Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2022/1467 E. 2025/3539 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/1467
Karar No
2025/3539
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/1467 Karar No : 2025/3539

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten ..., ... ve ...'a velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'un boyun fıtığı tanısı ile 04/04/2016 tarihinde geçirmiş olduğu ameliyattan sonra ağrılarının artması üzerine, çekilen MR neticesinde ameliyatla takılan parçanın kırıldığının tespit edilmesi sonrasında iki defa daha ameliyat olması sonucu kol kuvvetinde güç kaybı yaşamasında davalı idarenin hizmet kusurunun olduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 3.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'un kol ve boyun ağrıları sebebiyle başvurduğu İskenderun Devlet Hastanesinde boyun fıtığı tanısıyla ameliyat edildiği ve omurları "cage" olarak ifade edilen enstrümanlar vasıtasıyla sabitlendiği; ancak ameliyattan çok kısa bir süre sonra takılan cagenin kırıldığının hekim tarafından tespit edildiği, yakın aralıklarla 3 kez ameliyat edilmek durumunda kaldığı, ameliyat öncesi ve sonrası yapılan işlemlerin riskleri konusunda aydınlatılmadığı, ilk ameliyattan kısa bir süre sonra ağrı şikayetiyle hekime başvurduğunda muayene edilmeden fizik tedavinin önerildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava dosyasındaki görüntüleme tetkiklerinden elde edilen sonuçların raporda yeterli olarak tartışılmadığı, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı yanında müdahil tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/09/2025 tarihinde maddi tazminat istemi yönünden oy birliğiyle, manevi tazminat istemi yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :

Dava dosyasının incelenmesinden, davacılardan...'un boyun fıtığı teşhisi ile 04/04/2016 tarihinde davalı idare bünyesinde bulunan İskenderun Develet Hastanesinde müdahil tarafından ameliyat edildiği, ameliyat sonrasında fizik tedavi gördüğü aşamada, çekilen MR neticesinde kendisine ameliyatta takılan parçanın kırıldığının tespit edildiği, bunun üzerine iki defa daha ameliyat olduğu, ancak yapılan işlemler neticesinde kolunda düşme ve güç kaybı olduğu ve davalı idarenin bünyesinde bulunan hastanede kendisine hatalı tedavi uygulandığı, bu sebeple davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia olunan zarara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. T.C. Anayasası'nın 56. maddesinde, "...Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler...." hükmüne yer verilmiştir. Anayasamızda sağlık hakkı sosyal haklar arasında yer almıştır. İnsan için çok gerekli olan sağlık hakkı istisnasız her yurttaşın bu haktan yararlanması gereken ve devletin bu yönde her türlü planlamayı yapmasını zorunlu kılan Anayasal bir görevdir. Hastanelerin adının başında "Devlet" olmasının sebebini burada aramak gerekir. Devlet, vatandaşın sağlık hakkını korurken bir yandan da yaşama hakkını gözetmiş bulunmaktadır. Sağlık hakkını güvenceye almadan diğer hakların varlığından ve güvencesinden söz edilemeyeceği tartışmasızdır. Devlet hastanesinde sağlık hakkını kullanan herkes kendi can güvenliğini bu sağlık hizmetini vermekle yükümlü olan kamu görevlilerine emanet etmektedir. Emanet, emanet alan tarafın emanet aldığı şeyi veya kimseyi, bizzat emanetin veya emanet sahibinin çıkarını en iyi şekilde koruyacak şekilde hareket etmekle sorumlu olmasını anlatır. Emanet görevi, emanet alan kişinin yasal olarak gerekli olandan daha fazla bir etik standarda göre hareket etmesini gerektirir. Sağlık hizmetinin uygulanmasında, bazen her türlü tedbirler alınmasına rağmen, öngörülen veya öngörülemeyen risklerle karşılaşma ihtimali kaçınılmaz olmaktadır. Tıbbi anlamda komplikasyon terimi, tıbbi tedavi işleminin öngörülebilen, istenmeyen etkisi olarak ortaya çıkmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden, dosya içerisinde bulunan ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; davacı ...'a yapılan tüm tıbbi işlemler değerlendirilerek yapılan işlemlerde davalı idarenin bir kusur ya da ihmali bulunmadığı yönünde görüş bildirilmesi karşısında maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamakla birlikte,...'un boyun fıtığı şikayeti ile başvurduğu hastanede ilk ameliyattan sonra ortaya çıkan komplikasyonlar sonucu bir çok kez ameliyat edilmesi ve hastalığının düzelmemesi sebebiyle yaşanan bu süreçte sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği, davacının sağlık hizmetinden yararlanması için başvurarak emanet ettiği vücut tamlığında eksilmeye neden olunması noktasında davacılarda oluşan endişe ve üzüntünün giderilmesi için makul bir tutarın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken manevi tazminat isteminin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2022/1467, K. 2025/3539, T. 04.04.2016, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2022-1467-e-2025-3539-k-6f895190a72c