Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2022/8838 E. 2024/1184 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/8838
Karar No
2024/1184

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/8838 Karar No : 2024/1184 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 1993 yılında Antalya Belediye Başkanlığı hesabına 3.200.000,00 TL arsa satış bedeli yatırıldığı, ancak aradan geçen sürede hiçbir eylem veya işlem yapılmayarak hizmet kusuru bulunduğundan bahisle yatırılan miktarın bugünkü rayiç değeri karşılığı olarak 35.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar vreilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 29/06/2020 tarih ve E:2016/12053, K:2020/2321 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu tespit edilmiş ise de manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin hukuka aykırı bir işlem yahut eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması gerektiği, davacıya arsa satış bedeli karşılığı yatırdığı paranın iade edilmemesinin ağır bir elem ve üzüntü oluşturmayacağı ve davacı gecekondu sahibine arsa satışının gerçekleştirildiği de dikkate alındığında, idarenin eyleminin manevi tazminatı gerektirmeyeceği anlaşıldığından manevi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varıldığından, 35.000,00 TL'lik maddi tazminat isteminin 959,04 TL'lik kısmının kabulüne, kalan 34.040,96 TL'lik kısmının ise reddine, 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin ise reddine, 959,04 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21/04/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu arsanın dava tarihindeki rayiç değerinin hesaplamaya katılması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, davacıya yer tahsisine ilişkin ... Belediyesince alınmış tahsis kararı veya bedel ödenmesine ilişkin bir tebligatın bulunmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanması, kararın davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, davalı idare lehine tek ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ile maktu karar harcına hükmedilmesine ilişkin kısımlarının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir. Öte yandan, 03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinin 3. fıkrasında, maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, davalı vekili yararına nispi olarak hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlemesi yer almaktadır. Bakılan davada, davacı İdare Mahkemesi kararı tarihi itibarıyla herhangi bir vekil ile temsil edilmediği için lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği açıktır. Bununla birlikte, davacının vekil ile temsil edilmemiş olması, karşı taraf vekili yararına hükmedilecek vekalet ücretinin hesaplanmasında yukarıda belirtilen tarife hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmemelidir. Çünkü davacı, davada vekil ile temsil edilmiş olsaydı karşı taraf vekili yararına hükmedilecek vekalet ücreti, en fazla davacı vekili lehine hükmedilen tutar kadar olacakken, davacı vekille temsil edilmediği için bu tutarı aşacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi, hakkaniyete aykırı olacağı gibi vekil aracılığıyla davayı takip etmeyen davacının, daha ağır bir mali yükümlülük altında bırakılması sonucunu doğuracaktır. Bunun aksine, yani davacının vekille temsil edilmemesi halinin, karşı taraf vekili yararına hükmedilecek vekalet ücretinin hesaplanmasında, Tarife'nin 13. maddesinin 3. fıkrası hükmünün uygulanmasına engel teşkil edeceği yorumunun kabulü durumunda, somut olaydaki gibi lehine hükmedilen tazminat miktarının çok üzerinde bir karşı vekalet ücreti ödemek zorunda bırakılan davacı açısından, hakkını aramak için girişmiş olduğu hukuki yollardan, kısmen de olsa haklı olduğuna dair bir karar da verilmiş olmasına rağmen, zararlı çıkmış olması ve hiç dava açmasaydı içerisinde bulunacağı hukuki ve maddi durumdan daha aleyhe bir halde kalmış olmasının, Anayasa'nın 36. maddesinde karşılığını bulan hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkının ihlaline sebep olacağı ifade edilmelidir. Ayrıca bu yönde bir içtihadın yerleşmesi; ya vekille temsil edilme zorunluluğu bulunmayan hukukumuzda, vekille temsil edilmemesi halinde dava açmaktan zararlı çıkma ihtimali olan davacılara, fiili bir vekille temsil zorunluluğu getirme niteliğinde olacak ya da daha kötüsü davacıları, daha zararlı sonuçlarla karşılaşmamak için hak arama hürriyetlerini kullanmak istemeyerek dava açmaktan imtina etmelerine zorlayacaktır. Bu nedenle, bozma kararı sonrasında İdare Mahkemesince karar verilirken, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı vekili yararına anılan Tarifenin üçüncü kısmına göre ve Tarife'nin 13. maddesinin 3. fıkrası gözetilerek belirlenen nispi vekalet ücretinin hükmedilmesi gerektiği kanaatindeyim. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacıdan, 1993 yılında Antalya Belediyesince arsa satış bedeli karşılığında 3.200.000,00 TL'nin alındığı ve alınan bedel karşılığında arsa tahsis edilmeyip hiç bir hizmet de yapılmayarak hizmet kusuru işlendiği iddiasıyla, tahsil edilen arsa bedelinin dava tarihindeki rayiç değeri olan 35.