İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1056 E. 2025/1577 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1056
- Karar No
- 2025/1577
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/ KARAR NO : 2025/
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. Av.
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 27/08/2025 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflarınca borçlu ...'e karşı başlatılan ... 2. Genel İcra Dairesinin 2025/... E. numaralı Örnek 7 icra takibine borçlu tarafça haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edilmiş olduğundan işbu itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin dijital pazarlama, reklam ve yazılım hizmeti veren bir şirket olup davalı ... ile aralarında kapsamlı bir reklam hizmeti için anlaştıklarını ve sözleşme imzaladıklarını, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden müvekkili şirket tarafından borçlu ...'e reklam hizmeti verilmekte iken davalı ... tarafından ''29.01.2025 tarihli Fatura Numaralı 28.500,00 TL bedelli fatura'' ile ''20.02.2025 tarihli Fatura Numaralı 28.500,00 TL bedelli fatura'' ödenmediğini, taraflarınca borçlu ...'in ödenmemiş fatura alacaklarına istinaden ... 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ardından borçlu ...'in müvekkili şirket ile aralarındaki hizmet sözleşmesini 26.02.2025 tarihi itibari ile tek taraflı olarak feshettiğine dair müvekkili şirkete bir posta gönderdiğini, borçlunun 11.07.2025 tarihinde göndermiş olduğu Barkodlu posta metninde ''Firmamız tarafından sosyal medya ve google ... reklamları yönetim konusunda anlaşmış olduğumuz ilgili firma ile anlaşma gereği sözleşmede de belirtildiği üzere ilk 3 ay 25.000,00 TL + KDV sonraki 3 ay 40.000,00 TL + KDV sözleşme imzalanmış olup yapılan anlaşmada firma ile görüşmemizde aylık reklam bütçesinin 40.000,00 TL olduğu iletilmiş ancak firma yetkilileri ayık reklam bütçesini %100 aşacak şekilde işlem yapmıştır. İlgili firma ile şubat ayı başında yapılan toplantı sonucu durum izah edilmiş firmanın ilk ay toplamda 23.000,00 TL zarar ettiğini reklam bütçesini düşürmesi konusunda mutabık kalmış olmamıza rağmen ilgili firma Şubat ayında da %100 yakın artış ile reklam bütçesi harcamış ve firmanın zarar etmesine sebep olmuştur. Yapılan sözlü görüşmelerde verilen hiçbir vaad yerine getirilmemiş aksi yapılarak firma zarara uğratılmıştır. Bu sebep ile 16.12. 2024 tarihinde imzalamış olduğumuz sözleşmeyi 26.02.2025 tarihinde tek taraflı fesih ediyorum. Tüm yasal haklarımızın kullanılacağını bildiririm.'' dediğini, borçlunun müvekkili şirkete göndermiş olduğu fesih iradesine ilişkin postada deyim yerindeyse sözleşme fesih bedelini ödemeden sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilmek adına bahane aradığını, müvekkili şirketin vermiş olduğu hizmetleri her zaman müşterilerinin talep ve ihtiyaçlarına yönelik şekilde müşterilerinin onaylarını alarak gerçekleştirdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin madde 9.2 hükmüne göre ''Çözüm ortağının sözleşmeden doğan yükümlüklüklerini ihlal etmesi, sözleşmede bahsi geçen hizmetleri aksatması gibi müşterinin ticari kariyerini olumsuz etkileyen durumlarda Müşteri, sözleşmeyi tek taraflı feshetme yetkisine sahiptir.'' davalı adına işbu hükümdeki şartların hiçbiri gerçekleşmemiş olup davalının sözleşmeyi tek taraflı feshetme yetkisi bulunmadığını, ...'in gönderdiği bildirimde yer vermiş olduğu beyanların gerçeğe aykırı olup gerçeğe aykırı olmasa dahi tek taraflı fesih sebebi olmadığını, ...'in taraflar arasındaki sözleşmeyi hiçbir haklı gerekçesi olmaksızın tek taraflı olarak feshettiğini, taraflar arasında imzalanan 16.12.2024 tarihli hizmet sözleşmesine göre; Sözleşmenin imza tarihi olan 16.02.2024 tarihinden itibaren 6 ay süreli olduğunu, tarafların sözleşmenin bitiminden 3 ay önce feshi yazılı olarak ihbar etmedikçe sözleşme aynı şartlarda 6 ay süre ile yenilenmiş