Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2026/50 E. 2026/97 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/50
- Karar No
- 2026/97
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2026/50 Esas
KARAR NO :2026/97 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI :2025/3184 D. İş - 2025/3135 Karar
TARİH:20/11/2025 tarihli ek karar
TALEP:İhtiyati Haciz (Finans)
KARAR TARİHİ:22/01/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; 2.000.000,00-USD tutarlı 18.08.2025 vadeli 12.10.2017 tanzim tarihli senedin takibe konulan 47.578.728,00 TL'lik kısmının karşılıksız kaldığını, senedin yasal süresi içerisinde ödenmediğini, borçlular ile yapılan müteaddit görüşmelerin sonuç vermediğini ve mal kaçırma kastı ile hareket ettikleri yönünde ciddi istihbarat alındığını, son zamanda borçlular hakkında birçok takip başlatıldığını ve müşteriden alınan çeklerdeki keşidecilerin, çeklerinin yazılmaya başladığından dolayı alacaklarının riskli hale geldiğini, bu nedenlerle ihtiyati haciz isteme zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 47.578.728,00 -TL alacağın tahsili zımnında borçlulara ait taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, masraf ve avukatlık ücretinin borçlular üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesinin 14/10/2025 tarihli 2025/3184 D. İş - 2025/3135 Karar sayılı kararı ile " 1- İhtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı vekili Mahkememize verdiği dilekçe ile, müvekkilinin borçludan ibraz edilen vadesi geçmiş kambiyo senedi nedeniyle alacaklı olduğunu belirtilerek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Talep dilekçesi ve belge asılları ile tüm dosya kapsamına göre; talebin İ.İ.K'nun 257. ve devamı maddeleri gereğince yerinde olduğu anlaşılmakla, TALEBİN KABULÜ İLE, Alacaklının iddia ettiği yukarıda belirtilen alacak miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla, borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE,
2-Alacağın %15 oranında 7.136.809,20-TL nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun alacaklı tarafından 10 gün içerisinde Mahkememiz veznesine teminat olarak yatırılmasına,yatırılmadığı takdirde ihtiyati haczin kalkmasına,
3- Teminat yatırıldığında teminatın yatırıldığına dair kaşe basılmış ve mühürlenmiş karar aslının talep eden vekiline verilmesine veya talep halinde kararın süresinde infazı için İstanbul Adalet Komisyonu Başkanlığı'nın 20/06/2017 tarih ve 2017/13532 muh sayılı yazısı gereğince İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına gönderilmesine," karar verilmiş, karara karşı aleyhine ihtiyati haciz talep edilen ... Şirketi vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.
Aleyhine ihtiyati haciz talep edilen ... Şirketi vekili itiraz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticaret sicilinde kayıtlı merkez adresinin ... Konak İZMİR olduğunu, HMK madde 6 uyarınca genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, bu sebeple ihtiyati haciz talebinde yetkili mahkemelerin İzmir mahkemeleri olduğunu, kaldı ki, ihtiyati haciz talebine dayanak olarak gösterilen kambiyo senedinde de taraflar arasında meydana gelecek ihtilaflarda İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, yine ihtiyati hacze dayanak bononun düzenleme yerinin de İzmir olduğunu, mahkeme yetkisiz olup, yetki itirazında bulunduklarını ve ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini; icra takibinin dayanağı olarak 12/10/2017 tarihli, 2.000.000,00-USD bedelli, vadesiz bononun gösterildiğini, takip dayanağı senet incelendiğinde, senet üzerinde herhangi bir "ödeme günü" (vade) tarihi belirtilmediğinin açıkça görüldüğünü, TTK m. 777/2'ye göre, vadesi gösterilmemiş olan bononun görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılacağını,TTK m. 778 ile bononun niteliğine aykırı düşmedikçe uygulanacak hükümlerin gösterildiğini, buna göre; TTK m. 704/1 e göre, görüldüğünde ödenmek üzere düzenlenen poliçenin düzenlenme gününden itibaren bir yıl içinde ödenmesi için ibrazı gerektiğini, bu hükümler ışığında, 12.10.2017 düzenleme tarihli senedin, görüldüğünde ödenecek bir