Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/463 E. 2026/774 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/463
Karar No
2026/774
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/463

KARAR NO: 2026/774

İNCELENEN ARA KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/12/2025 (Ara Karar)

NUMARASI: 2025/633 E.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; keşidecisi müvekkil ... Şti olan ... Şubesine ait ... seri nolu 31.05.2025 keşide tarihli 500.000,00 TL bedelli çekten kaynaklı davalı tarafından müvekkili aleyhine .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davaya konu çek için dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, süreçten olumlu bir netice alınamadığını, takibe konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davanın kabulü ile müvekkilin .... İcra Dairesinin ... Esas dosyasından borçlu olmadığının tespitine, İcra İflas Kanunu'nun 72. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca icra veznesindeki paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle % 20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 19/09/2025 tarihli 2025/633 E. sayılı ara kararı ile ; "1-İcra takibinden sonra iş bu menfi tespit davası açıldığından, 2004 sayılı İİK 72/3.maddesi gereği ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, takibe konu 500.00,00 TL bedelli çek üzerinden % 15'i olan 75.000,00 TL teminat yatırılması halinde .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında icra veznesine ödenen paranın (borcun tamamı) alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir uygulanmasına" karar verilmiştir.

Tedbire itiraz eden davalı vekili 06/10/2025 tarihli dilekçesi ile; davacının, haksız bu dava ile İİK madde 72/3 kapsamında ihtiyati tedbir talep ettiğini, ne var ki, yaklaşık ispat şartını yerine getirmediğini, İhtiyati tedbirin, geçici bir hukuki koruma olduğunu ve davanın esasını çözecek nitelikte olmaması gerektiğini, davacının gerçeğe aykırı sahte imza vd. iddialarının doğruluğu ancak detaylı bir yargılama, bilirkişi incelemesi gibi usuli işlemler sonucunda anlaşılabileceğini, dosya kapsamındaki delillerin hiçbiri bu iddiayı yaklaşık ispata dahi elverişli olmadığını, bu sebeple, mevcut durumda yaklaşık ispat koşulları sağlanmadığından hükmedilen ihtiyati tedbir kararı hatalı olduğunu belirterek, öncelikle hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak tesis edilen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19/09/2025 tarihli ara kararı ile hükmedilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazların kabulü ile duruşmalı inceleme yapılarak tedbir kararının kül halinde kaldırılmasına; aksi kanaatte olunması halinde ise teminat tutarının icra takibine konu alacağın asgari %20'sinden aşağı olmamak üzere artırılmasına; bu talebini kabul edilmemesi durumunda başvurunun istinaf talebi olarak kabulü ile yapılacak inceleme neticesinde ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, aksi halde teminat tutarının icra takibine konu alacağın asgari %20'sinden aşağı olmamak üzere artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 30/12/2025 tarihli 2025/633 E. Sayılı Ara Kararı İle ; İhtiyati tedbir kararına itirazın REDDİNE karar verilmiştir.

Tedbire İtiraz Eden Davalı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle;

-Harç tamamlatılmadan tedbire dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu çek tutarının 500.000-TL olduğunu, harcın 50.000-TL üzerinden yatırdığını, eksik harcı yatırması için davacı vekiline kesin süre verilmesi gerekmesine rağmen, bu husus gözetilmeksizin harcı ikmal edilmeyen bir dava için ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini,

-Davacı tarafın, ..., ..., ..., ... ve kendisinin de dahil olduğu bu dar ticari çevre içinde, birbirlerine karşılıklı çek düzenleyip akabinde haksız davalar açmak suretiyle dava açma hakkını kötüye kullandığını, çekin müvekkili şirketlerince ciro silsilesi yoluyla devralındığını, müvekkilinin iyi niyetli ve meşru hamil konumunda olduğunu, aynı dönem içerisinde; ..., ..., ... Tekstil, ... ve ... unvanlı şirketler arasında dikkat çekici biçimde benzer nitelikte çek hareketlerinin gerçekleştiğini, bu çeklerin büyük kısmının birbirlerine ciro edilerek kısa vadelerle el değiştirdiğini, ardından şirketler ödeme aczi içerisine girince aynı şirketler tarafından menfi tespit, istirdat veya imza inkarı davaları açıldığını, şirketlerin ortak, müdür veya temsilci düzeyinde de benzer kişiler tarafından yönetildiği veya yakın ilişkiler içinde oldukları yönünde ciddi emareler bulunduğunu, farklı mahkemelerde, benzer metinlerle “imza sahteliği” iddiaları ileri sürüldüğünü, daha önce verilen bir kısım çeklerin bankaca tahsil edilip ödendiği dikkate alındığında, dava konusu çek özelinde “imza sahteliği” iddiası ileri sürülmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Davacının gerçeğe aykırı sahte imza vd. iddialarının doğruluğu ancak detaylı bir yargılama, bilirkişi incelemesi gibi usuli işlemler sonucunda anlaşılabileceğinden yaklaşık ispat koşulları sağlanmadığından hükmedilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava icra takibinden sonra açılan ve çeke dayalı olan menfi tespit davasıdır.

2004 Sayılı İİK'nın menfi tespit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.

2004 Sayılı İİK'nın 72. maddenin 3. fıkrasında "....İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Maddenin düzenleniş biçimi nazara alındığında, düzenlemeyle borçluya alacaklının gecikmeden doğan zararlarını karşılamak üzere teminat yatırarak, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödememesini isteme hakkı tanınmıştır.

Somut olayda davacı tarafından dava konusu çekteki lehtar imzasının sahte olduğunun ileri sürüldüğü mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının üçüncü kişilerin hakları etkilenmemek kaydı ile verildiği, alınan teminat miktarı %15 in dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2025 tarih ve 2025/.. E. Sayılı Ara kararına karşı tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/463, K. 2026/774, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-463-e-2026-774-k-597eb33ccb22