Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/837 E. 2026/759 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/837
Karar No
2026/759
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/837 KARAR NO : 2026/759 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/12/2025 NUMARASI : 2025/108 E.

TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbirin Kaldırılması

Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/12/2025 tarih ve 2025/108 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi karşı tarafça istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarının bulunduğunu, karşı tarafın ise iş yerinde bu ibareyi kullandığını ve bu durumun müvekkili markalarına tecavüz oluşturduğu ileri sürülerek açılan tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemli davada, tecavüz teşkil eden karşı taraf eylemlerinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesinin 26.06.2025 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. Karşı taraf vekili, mahkemece verilen ihtiyati tedbirin aynı koşullarla devamının hakkaniyete ve ölçülülük ilkesine aykırı hale geldiğini, tedbir kararının uygulanması halinde müvekkili açısından telafisi güç maddi ve manevi sorunlar meydana geleceğini, müvekkilinin marka hakkına tecavüz etmediğini, lisans sözleşmesi gereği markayı kullanmaya devam ettiğini, Ankara ilinde "..." ibaresinin sektörde yaygın olarak kullanıldığını ve herkesçe bilindiğini, bu nedenle ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, marka işaretlerinin de görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı bulunduğunu ileri sürerek, verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının takdir edilecek uygun bir teminat mukabilinde kaldırılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 26/06/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir vakıanın bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbirin kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Karşı taraf vekili, mahkemece verilen ihtiyati tedbirin aynı koşullarla devamının hakkaniyete ve ölçülülük ilkelerine aykırı hale geldiğini, tedbir kararının uygulanması halinde müvekkili açısından telafisi güç maddi ve manevi zararların doğacağını, müvekkilinin davacı markasına tecavüzünün söz konusu olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi ara kararının ve ihtiyati tedbir kararının teminat karşılığında kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE :Talep, ihtiyati tedbir kararının teminat karşılığında kaldırılması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda kural olarak ara kararlarına karşı kanun yoluna başvurulması kabul edilmemiştir. Ancak ihtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği gibi (HMK. m. 391/3) ayrıca yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen karara karşı da istinaf yoluna başvurulabilecektir (HMK. m. 394/5). Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belirli durumlarda istinaf yoluna başvurulabilir. HMK'nın 395. maddesinde, aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkemenin, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebileceği düzenlenmiş, bu kararın istinaf edilebileceğine ilişkin bir düzenlemeye ise yer verilmemiştir. Anılan hüküm çerçevesinde verilen kararın istinaf edilemeyeceği aslında kanun koyucunun da açık ve bilinçli bir tercihidir. Zira HMK'nın 395. maddesinin üçüncü fıkrasında, sadece 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Dikkat edilirse 395. maddenin üçüncü fıkrasında, kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmamıştır. Sonuç olarak, 6100 sayılı HMK'nın 395. maddesi uyarınca ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına ilişkin olarak verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Somut olayda da, aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen vekilince, verilen ihtiyati tedbirin teminat karşılığında kaldırılması talep edilmiş, mahkemece bu talep yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Karşı taraf Şirket talebinin reddine ilişkin karara karşı istinaf isteminde bulunulduğundan, söz konusu ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir. Bu durum karşısında Dairemizce, HMK'nın 352. maddesi uyarınca karşı taraf Şirket vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Karşı taraf Şirket vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 352. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Karşı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istek halinde kendisine iadesine, 3-Karşı tarafça istinaf aşamasında yapılan giderlerin uhdesinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/04/2026 tarihinde HMK'nın 352 ve 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/837, K. 2026/759, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-837-e-2026-759-k-5b677f3e5fb5