senet olduğunu ve ibraz süresinin sonunun, yani vade tarihinin 12.10.2018 olduğunu, vadesi yazılmamış, dolayısıyla “görüldüğünde ödenir” nitelikteki bonolarda, ibraz süresinin düzenleme tarihinden itibaren bir yıl olduğunu, bu süre içinde ibraz edilmemesi hâlinde, cirantalara ve diğer müracaat borçlularına karşı başvuru hakkının düşeceğini, bununla birlikte, keşideciye (düzenleyene) karşı açılacak talepler bakımından da zamanaşımı süresinin, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl olarak öngörüldüğünü, zira, TTK 749/1 maddesinin" Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." şeklinde olduğunu, bu çerçevede, düzenleme tarihi 12.10.2017 olan senet yönünden ibraz süresinin 12.10.2018 tarihinde sona erdiğini, buna bağlı olarak keşideciye karşı üç yıllık zamanaşımı süresinin de 12.10.2021 tarihi itibarıyla dolduğunu, dolayısıyla, anılan tarih itibarıyla söz konusu senet tüm müracaat ve zamanaşımı sürelerini doldurmuş olup, artık kambiyo senedine özgü takip yapılamayacağını, buna rağmen kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıltığını, mahkemece de anılan kambiyo senedine istinaden ihtiyati haciz kararı verildiğini, ancak yukarıda da belirttikleri üzere takibe ve ihtiyati hacze konu edilen senedin, tüm yönleriyle takip tarihinden evvel zamanaşımına uğradığını, bu nedenle de zamanaşımı itirazında bulunduklarını, tüm bu sebeplerle İstanbul 7 İcra Hukuk mahkemesi 2025/605 E. Sayılı dosyası dava açtıklarını, eldeki takibin ve ihtiyati haciz kararının zamanaşımına uğramış ve kambiyo senedi vasfını yitirmiş bir belgeye dayandırıldığını, tüm bu sebeplerle ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, diğer yandan, İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati hacze karar verilebilmesi için alacağın vadesinin gelmiş olması ve borçlunun mallarını kaçırma ihtimalinin bulunması gibi şartların varlığının arandığını, somut olayda bu şartların oluşmadığını,müvekkili şirketin mal kaçırma gibi bir amacı veya eylemi bulunmadığını, ticari faaliyetine devam ettiğini, aksi yöndeki alacaklı iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek, usul ve yasaya aykırı olarak tesis edilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesinin 20/11/2025 tarih 2025/3184 D. İş - 2025/3135 Karar sayılı Ek kararı ile; "İ.İ.K'nın 258. maddesinde ihtiyati haciz kararının 50. maddeye göre yetkili Mahkeme tarafından verileceği belirtilmiş olup aynı yasanın 50. maddesinde ihtiyati hacizde yetkili Mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur.İİK'nın 258. maddesinde ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, aynı Kanunun 50/1. maddesinde ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmakla birlikte ayrıca akdin yapıldığı yer icra dairesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. İhtiyati haciz kararı için yetkili mahkeme kural olarak HMK 5-19 maddelerine göre belirlenir. Buna göre bonoya dayalı takip, genel yetkili yer olan borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde (HMK. 6. md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde (6102 Sayılı TTK'nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, ödeme yeri olarak düzenlenme yeri kabul edilir) (HMK. 10. md.), HMK 17 maddesi gereğince tacir veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilirler. Ayrıca İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca bononun düzenlendiği yerdeki icra dairesinde yapılabilir. (Yargıtay 12. H.D'nin 2017/4352 E, 2018/5512 K)Bonodan kaynaklanan borcun alacaklısının, borçlunun yerleşim yerinde, bononun keşide yerinde veya ödeme yerinde ihtiyati haciz talebinde bulunabileceği, TTK'nın 777/3. maddesine göre, açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yerin, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılacağı; düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun ise, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı , somut olayda; senedin düzenleyeninin adının yanında yazılı yerin İzmir olduğu, kararın dayanağı bonoda yetkili Mahkemenin İzmir Mahkemesi olarak gösterildiği, ihtiyati haciz talep edenin lehtar, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen borçluların keşideci ve avalist olduğu, lehtarın ve düzenleyenin tacir olduğu bonodaki yetki şartının HMK 17. Maddeye uygun olduğu ve İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğu gözetilerek İİK 265/1. maddesine göre yetkiye itiraz eden... ŞİRKETİ'nin yetki itirazının kabulü ile mahkememizce verilen 14/10/2025 tarihli ihtiyati haciz kararının bu kişi yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, ''1-İhtiyati hacze itiraz eden ... A.Ş.'nin yetki itirazının kabulü ile mahkememizce verilen 14/10/2025 tarihli ihtiyati haciz kararının bu borçlu yönünden kaldırılmasına, '' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf incelemesine konu uyuşmazlığın çözümünde, yetkili mahkemeler borçluların yerleşim yeri olan İstanbul mahkemleri olduğunu Takibe konu bonoda görüleceği üzere, davacı borçlu ... A.Ş.'nin adresinin ''... İstanbul/ Beşiktaş'dır.'' olduğunu, diğer takip borçlusu...'ın güncel adresinin Çin Halk Cumhuriyeti olduğunu, fakat borçlu ...'ın müvekkili bankaya bildirmiş olduğu son adresin senet metni üzerinden de anlaşılabileceği üzere, ''... İstanbul/Beşiktaş'dır.'' olduğunu, bir borçlunun bankaya bildirmiş olduğu adresini değiştirmesi halinde, yurt içinde bir adresi noter aracılığıyla bankaya bildirmesinin şart olduğunu, yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde bankaya bildirilen son adresin borçlunun adresi olarak esas alınacağını, dolayısıyla, takip işlemleri yetkili icra dairesinde yürütülmekte olup aynı zamanda ihtiyati haciz kararının yetkili yer mahkemesinden talep edildiğini, HMK'nun 7/1. Maddesi uyarınca, borçlu birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri icra müdürlüğünde takip yapılabileceğini, bu nedenle, takip işlemleri borçluların yerleşim yeri olan İstanbul ilinde ikame edilmiş olup yetki itirazlarının hukuken yerinde olmadığını,Yetki sözleşmesi ile yetkili yer belirlenmesinin, kanunen yetkili genel ve özel diğer mahkemelerin yetkisini ortadan kaldırmayacağını, sair mevzuat düzenlemesinde her ne kadar tarafları tacir olan bir hukuki ilişki kapsamında, tarafların aralarında yetki sözleşmesi akdedebileceği, genel ve özel hükümlerde yetkili kılınan yer dışında başkaca yetkili yer belirleyebilecekleri öngörülmüşse de, taraflar arasında akdedilen yetki sözleşmesinin kanunen yetkili genel ve özel diğer mahkemelerin yetkilerini ortadan kaldırmayacağını (Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı 2017/(13)3-1991 E. 2020/803 K. sayılı karar ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2024/2029 E. 2025/1148 K. 03.07.2025 tarihli karar ilamı),İhtiyati haciz kararına ilişkin itiraz sebepleri kanunda sınırlı sayıda sayılmış olup, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın itirazlarının iik madde-265 kapsamına girmediğini ve işbu yargılamanın da konusunu teşkil etmediğini, itiraz edenin takibe dayanak bono üzerinden zamanaşımı itirazları ileri sürmesinin işbu yargılamanın konusunu oluşturmadığını, itiraz edenin itirazlarının kanunda öngörülen ihtiyati hacze itiraz sebeplerinden olmadığını (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/5474 E.,2016/5702 K. ,T. 25.5.2016 Tarihli kararı), Senet borçlusu...Üretim olup borca itiraz edenin işbu borcun müteselsil kefili olduğunu, bahsi geçen yetki sözleşmesi ... Gıda ve müvekkili banka arasında akdedildiğinden, kefil sıfatı ile yetki itirazında bulunan kefilin itirazlarının, yetki sözleşmesini doğrudan kendisi akdetmediği için geçerli olmadığını, Müvekkil ... Bankın meşru hamili olduğu 2.000.000,00-USD bedelli, 18.08.2025 vadeli, 12.10.2017 tanzim tarihli senedin, senet borçluları tarafından tanzim edilerek müvekkil şirkete teslim edildiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için dahi takibe dayanak senette vade tarihi bulunmadığı düşünülse dahi boşa imza atanın sorumluluğunun hukuki düzende açıkça belirtildiğini, boşa imza atanın hukuki korumalardan faydalanamayacağını ( Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/28448 E. 2019/8367 K. sayılı ilamı), İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen tespit edilecek sebeplerle, ilk derece mahkemesinin 20.11.2025 Tarihli ek kararın kaldırılmasına, 14.10.2025 tarihli ihtiyati haciz kararının aynen devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep; bonoya dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece istemin teminat mukabilinde kabulüne karar verilmiş, karara karşı aleyhine ihtiyati haciz talep edilenlerden ... Şirketi vekili tarafından itiraz edilmiş, ilk derece mahkemesince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda verilen ek karar ile; itiraz edenin mahkemenin yetkisine yönelik itirazının kabulü ile ihtiyati haciz kararının itiraz eden yönünden kaldırılmasına karar verilmiş, bu ek karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Talep dayanağı bono incelendiğinde; keşidecisinin ... Şirketi, lehdarının ihtiyati haciz talep eden olduğu, ihtiyati hacze itiraz eden ... Şirketi'nin ise aval olduğu anlaşılmıştır. 12/10/2017 tanzim tarihli ve düzenleme yeri İzmir olan bono üzerinde ihtilaf halinde İzmir Mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olacağına dair kayıt bulunduğu görülmüştür.İİK’nın 258 maddesinde ihtiyati hacze, aynı kanunun 50. maddesine göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, anılan maddede ise ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Bonoya dayalı ihtiyati haciz taleplerini değerlendirme yetkisi, 6100 Sayılı HMK'nun 6 maddesi uyarınca borçlunun yerleşim yeri mahkemelerine, bonoda ödeme yeri düzenlenmiş ise ödeme yeri mahkemelerine, bonoda ödeme yeri düzenlenmemiş ise TTK'nun 777/3 maddesi uyarınca keşide yeri mahkemelerine ve geçerli bir yetki sözleşmesi mevcut ise kararlaştırılan yer mahkemelerine aittir.Bonoda yer alan yetki kaydının geçerliliği bakımından HMK'nun 17 maddesi caridir (bkz. Ülgen/Helvacı/Kendigelen/Kaya, Kıymetli Evrak Hukuku, 10.Bası, Oniki Levha Yayınları, İstanbul, 2015, s.141). İİK'nun 50 maddesi atfı ile HMK'nun 17 maddesi uyarınca tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılabilecektir.
HMK'nın 7/1. maddesine göre davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.Somut olayda; talep dayanağı bonoda keşideci lehdar ve ihtiyati hacze itiraz eden ... Şirketi'nin tacir oldukları, bono üzerinde yer alan yetki kaydının geçerli olduğu, öte yandan bu yetki kaydının münhasır yetki sözleşmesi mahiyetinde bulunduğu, taraflarca bonoda İzmir Mahkemeleri dışındaki mahkemelerin de yetkili olduğu kararlaştırılmadığından bonoya dayalı talepleri inceleme yetkisinin İzmir Mahkemeleri'ne ait olduğu, dolayısıyla bonoya dayalı ihtiyati haciz talebini değerlendirme yetkisinin de İİK'nun 50 maddesi atfı ile HMK'nun 17 maddesi uyarınca İzmir Ticaret Mahkemeleri'ne ait olduğu, münhasır yetki sözleşmesi kesin yetki mahiyetinde olmadığından yetkisiz mahkemece re'sen nazara alınamayacak ise de, münhasır yetki sözleşmesine dayalı yetki itirazının ileri sürülmesi halinde davanın sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemelerde açılabileceğine ilişkin HMK'nun 17/1 fıkrası düzenlemesi uyarınca dikkate alınmasının zorunlu olduğu, yetki sözleşmesinin keşideci ve lehdar yanında avalistleri de bağladığı, dolayısıyla talep dayanağı bono bakımından hem keşideciye hem de avalistlere karşı ileri sürülecek ihtiyati haciz taleplerini inceleme yetkisinin İzmir Mahkemeleri'ne ait olduğu, avalistlerden bir kısmının adreslerinin İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde olmasının sonucu değiştirmeyeceği, diğer ifade ile aleyhine ihtiyati haciz talep edilen diğer avalistlerin yerleşim yerleri itibariyle ve HMK'nun 7/1 fıkrasına dayalı olarak İstanbul Mahkemeleri'nin de yetkili olduğundan bahsedilemeyeceği, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; aleyhine ihtiyati haciz talep edilen diğer avalistlerle arasında zorunlu dava arkadaşlığı da bulunmayan muteriz aval ... Şirketi'nin münhasır yetki sözleşmesine dayalı olarak süresinde ileri sürdüğü yetki itirazının mahkemece kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, ihtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin ihtiyati haciz talep edenden tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.