Bölge Adliye Mahkemesi · Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2023/473 E. 2023/1155 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/473
- Karar No
- 2023/1155
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 7. HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : ..... KARAR NO : ..... BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ..... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ..... KARAR NO :..... KARAR TARİHİ : 24/01/2023 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 27/02/2023 DAVACI :E..... VEKİLİ : Av. ... -..... DAVALI :... -..... VEKİLİ : Av. ... - ..... DAVANIN KONUSU : Alacak B.A.M. KARAR TARİHİ : 14/09/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2023 Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durdurulduğunu belirterek takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın adi ortaklık adına açıldığını, davacı yanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davaya bakmaya asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, dava konusu takibe ilişkin arabuluculuk tutanağı bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davanın esası yönünden ise, davacı tarafından satılan makinenin ayıplı olduğunu, makinenin kabulü yapılıp devreye alınmadığından bakiye %30'luk kısmın ödemesinin muaccel olmadığını, talep olunan faizin hukuken mevzuata aykırı olduğunu, takibe itirazın haklı olduğu ve icra inkar tazminatına hükmolunamayacağını belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine köyü niyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir. Mahkemece, eserin davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, davalının ayıp iddiasını ispat edemediği, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, icra inkar tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, usule yönelik itirazların değerlendirilmediğini, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davaya bakmaya asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, dava dilekçesine dayanak arabuluculuk tutanağının dava konusu takibe ilişkin olmadığını, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmadığını, dosyada bulunan delil tespiti raporu esas alınmamasına rağmen dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini, makine ile ilgili keşif talebinin reddedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda makinenin ayıplı mal olarak nitelendirilebileceği belirtilmemesine rağmen mahkemece raporun kendi içinde çelişkili olduğu gerekçesiyle rapora itibar edilmediği gibi yargılama esnasında da rapor alınmasının sağlanmadığını, müvekkilinin esasa ilişkin beyanlarının da dikkate alınmadığını, ayıp iddiasına ilişkin hatalı değerlendirmede bulunduğunu, makine ayıpsız bir şekilde seri üretime geçmediğinden davacı tarafından ödeme talep edilmesinin kötü niyetli olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK 51. maddesinde, dava ehliyetinin medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince, bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Bütün ortaklar tarafından açılacak dava, adi ortaklık adına değil, bütün ortaklar adına açılır ve hüküm de ortaklar hakkında verilir, adi ortaklık adına hüküm verilemez. Bir başka deyişle; adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığındanfiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Ortaklar, ortaklık mameleğine ilişkin bütün alacakları - kural olarak - birlikte ileri sürmelidirler, yani aktif taraf ehliyeti tüm ortaklara ait olup ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Bu itibarla, adi ortaklığı ilgilendiren haklar bakımından bütün ortakların birlikte davacı olmaları gerekir. Adi ortaklıklarda idareci ortak olağan şirket işlerini yürütmeye yetkilidir; olağanüstü işler için ise bütün ortakların ittifakı şarttır. Diğer bir deyimle, idare hakkı olağan işleri kapsar. Dava açma ise olağan işlerden değildir. Somut olayda ise, dava dilekçesinde davacı; .....Adi Ortaklığı ..... Vergi Dairesi Vergi No:... olarak gösterilmiştir. Dosyada mevcut ..... Vergi Dairesi yazı cevabından, vergi numarasının adi ortaklığa ait olduğu anlaşılmaktadır. Yine ..... 16. Noterliği'nce düzenlenen ..... yevmiye nolu vekaletnamenin de ortaklık adına ortaklığı temsilen verildiği, ortaklar adına ayrı ayrı verilmediği, icra takibinin de aynı vekaletname ile başlatıldığı anlaşılmaktadır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından ve ortaklar mecburi dava arkadaşı durumunda olduğundan davanın tüm ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Taraf ehliyeti, 6100 sayılı HMK 'nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gereken bir husustur. Mahkemece aktif dava ehliyeti bulunmadığından mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esastan incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece aktif husumetten ret kararı verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davalının istinaf başvurusunun bu sebeple kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ..... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/01/2023 tarih ..... sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, a)Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE, b)Alınması gerekli 269,95.-TL ilam karar harcından peşin alınan 341,55.-TL nin mahsubu ile fazla alınan 71,60.-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, d)Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 9.200,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin, gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı vekilinin tehiri icra talebi ile ilgili karar verme yetki ve görevi 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesi ile "2004 sayılı Kanununun 36 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan "bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay'dan " ibaresi "takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden" şeklinde değiştirilmiş ve tehiri icra taleplerinin icra mahkemesince karara bağlanacağı düzenlemesi getirilmiş olduğundan Dairemizce bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/09/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ...