Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/734 E. 2026/973 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/734
- Karar No
- 2026/973
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/734 Esas 2026/973 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/734 KARAR NO : 2026/973
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 25/03/2026 NUMARASI : 2026/142 Esas 2026/213 Karar DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 18/02/2026 KARAR TARİHİ : 14/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2026
Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulü yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Uşak 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2025/259 Esas sayılı dosyası ile bakanlıklarınca dava dışı işçi ...'e ödenen işçilik alacaklarının idarelerinden ihale ile iş alan şirketlerden tahsili amacıyla açılan rücu davasında, mahkemece 06/02/2026 tarihli ara karar ile davalılardan terkin edilmiş olan ... Ticaret Limited Şirketi hakkında ihya davası açılması için süre verildiğini, mezkur şirketin ... Vergi Dairesi ... vergi numarası ile kayıtlı, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... sicil ve .... mersis numarası ile kayıtlı olup resen terkin edilmeden önce idarelerinden ihale ile iş yüklendiğini ve dava dışı işçiyi bünyesinde çalıştırdığını, işçilerin iş akitlerinin sona ermesine müteakip yapılan arubuluculuk görüşmelerinde işçilere işçilik alacakları idarelerince ödendiğini, ödenen meblağların rücusu için terkin edilmiş ... ...San. ve Ticaret Limited Şirketi firmasının da dahil olduğu rücu davası açıldığını, ödenen işçilik alacaklarının firmadan tahsili için terkin edilmiş ... ...San. ve Ticaret Limited Şirketi firmasının bakanlıklarının taraf olduğu tüm davalarda taraf teşkilinin sağlanması ve bu davalardan elde edilecek ilamların icrası bakımından ihyasına, mahkeme aksi kanaatte ise Uşak 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2025/259 Esas sayılı dosyasında ve dosyada verilecek kararın icrasında geçerli olmak üzere ihyasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak, davacının alacağı sebebiyle iş bu ihya davasını açmakta hukuki yararı olmadığını, bu sebeple dava şartı yokluğundan HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak, ihtarın usulüne uygun yapılmadığını, dava konusu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi kapsamında 23/10/2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, ek tasfiye kararı verilmesi ve tasiye memuru atanması gerektiğini, iptal edilmemiş tebliğ hükümlerine dayanılarak gerçekleştirilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu, hukuka uygunluk karinesinden yararlanmakta olan tebliğin uygulanması sebebiyle sicil müdürlüğüne kusur yüklenemeyeceğini belirterek müdürlüklerince gerçekleştirilen terkin işleminin hukuka uygun gerçekleştirildiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın kabulü ile, sicilden kaydı silinen ... ... San. ve Tic. Limited Şirketi'nin Uşak 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2025/259 esas sayılı dosyası ile sınırlı olarak ek tasfiye için ihyasına, tasfiye memuru olarak silinmeden önceki ortak ...'in atanmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihyası talep edilen şirkete yönelik açılmış ve açılacak bir çok dava olduğunu, usul ekonomisi dikkate alınarak dava konusu şirket hakkında açtıkları ve açacakları davalara esas olmak üzere genel ihya kararı verilmesi gerektiğini ayrıca aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Uşak 3 İş Mahkemesi'nin 2025/259 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine rücuen tazminat davası açıldığı mahkemece taraf teşkili sağlanması amacıyla davacı vekiline ihya davası açması için yetki ve süre verildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise şirketin adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. Öte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas 2017/1193 karar sayılı kararında; "...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Özetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,). Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/12/2023 tarih ve 2023/6272 Esas 2023/7130 Karar, 04/12/2023 tarih ve 2023/6185 Esas 2023/7038 Karar sayılı ilamları). Hal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, davacı tarafından dava dışı şirket hakkında açılan rücuen tazminat davasının derdest olduğu, davacı tarafın derdest davasından ötürü taraf teşkili sağlamak ve yargılama işlemlerini yürütmek üzere şirketin sınırlı ihyası ve ek tasfiyesine karar vermek gerektiği, infazda tereddüt yaratacak şekilde (dava esas numarası belirtilmeksizin) sınırlı ihya kararı verilemeyeceği dikkate alındığında mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken , aksine hüküm tesisi usul ve usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı). Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2026 tarih ve 2026/142 Esas 2026/213 Karar sayılı kararının vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden KALDIRILMASINA, B)1-Davacının davasının KABULÜNE, Davanın kabulü ile, sicilden kaydı silinen ... ...San. ve Tic. Limited Şirketi'nin Uşak 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2025/259 esas sayılı dosyası ile sınırlı olarak ek tasfiye için ihyasına, tasfiye memuru olarak silinmeden önceki ortak ...'in(TC:...) atanmasına, 2-Kararın ticaret sicil müdürlüğünde tescil ve ilanına, 3-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafça yapılan 47,90 TL posta, davetiye gideri olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Bakiye gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-İstinafa başvuran davacı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan 45,00 TL dosya gönderme ve posta ücreti olan istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 14/07/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -