Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1058 E. 2026/740 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1058
Karar No
2026/740
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2026/1058

KARAR NO: 2026/740

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 25/12/2025

NUMARASI: 2025/710 (E) - 2025/1227 (K)

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit ve İstirdat

KARAR TARİHİ: 08/05/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 11/05/2026

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04/08/2023 günü, müvekkilinin idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu davalının kazanç kaybı gerekçesiyle.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla davacı hakkında ilamsız takip başlattığını, müvekkilinin kazada kusursuz olmasına rağmen icra takibinde yasal süreleri kaçırması sonucu takibin kesinleşmesiyle taşınır ve taşınmazları üzerine haciz konulduğunu ve hacizleri kaldırmak amacıyla icra dosyasına ödeme yapmak zorunda kaldığını belirterek.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkiline yöneltilen borçtan borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında icra dosyasına ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizleriyle müvekkiline geri ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın temelinin haksız fiile dayandığını ve gerçek kişi olan müvekkili yönünden arabuluculuk dava şartının uygulanamayacağını, istirdat ve menfi tespit davalarının niteliği gereği arabuluculuk dava şartı yokluğundan ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, kanun koyucunun amacı ve yargı içtihatları dikkate alındığında bu tür davalarda arabuluculuk şartının katı bir şekilde uygulanmasının hak arama hürriyetini ihlal ettiğini, yargılamanın esasına girilmiş olmasının ve usul ekonomisi ilkesinin ihlal edildiğini, dosyaya sunulan 12/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin tam kusurlu olmadığının tespit edildiğini ve davalı tarafın talep edebileceği zarar miktarının kesin olarak 1.285,62 TL olarak hesaplandığını, yargılamanın tüm delilleri toplanmış esasa ilişkin tahkikat aşaması fiilen tamamlanmışken mahkemenin sonradan geriye dönerek arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı vermesinin HMK'nin 30. maddesi kapsamında düzenlenen usul ekonomisi ilkesine ve Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınan hak arama hürriyetine ağır bir darbe olduğunu, ayrıca dosyanın görev alanı asliye hukuk olduğu halde asliye hukuk mahkemesince usule aykırı olarak dosyanın asliye ticarete gönderildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasına dayalı olarak başlatılan icra dosyasına borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 5/A maddesinin 1. fıkrasına göre "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 7445 sayılı Kanunun Geçici 1.maddesine göre 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Eldeki ticari dava 01/09/2023 tarihinden sonra (30/12/2024 tarihinde) açılmış olması nedeni ile TTK'nin 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. Tüm dosya içeriği ve bu kapsamda davacı vekilinin 24/12/2025 tarihli beyan dilekçesi göz önüne alınarak dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın dava açılması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,

2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken harç peşin alındığından, ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1058, K. 2026/740, T. 08.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1058-e-2026-740-k-9fc041b84e09