni göstermek ve tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 2. fıkrasında, eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım / etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır. Uyuşmazlıkta, olay tarihinde 3 yaş 10 aylık olan müteveffanın Ceyhan Nehrinde boğulmak suretiyle hayatını kaybetmesinde bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmali olduğu anlaşılan anne ve babanın müterafik kusuru olduğu tartışmasızdır. Bununla birlikte, çevrede yaşayanlar için risk taşıyan nehirle ile ilgili olarak can güvenliğini sağlayacak şekilde uyarıcı ve engelleyici tedbirlerin alınması da ilgili idarelerin üstlendikleri kamu hizmetinin doğal sonucu olup dava konusu mahalde Belediye tarafından imar planı dahilinde yapılaşma izininin verilip verilmediği, bir başka ifadeyle yapıların kaçak yapı niteliğinde olup olmadığı, Belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı araştırılarak idarelerin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi için gereken inceleme araştırılmanın yapılması, dava konusu olayda yer alan yerleşim yerini imara açık olması durumunda Belediyece gereken tedbirlerin alınmadığının tespiti halinde, meydana gelen boğulma olayında ölen çocuğun ailesinin kusuru yanında idarenin de belirlenecek kusur oranına göre tazminle sorumlu tutulması gerekmektedir. Öte yandan dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden; müteveffanın kıyafetlerinin bulunduğu yer ile ikamet ettikleri evlerinin arasındaki 775 metre mesafe esas alınarak dava konusu olayın meskun mahal dışında gerçekleştiği belirtilmişse de ilgili mevzuat hükmü ve Danıştay yerleşik içtihatları gereği müteveffanın suya girdiği düşünülen ve kıyafetlerinin bulunduğu yer ile yerleşim yerine en yakın mesafenin esas alınarak bu yerin meskun mahale olan uzaklığının tespit edilmesi gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle Mahkemece idarelerin kusur oranlarına ilişkin ayrıntılı inceleme yapılmaksızın ve dava konusu yerin meskun mahal içerisinde kalıp kalmadığı gerektiği şekliyle belirlenmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.