Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1262 E. 2026/1371 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1262
- Karar No
- 2026/1371
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1262 - 2026/1371 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1262 KARAR NO : 2026/1371 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2026 NUMARASI : 2025/1 E. - 2026/128 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/04/2026 tarih ve 2025/1 E. - 2026/128 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacılar vekili, davalı Şirketin 2020/10151 sayılı çoklu fincan tasarımı başvurusunda bulunduğunu, 7,8,9 ve 10 nolu tasarımlara müvekkili tarafından itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, başvuruya konu edilen fincan tasarımlarının, başvuru tarihinden önce müvekkili tarafından kamuya arz edilmiş fincan tasarımlarına ayniyet derecesinde benzediğini, davalı tarafın, başvuruya konu tasarımlarda yaptığı ufak farklıkların, bu tasarımları yeni ve özgün bir tasarım haline getirmediğini, müvekkili tasarımlarının bir varyasyonu veya serisi niteliğinde bulunduğunu, davaya konu tasarımların fincan tasarımı olduğunu ve bu alanda seçenek özgürlüğünün çok fazla olmasına rağmen davalı tarafın bir çaba ve emek sarf etmeksizin, müvekkilinin tasarımlarının ayniyet derecesinde benzerini yaparak Kuruma başvurduğunu, müvekkiline ait tasarımlar karşısında davalıya ait tasarımların yeni bir tasarım olarak kabul edilemeyeceği gibi davalıya ait tasarımların ayırt edici niteliğe de sahip olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021/T-555 sayılı kararının iptaline, davalı tarafın 2020/10151/9 ve 10 nolu tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, davaya konu tasarımlar ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ürün görsellerinin genel izlenimlerinin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davacılar tarafından delil olarak sunulan görsellerin, müvekkili başvurusundan önce kamuya sunulduklarının ispat edilemediğini, bu delillerin her zaman yaratılabilecek nitelikte deliller olduğunu, müvekkilinin davaya konu tasarımlarının, gerek formu, gerekse dış yüzeyi ve deseni itibariyle davacının itiraza mesnet tasarımlarından oldukça farklı bulunduğunu, ilgili tasarımların bilgilenmiş kullanıcı nezdindeki genel izlenimi üzerinden değerlendirme yapıldığında, bahse konu tasarımların kolaylıkla ayırt edilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 2020/10151/9 sıra numaralı tasarımın, 2020/08598/2 sıra numaralı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı, 2020/10151/10 sıra numaralı tasarımın ise 2020/08598/1 sıra numaralı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici bulunmadığı, dolayısıyla YİDK kararının yerinde olmadığı ve bu kararın iptali ile davaya konu tasarımların hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2021/T-555 sayılı kararının iptaline, davaya konu 2020/10151-9,10 nolu tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davacı vekilinin iddialarının aksine davaya konu tasarımlar ile itiraza gerekçe olarak gösterilen görsellerin genel izlenimlerinin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde farklı olduğunu, davaya konu tasarımların tescil şartlarını sağladığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı Şirket vekili, davacı tarafça tasarım başvurusuna itiraz aşamasında ve dava dilekçesinde dayanılan tasarımlar ile bilirkişilerce resen yapılan araştırma çerçevesinde tespit edilen tasarımların, dava konusu müvekkili tasarımlarının yeniliğini kırıcı nitelikte olmadığını, SMK'nın m. 57/f.2 uyarınca tasarım sahibi tarafından 12 ay öncesine kadar kamuya sunmanın, tasarımın yenilik vasfını etkilemediği halde bu hususun hükümsüzlüğe gerekçe gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen önceki karar, Dairemizin 01.11.2024 tarih, 2022/1550 E., 2024/1768 K. sayılı kararı ile ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, dava konusu tasarımların, yeni ve ayırt edici olduğu açıklanmış, mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmadığı, öte yandan davacıların delil olarak dayandığı görsellerin tamamı değerlendirilmediği gibi davacılar vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazların da karşılanmadığı, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğindeki bu hususların yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle değerlendirilmesi için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmış, bu karar sonrasında ise ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi ek raporları doğrultusunda dava konusu tasarımların, yine davalı Şirkete ait 2020/08598/1-2 nolu tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 56/1. maddesinde tasarımın yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanun'la sağlanan haklar kapsamında korunacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre, bir tasarımın aynısı; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce ve tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni, sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilecek; tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim, tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce ve tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın bu kez ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilecektir. İlgili düzenlemeler mehaz, "12 Aralık 2021 tarih ve 6/2002 sayılı Topluluk Tasarımı hakkında Konsey Tüzüğü"nün "Yenilik" başlıklı 5. ve "Ayırt edicilik" başlıklı 6. maddesinden aynen alınmıştır. Bir tasarımın yenilik ve ayırt ediciliğinin tespitinde dikkate alınacak kamuya sunma kavramı ise SMK'nın 57/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, kamuya sunma; sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar. Tasarımın gizlilik şartıyla üçüncü bir kişiye açıklanması kamuya sunma sayılmaz. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise koruma talep edilen bir tasarımın, başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı tarafından kamuya sunulması halinde, bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt ediciliğini etkilemeyecektir. Mehaz Konsey Tüzüğünün 7(1). maddesinde Tüzüğün 5 ve 6. maddesinin uygulanması amacıyla kamuya sunmadan ne anlaşılması gerektiği açıklandıktan sonra, 7(2). maddenin (a) ve (b) bentlerinde, koruma talep edilen bir tasarım eğer başvuru tarihi veya rüçhan talep edilmiş ise rüçhan tarihinden önceki 12 aylık süre içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından kamuya sunulmuş ise bu kamuya sunmanın 5 ve 6. maddelerin uygulanmasında dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, SMK'nın 57/1. maddesindeki düzenleme de, mehaz Tüzükten alınmıştır. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, mahkemece dava konusu 31.12.2020 başvuru tarihli 2020/10151/9-10 sıra numaralı tasarımların, 20.11.2020 başvuru tarihli 2020/08598/1-2 sayılı tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı belirlenmiş olup dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı yönünde mesnet alınan tasarımlar, yine davalı şirkete ait olan ve 20.11.2020 tarihinde ilk defa kamuya sunulan, dolayısıyla başvuru konusu tasarım yönünden hoşgörü süresi (grace period) içinde kalan tasarımlardır. Konuyu düzenleyen 6769 sayılı SMK'nın 57/2. maddesinde aynen "Koruma talep edilen bir tasarım, başvuru tarihinden veya rüçhan talebi varsa rüçhan tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı veya halefi ya da bu kişilerin izni ile üçüncü bir kişi tarafından veya tasarımcı ya da halefleri ile olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu kamuya sunulması hâlinde bu açıklama tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez." hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla tasarımlar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 57/2. maddesine göre, 12 aylık hoşgörü süresinin uygulanması açısından, kamuya sunmanın resmi bir merci tarafından yapılmış olup olmadığının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan 12 aylık hoşgörü süresi içinde koruma talep edilen bir tasarımın, tasarımcı veya maddede sayılan diğer kişiler tarafından kamuya sunulmasıdır. Bu hâlde ilk açıklama, ikinci tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemeyecektir. Aynı konuyu patentler ve faydalı modeller için düzenleyen 6769 sayılı SMK'nın 84/1. maddesinde ise aynen; "Buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkileyecek nitelikte olmakla birlikte, başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde veya rüçhan hakkı talep edilmişse rüçhan hakkı tarihinden önceki on iki ay içinde ve aşağıda sayılan durumlarda açıklama yapılmış olması buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkilemez: a) Açıklamanın buluşu yapan tarafından yapılmış olması. b) Açıklamanın patent başvurusu yapılan bir merci tarafından yapılmış olması ve bu merci tarafından açıklanan bilginin; 1) Buluşu yapanın başka bir başvurusunda yer alması ve söz konusu başvurunun ilgili merci tarafından açıklanmaması gerektiği hâlde açıklanması. 2) Buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgiyi edinmiş olan üçüncü bir kişi tarafından, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan yapılan başvuruda yer alması. c) Açıklamanın buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgi elde eden üçüncü kişi tarafından yapılmış olması." düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde, patent başvurusu yapılan merci ibaresi ile kastedilenin, patent veya faydalı model başvurusunda bulunulabilecek bölgesel, ulusal veya uluslararası yetkili kuruluşlar olduğu da belirtilmiştir. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere patentler ve faydalı modeller yönünden, resmi mercilerce yapılan açıklamalar, açıklanmaması gerektiği halde açıklanan bilgilerden olduğu veya üçüncü bir kişi tarafından, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan yapılan başvuruda yer aldığı durumlarda, 12 aylık hoşgörü süresi içinde başvuru sahibinin ikinci başvurusunun yeniliğini ve ayırt ediciliğini etkilemeyecek, buna karşılık resmi mercilerce açıklanmaması gerektiği halde açıklanan bilgilerden olmadığı sürece, başvuru sahibinin kendi başvurusunun resmi mercilerce ilanı, 12 aylık hoşgörü süresi içinde olsa bile aynı başvuru sahibince yapılacak ikinci başvurunun yeniliğini ve ayırt ediciliğini kıracaktır. Görüldüğü üzere kanun koyucu, aynı konuyu patentler ve faydalı modeller için resmi mercilerce yapılmış açıklamalar yönünden ayrıntılı bir şekilde düzenlerken, tasarımlar için resmi merci açıklamaları konusunda hiçbir istisna hükme yer vermemiş, 12 aylık hoşgörü süresinin uygulanması için koruma talep edilen bir tasarımın, tasarımcı veya maddede sayılan diğer kişiler tarafından kamuya sunulmasını yeterli görmüştür. Bu durum karşısında somut uyuşmazlıkta Dairemizce, kanun koyucunun bu açık iradesine rağmen ilk derece mahkemesince, daha önce ilan edilen ve yine aynı tasarımcıya ait olan tasarımla genel izlenim itibariyle benzer olduğu gerekçesiyle 12 aylık hoşgörü süresi içinde yapılan dava konusu başvurunun yeniliğinin ve ayırt ediciliğinin etkileneceğinin kabul edilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç olarak Dairemizce, aynı tasarımcıya ait olması kaydıyla 12 aylık hoşgörü süresi içinde aynı tasarımın ikinci kez başvuruya ve ilana konu edilmesine ve dolayısıyla ikinci kez tesciline, kanun koyucu tarafından izin verildiği kabul edilmiştir. Kanun Koyucunun 6769 sayılı SMK'nın 145/2. maddesi ile patent veya faydalı modeller için çifte tescil yasağı öngörmüşken, tasarımlar için 6769 sayılı SMK'nda bu yönde bir düzenleme yapmaması da Dairemizce aynı tasarımcıya ait olması kaydıyla 12 aylık hoşgörü süresi içinde aynı tasarımın ikinci kez başvuruya ve ilana konu edilmesi durumuna mahsus olmak üzere, çifte tescile izin verdiği sonucunu destekler nitelikte görünmüştür. Bu noktada Dairemizce, 6769 sayılı SMK ile aynı hükümleri içeren mehaz Konsey Tüzüğü uygulamasının ve bu kapsamda EUIPO (Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi) ve CJEU (Avrupa Birliği Adalet Divanı) kararlarının incelenmesinin de faydalı olabileceği değerlendirilmiştir. Avrupa Birliği Adalet Divanının T/757/21 sayılı kararında (para.28), 6/2002 sayılı Tüzüğün 7. maddesinde öngörülen istisnanın amacının, bir tasarımcı veya halefine, başvuru muamelelerine başlamadan önce, bir tasarımı 12 aylık bir süre boyunca pazarlama fırsatı sunmak olduğu; dolayısıyla bu süre zarfında, tasarımcı veya halefinin, o anda gerçekleşen kamuya sunmanın, ilgili tasarımın olası tescilinden sonra başlatılacak herhangi bir hükümsüzlük davasında başarılı bir şekilde ileri sürülmesinden korkmadan ve ilgili tasarımın tesciline ilişkin masrafları da üstlenmeden önce, ticari bir başarı olduğunu tespit edebileceği; sonuç olarak, 6/2002 sayılı Tüzüğün 7(2) maddesinde öngörülen istisnanın amacının, tasarımcının ve onun halefinin çıkarlarını korumak olduğu açıklanmıştır. EUIPO Temyiz 3. Kurulunun R 1197/2017-3 sayılı dosyasında verilen 19 Temmuz 2018 tarihli kararda ise, Tüzüğün 7(2). maddesinin bilgilenmiş kullanıcı üzerinde aynı genel izlenimi bırakan tasarımlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek, daha önce 2010 yılında kamuya sunulan bir tasarım nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilen bir tasarım ile genel izlenim bakımından benzer tescilli bir tasarımın hükümsüzlüğü talebiyle açılan bir davada, hükümsüzlüğüne karar verilen önceki tarihli tasarımın kamuya sunulduğu tarihin 12 aylık hoşgörü süresinde kaldığı, bu nedenle yenilik ve ayırt edicilik incelemesinde dikkate alınamayacağı, sonraki tarihli tescilli tasarım için de hükümsüzlük talep eden tarafça açıkça dayanılmaması nedeniyle ise 2010 yılında kamuya sunulan tasarımın dikkate alınamayacağı gerekçesiyle, sonraki tarihli tescilli tasarımın hükümsüzlük talebini reddedilmiştir. Anılan kararın iptali için açılan dava ise Avrupa Birliği Adalet Divanının T-532-18 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Dairemizce anılan karardan, 12 aylık hoşgörü süresi içinde kamuya sunulan aynı veya bilgilenmiş kullanıcı üzerindeki genel izlenimi benzer olan bir tasarımın, sonraki tasarımın yeniliği ve ayırt ediciliğini kırıcı bir tasarım olarak dikkate alınmayıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, nitekim, gerek iç hukukumuzda, gerekse, Avrupa Birliği fikri mülkiyet uygulamasında, tescilli bir tasarımın aynısı veya genel izlenim itibariyle benzerinin 12 aylık hoşgörü süresi içinde yeniden tasarım tesciline konu edilemeyeceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, EUIPO internet sitesinde ise (bkz. ...), ulusal tasarım tescili sahibi bir başvurucunun daha sonra aynı tasarım için bir tescilli topluluk tasarımı başvurusu yapıp yapamayacağına ilişkin soruya, ulusal tasarımın kamuya sunulmasından itibaren 12 aylık hoşgörü süresi içinde yapılması halinde böyle bir başvurunun mümkün olduğu yönünde cevap verilmiştir ki, bu halde üye ülkelerden birinde tescilli ulusal bir tasarımın koruma süresinin, topluluk tasarımı olarak tescil edilmesi halinde uzayacağı tabiidir. O halde, ilk derece mahkemesince yine davalı şirkete ait olan ve dava konusu tasarım yönünden 12 aylık hoşgörü süresi içinde başvurusu yapılan 2020/08598/1-2 sayılı tasarımlara dayalı olarak dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici olmadıklarının kabulü doğru olmamıştır. Bununla birlikte, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, dava konusu tasarımlar ile yine davalı Şirkete ait 2020/08598 sayılı tasarımlar arasında fotoğraftan algılanamayacak milimetrik farklılıklar hariç bir farklılık bulunmadığı açıklanmış, YİDK'in 2021/T-582 sayılı kararı ile 2005/03008/16 ve 2012/00190/4 sayılı tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olmaması nedeniyle 2020/08598 sayılı tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Bu durumda, YİDK'in 2021/T-582 sayılı kararıyla dava konusu tasarımlarla neredeyse aynı olan tasarımların yenilik ve ayırt ediciliğini kırdığı kabul edilen tasarımlarla karşılaştırılmak suretiyle dava konusu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ... San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/04/2026 gün ve 2025/1 E. - 2026/128 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.