Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2335 E. 2026/2469 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2335
Karar No
2026/2469
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2335

KARAR NO :2026/2469

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ:02/06/2026

NUMARASI :2026/445 E

DAVANIN KONUSU:Alacak

KARAR TARİHİ :24/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ...Şti. ve bu şirketin yetkilisi ... arasında; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 478 ada, 5 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde gerçekleştirilecek olan konut ve ticari alan projesine ilişkin bir yatırım ve ortaklık sözleşmesi akdedildiğini,sözleşme, ...Noterliği’nin 10.05.2023 tarih ve ... yevmiye, 12.05.2023 tarih ve ... yevmiye ile 17.05.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri'ne doğrudan atıf yaparak, bu projeden elde edilecek bağımsız bölümlerin paylaşımını ve yatırım şartlarını düzenlendiğini, işbu sözleşme uyarınca dükkanlar yarı yarıya (1/2 oranında) daireler ise %60'ı müvekkili ...'a, %40'ı davalıya ait olacak şekilde paylaşacağını, müvekkilinin, sözleşme kapsamında üstlendiği sermaye sağlama borcunu tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, sözleşmenin 6. Maddesi "3. Şahıslar... tarafından Müteahhit/Yüklenici firma hesaplarına gönderilen her türlü ödeme... yatırımcı adına yapıldığı taraflarca kabul edilmiştir.' hükmü gereği; müvekkili ..., ... A.Ş., .... Şti. tarafından 1 ve 2 nolu davalıların hesaplarına -ayrıca davalı ...'ın oğlu ...'ın da hesabına bir kısım ödemeler yapılmış olup taraflar arasında kurulan whatsapp grubunda bu ödemelerin iş bu sözleşme kapsamında gönderildiği açıkça belirtilmiştir- gönderilen tüm bedellerin müvekkili adına yapılmış ödemeler sayılacağı kabul edildiğini, müvekkilinin, sözleşmenin 5. Maddesinde yer alan "Yatırımcının Yükümlülükleri", müvekkili sözleşmenin 5.maddesinde yer alan "Yatırımcının Yükümlülükleri' kapsamında, projenin finansmanı gerekli tüm ödemeleri yerine getirdiğini, müvekkili tarafından şahsen ve sözleşmenin 6. maddesi uyarınca kendisi adına yapıldığı kabul edilen üçüncü şahıslar aracılığıyla yaklaşık 1.500.000 USD (sözleşmenin 6. Maddesinin 6. paragrafında ..... gönderilecek paralar hangi para cinsinden olursa olsun paranın gönderildiği tarihteki merkez bankası döviz kuru üzerinden dolara çevrilecek ve yapılan tüm finans ödemeleri tespit edilen miktar üzerinden dolar cinsi olarak yapıldığını kabul beyan ve taahhüt etmişlerdir.) tutarında nakdi yatırım davalı yükleniciye aktarıldığını, müvekkilinin davalı ... ve oğlu ..., dava dışı ...'in üye olduğu "..." isimli whatsapp grubunda yapılan tüm bu ödemeler paylaşıldığını, ayrıca davalı ...'ın oğlu ... mali müşavir olduğunu, müvekkili tarafından yapılan ödemeler ve yatırımcı tarafından yapılan harcamaların takibinin yapılması amacıyla Google çalışma sayfası oluşturduğunu, bahsi geçen whatsapp grubunda paylaşılan fotoğraflarda inşaatın hangi seviyede olduğunu, yapılan işler tespit edileceğini, taraflar arasındaki whatsapp yazışmaları, Google çalışma sayfası, mail yazışmaları ve banka kayıtları delil dilekçemiz ile dosyaya sunulacağını, müvekkilinini üzerine düşen finansman sağlama yükümlülüğünü özenle yerine getirdiğini, projenin başlaması ve ilerlemesi için gerekli tüm imkanları davalıların kullanımına sunduğunu, davalı yönetici ortak ..., müvekkilin sağladığı yaklaşık 1.500.000 USD sermayeyi projenin tamamlanması için kullanmak yerine, ortaklık dışı alanlara kanalize ettiğini ve inşaatın fenni kurallara aykırı, yavaş ve verimsiz ilerlemesine sebebiyet verdiğini, davalılar ... ve ..., müvekkilinin hiçbir yazılı veya şifahi onayını almadan, projeyi ve şantiyeyi %30 seviyesindeyken 