Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/59 E. 2026/1205 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/59
Karar No
2026/1205
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/59

KARAR NO : 2026/1205

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 01/12/2025

NUMARASI : 2025/735 Esas - 2025/838 Karar

DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 07/10/2025

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin ... plakalı ... marka, ... ... model, ... Şase No’lu aracı, ... AŞ'den 18.08.2023 tarihli fatura ile satın aldığını, aracın noter huzurunda devrinin 23.08.2025 tarihinde gerçekleştiğini, sıfır km olarak satın alınan aracın müvekkili şirkete tesliminden bir süre sonra "motorun su eksiltmesi" nedeniyle arıza gösterdiğini ve bu arıza nedeniyle yetkile servise götürüldüğünü, ne var ki bu arızların sürekli tekrarlandığını, her defasında müvekkili şirketin arızalar nedeniyle aracı yetkili servise götürdüğünü, kalıcı olarak çözüm bulunamadığını belirterek dava konusu aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine, aksi takdirde aracın karar tarihine en yakın rayiç değerinin tespit edilerek 18.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, aracın 31.07.2025 tarihinden itibaren kullanılamamasından kaynaklı araç mahrumiyet bedeli ve diğer zararlar nedeniyle şimdilik 129.266,16-TL'nin 31.07.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; dava konusu aracın 18/08/2023 tarihinde trafiğe çıktığını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın taleplerini yalnızca satıcı konumundaki kimseye karşı yöneltebileceğini, davacı tarafın iddiaları hakkında, ithalatçı/distribütör firma konumundaki müvekkil şirkete başvurulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin son kullanıcılara doğrudan araç satış ve servis hizmeti sunmadığını, müvekkilinin ... marka araçların ve bu araçların yedek parçalarının ithalatçısı olduğunu, dolayısıyla müvekkil şirketin üretici/imalatçı ya da satıcı sıfatını haiz olmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, aracın birden fazla kez servise götürülmesinin ayıplı olduğu anlamına gelmediğini, davacının ücretsiz onarım hakkını kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI :Mahkemece; davalının ... marka araçların ve bu araçların yedek parçalarının, yalnızca ithalatçı distribütörü firma sıfatının haiz olduğu, davalı firmanını tacir ve dava konusu aracı ana faaliyet konusu olan lojistik alanında kullandığı, bu nedenle davalı tacir uyuşmazlıkta ticari nitelikte olduğundan ayıptan kaynaklanan sorumluluğa ilişkin TKHK hükümlerinin değil genel hükümlerin uygulanması gerektiği, TBK'nın 219. maddesinde ayıptan ithalatçı disttribütörün de sorumlu olduğuna ilişkin bir ifade bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; davalı tarafın üretici garantisi kapsamında sorumluluğunun ve bu nedenle husumetinin bulunduğu halde eksik araştırma ile davanın reddinin doğru olmadığını, satış faturasında da davalı firmanın unvanına açıkça yer verildiğini, ithalatçı firma olarak garanti sorumluluğunun bulunduğunu, dava konusu araçta 2 yıllık ve herhalükarda 3 yıllık garanti süresi dolmadan arızaların meydana gelmeye başladığını, aracın servise götürülmesinin ayıp ihbarı niteliğinde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE :Dava, aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak ayıpsız benzeri ile değişim ve maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.

Somut olayda, davacının dava dışı ... AŞ'den 18.08.2023 tarihli fatura ile satın aldığı ... plakalı aracın garanti süresi içinde meydana gelen ve onarımla geçmediği iddia edilen arızalardan dolayı ayıptan kaynaklan haklarını garanti sözleşmesi kapsamında davalı ithalatçıya karşı ileri sürmekte olup, mahkemece davalının satıcı olmadığı, bu nedenle ayıptan kaynaklanan sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ne var ki ithalatçı firmanın araca garanti vermesi halinde araçtaki ayıp kaynaklı sorumluluğuna gidilmesine bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda aracın garanti belgesinin ibrazı sağlanarak, ayrıca bu hususun aracı satan firmadan da araştırılarak onarıma ilişkin servis kayıtlarının getirtilerek, davalının garanti veren sıfatı bulunup bulunmadığı, garantinin kapsamının ve süresinin ne kadar olduğu, arızanın garanti süresinde meydana gelip gelmediği, garanti belgesindeki şartlara göre davacının taleplerinin garanti kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus incelenmeden davanın pasif husumet yokluğundan reddi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanıp değerlendirilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2025 Tarih 2025/735 Esas - 2025/838 Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;

"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,"

Yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/59, K. 2026/1205, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-59-e-2026-1205-k-bb46c0f8d456