Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/768 E. 2026/948 K. – İhya
Konu: İhya
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/768
- Karar No
- 2026/948
- Karar Tarihi
- Konu
- İhya
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/768
KARAR NO:2026/948
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:14.01.2026
NUMARASI:2025/585 Esas - 2026/8 Karar
DAVA:Şirketin sicil kaydının ihyası
Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince ....Şti.aleyhine Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/191 Esas sayılı dosyanda açılan davada mahkemece davanın kabulüne karar verdiğini, kararın davalı şirketçe temyiz edildiği, Yargıtay'ın vermiş olduğu kesin karar ile müvekkilinin alacakları açısından kararın onadığını, müvekkili kurum ihyası istenen şirketten alacaklı olduğunu, müvekkilinin anılan şirketten sözleşme kapsamında 92.596,47 TL'nin 11.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile yargılama gideri ve vekalet ücreti nedeniyle alacaklı olduğunu ileri sürülerek, Tasfiye Halinde ....Şti.’nin terkin kaydının silinmesi ile ek tasfiyesi ile ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İncelenen tüm dosya kapsamına göre; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan Tasfiye Halinde .... Şirketi hakkında Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/90 (eski 2022/191) Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzer ihya talebinde hukuki yararının bulunduğu anlaşılmakla, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden 6102 sayılı TTK'nun 547/2. maddesi uyarınca ticaret siciline kaydına ve tesciline, tasfiye memuru olarak ...'ın atanmasına, davaya konu şirketin ihyası ile davaya konu şirketin ihya talebinin gerekçesi ve tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan iş bu davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olması ve yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğunun bulunmamasına göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan Tasfiye Halinde ....Şti'nin Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/90 (eski 2022/191) esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için ticaret siciline kayıt ve tesciline, tasfiye memuru olarak ...'nın atanmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı tasfiye memuru ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;30.06.2021 tarihinde sicilden terkin edilen ....Şti'nin ihyasının istendiğini, müvekkilinin tasfiye memuru olduğunu, HMK gereğince davanın açılmasında kusuru bulunan taraf aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini, mahkeme kararının vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kısmının yargılama konusu olduğunu, Uşak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/90 Esas sayılı davasının 2013 yılında açıldığını, dava açıldığında şirketin faaliyette olduğunu, yargılamanın devamı esnasında 30.06.2021 tarihinde terkin edildiğini, kusurun hakkında yargılama devam eden şirketi terkin eden sicil müdürlüğüne ait olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, mahkemece buna ilişkin bir hukuki değerlendirme yapılmaksızın müvekkilinin kusurlu bulunmasının hatalı olduğunu, Uşak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasının şirketçe temyiz edildiğini, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi Başkanlığının 2024/1555 Esas sayılı dosyasına verdiği kararın bozulduğunu, bu kararın da müvekkilinin iddiasını doğruladığını, buna rağmen aleyhe yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İhyası istenen şirketin son yerleşim yeri adresinin Kadıköy ilçesinde olması nedeniyle ihya talebi TTK'nın 547.maddesine göre yetkili olan mahkemece incelenerek karar verilmiştir. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür.İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 30.06.2021 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir.Davacın, Tasfiye Halinde ... Şirketinin Uşak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/90 Esas (Eski 2022/91 Esas) açtığı davada, mahkemece ihya davası açılması için süre verilmiştir. Terkin edilen bir şirket aleyhine açılan bir davada taraf teşkilinin sağlanarak davanı hükme bağlanması ve kararın infazı için şirket tüzel kişiliğinin ihyası zorunlu olduğundan bu durumdaki bir şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması veya bir takip bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilmesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Davanın TTK'nın 547. maddesine göre açılması nedeniyle herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı tasfiye memurunun ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Davacının açtığı davalarda, uyuşmazlığın esası ile ilgili değerlendirme yapılacaktır. Bu davada, esas davadaki taleplerin haklılığı hakkında bir değerlendirme yapılamayacaktır. Kaldı ki esas davanın 2013 yılında açılmasına ve dava derdest olmasına rağmen, davalının ortağı ve aynı zamanda tasfiye memuru olan şirketi tasfiyeye sokarak terkin etmesi nedeniyle kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Sicil memurluğu, şirket organlarınca alınan tasfiye kararında yapılan tescil işlemlerini ilgili mevzuat hükümlerine göre tescil etmektedir. Bu nedenle şirket organlarınca yapılan tasfiyede, şirkete karşı açılan bir davadan sicil memurluğunun haberdar olduğu ve buna rağmen şirketi terkin ettiği kabul edilemez. Şirkte karşı derdest dava bulunduğu halde, şirketi tasfiye eden tasfiye memuru bu konuda tam kusurludur. Sicil memurluğu yasal hasım olarak TTK'nın 547.maddesine göre açılan ihya davasında yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Tasfiye işleminin usule uygun yapıldığının belirtilerek davalının yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı savunulmuştur.HMK'nın 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinden aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Davalı tasfiye memuru dava dilekçesinin tebliğinden sonra süresinde davayı kabul etmemiştir. Bu nedenle HMK'nın 312. maddesinin uygulama imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece bu nedenle şirketin ihyasına karar verilmesi ve davalı tasfiye memurunun ek tasfiye için görevlendirilmesi ve tasfiye memuru aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin ihya sonrası yapılacak tasfiye bilançosunda dikkate alınabileceği anlaşılmakla, mahkemece şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tasfiye memuru tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç maddesi uyarınca karar kesindir.