Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/722 E. 2026/1245 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/722
Karar No
2026/1245
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/722 KARAR NO : 2026/1245

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31.03.2026 NUMARASI : 2025/1119 E. - 2026/327 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 13.07.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13.07.2026

İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.03.2026 tarih 2025/1119 E. - 2026/327 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 23.11.2010 tarihinde, davacının annesi müteveffa ...’ın sürücüsü olduğu .... plakalı araç ile seyir halindeyken, yolun ıslak olması ve direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu orta şerit bariyerine çarptığını, kaza neticesinde sürücü ....'ın vefat ettiğini, araçta yolcu olarak bulunan davacı....l'ın ağır yaralandığını, sürücü ....'ın 2918 sayılı KTK’nın 52. maddesi uyarınca kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, davacının babası .....'ın davacıya velayeten, aracın ZMSS poliçesini düzenleyen davalı .... A.Ş. aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurduğunu, uyuşmazlık heyetinin 22.05.2014 tarihli ve 2014/11 K. sayılı kararı ile müvekkili lehine 6.395,37 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmettiğini, söz konusu tahkim kararı verilirken davacının lise öğrencisi olduğunu, yüksek öğrenim görme ihtimalinin göz ardı edildiğini, davacının 2015 yılında liseden mezun olduğunu, 17.08.2016 tarihinde Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yerleştiğini, mezun olmadan 23.10.2020 tarihinde Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü’ne kaydolduğunu ve eğitimine devam ettiğini, 25 yaşına destek ten mahrum kalacağını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 1.000,00 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle 23.11.2012 tarihinde 2012/E.2012.9 sayılı başvuru dosyası ile Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yaptığını, davacı lehine 6.395,37 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğini, 07.08.2014 tarihli 2014/İHK-506 sayılı İtiraz Hakem Heyeti kararı ile hükmün kesinleştiğini, Ankara 22. İcra Dairesinin 2013/3175 Esas sayılı dosyasına 11.03.2013 tarihinde 6.395,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 7.836,00 TL ödeme yaptıklarını, müvekkilinin teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacı tarafından aynı olaya ilişkin aynı davalıya yönelik eldeki davadan önce Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen 23/11/2012 2012 E 2012.9, 22/05/2014 tarihli 2014/11 sayılı karar ile davacının destekten yoksun kalma talebinin kısmen kabulü ile 6.395,37 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte.... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafça vekalet ücreti yönünden itiraz edilmesi üzerine, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince verilen 27.06.2014 2014/İ.470, 07.08.2014 2014/İHK-506 Karar ile davacı yanın vekalet ücretine ilişkin itirazının kabulü ile kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine 07.08.2014 tarihinde kesin olarak karar verildiği, bu nedenle anılan kararın davacı yönünden belirtilen tarihte kesinleştiği; Sigorta Tahkim Heyeti tarafından aynı taraflar arasında ve aynı uyuşmazlık konusunda esastan verilen kararların kesin hüküm oluşturacağı, Sigorta Tahkim Komisyonu kararının eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın, HMK'nın 114/1-i ve 115/2. maddeleri uyarınca kesin hüküm varlığı nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkilinin henüz 13 yaşında iken annesi ....’ın idaresindeki aracın kaza yapması neticesinde annesinin vefat ettiğini, kendisinin de yaralandığını, araçta yolcu konumunda bulunan davacının, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca üçüncü kişi sıfatını haiz olduğunu, tahkim sürecinin 2012 yılında müvekkilinin babası tarafından ve fakat kendisinin işbu kaza sonrasında babasıyla aralarındaki iletişimin kopması nedeniyle hiçbir bilgisi olmaksızın velayeten başlatıldığını, 22.05.2014 tarihinde sonuçlandığını, ilk yargılama sürecinde yapılan incelemelerin, müvekkilinin o dönemdeki yaşı ve eğitim düzeyi üzerinden kısıtlı bir projeksiyonla gerçekleştirildiğini, ilk yargılamada hüküm altına alınan tutarın, o günün koşullarında ve o günkü verilere dayalı olarak hesaplanan kısmi ödeme niteliğinde olduğunu, her iki davanın dava sebepleri ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olmadığını, ilk tahkim kararında tartışılan ve hükme bağlanan hususun, davacının 18 yaşına kadar olan çocukluk dönemi desteği olduğunu, oysa eldeki davanın konusunun, ilk yargılama tarihinde henüz doğmamış, öngörülememiş ve somutlaşmamış olan yükseköğrenim dönemi bakiye zararı olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdindeki yargılamada esas alınan 06.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkilinin destek süresi tayin edilirken sadece biyolojik reşitlik yaşının baz alındığını, oysa tazminat miktarının belirlenmesinde desteğin ve destek görenin yaşları, yaşam süreleri, eğitim durumları ve sosyal-ekonomik çevrelerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerince bu konuda katı bir 18 yaş sınırı yerine, çocuğun yükseköğrenim görme durumuna göre 25 yaş sınırının istikrarlı bir şekilde uygulandığını, davacının, 2015 yılında liseden mezun olduğunu, 17.08.2016 tarihinde Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yerleştiğini ve ardından 23.10.2020 tarihinde Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne kaydolduğunu, eldeki davada sıfırdan bir "yeniden yargılama" değil, ilk yargılamada değerlendirilmeyen, o dönemde henüz doğmamış olan ve mevcut kanıtlarla sabit hale gelen "bakiye zararın" tahsilini talep ettiklerini, mahkeme gerekçesinin kesin hüküm müessesesinin hukuki mahiyeti ve kapsamı ile dosya gerçekliğiyle bağdaşmadığını, HMK m.115/2 uyarınca dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi kuralının, ancak ortada her iki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin tam bir örtüşme içerisinde olduğu hallerde uygulama alanı bulabileceğini, somut olayda kesin hükmün sınırlarını aşan "yeni bir zarar" veya "zararın gelişen/değişen hali" bulunduğunu, müvekkilinin Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen "Hak Arama Hürriyeti" ve "Adil Yargılanma Hakkı"nın ihlal edildiğini, yükseköğrenim sürecinin destek süresini uzatacağı hususunun, yalnızca bir takdir yetkisi değil, maddi gerçeğin bir gereği olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle bakiye destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle kesin hükmün varlığına ilişkin dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesine göre tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla, hakim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir Somut olayda, trafik kazası nedeniyle annesini kaybeden davacı için Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine yapılan başvuru üzerine 23.11.2012 2012 E 2012.9, 22/05/2014, 2014/11 K. sayılı karar ile davacının talebinin kısmen kabulü ile 6.395,37 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ..... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu karara davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince 2014/İ.470, 07.08.2014 tarihli 2014/İHK-506 sayılı karar ile itirazın kısmen kabulü ile hakem heyeti kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine kesin olarak karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu dosyasının taraflarının, dava konusunun ve talep sonucunun eldeki dava ile aynı olduğu, bu sebeple mahkemece davanın HMK 114/1-i maddesi uyarınca aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartını sağlamadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere göre; netice itibariyle ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı, bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13.07.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/722, K. 2026/1245, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-722-e-2026-1245-k-ac2d5046ece8