sayılacağını, taraflar hizmetlerin bedelinin ilk 3 ay 25.000,00 TL (Yirmi Beş Bin Türk Lirası) + KDV, sonraki 3 ay 40.000,00 TL(Kırk Bin Türk Lirası) + KDV olması konusunda anlaştıklarını, müşterinin herhangi bir haklı sebep olmaksızın sözleşmeyi, tek taraflı feshetmek istediği takdirde cayma bedeli olarak üç aylık hizmet bedelini Çözüm Ortağı'na ödemeyi kabul edeceğini, işbu sözleşme hükmü bakımından haklı sebebin işbu sözleşme kapsamında yükümlülüklerin yerine getirilmemesi olduğunu, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin madde 10.1 hükmü gereğince borçlu ...'in ilgili sözleşmeyi hiçbir haklı gerekçesi olmaksızın tek taraflı olarak feshetmek istemesi halinde cayma bedeli olarak üç aylık hizmet bedelini müvekkili şirkete ödeyeceğini, iş bu madde hükmü uyarınca müvekkili şirketçe 08.04.2025 tarihli sözleşme fesih bedeline ilişkin fatura düzenlenerek ...'e gönderildiğini, ilgili sözleşme fesih bedeli faturası, E-Fatura sistemi üzerinden borçluya usulüne uygun şekilde gönderilmiş olup tebliğ tarihi olarak faturanın elektronik sistem üzerinden gönderilmesi sebebi ile 5 gün sonraki süre esas alınmış olup tebliğ tarihinden itibaren de TTK madde 21/2 gereği 8 günlük itiraz süresinin geçmesi beklendiğini, gerekli sürelerin geçmesine rağmen borçlu ...'in hem faturaya itiraz da bulunmadığını, hem de ödeme yapmadığını, faturanın bilgisayar sistemi ile gönderildiğine dair xml dosyası da flash ile dava dosyasına delil olarak sunulacağını, Sözleşme fesih bedeline ilişkin faturaya borçlu tarafından itiraz edilmemesi ancak bir ödeme de yapılmaması üzerine müvekkili şirketin alacağına kavuşabilmesi adına taraflarınca ... 2. Genel İcra Dairesinin 2025/... E. numaralı dosyası ile davalı ...'e karşı icra takibi başlatıldığını, taraflarınca başlatılan icra takibine borçlu tarafından ''borcuna, faizine ve tüm ferilerine, ödeme emrine'' itiraz edildiğini, ... 2. Genel İcra Dairesinin tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, borçlu tarafın yapmış olduğu bu itirazın haksız ve kötü niyetli olup müvekkilinin alacağına ulaşmasını geciktirip müvekkili zarara uğratmakta olup yargı kurumlarına iş yükü oluşturduğunu, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahip olduğunu, aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağını, ... kararları ile de sabittir ki borçlu tarafın faturaya süresi içerisinde itiraz etmemesi ancak ödemekten imtina etmesi durumunda faturayı hazırlayan tarafın bu faturanın neye istinaden hazırlandığını ortaya koyması gerektiğini, bu noktada taraflar arasında bir sözleşme bulunuyor olmalıdır ki somut olayda taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin alacağının haklı ve gerçek bir alacak olduğunun ortada olduğunu, ... İçtihadı ...27.06.2003 Tarihli 2001/Esas ve 2003/ Karar Numaralı İlamının '' Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.'' şeklinde olduğunu, dava şartı olarak taraflarınca ... Arabuluculuk Bürosu’nun 2025/ Büro Numaralı, 2025/ Ticari Arabuluculuk Numaralı dosyası ile arabuluculuk başvurusu yapıldığını, Arabulucu nezdinde yapılan görüşmeler sonucunda taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını, basiretli tacir olan taraflar arasında imzalanan 16.12.2024 tarihli hizmet sözleşmesinin madde 10.1 hükmü gereğince müvekkilinin alacağının gerçek ve haklı bir alacak olduğunu, davalının haksız itirazı nedeniyle müvekkilinin alacağını tahsil etmesinin engellendiğini, müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu nedenle davalının yaptığı itirazın iptali ile icra takibinin devamı, davalının kötü niyetli olduğu göz önünde bulundurularak %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle ve mahkemenin resen gözeteceği diğer nedenlerle; davalının haksız itirazının iptali ile icra takibinin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tekstil sektöründe ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, gelişen teknoloji ile beraber