Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/739 E. 2026/1244 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/739
Karar No
2026/1244
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/739 - 2026/1244 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/739 KARAR NO : 2026/1244

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.03.2026 NUMARASI : 2026/175 Esas 2026/171 Karar

DAVACI : ... - VEKİLİ : Av.

DAVALILAR : 1 -. : 2 -... -

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02.07.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13.07.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.05.2025 tarihinde, davalı ...'ya ait, davalı ... idaresindeki ... plakalı aracın, davacı şirkete ait ... plakalı araca kusurlu bir şekilde çarpmak suretiyle davacı şirket aracının hasarlanmasına sebebiyet verdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, 6102 sayılı TTK'nın 5.A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, davanın, 14.01.2026 tarihinde açıldığı, davacı vekilince sunulan arabuluculuk son tutanak tarihinin 26.01.2026 tarihi olduğu, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı gibi Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkemeye tevziinden önce arabuluculuk son tutanağının düzenlenmemiş olduğu, dava tarihinden sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun yerleşik yargı kararları da dikkate alınarak tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın, 6325 sayılı kanunun 18.A-2 ve TTK'nın 5.A maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; arabuluculuk son tutanağının tarihinin 26.01.2026 olduğu, görevsizlik kararının kesinleştiği tarihin ise 01.02.2026, davanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği tarihin ise 23.02.2026 olduğu, dolayısıyla görevsizlik kararı kesinleşmeden önce arabuluculuk başvurusunun yapıldığı, görevsiz mahkemede açılan bir davanın görevli mahkemeye tevziinden önce veya görevsizlik kararı kesinleşmeden önce tamamlanan arabuluculuk süreçlerinin yüksek mahkemelerce geçerli kabul edildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle araç mahrumiyet zararının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, süresinde bu şartın yerine getirilmediği gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının çözümüiçin 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5.A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18.A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut olayda, davacı vekilinin, davacı şirkete ait araca, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu ticari taksinin çarpması sonucu davacıya ait aracın hasarlandığını, onarımı süresince araç mahrumiyet zararının meydana geldiğini belirterek araç mahrumiyet zararının davalılardan tazminini talep ettiği, davanın açıldığı Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.01.2026 tarihli ve 2026/29 Esas 2026/30 Karar sayılı kararı ile davanın ticari dava niteliğinde olduğu ve davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçeleriyle görevsizlik kararı verildiği ve bu kararın 21.02.2026 tarihinde kesinleştiği, dosyanın 26.02.2026 tarihinde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/175 Esas sırasına kaydedildiği görülmüştür. Bu arada, davacı tarafça dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 19.01.2026 tarihinde Ankara Arabuluculuk Bürosunun 2026/913 başvuru sayısı ile arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, 26.01.2026 tarihinde anlaşmazlık ile sonuçlandığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, dosyanın, görevli mahkeme olan ticaret mahkemesi esasına kaydedilmeden önce davacı tarafça arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından, mahkemece davanın esasına girilerek delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken arabuluculuk dava şartı yokluğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2757 E. 2022/17299 K. ve 2024/747 E. 2024/4200 K. sayılı ilamları), Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353.1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353.1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353.1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02.07.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/739, K. 2026/1244, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-739-e-2026-1244-k-84fc7c691c25