Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1286 E. 2026/1648 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1286
Karar No
2026/1648
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :2026/1286

KARAR NO :2026/1648

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:05/05/2026

NUMARASI :2026/462 Esas - 2026/448 Karar

DAVA:Zayi Belgesi Verilmesi

İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/10/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili müvekkilinin ortağı olduğu ... Ştinin 15/07/2016'da yaşanan fetö darbe girişimi sonrası devlet tarafından faaliyetlerinin durdurulduğunu, davacı müvekkilin de şüpheli sıfatıyla adı geçmesi sebebiyle söz konusu şirketin bağlı bulunduğu adreste arama yapılmış ve akabinde şirketin adresinin bulunduğu yerleşkenin de kapatıldığını, davacı bu süre zarfında şirketin aktif olmadığını düşünmüş olup emeklilik işlemleri için SGK'ya başvurduğunda söz konusu şirketin tasfiye edilmesi gerektiğini, tasfiye için gerekli karar defterinin bulunamadığını, bu bahisle zayi olan şirket karar defterinin tespiti ile zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davacının TTK 82/7 maddesi gereğince saklamakla yükümlü olduğu karar defterinin ne şekilde kaybolduğu hususunda tam ve net bir bilgi, delil sunamadığı, sadece soyut beyandan ibaret olan şirketin kapatılması sırasında zayi olmuş olabileceğinin belirtildiği, ortaya konulan sebebin TTK nda sayılan zayi belgesi verilmesi için yeterli bir sebep olmadığı, davacının tacir olmanın gerektirdiği özeni göstererek defter ve belgeleri yedinde saklaması gerektiği, dava dilekçesinde öne sürülen dava sebebinin TTK 82. maddesinde belirtilen sebeplerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili; müvekkil ...'nin sahibi/ortağı olduğu ... Şti 13.05.2015 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce ilan edilmiş ve 20.05.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde de yayımlanarak ticari faaliyetine başladığını, bir seneden fazla ticari faaliyetini devam ettiren şirketin 15 Temmuz 2016'da yaşanan FETÖ darbe girişimi sonrası devlet tarafından faaliyetleri durdurulmuş, davacı müvekkilin de şüpheli sıfatıyla adı geçmesi sebebiyle söz konusu şirketin bağlı bulunduğu adreste arama yapılmış ve akabinde şirketin adresinin bulunduğu yerleşkenin kapatıldığını ,geçen süre zarfında şirketin faaliyetlerinin devlet eliyle durdurulduğu bilgisine haiz olan davacı ise şirketin aktif olmadığını, şirket üzerinden kendi adına işleyen herhangi bir fiiliyatın bulunmadığını düşünmüş ve bu süre zarfında da şirket ile ilgili kendisine hiçbir bilgi ve belge tebliğ edilmediğini, müvekkilin emeklilik işlemlerinin başlatılması için 25.04.2026 tarihli SGKna yapılan başvuru esnasında bankoda çalışan memurun sözlü olarak bahsi geçen şirket sebebiyle davacı müvekkilin üzerinde açık BAĞ-KUR kaydı bulunduğunu, öncelikle söz konusu şirketin tasfiye edilmesini ve BAĞ-KUR kaydının kapatılması gerektiği ifade edildiğini ,karar defterinin kayıp olduğunun bu şekilde öğrenildiğini,davacı müvekkilin adreslerinde yapılan aramalarda emniyet güçlerince ele geçirilerek emanet eşya olarak alınan dokümanlar içerisinde olmadığı gibi söz konusu tarihlerde şirket adına mali müşavirlik görevini yürüten kişilerce de söz konusu defterin akıbetinin bilinmediğinin öğrenildiğini ileri sürerek şirkete ait karar defteri için zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.TTK'nın 82/7. maddesindeki düzenlemeden faydalanabilmesi için öncelikle defter ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ziyaa uğraması gerekmektedir.Bunun dışında tacirin defter ve belgelerin korunması amacıyla gerekli dikkat ve ihtimamı göstermesi gerekmektedir.Tacirin ticari defterlerini korumada gerekli dikkat ve özeni göstermediği hallerde, zayi belgesi verilmesi talep edilemez.Somut olayda; davacıya ait şirketin 15 temmuz 2016 tarihinden sonra kapatıldığını ileri sürerek zayi belgesi verilmesi talep edilmiş ise de şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede el konulan şirketlerden olmadığı, şirketin tek ortağının davacı bulunduğu; davacı tarafından ileri sürülen sebeplerden itibaren 10 yıldan fazla bir süre geçtiği, bu kadar zaman zarfında şirket defterlerinin akıbetinin araştırılmamasının gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği anlaşıldığı gibi kaybın ne suretle meydana geldiğinin de belli olmadığı anlaşılmaktadır.Zayii olayının kanunda yazılı benzer sebeplerle, davacının iradesi dışında önlenemez bir sebeple meydana geldiği ispatlanamamıştır. Mahkemece; zayi belgesi talep koşulları bulunmadığı gerekçesiyle talep reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1286, K. 2026/1648, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1286-e-2026-1648-k-1ecd6a42f080