e-satış platformları vasıtasıyla son kullanıcıların siparişlerinin büyük çoğunluğunun dijital ortamdan karşıladığını, müvekkilinin de son kullanıcılara ulaşmak için reklam ve diğer satış artırıcı yöntemleri uygulaması için davacı ile bu kapsamda sözleşme imzalandığını, sözleşme süresinin 3+3 olarak toplam 6 aylık süre için imzalanmış olup sözleşme bitiminden sonraki 6 ay ise opsiyonel olarak sözleşmenin dördüncü maddesine konulduğunu, Hizmetlerin Bedeli ve Ödenmesi başlığını taşıyan sekizinci maddeye göre ilk 3 ay toplam 25.000,00+KDV sonraki 3 ay ise toplam 40.000,00+KDV olarak anlaşıldığını, her iki tarafta ticaret ile iştigal etmekte olup tacir vasfına sahip olduğunu, bu şartların altın basiretli bir tacir gibi davranmanın iki tarafında yükümlülüğü olduğunu, sözleşme maddesinin çok açık olduğunu, tarafların aylık olarak değil toplam 3 aylık toplam olarak ödenmesi gereken tutarları sözleşmeye yazdıklarını, bu kapsamda zaten müvekkili tarafından ilk 3 aylık toplam ücret olan 25.000,00+KDV tutarı da davacıya ödendiğini, davacı tarafından dilekçesinin 3. Paragrafında belirtilen 29/01/2025 ve 20/02/2025 tarihli faturaların düzenlenmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, ... 5. Genel İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasında da müvekkilinin itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davacı tarafından dilekçesinin 3 ve 4. paragrafında müvekkilinin sözleşmesinin haksız olarak feshettiğinin iddia edildiğini, taraflar arasında aylık reklam bütçesi olarak 40.000,00TL üzerinden anlaşıldığını, ancak Ocak ayında 75.438 TL, Şubat ayında 74.510 TL sadece reklam harcamasına müvekkili tarafından ödenmek zorunda bırakıldığını, müvekkilinin gelir ve giderinin belli olduğunu, ... şartlarında ekonomik dengesini de düşünerek 40 bin TL reklam bütçesi belirlenmesine rağmen bu tutarın %100 aşılarak müvekkilinin ticari dengesinin mahvına yol açtığını, bir anda hiç beklenilmeyen bu ödeme tutarları karşısında müvekkilinin ödeme limitlerinin dolduğunu ve ticari hayatının yanı sıra günlük ihtiyaçlarını karşılamada zorlandığını, Gelir - Gider Tablosuna göre 2025 yılının ilk çeyreğinde yani davacı ile sözleşme imzalanılan dönemde müvekkilinin 396,233,81 TL Brüt Gelir - 245.970,19 Brüt Gider olarak kayıtlarda görüldüğünü, müvekkilinin 3 ayda 150.263,62 TL Brüt karın söz konusu olduğunu, bu hesaplamada aylık ortalama Brüt karın 50.087,87 TL olduğunu, bu hesaplamada müvekkilinin kişisel harcaması, ev kirası, günlük ihtiyaçları da eklendiğine ekonomik olarak buhranın içerisine düştüğünü, bu hesaplamaya bakıldığında davacının ekonomik olarak mahvına yol açtığının ispatı olduğunu, müvekkilinin tacir de olsa sözleşmeyi haklı olarak fesih etme hakkının izah edilen tablodan da doğduğunu, limitlerin dolduğundan kaynaklı olarak bazı ödemelerin o an çekilemeyip sonradan da çekildiğinin görüleceğini, bu tutarlarla karşı karşıya kalan müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkı doğduğunu, davacı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığını, davacı tarafın dilekçesinin 7 ve 8. Maddelerinde özetle haksız fesihten kaynaklı olarak cayma bedeli 3 aylık fatura kesildiğini ve faturanın itiraz edilmediğinden dolayı kesinleştiğini iddia ettiğini, izah ettikleri sebepten dolayı sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayandığını, ikinci olarak ise kesilen tüm faturaların iade faturasının kesildiğini, ... 11. HD 2018/ Esas 2019/ Karar 23/09/2019 Tarihli kararının " Dosya içeriği ile sabit olduğu üzere davacı münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmış olup, davalının usulüne uygun düzenlenen ticari defterlerine göre yapılan ödemeler ve iade faturaları nedeniyle davalının borçlu olmadığının anlaşılması karşısında ticari defter kayıtlarının dayanaklarının sıhhatli olup olmadığının araştırılması ve bu konuda ispat külfetinin davalıya yükletilmesi mümkün değildir." şeklinde olduğunu, kural olarak fatura ticari davalarda delil olarak kullanılamayacağını, faturanın hiçbir şekilde yazılı bir sözleşme olmadığını, mutlaka bir sözleşmeye dayanması gerektiğini, ancak bu sözleşmenin de geçerli olması gerektiğini, keza taraflar arasında akdedilen sözleşmenin geçersiz ise yahut sözleşmeye aykırı olarak fatura düzenlenmiş ise bu durumda faturaya itiraz olunmaması durumunda dahi TTK 21/2 hükmünde öngörülen sonuçlar doğmayacağını, müvekkili tarafından iade faturası kesildiğini, ayrıca davacı tarafa faturaya itiraz edildiğinin de bildirildiğini, TTK bakımından faturaya itiraz herhangi bir şekil şartına bağlanmadığını, ... 2017/ Esas 2018/ Karar 19/09/2018 Tarihli kararının "Ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerekmektedir. Davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olan faturanın dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanmalıdır. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanmayan bu faturanın davacının defterinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz."şeklinde olduğunu, Hukuk Genel Kurulu kararından haklı olarak feshedilmiş sözleşmenin herhangi bir dayanağı olmadan kesilen faturanın dikkate alınamayacağının gösterildiğini, bir an için kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini düşünsek dahi sözleşmede 3 aylık bedel olarak 25.000,00+KDV belirlenmiş olmasına rağmen kesilen fatura miktarının 97.500,00TL olduğunu, bu durumda 3 aylık bedelin çok çok üzerinde faturanın düzenlenmesi dahi başlı başına yine sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, ... 15. HD 2016/ Esas, 2018/ Karar 05/02/2018 Tarihli kararının " Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz."şeklinde olduğunu, davacı ile yaşanılan tüm olayların sözleşmenin kurulmasından reklam bütçesinin belirlenmesinden fahiş reklam fiyatlarının ödenmek zorunda kalınmasına tanıklık eden ...'in tanık olarak dinlenilmesini talep etiklerini, icra takibi başlatılırken kanuni faizin üstünde faize göre takip başlatıldığını, açıkça faize de itirazlarını sunduklarını, arz ve izah edilen mahkemenin resen gözeteceği hususlar ile davanın reddini, hem haksız olarak hemde sözleşmeye aykırı olduğunu bildiği halde kötüniyetli olarak icra takibinde bulunan davacı aleyhine dava konusu tutarın %20'den aşağı olamamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafından karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE; Dava; ... 2. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce öncelikli olarak görev hususu değerlendirilmiştir. HMK'nın 114/1-c maddesine göre “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2 nolu bendine göre ise mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Diğer taraftan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesi uyarınca iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış, 5. maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 4. madde hükmüne göre bir davanın ticari dava sayılması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması (mutlak ticari dava) gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Somut olayda, dava, taraflar arasındaki 16.12.2024 tarihli ... ... Hizmet Sözleşmesi kapsamında sözleşmenin hiçbir haklı gerekçe olmaksızın tek taraflı olarak feshi iddiasından kaynaklı cayma bedeli olarak üç aylık hizmet bedeline ilişkin düzenlenen faturadan kaynaklı alacağa yönelik takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, celp edilen ticaret sicil ve vergi kayıtlarından davalı tacir olmadığından her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olmadığı gibi, taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Mahkemeleri'nin görevini belirleyen TTK'nın 4. Maddesinde sayılan hususları kapsamadığı, dava konusu ihtilafa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM ; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 18/12/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır