Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/844 E. 2026/887 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/844
Karar No
2026/887
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/844 Esas

KARAR NO:2026/887

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:23/01/2025

NUMARASI:2023/166 Esas, 2025/19 Karar

DAVANIN KONUSU:Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan

KARAR TARİHİ:04/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ilaç ve tıbbi cihaz meslek grubunda iştigal eden ilaç sanayi ile yan sanayinin ihtiyacı olan hammadde, yarı mamül ve mamül maddelerin imalatını yapan, yaptıran, alımı ve satımında 2005 yılından itibaren faaliyet gösterin bir firma olduğunu, TPMK nezdinde tescilli birçok markası bulunduğunu, ... başvuru nolu "... ... ... ve ... şekil" ibareli şekil başvurusunun bültende yayınlandığını, müvekkili şirkete ait marka başvurusuna ilişkin olarak yapılan davalı şirketin de arasında bulunduğu yayıma ilişkin birçok itirazın haksız bulunarak reddedildiğini, "...", "..." ibareli markalarla karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, eskiye dayalı kullanım ve kötü niyet gerekçeleriyle Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu'na söz konusu itirazın reddine ilişkin olarak verilen karara itiraz edildiğini ve kurul tarafından itirazın kabulü ile müvekkilinin marka başvurusunun reddine karar verildiğini, TPMK'nın ret kararının iptali için Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/59 esas sayılı davasının açıldığını, dava konusu marka olan ... tescil numaralı "... ve şekil" ibareli markada asli unsurun "..." yan unsurun ise "..." olduğu gösterilmesine rağmen davalı yan markasal kullanımını sürekli olarak dava konusu markada kötü niyetli olarak yan unsur olarak gösterdiği ... üzerinden yaptığını, ... ibaresinin markanın bütününe bakıldığında ancak markanın yardımcı unsuru olarak tasviri bir işaret olarak yer alabileceğini, bir marka ibaresinde esas unsur olarak kullanılamayacağını, ancak davalı şirketin ... tescil numaralı "... ve şekil" ile... tescil numaralı "..." ibareli markalarda ... ibarelerini asli unsur olarak kullandığını, tasviri işaretlerin bir markada yardımcı unsur olarak bulunmalarına bir engel bulunmamakla birlikte bunların tekel altına alınamayacaklarından tüm toplumun kullanımına açık olmasının bir zorunluluk olduğunu, "..." ibareli markayı ilk ihdas ve istimal edenin davalı şirket olmadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin taleplerinin saklı kalması kaydıyla, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... tescil numaralı "... ve şekil" ile... tescil numaralı "..." ibareli markaların tescil kararı verilen tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dahil olduğu... şirketler grubunun dünya devi olarak nitelendirilen şirket grupları arasında olduğunu, bu gruba dahil dünyanın çeşitli bölgelerinde en az 20 şirket bulunduğunu, ... yıldır, tıbbi ve sıhhi ürünler de dahil olmak üzere güzellik ve kişisel bakım ürünleri, temizlik ürünleri, tüketim malzemeleri, kumaş ve ev bakımı ve temizliği, bebek bakımı, havlular, kağıt mendiller, yiyecek ve içecek gibi pek çok sahada faaliyet gösterdiğini, 180'de ...ve ... gibi dünyaca meşhur ve yüksek tanınmışlık seviyesine ulaşmış pek çok markasının bulunduğunu, Türkiye'de 1954 yılından beri tescilli ... ibaresinin tıbbi ve sıhhi ürünler ile bütünleşmiş efsanevi bir marka ve ürün olduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli ... ibareli ..., ... ve ... sayılı, ...+şekil ibareli ..., ... ve ... sayılı, ...+şekil ibareli ... ve ... sayılı, ... (... ŞEKİL) ibareli ... ve... sayılı ve ... ...