Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/99 E. 2026/1045 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/99
Karar No
2026/1045
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/99 - 2026/1045 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/99 KARAR NO : 2026/1045

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2024 NUMARASI : 2024/92 Esas 2024/831 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 12/06/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25/06/2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 16.04.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaya konumundaki davacıya çarpması sonucunda davacının ağır şekilde yaralandığını ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakıcı ihtiyacı doğduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 430.000,00 TL, bakıcı gideri talebini 2,683,13 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu, maluliyete ilişkin ve kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, bakıcı gideri talebinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, faizin yasal faiz olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerine ilişkin olduğu, 23.10.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kusur yönünden yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında, davacı yayanın % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 31.07.2024 tarihli raporda davacının engel oranının % 17 olduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.683,13 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 432.683,13 TL maddi tazminatın 11.12.2023 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece faiz başlangıç tarihinin hatalı olarak belirlendiğini, faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olarak belirlenmesi gerektiğini, sigorta şirketinin kaza tarihinden itibaren temerrüde düştüğünü, hükme esas alınan kusura ilişkin rapordaki kusur tespitinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin sürücü ve işletenin kusurundan sorumlu olup % 100 oranında sorumlu olduğunu, hükme esas alınan aktüer raporunda geçici iş göremezlik talep edilmediğinden bu sürenin sürekli iş göremezlik süresine dahil edilmesi gerekirken geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmasının hatalı olduğunu, ayrıca AGİ’nin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, davacının maluliyetine esas alınan raporun eksik olup davacının maluliyet oranının tespit edilenden daha yüksek olduğunu, yeniden yargılama yapılacak olması halinde meydana gelmiş veya gelecek artış ve lehe değişiklikler yönünden haklarını saklı tuttuklarını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan kusura ilişkin raporda sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de kusura ilişkin çelişki giderilmediğini, kaza tespit tutanağında taraflar için asli kusur hallerinin belirtildiğini, kazaya ilişkin ceza doyasında düzenlenen 26.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı ve sürücünün eşit kusurlu olduğunun tespit edildiğini ve kesinleştiğini, çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, mahkemece poliçe limitinin üzerinde hüküm kurulduğunu, kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin 430.000,00 TL olup poliçe limitinin üzerinde karar verildiğini, davacının maluliyetine ilişkin raporu kabul etmediklerini, davacının maluliyeti bulunmadığını, rapora itiraz ettiklerini, bakıcı giderinin sağlık gideri kapsamında olup sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, tazminat hesabının Genel Şartlar uyarınca aktüeryal yöntem ve 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 16.04.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaya konumundaki davacıya çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Dosya içeriğinden, 16.04.2021 tarihinde kaza tespit tutanağına göre ...'nun park halinde bulunan araç ile cadde üzerinde geri manevra yaptığı esnada caddenin karşısına geçmekte olan yaya davacıya çarpması sonucunda kaza meydana geldiği, sürücü ...'nun 2918 sayılı Kanun'un 84/1.J maddesi kuralını ihlal ettiği, davacı yayanın 2918 sayılı Kanun'un 68/1.a maddesi kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, kazaya ilişkin Yenice (Karabük) Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/169 Esas, 2023/223 Karar sayılı dosyasında trafik bilirkişisinden alınan 26.09.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sürücü ... ve yaya davacının eşit derecede asli kusurlu olduğunun belirtildiği ve bu rapor esas alınarak sürücünün taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 16.05.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece yargılama sırasında alınan 23.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda kusur yönünden yapılan değerlendirmede, sigortalı araç sürücüsünün olay yeri kavşak girişinde kontrolsüz şekilde geri manevra yapmaması, geri manevra esnasında aracın gerisini kontrol etmesi ve kavşak girişinde/başında yolun karşısına geçmekte olan davacı yayaya geçiş önceliği tanıması gerekirken aksi hareketleri nedeniyle % 75 oranında kusurlu olduğu, davacı yayanın ise her ne kadar kendisine geçiş öncelikli olan olay yeri kavşak başından/girişinden yolun karşısına geçiyor ise de yayanın yolunu kontrol etmesi ve trafiği ve kendi can güvenliğini tehlikeye düşürmeden karşıya geçmesi gerektiği ve % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece bu rapor esas alınarak karar verilmiş ise de belirlenen bu kusur durumu ile kaza tespit tutanağı ve ceza mahkemesinde hükme esas alınan rapor arasında farklılık bulunduğu, taraflarca kusura ilişkin rapora itiraz edildiği, mahkemece kusur durumuna ilişkin çelişki giderilmeden yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmıştır. Bu durumda öncelikle kazaya ilişkin Yenice (Karabük) Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/169 Esas, 2023/223 Karar sayılı dosyasının getirtilmesi, kaza tespit tutanağı, daha önce düzenlenmiş raporlar, toplanan deliller ile tarafların beyan ve itirazları da değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana geliş şekli ve kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Mahkemece davacının maluliyeti yönünden alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 31.07.2024 tarihli raporda, sağ el parmaklardaki yaralanma nedeniyle el engel oranlarının aritmetik olarak toplandığında % 14 olduğu, Tablo 2.2'e göre el engel oranının üst ekstremiteye dönüştürülünce % 13 olduğu, sol el bileğindeki yaralanma nedeniyle engellilik oranının aritmetik olarak toplandığında % 10 olduğu, üst ekstremite engel oranları Balthazard formülü ile toplandığında (%10, %13) %22 olduğu, Tablo 2.3'e göre üst ekstremite engel oranının kişi engel oranına dönüştürüldüğünde % 13 olduğu, Listede yer almayan deri hastalıkları ve sekellerine bağlı fonksiyon kayıplarının değerlendirilmesinde hastalığın şiddetine göre değerlendirme yapılır-Hafif maddesine göre engel oranının % 5 olduğu, kişi engel oranının Balthazard formülü ile toplandığında % 17 olduğu, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğu ve iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, mahkemece davacının sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından bu rapor esas alınarak yargılama sürdürüldüğü, ancak raporda davacının görmüş olduğu tedavi sürecini ve sonuçlarını tam olarak yansıtılıp değerlendirilmediği, deri hastalığı maluliyetine ilişkin skar ve keloidin kalıcı olup olmadığı yönünde hüküm vermeye yeterli değerlendirme yapılmadığı, taraflarca bu rapora itiraz edildiği, davacının maluliyetine ilişkin raporun hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davacıda kaza nedeniyle meydana geldiği belirtilen yaralanmaların ve sağ ön kolda mevcut olduğu belirtilen skarın vücut yüzeyinde kapsadığı alanın oranın belirlenip değerlendirilmesi, davacının tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenerek değerlendirilmesi ve davacının maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan dermatoloji ve plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde Yargıtay uygulamalarına göre Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekirken yetersiz rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/99, K. 2026/1045, T. 12.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-99-e-2026-1045-k-fc1c754b4dee