İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/199 E. 2025/161 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/199
- Karar No
- 2025/161
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/ KARAR NO : 2025/ HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av DAVALI : DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/02/2025 KARAR TARİHİ : 19/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:müvekkili şirketin elinden rızası dışında çıkan ... Bankası A.Ş. .../... Şubesine ait ... çek seri no.lu 25.12.2023 keşide tarihli 85.500,00 TL meblağlı çek hakkında ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2023/... Esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını, işbu dava sırasında davalı taraf çekin kendilerinde olduğu ... 4.İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra konulduğu beyan edildiğini, bunun üzerine ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ekteki 23.01.2025 tarihli duruşması ile 1 aylık kesin süre içerisinde çek istirdadı davası açmak üzere süre verildiğini, taraflarına verilen yasal süre içerisinde davalıya karşı çek istirdadı davası ikame ediyor ve çekin müvekkili şirkete teslimini talep ettiklerini, davalı tarafın takip konusu ettiği çek müvekkili şirket elindeyken çalındığını, buna ilişkin olarak ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını, bununla birlikte hırsızlık ile ilgili olarak ... CBS. 2023/ Soruşturma dosyası yürütüldüğünü, Türk Ticaret Kanunu'nun 792.maddesinde "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." şeklinde izah edildiğini,davalı tarafın çeki iktisap ederken kanunun kendisine yüklemiş olduğu yükümlülükleri ihlal ederek kötüniyetle iktisap etmiş olması, iktisapta ağır bir kusuru bulunması nedeniyle çekin istirdadına ve çekin müvekkili şirkete iadesine karar verilmesi zorunlu olduğunu, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca faktornig hizmetleri izne tabi olan işlemlerden olduğunu, Kanun m.38 ile de Faktronig şirketine hizmet sunabilmesi için belli kriterler konulduğunu,Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m.4 ile faturasız işlem yapılamayacağı, m.5 uyarınca da Faktoring şirketinin kendisine tediye edilen fatura, senet/çek veya diğer belgeler ve taraflar yönünden istihbarat araştırması yapma yükümlülüğü yüklendiğini, yer verilen Yönetmelik m.5 ile, "(1) Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması;a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi,b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması,c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur." düzenlemesine yer verildiğini, anılan yasal düzenleme getirilen yükümlülük gereğince davalı Faktoring şirketi tarafından istihbarat araştırması yapılması yasal yükümlülük olduğunu, internet üzerinden kolayca yapılan araştırma neticesinde; çeki tediye eden ... Tekstil Kumaş Kimya Metal İnşaat Limited Şirketi'nin;Çekin tesliminden henüz 2 ay öncesinde kurulmuş olduğu,Şirket merkez adresin apartman dairesi olduğu,Herhangi bir faaliyette bulunamayacağı,Fatura alacaklısı ... Tekstil İthalat Ve İhracat Limited Şirketi'nin; Şirket merkez adresinin herhangi bir ticari faaliyet ihtiva etmediği, Herhangi bir üretim faaliyetlerinin bulunmadığı, görüldüğünü, taraflar arasındaki faturanın naylon fatura olduğu basit bir araştırmadan dahi anlaşıldığını, davalı tarafın yasal düzenlemeler uyarınca üzerinde bulunan yükümlülüğü yerine getirmediğini gösterdiğini, davacı şirket tarafından ikame edilen çek iptali talebi 08.12.2023 tarihinde mahkemeye sunulmuş ve Mahkeme tarafından da 11.12.2023 tarihli ekteki müzekkere ile çeke ödemeden men konulduğu ile ilgili bankaya bildirildiği, davalı Faktoring şirketi tarafından çekin teslim alındığı tarihte Mahkemece verilmiş ödemeden men kararının verilmiş olduğu ve bankaya bildirilerek ödemeden çek üzerinde men şerhinin bulunduğu görüldüğü, davalı tarafından kendi sistemlerinde sorgulama ile ödemeden men kararı olduğu kolayca görülebileceği, davalı şirketin çek kendisine getirildiğinde çek hesabının bulunduğu bankadan bilgi istemesi halinde çek hakkında ödemeden men kararı olduğunu öğreneceği sabit olup davalı taraf yasal düzenlemeler uyarınca kendisine yüklenen sorumluluğu yerine getirmeyerek çekin iktisabında ağır kusurlu davrandığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... Soruşturma sayılı dosyasından davalı taraftan önceki ciro olan ve davalıya çeki teslim eden ... Tekstil İthalat Ve İhracat Limited Şirketi'nin şirket yetkilisi olan İsmail Dülger yakalanarak ifadesi alındığını, dava dışı şirket yetkilisinin beyanından da