3. davalı .... Şti.'ne hukuka aykırı olarak devrettiğini, bu durumun, ... Belediyesi'nden alınan resmi kayıtlar ve şantiye tespitleriyle öğrenildiğini, müvekkilinin sermayesiyle proje %30 seviyesine geldiğini, davalıların müvekkilini haksız ve hukuksuz bir şekilde devre dışı bırakarak projeyi kendi kontrollerindeki başka bir yapıya aktardıklarını, davalılar arasında organik bağ, muvazaa ve mal kaçırma eylemleri mevcut olduğunu, davalılar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davalıların mal kaçırma girişimleri ve sözleşmedeki (6. Madde 7. paragraf) ihtiyati haciz konusunda açık muvafakatleri dikkate alınarak, müvekkilin alacaklarını teminat altına almak üzere davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 478 ada, 5 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, mahkeme aksi kanaate ise "davalıdır şerhi" konulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak talep edilen müvekkili tarafından ödenen şimdilik 1.000 USD alacağımızın dava tarihinden itibaren bankalarca USD mevduat hesabına uygulanan yıllık en yüksek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, sözleşme uyarınca İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 478 ada, 5 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşa edilen bağımsız bölümlerde yükleniciye düşen dairelerin %60'ı, dükkanların %50'sinin tapu iptalini ve müvekkili ... adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde sözleşmeden doğan alacağımızın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile değeri belirlenebilir olduğunda artırılmak üzere 54.391 TL alacağımızın davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından; " Taraflarlar arasında davacının alacağının varlığı ve miktarı hususundaki ihtilafın devam ettiği, davacının davalıdan muaccel olmuş alacağının bulunup bulunmadığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı..." gerekçeleriyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ihtiyati haciz aşamasında tam ispat değil, yaklaşık ispatının yeterli olduğunu,taraflar arasında ihtiyati haciz konusunda açık sözleşme hükmü bulunmaktadır.taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6. maddesinin 7. paragrafında;"Müteahhit/Yüklenici tarafından işin sözleşmeye uygun yapılmaması, işin eksik bırakılması veya herhangi bir nedenle sözleşmenin sona ermesi halinde yatırımcı, alacağını teminat altına almak amacıyla müteahhit/yüklenicinin taşınmazları ile toprak sahiplerinden olan hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. Bu taleplere Müteahhit/Yüklenici tarafından itiraz edilmeyecektir." şeklinde açık hüküm bulunduğunu,davalıların mal kaçırma ve muvazaalı devir eylemleri bulunduğunu, müvekkilinin yaklaşık 1.500.000 USD tutarındaki sermayesi ile %30 seviyesine getirilen projenin, müvekkilin bilgisi ve muvafakati alınmaksızın üçüncü davalı şirkete devredildiğini, davalılar arasında organik bağ bulunmakta olup, ...'nın malvarlığının boşaltılması suretiyle alacaklıdan mal kaçırılmaya çalışıldığını. yaklaşık 1.500.000 USD tutarındaki ödemelerin varlığının çeşitli delillerle desteklendiğini, davalıların proje haklarını üçüncü kişilere aktarmaları ve malvarlıklarını devretmeleri karşısında, yargılama sonunda hüküm alınsa dahi icra kabiliyeti kalmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut olayda, davacının talebinin ortaklık payına ilişkin olmakla fesih ve tasfiyeye ilişkin olduğu,adi ortaklığın tasfiyesi sonucu ortakların tasfiye paylarını alacakları gözetildiğinde ihtiyati haciz koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin değerlendirilmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2335, K. 2026/2469, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2335-e-2026-2469-k-c636107ec2d6