Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/718 E. 2026/1161 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/718
- Karar No
- 2026/1161
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/718 KARAR NO : 2026/1161
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.04.2026 - 09.04.2026 NUMARASI : 2026/110E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 02.07.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02.07.2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.04.2026 - 09.04.2026 tarih 2026/110 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen vekili, davacı müvekkillerin davalı...... Şti. 'nin hissedarları olduğunu, davalı şirketin müdürü ....'ün yönetim hakkı ve temsil yetkisinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.09.2025 gün, 2024/524 E. 2025 K. Sayılı kararıyla TTK'nun 630. Maddesi gereğince haklı sebeple kaldırıldığı halde, azledilen müdürün 28.11.2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda çoğunluk hisse sahiplerinin oyuyla tekrar şirket müdürler kurulu başkanlığına getirildiğini,....'ün babası ....'ün de oyuyla, hülle yoluyla, .... şirket yönetim hakkını ve temsil yetkilerini geri kazandığını, suç teşkil eden eylemler hakkında yapılan şikayet üzerine Karacasu C. Başsavcılığı tarafından 2026/25 no'lu soruşturma yürütüldüğünü, bu aşamada, davalı şirketin yönetim anlayışı, hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı eylemler, şirket kaynaklarının şahsi menfaatlere tahsisi ve azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik olarak ihlal edilmesi nedeniyle, ortaklar arasındaki güven ilişkisi tamamen ortadan kalktığını ve şirketin devamlılığı imkansız hale geldiğini, mahkeme tespitleri ve son olağanüstü genel kurulda alınan kötü niyetli kararlar, haklı sebeple fesih şartlarının (TTK m. 636/3) oluştuğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koyduğunu, yöneticilere toplamda net 8 asgari ücret tutarında huzur hakkı bağlanması, şirketin öz sermayesinin açıkça yağmalandığını, şirketin gelirlerinin, ortakların payları oranında dağıtılmak yerine, "huzur hakkı" adı altında sadece yönetimi elinde tutan gruba akıtıldığını, öncelikle, TTK m. 636/4 ve HMK m. 389 uyarınca, şirket malvarlığının korunması ve telafisi imkansız zararların önlenmesi için dava sonuna kadar davalı şirkete yönetim veya denetim kayyumu atanmasına, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde şirketi temsil edenin şirket adına işlem yapabilmesinin müvekkillerinden birisinin imzası ile onayına bağlı tutulmasına ve ..... Şti.'nin haklı sebeplerin varlığı nedeniyle TTK m. 636/3 uyarınca fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. İTİRAZ : İhtiyati tedbire itiraz eden vekili, mahkemenin 03.02.2026 tarihli ara kararı ile davacının kayyım tayini ve ihtiyati tedbir taleplerini reddettiğini, ancak davacıların 19.02.2026 tarihli dilekçesi üzerine, 26.02.2026 tarihinde bu kararından dönerek tedbir kararı verdiğini, davacıların 19.02.2026 tarihli dilekçesinde dayandıkları hususların, zaten daha önceden bilinen, başka bir mahkeme dosyasına (2024/524 E.) ait olan iddialar ve geçmişe dönük hesap hareketleri olduğunu, dosyaya, ilk ret kararını ortadan kaldıracak veya "yaklaşık ispat" kuralını aniden sağlayacak hiçbir yeni ve somut delil sunulmadan mahkemenin önceki kararıyla çelişerek tedbiri kabul etmesinin hatalı olduğunu, yine verilen ihtiyati tedbirin reddi kararı için istinaf yolu açıkken ilk derece mahkemesinin bu karardan sarfı nazar ederek yeniden hüküm kurması da hem garip hem de usulen hatalı olduğunu, salt bu yönüyle dahi tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, ticari hayatın olağan akışı ve şirket menfaatlerini zedelendiğini, ihtiyati tedbir, istisnai bir kurum olduğunu ve ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde veya hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı durumlarda verilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin üzerine atılı "içinin boşaltıldığı" iddiaları tamamen soyut ve asılsız olduğunu, şirketin mal varlığı ve ticaret hacmi basit bir şekilde incelenecek olursa dahi; sürekli artış ivmesinde olduğu görüleceğini, şirkete denetim kayyımı atanması ve tüm taşınır/taşınmaz malların devrinin engellenmesi, şirketin günlük ticari faaliyetlerini, mal alım-satımını ve banka işlemlerini felç etme noktasına getirdiğini, yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiş ve tedbirin mahiyeti net olarak belirlenmediğini, davacıların iddiaları, yargılamayı gerektiren, esasa ilişkin ve henüz ispatlanmamış hususlar olduğunu, mahkemenin 2024/524 E. Ve 2025/578 Karar sayılı istinaf aşamasında bulunan dosyasına da aynı talepte bulunduklarını, davacılarının tek amacının verilecek bir tedbir kararı neticesinde, şirketin işleyişini engellemek ve diğer ortaklara isteklerini bu yolla kabul ettirmek olduğunu, mahkemenin bu kötü niyeti görmesi gerektiğini ve buna izin vermemesi gerektiğini, teminatsız tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket malvarlığı değeri yaklaşık 78.450.000,00 TL iken hiçbir teminat yatırmaksızın bu mallar üzerindeki şirket insiyatifinin kısıtlanması kabul edilemeyeceğini, işbu tedbirin verilebilmesi için davacıların en az malvarlığı değerinin %20'si oranında teminat yatırması gerektiğini tedbirin işbu teminat yatırılmasına müteakip değerlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 08/04/2026 tarihli duruşmada tarafların itiraz ve beyanlarının da alındığı, ancak ara kararda kayyım kararına yapılan itiraz hakkında karar verildiği, ancak diğer itirazlar hakkında karar verilmediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, davacılar vekilinin haklı sebeple TTK 636/3 uyarınca davalı şirketin feshine ve dava sonuna kadar şirketin menkul ve gayrimenkullerin devrinin engellenmesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, davacılar vekilinin 19/02/2026 tarihli tedbir talep dilekçesi üzerine, mahkememizin 26/02/2026 tarihli ara kararla davacıların taleplerinin kısmen kabulü ile, davalı şirkete tedbiren dava sonuna kadar müdürün şirketi temsilen yapacağı tüm işlerin şirkete atanacak denetim kayyımı onayından sonra geçerliliğine, temsil yetkisinin bu şekilde sınırlandırılmasına, davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz mal varlığının ihtiyati tedbir kararı ile 3. kişilere devrinin engellenmesine karar verildiği, davalı vekilinin iş bu ara karara itiraz ettiği, yapılan itiraz üzerine kayyım tayinine ilişkin ara karara yapılan itiraz ile ilgili 08/04/2024 tarihli ara kararla red kararı verildiği, delil olarak dayanılan mahkemenin 17.09.2025 gün, 2024/524 E. 2025/578 K. Sayılı kararı ile davalı şirket temsilcisinin azline karar verildiği, hükmün istinaf aşamasında olduğu henüz kesinleşmediği, iş bu karardan sonra davalı şirket genel kurulunda, şirketin azline karar verilen önceki yöneticisinin çoğunluk kararı ile yeniden temsilci olarak seçildiği, davacı tarafça davalı şirketin feshinin talep edildiği, mahkemece haklı sebeplerin ispat edilmesi halinde fesih kararı yerine davacıların ortaklıktan çıkmalarına da karar verebileceği, mahkemece fesih kararı verilmesi halinde davacıların tasfiye paylarının, çıkma kararı verilmesi halinde davacıların ortaklık pay oranlarının dava süresince korunmasının gerekli olduğu, iş bu sebeple davalı adına kayıtlı taşınmaz var ise tapu kaydına yine davacıların demirbaş defterine kayıtlı menkul mal, araç gibi mallarının da (işletme faaliyeti için olan malların satılması hariç) dava süresince satılmasının tedbiren engellenmesinin gerekli olduğu, tedbir bakımından davacıların yaklaşık ispat şartlarını yerine getirdikleri, iş bu sebeple mahkememizin ihtiyati tedbir tayinine ilişkin ara kararının dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu, ancak hak ve menfaat dengesi, taşınmaz ve menkul mal devrinin (demirbaşa kayıtlı mallar ile araçlar) şirketin diğer işlemlerine göre önemi nazara alınarak davalı şirket adına kayıtlı taşınmaz ve menkul malların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla sicil kayıtlarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine dair karar verildiği, davalı vekilinin iş bu tedbire itiraz ederek itirazın kabulüne, itiraz kabul olmaz ise tedbirin teminatlandırılmasını talep ettiği, dosyadaki mevcut delil durumu itibariyle mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka uygun olduğu, teminat dışında ileri sürülen itiraz sebeplerinde davalı tarafın haklı olmadığı, davalı tarafın teminata yönelik itirazında, HMK'nun 392. Maddesi nazara alındığında haklı olduğu, ihtiyati tedbir talep edenin, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olduğu, davanın maktu harca tabi bir dava olmakla dava değeri üzerinden teminat yatırılamayacağından mahkememizce davanın niteliği, tedbirin mahiyeti nazara alınarak taktiren 300.000,00-TL teminat yatırılmasına karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, ihtiyati tedbir kararını itiraz gerekçelerini aynen istinaf nedenleri olarak ileri sürererek, itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin reddini istemiştir. Buna göre mahkemenin 03.02.2026 tarihli ara kararıyla davacının kayyım tayini ve ihtiyati tedbir talepleri reddedilmesine ve bu arada değişen hiçbir koşul bulunmamasına karşın, davacıların 19.02.2026 tarihli dilekçesi üzerine, 26.02.2026 tarihinde bu kararından dönerek tedbir kararı vermesinin hatalı olduğunu, dosyaya, ilk ret kararını ortadan kaldıracak veya "yaklaşık ispat" kuralını aniden sağlayacak hiçbir yeni ve somut delil sunulmadığını, mahkemenin kendi kararıyla çelişerek tedbiri kabul etmesinin hatalı olduğunu, yine verilen ihtiyati tedbirin reddi kararı için istinaf yolu açıkken İlk Derece Mahkemesinin bu karardan sarfı nazar ederek yeniden hüküm kurmasının da usulen hatalı olduğunu belirtmiştir. GEREKÇE : Talep, TTK'nun TTK'nun 636. Maddesi uyarınca ticari şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin davada, davalı şirkete yönetim ve denetim kayyımı ataması ve davalı şirket taşınır ve taşınmazları üzerine konan 26.02.2026 tarihli ihtiyati tedbirin itirazen kaldırılması isteminin reddinin istinafına ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacılar vekili dava dilekçesinde, haklı sebeple TTK 636/3 uyarınca davalı şirketin feshine karar verilmesini, dava sonuna kadar şirket yönetimine yönetim veya denetim kayyumu atanmasına, kayyum atanması talebinin kabul görmemesi halinde, davalı şirket müdürünün işlemlerinin davacılardan birinin onayına bağlanması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Yerel mahkemenin 26.02.2026 tarihli ara kararıyla davalı şirkete yönetim ve denetim kayyımı atamasına ve davalı şirket taşınır ve taşınmazlarının 3. Kişilere devrinin önlenmesi hususunda ihtiyati kararı verildiği, davalı tarafça iş bu ara karara yapılan itirazların yine yerel mahkemenin 08.04.2026 ve 09.04.20206 tarihli ara kararlarıyla reddine karar verildiği, talebin iş bu itirazların reddinin istinafı istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İhtiyati tedbirin şartları HMK'nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yerel mahkemenin 26/02/2026 tarihli ara kararıyla; Mahkemenin 17.09.2025 gün, 2024/524 E. 2025/578 K. Sayılı kararı ile şirket temsilcisinin azline karar verildiği, hükmün istinaf aşamasında olup, henüz kesinleşmediği, mahkemenin 2024/524 E., 2025/578 K. sayılı hükmünde, şirketin yeni seçilen yöneticisinin o dosyanın dava tarihinden önceki eylemleri değerlendirilerek azline karar verildiği, iş bu temsilcinin sonradan yapılan genel kurul kararı ile çoğunluk kararı ile yeniden temsilci olarak seçildiği, davacı tarafça talep tarihi itibariyle dosyaya sunulan .... kayıtları, soruşturma dosyası kapsamı ve tüm dosyadaki deliller nazara alındığında denetim kayyımı ve ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği gerekçesiyle verilen ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 474,00 TL harcın ihtiyati tedbire itiraz eden davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
.