Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/472 E. 2026/624 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/472
- Karar No
- 2026/624
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/472
KARAR NO: 2026/624
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23/12/2025
NUMARASI: 2025/1521 D.İş - 2025/1523 Karar
İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN/
TALEP: İhtiyati Haciz
Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; borçlu ... tarafından müvekkili emrine düzenlenen 25.12.2025 ila 25.02.2028 arasında ödeme tarihi olan talep konusu 19 adet bonoya diğer iki borçlunun aval veren olarak imza attığını, bonoların vadesinin henüz gelmediğini, ancak İİK'nın 257/2. maddesine göre vadesi gelmeyen borç bakımından ihtiyati haciz koşulları bulunduğunu, vadesi gelen senetler nedeniyle başlatılan icra takibinde borçluların mal kaçırma girişiminde bulunduklarının tespit edildiğini, borçlu şirket ile ve haciz mahalinde bulunan şirket yetkilileri ... ve ...'ın malvarlıklarını dava dışı bir şirketinmiş gibi göstererek mal kaçırma girişiminde bulunduklarını, ...'in haciz mahallinde dava dışı ...Şirketinin yetkilisi olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunduğunu, borçluların vadesi gelen senetleri dahi ödemediklerini, haciz yapılan adresin borçlu şirketin sicilde kayıtlı adresi olduğunu ve burada borçlu şirketin veri kaydının bulunduğunu, borçluların kendi adreslerinde farklı şirketler adına istihkak iddiasında bulunarak mal kaçırma girişimlerinde bulunduklarını, ayrıca borçlu ...'in taşınmaz satışı yaparak mal kaçırdığını, yapılan incelemede borçlu adına kayıtlı 9 adet taşınmazdan 8 adetinin kaydının pasif olduğunu ve borçlu adına kayıtlı olan bir adet villanın 04.11.2025 tarihinde satıldığını borçlu şirketin markasının satılmaya çalışılmasının da mal kaçırıldığını gösterdiğini, markanın satışı için 15.12.2025 tarihinde TPE'ye talepte bulunulduğunu, aval verenin teminat altına aldığı borçtan sorumlu olduğunu, bonoların şekil unsurlarının tam olduğunu ileri sürerek, borçluların 2.475.000 USD karşılığı mal varlığının ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekilinin borçlulardan ...'e ait dokuz adet taşınmazdan sekizinin pasif durumda olduğu ve bu şekilde mal kaçırdığı iddiasına ilişkin olarak yapılan incelemede; talep dilekçesi ekinde sunulan taşınmaz listeleme raporunda yer alan taşınmazlardan pasif durumda olanların ... tarafından 3.kişilere devir tarihleri belli olmadığı gibi muvazaalı olarak devredilip devredilmediği, anılan borçlunun malvarlığını kötüniyetli olarak eksilttiği sabit değildir. Her ne kadar dosyaya sunulan taşınmaz tapu kaydına göre pasif durumdaki taşınmazlardan .............'de bulunan villa niteliğindeki taşınmazın 04/12/2025 tarihinde satışının yapıldığı anlaşılmış olsa da bu taşınmazın mal kaçırma maksadıyla satıldığına kanaat getirmeye yetecek bir delil dosyada bulunmamaktadır. İhtiyati haciz talebinin değişik iş kaydı ile açılmış olması dikkate alındığında yargılamanın niteliği dikkate alınarak bu hususların ayrı bir yargılamayı gerektirdiği, ancak deliller toplanıp yargılama yapıldıktan sonra bu iddiaların değerlendirilmesi gerektiği, bu aşamada yaklaşık ispatın bulunmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer taraftan, İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde, tapu müdürlüklerinden gelen yazı cevaplarına göre ... adına kayıtlı taşınmaz ile ... adına kayıtlı taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz uygulandığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin borçlulardan ... Anonim Şirketine ait iki markanın satışının talep edilmiş olduğu ve bu şekilde mal kaçırıldığı iddiasına ilişkin olarak yapılan incelemede ise; davacı vekilinin talep dilekçesi ekinde sunduğu borçlu ... Anonim Şirketi adına kayıtlı iki ayrı markaya ilişkin TPE kayıtlarının tetkiki neticesinde, esasen İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası içindeki 15.12.2025 tarihli TPE yazı cevabından icra dairesinin 12.12.2025 tarihli ihtiyati haciz yazısına istinaden anılan markaların kayıtları üzerine ihtiyati haciz kararının uygulandığı ve markaların halen borçlu şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, dosya kapsamındaki delil durumuna göre İİK'nun 257/2 maddesindeki şartları taşımayan ihtiyati haciz talebinin tüm borçlular yönünden aşağıdaki şekilde reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, tüm borçlular yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati haciz talep eden vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Borçlu ...'in müvekkili emrine düzenlediği bonolara diğer davalıların aval veren olarak imza attıklarını, talep tarihi itibariyle bonoların ödeme tarihi gelmediğini, borçluların mal kaçırmaya çalıştıklarını, talebe konu edilen ve 25.12.2025 tarihinde muaccel hale gelen senedin de bugüne kadar ödenmediğini, borçluların borçlarını ödeme iradeleri bulunmadığını, vadesi gelmiş senet borçlarını ödemeyen borçluların, henüz vadesi gelmemiş senet borçlarını ifa etmeyecekleri hususunun hayatın olağan akışına uygun olduğunu ve bu nedenle alacağın tahsilinin tehlikede bulunduğuna ilişkin yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, borçlu ...'in taşınmazlarını satarak mal kaçırdığını, mahkemeye sunulan taşınmaz listesinde davalının bir kısım taşınmazlarının pasif kayıtlı olduğunun yazılı olduğunu, mahkemenin ise bunların muvazaalı olarak devredilip devredilmediği hususunun kanıtlanmadığını kabul ettiğini, ancak pasif kayıtlı olan...'de bulunan villanın 04.12.2025 tarihinde satılmasının mal kaçırma maksadını gösterdiğini, Borçlunun düzenlediği yüksek meblağlı bonolara rağmen borcunu ödemeyerek mal varlığını azalttığını, buna rağmen mahkemece devir tarihlerinin belli olmadığı, devrin muvazaalı olup olmadığının anlaşılamadığını kabul edildiğini, ancak buradaki kanıtın yaklaşık ispat ölçüsünde olması nedeniyle yaklaşık ispatın sağlandığını, mahkemenin markalara yönelik gerekçesinin de hatalı olduğunu, ihtiyati haciz kararı uygulanmış olması nedeniyle marka satışlarının fiilen gerçekleştirilemediğini ve markaların halen borçlu şirket adına kayıtlı olduğunun belirtilmesine rağmen bu durumun mal kaçırma girişimine örnek olduğunu, satış tamamlanmasa dahi başvuru yapılmasının borçlunun malvarlığını elden çıkarma iradesini ortaya koyduğunu, borçlunun istihkak iddiasında bulunarak alacağın tahsilini engellemeye çalıştığını, bu kapsamda 9 adet senet hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında 15.12.2025 tarihinde borçlu şirketin adresinde yapılan fiili hacizde borçlu şirketin yetkilisi olan senet borçlusu ...'in, haciz sırasında dava dışı ...adına istihkak iddiasında bulunduğunu, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, bu iddia ile borçlu şirketin mal varlığının üçüncü kişilere ait gösterilerek mal kaçırıldığını, buna rağmen istihkak iddiasının icra mahkemesince değerlendirileceğinin kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verilmediğini, oysa vadesi elen senetlerin ödenmemesi, istihkak iddiası, markanın satılmaya teşebbüs edilmesi ve şirket yetkilisi borçlu...'in yakın zamanda taşınmazını satmasının mal varlığının kaçırıldığını gösteren deliller olduğunu, alacağın rehinle teminat altına alınmadığını, icra takibinin sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğunu, borçluların mal kaçırma eğiliminde olduklarını, senet bedellerinin yüksekliği dikkate alındığında, alacağın tahsil edilememesinin müvekkilini ciddi şekilde mağdur edeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Talep, İİK'nın 257 vd maddeleri uyarınca ihtiyati hacze ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda talebin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. Öte yandan, İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; alacaklı vekili borçluların mal kaçırdığını ileri sürmüş ise de borçlunun taşınmazlarını mal kaçırma amacıyla sattığı hususunda kanıt bulunmamaktadır. Markanın satımına ilişkin başvuru bulunduğu belirtilmekle birlikte markanın satılmadığı, esasında muaccel borçlar bakımından markanın haczedildiğine dair belge ve açıklamalar mevcuttur. Bir kısım bonoların muaccel olması üzerine borçlu şirket merkezinde yapılan hacizde diğer borçlunun üçüncü kişi bir şirket yararına istihkak iddiasında bulunması da mal kaçırma anlamına gelmemektedir. Zira bir alanda birden fazla şirketin faaliyet göstermesi halinde her bir şirkete ait malların sahipliğinin farklı olması nedeniyle istihkak iddiasında bulunulabileceği ve bu iddianın istihkak prosedürü çerçevesinde çözülebileceği, borçluların borcunu ödemedeki isteksizliklerinin mal kaçırma şeklinde anlaşılması gerektirir somut ve maddi bir kanıt bulunmadığından alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.ve İİK'nın 258/son maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258. maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1. ve İİK'nın 258/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.04.2026