anlaşılacağı üzere davalı faktoring şirketinden önceki yani davalı şirkete ait ciro sahtedir. Davalı taraf kendisine başvuran şirkete ait hiçbir bilgiyi kontrol etmemiş, muhtemelen çeki kendisine getirenin kim olduğuna dahi bakmaksızın çeki iktisap ettiği sonucuna varıldığını, davalı şirketin Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5.maddesi uyarınca çek hakkında ve çeki getiren müşteri hakkında istihbarat yapması, ilgili tüm sorumluluklarını yerine getirerek çeki iktisap etmesi gerektiğini, davalı taraf çeki iktisap ederken çeki getirenin kim olduğunu dahi araştırmadığı yasal düzenlemeler uyarınca üzerinde olan yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmediği çeki iktisap ederken ağır kusurlu davrandığı ortad olduğunu, davalı şirketin çeki iktisap etmekte ağır kusurlu olduğu, kötü niyetli olduğu anlaşılmakta olup TTK.m.792 uyarınca çekin istirdadına ve müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı şirket anılan çek hakkında ihtiyati haciz kararı da alarak ... 4.İcra Müdürlüğü' nün 2024/... Esas sayılı dosyasından takibe koyulmuştur. müvekkili haciz sırasında icra dosyasına ekteki dekont ile itiraz ve dava açma haklarımız saklı kalmak kaydıyla takip henüz kesinleşmemişken 118.051,54 TL ödemek durumunda kaldığını, müvekkili şirket tarafından yetkisiz yerde takip başlatılması nedeniyle ... 44.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyasından takibin müvekkili açısından yetkili icra dairesinde başlatılmadığı yönünde karar verilmiş ve bu karar kesinleştiğini, davalı taraf anılan paranın ödenmesini istemişse de yetkisiz icra dairesi verilen yetkisizlik kararı nedeniyle parayı davalıya ödememiş fakat yetkisiz icra dairesi dosyasındaki kaydı da silindiğini, işbu nedenle de paranın akıbeti hakkında ne işlem yapıldığı şu aşamada bilinmediğini, davalı tarafça henüz dosya yetkili icra dairesine gönderilmemiş taraflarına da tebligat yapılmadığını, fakat anılan meblağın davalıya ödenmemesi gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını, dava dosyası kapsamında sunulan deliller ile yaklaşık ispatın yerine geldiğini düşündüklerini, HMK.m.389 uyarınca ... 4.İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyasına yatırmış oldukları 118.051,54 TL nin davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkili tarafından ... 4.İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı dosyasına yatırılan 118.051,54 TL nin davalıya ödenmemesine, davanın kabulü ile ... Bankası A.Ş. .../... Şubesine ait ... çek seri no.lu 25.12.2023 keşide tarihli 85.500,00 TL meblağlı çekin istirdadına ve çekin müvekkili şirkete iadesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 6102 sayılı TTK m. 792 hükmüne istinaden açılan çek istirdadı talebine ilişkindir.6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi;“Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddî hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (). İstirdat davası olarak nitelenen bu dava, özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medenî hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hâmile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hâmilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir (Bkz. ... ...'nın 06/04/2021, E. 2017/-, K. 2021/ tarih ve sayılı kararı). 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın 15/10/2024 tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur.Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, somut olayda parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşılmakla birlikte öte yandan, 6325 sayılı HUAK'a "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Dosya kapsamından, davanın 18/02/2025 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi, dava dilekçesine arabuluculuk tutanağının eklenmediği tespit edildiğinden, davacının zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davayı açtığı anlaşılmakla birlikte davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. 2. f.,HMK 114/2, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.(Emsal mahiyette ... 11. HD'nin 2024/ Esas 2024/23 Karar sayılı ilamı dikkate alınarak) H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. 2. f.,HMK 114/2, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE; 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.460,13 TL' den mahsubu ile artan 844,73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde mahkememize veya mahkememize iletilmek üzere herhangi bir nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... başvurma hakkı açık olmak üzere karar verildi.19/02/2025 Katip e-imzalı Hakim e-imzalı