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. A) Temyize konu kararın, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir. B) Temyize konu kararın, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ile davalı idare lehine tek ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısımlarının incelenmesi: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Vekilin azli ve istifasının şekli" başlıklı 81. maddesinde, vekilin istifasının mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi gerektiği; "Vekilin istifası" başlıklı 82. maddesinin 1. fıkrasında, istifa eden vekilin vekalet görevinin, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam edeceği; "Yargılama Giderleri" başlıklı 323. maddesinde ise, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu düzenlenmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin 3. fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır. 03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinin 3. fıkrasında, manevi tazminat talebinin tamamen reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedileceği; aynı maddenin 4. fıkrasında, manevi tazminatın yanı sıra maddi tazminat ya da parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle dava açılması durumunda avukatlık ücreti takdir edilirken, manevi tazminat için ayrı, maddi tazminat ya da parayla değerlendirilmesi mümkün diğer istemler için ayrı vekalet ücretine hükmedileceği; "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olan davalarda vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinin altında kalmamak şartıyla nispi olarak belirleneceği; aynı maddenin 3. fıkrasında ise, maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, davalı vekili yararına nispi olarak hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlemeleri yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, 35.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiş olup İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin 959,04 TL'lik kısmının kabulüne, 34.040,96 TL'lik kısmının reddine, 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği, kararın hüküm fıkrasında ise hem davacı hem de davalı idare lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen 5.500,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği görülmektedir. Bu durumda, temyize konu İdare Mahkemesi kararından önce 25/02/2021 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile davacı vekilinin vekillikten çekildiği, vekilin bu dilekçesinin 29/03/2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 6100 sayılı Kanun uyarınca vekilin vekillik görevinin devam edeceği iki haftalık sürenin geçmesiyle vekilin görevi sona ermesine rağmen, davacı tarafından yeni bir vekilin tayin edilmediği ve dosyayı asil olarak kendisinin takip etmeye devam ettiği görüldüğünden, karar tarihi itibarıyla vekille temsil edilmeyen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Ayrıca, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesinin 4. fıkrası uyarınca manevi tazminatın yanı sıra maddi tazminat talebiyle dava açılması durumunda avukatlık ücreti takdir edilirken, manevi tazminat için ayrı, maddi tazminat için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda herhangi bir ayrım yapılmaksızın davalı idare lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi hukuk aykırı olup, bozma üzerine yeniden verilecek kararda manevi tazminat talebi için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, bunun yanında manevi tazminat talebinin tamamen reddine karar verildiği ve kararın bu kısmı hukuka uygun bulunduğu için vekalet ücretinin Tarifenin 10. maddesinin 3. fıkrası uyarınca maktu olarak belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan, Tarifenin 13. maddesinin 1. fıkrasında maddi tazminat talepli davalarda vekalet ücretinin nispi olarak belirleneceğinin düzenlendiği, temyize konu kararda da maddi tazminat talebinin kısmen reddine karar verildiği ve kararın bu kısmı hukuka uygun bulunduğundan, davalı idare lehine reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, bozma üzerine yeniden verilecek kararda, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden nispi vekalet ücreti belirlenirken, davacının vekille temsil edilmediği ve Tarifenin 13. maddesinin 3. fıkrasında yer alan davalı vekili yararına nispi olarak hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğine ilişkin sınırlamanın uygulanmayacağına dikkat edileceği de tabiidir. Bu itibarla, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile manevi tazminat isteminin reddine dair İdare Mahkemesi kararının, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ile davalı idare lehine tek ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısımlarında hukuki isabet bulunmamaktadır. C) Temyize konu kararın, maktu karar harcına hükmedilmesine ilişkin kısmının incelenmesi: İLGİLİ MEVZUAT: 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Mevzuu" başlıklı 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi bulunduğu; "Mükellef" başlıklı 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; "Harç alma ölçüleri" başlıklı 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; "Değer esası" başlıklı 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; "Harcın nispeti" başlıklı 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; "Nispi harclarda ödeme zamanı" başlıklı 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda, esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden (Binde 68,31) oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç ve posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanacak nispi karar harcının ise tümüyle, haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir. Bu durumda, konusu belli bir miktarı içeren dava niteliğinde bulunan temyize konu kararda, İdare Mahkemesince hükmedilen 959,04 TL maddi tazminat üzerinden hesaplanan 65,51 TL nispi karar harcının tamamının davalı idareye yüklenmesine karar verilmesi gerekirken, 18,40 TL maktu karar harcının haklılık oranlarına göre taraflara yüklenmesine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile manevi tazminat isteminin reddine dair İdare Mahkemesi kararının, maktu karar harcına hükmedilmesine ilişkin kısmında da hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE 2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Kararın; davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, davalı idare lehine tek ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ile maktu karar harcına hükmedilmesine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA, 4. Kararın bozulan kısımlarına yönelik olarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2022/8838, K. 2024/1184, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2022-8838-e-2024-1184-k-36a930782e85