Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/822 E. 2026/946 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/822
- Karar No
- 2026/946
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/822 Esas
KARAR NO:2026/946
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:19/11/2021
NUMARASI:2021/9 Esas, 2021/775 Karar
DAVA:KAYIT KABUL
KARAR TARİHİ:25/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, müflis bankada bulunan hesaplarının birinde 22.218,51 USD, diğer hesabında ise 19.980,00 EURO olmak üzere toplam 176.863,02 TL'nin iflas masasına kaydı için 1479 alacak kayıt numarasıyla yaptığı başvurunun iflas idaresi tarafından kısmen kabul edilerek 36.614,78 TL'lik kısmının reddedildiğini, ret kararının haksız olduğunu belirterek bu miktarın iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamışsa öncelikle usulden reddi gerektiğini, müvekkili bankanın faaliyet izninin kaldırıldığını, daha sonra mahkemece iflasına karar verildiğini, iflas tasfiyesinin fon tarafından verine getirildiğini, davacının hesabında bulunan 22.218,51 USD ve 19.980,00 EURO'nun müflis bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22/07/2016 tarihi itibariyle TCMB'nin USD ve EURO alış kurları dikkate alınarak 140.248,24 TL olarak sıra cetveline yazılmasına karar verildiğini belirterek davanın usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/12/2018 tarih ve 2018/537 Esas 2018/1433 Karar sayılı kararı ile; davanın idari işleme karşı açılan dava olduğu ve bu nedenle idari yargının görev alanında bulunduğu gerekçesiyle yargı yolu caiz olmadığından bahisle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Dairemizin 14/01/2020 tarih ve 2019/1477 Esas 2020/61 Karar sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığından bahisle istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından idari yargıda açılan davada İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 2020/444 Esas sayılı dosyasından, uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğu gerekçesiyle görevli yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Uyuşmazlık Mahkemesinin ise 23/11/2020 tarih ve 2020/663 Esas 2020/691 Karar sayılı kararı ile, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 10. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/12/2018 tarih ve 2018/537 Esas 2018/1433 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/11/2021 tarih ve 2021/9 Esas 2021/775 Karar sayılı kararı ile; davacının kayıt başvurusunda iflas kararı tarihindeki TCMB efektif döviz alış kurundan yaptığı hesabın doğru olduğu, Yargıtay (Kapatılan) 23. HD'nin konuyla ilgili içtihatları uyarınca da efektif kurların uygulanması gerektiği, bu nedenle davacının efektif alış kuru üzerinden TL'ye çevirerek yaptığı kayıt başvurusunda haklı olduğu gerekçelerine istinaden taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davanın kabulü ile, davacının 36.614,78 TL alacağının (1479 kayıt nolu alacağa ilaveten) müflis bankanın İstanbul 1. İflas Müdürlüğü 2017/14 İflas sayılı dosyasında sıra cetveline kaydı suretiyle iflas masasına kabulüne dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının hesabında bulunan 22.218,51 USD ve 19.980,00 EURO'nun müflis bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22/07/2016 tarihi itibariyle TCMB'nin USD ve EURO alış kurları dikkate alınarak 140.248,24 TL olarak sıra cetveline yazılmasına karar verildiğini, kararın usul ve hukuka uygun olduğunu, zira yabancı para cinsinden olan alacağın hesaplamasında bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22/07/2016 tarihi itibariyle TCMB tarafından ilan edilen döviz alış kurları dikkate alınarak ona göre hesaplama yapılması gerektiğini, İİK'nun 235. maddesi kapsamında açılan sıra cetveline itiraz davalarında mahkeme; alacağın gerçekliği, mükerrer olup olmadığı ve masaya etkisini resen incelemekle yükümlü olmasına rağmen bu hususları gözetilmeden ve bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. İİK'nun 235. maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları ve 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. İİK'nun 223. maddesinde ise, iflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiğinin ayrıca tebliğ edileceği ve bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir.Somut olayda, davacının alacak kayıt talebi üzerine iflas idaresi kararının, tebliğ için masraf yatırdığı anlaşılan davacı vekiline 08/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre davanın yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 13/06/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün 2017/14 tasfiye sayılı dosyasından verilen yazı cevabı ve eklerine göre; davacının müflis banka hesaplarında bulunun 22.218,51 USD ve 19.980,00 EURO'nun iflas masasına kaydı için 1479 kayıt no ile başvurduğu, 1 USD 3.8657 TL ve 1 EURO 4.5532 TL esas alınarak toplamda 176.863,02 TL'nin masaya kaydının talep edildiği, iflas idaresince, talep edilen alacağın 140.248,24 TL'lik kısmının kabulü ile, 135.269,24 TL'sinin 3/3 sıraya; 4.979,00 TL'sinin 4. sıraya kaydına, 36.614,78 TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiştir. Müflis bankanın, BDDK'nın 22/07/2016 tarih ve 6947 sayılı kararı ile, 22/07/2016 tarihi itibariyle faaliyet izninin kaldırıldığı ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/41 Esas sayılı dosyasından 16/11/2017 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği sabit olup uyuşmazlık, iflas masasına kaydı talep edilen yabancı para cinsinden olan alacağın, hangi tarihteki TCMB kuru esas alınarak TL'ye çevrilmek suretiyle iflas masasına kaydedileceği ve buna göre iflas masasına kaydı gereken bir alacak miktarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır."...İİK’nın 195. maddesinde, iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek, müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. 5411 sayılı Yasanın 106/5. maddesi uyarınca iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi yerine geçebilecek olan fon kurulunun, bu düzenlemeden aldığı yetki ve yönetmeliğe dayanarak İİK hükümlerini ortadan kaldıracak şekilde karar alamayacağının da kabulü gerekir. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; davacı alacağının, davalı müflis bankanın iflasının açıldığı 16.11.2017 tarihli T.C. Merkez Bankası Efektif Döviz Satış Kuru üzerinden hesaplanarak TL'ye çevrilmesi gerekirken, TMSF tarafından tahsil edilecek sigorta primlerine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Sigortaya Tabi Mevduat ve Katılım Fonları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik madde 6'ya itibar edilmesi doğru olmamıştır..."(Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/422 Esas 2024/1816 Karar sayılı ilamı). Davalı vekili, yabancı para cinsinden olan alacağın iflas masasına kaydında, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22/07/2016 tarihi itibariyle TCMB tarafından ilan edilen döviz alış kurları dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, Yargıtay emsal içtihadı da gözetildiğinde, iflas masasına kaydı talep edilen yabancı para cinsinden olan alacakların müflis bankanın iflasının açıldığı 16/11/2017 tarihli T.C. Merkez Bankası efektif döviz satış kuru üzerinden hesaplanarak TL'ye çevrilmesi gerekir.Somut olayda, davacının, müflis banka hesaplarında 22.218,51 USD ve 19.980,00 EURO'nun bulunduğu konusunda bir ihtilaf olmayıp buna göre yapılacak hesaplamanın usulü ve şekli belli olduğundan bilirkişi raporu alınmasına gerek bulunmadığından davalının bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Yukarıda belirtildiği üzere hesaplama müflisin iflasının açıldığı 16/11/2017 tarihli TCMB efektif döviz satış kurları esas alınarak yapılması gerekir ise de, davacı taraf iflas masasına alacak kayıt talebinde bulunurken müflisin iflasının açıldığı 16/11/2017 tarihli TCMB alış kurlarını esas almıştır. Bu miktarlar ise TCMB efektif döviz satış kuru miktarlarından daha düşük olup taleple bağlılık ilkesi gereğince yapılacak hesaplamada bu miktarların dikkate alınması gerekir. Buna göre davacının iflas masasına kaydını talep ettiği 176.863,02 TL'nin, 140.248,24 TL'lik kısmının iflas idaresince kabul edilip 36.614,78 TL'lik kısmının ise reddine karar verildiği gözetildiğinde mahkemece reddedilen bu miktarın iflas masasına kaydına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/9 Esas, 2021/775 Karar sayılı ve 19/11/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Davalı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/06/2026