Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/746 E. 2026/753 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/746
Karar No
2026/753
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/746

KARAR NO:2026/753

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:18/03/2026

NUMARASI:2026/48 Esas (Derdest)

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ :04/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesinde: iki adet bononun (60.000,00-USD) ödemesinin durdurulması ve bonoların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 18/03/2026 tarihli karar ile, davada davacının talebinin yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, yaklaşık ispat koşulunun somut belgelerle gerçekleştiğini,sunulan cari hesap tabloları ve ödeme dökümleri ile davacının borcunun 8.213.806,00 TL olduğunu açıkça gösterdiğini,buna karşılık davalının elinde tuttuğu bonoların toplam bedelinin 330.000 USD olduğunu, dava açılış tarihinde güncel kur (43,26 TL) üzerinden yapılan hesaplamada davalının elindeki senet tutarının 14.275.800,00 TL-ye tekabül ettiğini, aradaki 6.061.994,00 TL tutarındaki fahiş farkın davacının bedelsiz kalan senetler nedeniyle borçlu olmadığı iddiasını yaklaşık ispat ölçüsünde doğruladığını, davacı aleyhine telafisi güç zararların doğma ihtimalinin mevcut olduğunu belirterek yerel mahkeme ara kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DEĞERLENDİRME:Uyuşmazlık, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Davacı iş sahibi kendi markası ile piyasaya otomotiv sektöründe kullanılan yağ üretimi yaptığını, kendi tesisi olmadığından davalıya formülü vererek yaptırdığını ve davalı ile 3 yıl boyunca USD üzerinden bono düzenlendiğini ve verildiğini, ödemelerinde ödeme günündeki TL üzerinden yapıldığını ancak aynı sektörde iş yapan birisi ile tanıştığında davalının kendisinden fahiş bedel aldığını öğrendiğini ve artık yaptırmak istemediğini, davalıya üretim için verdiği 150.000,00-USD değerindeki ürünleri geri almak istediğinde davalının yeni senetleri vermesi halinde ürünleri iade edeceğini belirttiğini bunun üzerine davaya konu 60.000,00.-USD'lik iki adet senedi verdiğini ve ürünlerin kendilerine teslim edildiğini, cari hesaplar incelendiklerinde davalı elinde alacağından fazla bono olduğunun anlaşıldığını belirterek açtığı menfi tespit ve zararlarının tazmini davasında mahkemeden iki adet bonoya ilişkin tedbir talep etmiş mahkemece ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir.İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1.maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir

Davacı ile davalı arasında yıllara yayılan ticari ilişki olduğu, davacının davalıya verdiği bonolardan dolayı borçlu olmadığına yönelik davası ve zarar tazmini talebi yapılacak yargılama ve alınacak bilirkişi raporları ile tespit edilecek olup dosya kapsamı itibariyle HMK 389 vd.maddelerindeki tedbir şartları oluşmadığından davacının tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararına karşı istinaf talebinin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/03/2026 tarih ve 2026/48 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3 -Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/746, K. 2026/753, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-746-e-2026-753-k-01ce0c7df6e3