Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/528 E. 2026/755 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/528
Karar No
2026/755
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/528 - 2026/755 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/528 KARAR NO : 2026/755 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/12/2025 NUMARASI : 2025/483 E. - 2025/555 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2025 tarih ve 2025/483 E. - 2025/555 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2019/125330 sayılı ve "... +şekil" ibareli başvurusunun davalı Şirketin itirazı üzerine Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 30 sınıf "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" malları ve 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolatalı esaslı içecekler" hizmetleri yönünden kısmen reddedildiğini, bu karara karşı müvekkilinin yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-11138 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 18/05/2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu ettikleri YİDK kararın 2020-M-10633 sayılı karar olduğunu, dava dilekçesinde sehven 2020-M-11138 saylı YİDK kararının iptalini talep ettiklerini bildirerek, dava dilekçesinde yapılan maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekil, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden, iltibas koşullarını oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesinde, ...'in nihai kararının YİDK tarafından tesis edilen karar olduğu, bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceğinin düzenlendiği, burada öngörülen süre hak düşürücü nitelikte olduğu gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/03/2014 gün ve 2014/3072 E.-4547 K. sayılı, 01/06/2015 gün ve 2015/2531 E.-7355 K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu hususun, dava şartı olduğu, buna göre iptali istenen 2020-M-10633 sayılı YİDK kararının davacıya 30/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği, dava açmak için hak düşürücü sürenin tebliğ tarihinden başlayıp (HMK'nın 92/2 maddesi uyarınca) 28/02/2021 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise iki aylık hak düşürücü süre dolduktan sonra 08/03/2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü sürede açılmayan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, 09.12.2025 tarihli duruşmaya, diğer mahkemelerde duruşmaları bulunması nedeniyle katılamadıklarını ve bu hususta dosyaya mazeret dilekçesi sunduklarını, ancak mahkemece mazeretleri kabul edilmeden ve sözlü yargılama günü dahi verilmeden yokluklarında karar verildiğini, dava konusu YİDK kararına karşı süresi içerisinde dava açılmamasında davalı Kurumun kusurunun olduğunu, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik bulunmadığını, davalının "..." ibareli markasının zayıf bir marka olduğunun tespit edildiğini ve bu durumda basit değişikliklerle dahi iltibasın engellenebileceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hakime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Mahkemece taraflara usulüne uygun davetiye çıkarılması, bu yolla tarafların duruşmada hazır bulunmalarının ve savunma yapabilmelerinin sağlanması yasal bir zorunluluk ve hukuki dinlenilme hakkının da gereğidir. Usulüne uygun davet edilen tarafın duruşma günü celseye katılma imkanı yoksa, buna ilişkin mazeretini bildirmeli, belgelemeli ve duruşma gününün kendisine bildirmesi için gerekli giderleri de yatırmalıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya gelince, davacı vekili 08/12/2025 tarihli dilekçesi ile 09/12/2025 tarihinde saat 10.20'de yapılacak celse için aynı tarihteki İstanbul 4. FSHHM'nin 2025/39 E., İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2015/51 E., İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2017/448 E., İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2017/243 E., İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2017/244 E., İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2018/241 E. sayılı dosyalarında duruşması olması sebebiyle mazeretli kabul edilmesini talep etmiş, mahkemece 09/12/2025 tarihli duruşmada davacı vekilinin mazaret talebi hakkında bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, davacı vekilinin mazeret dilekçesinde, dosya numarası da belirtilerek mesleki mazeretin somutlaştırılması, UYAP sisteminden davacı vekilinin başka adliyedeki duruşmalarının tespit edilebilecek olması ve davacı tarafın yeni duruşma günü tebliği için gerekli avansının da bulunması karşısında, mahkemece davacı vekilinin mesleki mazeretinin kabulü gerekirken, davacı tarafın iddia ve savunma hakkını kısıtlar şekilde mazeretli sayılma istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden, tahkikat aşamasının sonlandırıldığı ve sözlü yargılama aşamasına geçildiği dahi duruşma zaptına dercedilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2025 gün ve 2025/483 E. - 2025/555 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/04/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/528, K. 2026/755, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-528-e-2026-755-k-880299abb0aa