Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/425 E. 2026/1481 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/425
Karar No
2026/1481
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

37. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/425

KARAR NO: 2026/1481

KARAR TARİHİ: 11/06/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/02/2026

NUMARASI: 2026/80 2026/77

DAVANIN KONUSU: DELİL TESPİTİ

Taraflar arasındaki davada Gaziosmanpaşa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, delil tespiti talebine ilişkindir.

Gaziosmanpaşa 5. Asliye Hukuk Mahkemesince; davanın ticaret mahkemesine hitaben açıldığı, Gaziosmanpaşa'da Asliye ticaret mahkemelerinin faal olmadığı İstanbul Asliye ticaret mahkemesinin yetki alanında bulunduğu gerekçesiyle gönderme kararı verilmiştir.

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince; Gaziosmanpaşa adliyesinde ağır ceza mahkemelerinin kurulduğu ve yargı çevresinin 01.10.2025 tarihi itibarıyla Gaziosmanpaşa Ağır Ceza Mahkemelerinin faaliyete geçmeleri sebebiyle Gaziosmanpaşa yargı çevresi içerisindeki ticari uyuşmazlıkların İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresi dışında bulunmaları sebebiyle Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesince Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görüleceği gerekçesiyle karşı gönderme kararı verilmiştir.

Uyuşmazlık, özel kanunlarına göre kurulmuş olan ihtisas mahkemelerinin yargı alanlarının yeniden belirlenmesi ile ihtisas mahkemesi kurulmayan yerlerde bu mahkemelerin görev alanına giren iş ve davalara hangi mahkemenin bakması gerektiği hususlarında HSK’nın 04/11/2021 tarihli ve 1112 sayılı kararında dava tarihi itibariyle görevli olan mahkemenin davaya bakmaya devam edeceğine dair bir belirleme bulunmadığı ve eldeki davada görevli mahkemenin gönderme kararını veren Çatalca 1. Asliye Hukuk (İş Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi'mi yoksa 11/11/2021 tarihinde faaliyete geçen Silivri İş Mahkemesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki, genel anlamda bir mahkemenin görevi belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna ait ilk derece mahkemelerinden hangisi tarafından bakılabileceğini belirtir.

Bilindiği üzere, medeni yargılamada ilk derece mahkemeleri genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak ikiye ayrılmışlardır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir. Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğu ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğretide ve uygulamada duraksama bulunmamaktadır.

Genel mahkemelerin bakacakları davalar belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olup, aksi belirtilmedikçe medeni yargılama hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidirler. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar genel mahkemelerin görevine girer (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt 1, s.164).

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 136. ve 142’nci maddelerinde mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemelerin görevi kıyas veya yorum ile genişletilemez ya da değiştirilemez. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir ( 05/12/1977 tarihli, 1977/4 E., 1977/4 K. sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı).

Usul hukukumuzda mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK md.1). Mahkemenin görevli olması aynı zamanda dava şartıdır (HMK m.11/1-c). Bu nedenle taraflarca yargılamanın her aşamasında görev itirazında bulunulabileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemenin de yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadığını resen gözetmesi ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı vermesi gerekir (HMK m.115). Davaya bakan hüküm mahkemesi gibi kanun yolu incelemesini yapan üst mahkemelerin de görev hususunu resen gözetip, hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını incelemesi gerekir. Hatta bunun için tarafların hükme karşı görevsizlik nedeniyle kanun yoluna başvurmuş olmalarına dahi gerek yoktur.

Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmelidir. Davanın görev nedeniyle reddi kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir (HMK m.20).

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir.

Bilimsel çevrelerde ve uygulamada, kanunî hâkim güvencesi, uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması olarak kabul edilmektedir. 1982 tarihli Anayasa’yı kabul eden Danışma Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nun gerekçesinde “…bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir.” denilmektedir (Özbudun, E.: Türk Anayasa Hukuku, Ankara 2005, 8. Baskı, s: 118-119).

Dikkat edilecek olursa, Anayasa’daki bu düzenleme hukuk ya da ceza davaları yönünden herhangi bir ayrım gözetmemiş ve uyuşmazlığın doğduğu tarihte bu uyuşmazlığı çözecek olan mahkemenin belli olması durumunda yargılama yapacak veya yargılamaya devam edecek mahkemeyi gösteren yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde davanın, mutlaka bu mahkeme tarafından çözüme kavuşturulması öngörülmüştür.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; uyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir ve olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir.

O hâlde; yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır.

Dava konusu edilen hukuki uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre kurulmuş bulunan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmesi ana kural olmakla birlikte bazen yasal düzenlemelerle böyle bir uyuşmazlığın çözümü yeni kurulan mahkemelere de verilebilmektedir.

Nitekim; 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun geçici 1. maddesi; “Aile Mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde, yargı çevresinde ve görev alanına giren sonuçlanmamış dava ve işler, yetkili ve görevli aile mahkemelerine devredilir.” hükmünü içerdiğinden, bu yasal düzenlemeye istinaden diğer mahkemeler, Aile Mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işleri bu mahkemelere devretmiştir. Aynı hususlar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/05/2011 tarihli ve 2011/11-233 E., 2011/330 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.

Somut olaya gelince; HSK'nın 03/07/2024 tarihli ve 1271 sayılı kararı ile Gaziosmanpaşa Adliyesinde Ağır Ceza Mahkemesi kurulduğu ve Gaziosmanpaşa ilçesinin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin yargı alanından çıkartıldığı, söz konusu kararda asliye ticaret mahkemelerine ilişkin daha önce alınan yargı çevresi kararının aksine bir karar alınmadığı, daha önce . HSK Genel Kurulu tarafından 07/07/2021 tarihli, 608 sayılı karar ile İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin yargı çevresi olarak belirlendiği ve Gaziosmanpaşa ilçesi, ticari davalar bakımından İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresi içinde yer aldığı, ayrıca anılan hususa ilişkin mahkemece sorulan görüş üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği'nin 16/12/2025 tarihli yazı cevaplarında anılan mahkemeler yönünden yeni bir yargı çevresi kararı alınmadığı, daha önce alınan yargı çevresi kararının uygulanması gerektiği bildirilmiş olmakla; uyuşmazlığına İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 11/06/2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.

KANUN YOLU: KESİN olmak üzere

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/425, K. 2026/1481, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-425-e-2026-1481-k-2cf7ddd7a7a7