+ŞEKİL ibareli ... sayılı tescillerin sahibi olduğunu, davacının müvekkilinin Türkiye'de ilk tescili 1954 yılına dayanan ... markasına karşı açtığı davanın hukuki gerekçe ve dayanaktan tamamen yoksun olduğunu, öte yandan davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin markası üzerindeki tescilli haklarının kati, kesin ve tartışmasız olduğunu, davacının müvekkilinin ticari takdim şekli ve markalarını taklit eder fiillerinin Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/49 D.iş sayılı dosyası ile tespit edilmiş olduğunu, davacının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin markasından haberdar olmayacağının kabul edilemeyeceğini, davacının mütecaviz kullanımında müvekkilinin marka ve ürünlerini birden farklı şekilde taklit ediyor olmasının tercihlerindeki kasıtlı niyeti gösterdiğini, davacının müvekkilinin marka ve ürünlerini bilerek ve isteyerek tamamen marka ve ürünlerin çekim gücünden yararlanarak haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu, davacının amacının başvuruya konu ibare üzerinde hakimiyet, koruma sağlamak ve bunun üçüncü kişiler tarafından kullanımına engel olmak olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:İlk derece mahkemesinin 2018/188E, 2021/106 Karar sayılı, 04/03/2021 tarihli ilamında; "...Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller alınan bilirkişi raporu izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde her ne kadar davacı "..." ibaresinin ... (...), ilaç sektöründe özellikle "hastaların güvenliğini tehlikeye atabilecek karışıklığı önlemek için, ticari markaya konu edilemeyecek ortak kelime gövdelerinin belirlenerek, marka olarak verilmesinin engellenmesi için belirlenmiş isimler olduğu, jenerik ifade olduğu ve kelime anlamı itibarı ile tekele verilemeyecek isimlerden olduğu iddiasıyla SMK 5 kapsamında davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... tescil numaralı "... ve şekil" ile... tescil numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebiyle iş bu davayı açmış ise de alanında uzman bilirkişilerce sunulan rapordaki değerlendirmeler dikkate alındığında davaya konu markalarda yer alan ... ibaresinin ... kapsamında olmadığı, jenerik ifade olarak kabulünün mümkün olmadığı, kimsenin tekeline verilemeyecek isim olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmış her ne kadar davacı tarafça dosyaya aksi yönde mütalaa sunulmuş ise de mütaalayı hazırlayan uzmanların hukukçu olduğu, dolayısıyla değerlendirmelerin hukukçu kabulü olarak ele alınması gerektiği, bu noktada alanında uzman bilirkişilerin yer aldığı heyetçe sunulan ve dosya kapsamı ile uyumlu heyet raporuyla çelişki olarak değerlendirilemeyeceği, " ... ibaresinin tanımlayıcı bir ibare olduğu, bu ibarenin ... ürünü üreten herkesin kullanımına açık bir ibare olduğu ve ilgili piyasadaki herkes tarafından kullanılabileceği, bu ibarenin kimsenin tekelinde olmadığı, mentol ve nane içeren ürünler üzerinde genel olarak mavi ve yeşil renklerin kullanıldığı, bu renklerin söz konusu ürünleri içeren ürünler açısından tanımlayıcı oldukları ve markalarında ve ambalajlarında tanımlayıcı olduğu, herkesin kullanımına açık ibareleri marka olarak seçen kişilerin markaları zayıf marka olup, serbest kullanıma açık ibarelerin herkesçe kullanılmasına katlanmak zorunda olduğu," yönündeki hukukçu değerlendirmelerinin dosya kapsamı ile uyuşmadığı gibi sektörel değerlendirmelerin hukukçu tarafından yapılamayacağı dikkate alındığında raporla çelişki olarak kabulünün de mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, alanında uzman bilirkişilerce hazırlanan heyet raporu hükme esas alınmak suretiyle davacının sübut bulmayan davasının reddine..." karar verilmiştir.

İSTİNAF KARARI:Dairemizin 13/07/2023 tarihli, 2021/1673 Esas, 2023/1097 karar sayılı ilamı ile; "..Somut uyuşmazlıkta mahkemece bilirkişi raporuna göre karar verilmiş ise de; davacı vekili rapora itiraz etmiş ve yargılama sırasında raporun aksi yönde uzman mütalaası sunmuştur. Keza, dosyada mevcut Ankara 2.FSHHM'nin 2018/59 esas sayılı dosyasının raporu incelendiğinde raporda muhalif olan marka vekili bilirkişinin ... ibaresinin tanımlayıcı ibare olduğu gerekçesi ile çoğunluk görüşüne katılmadığı görülmektedir. İstinaf aşamasında davacı vekili tarafından sunulan Ankara BAM 20.HD'nin 2022/1293, 2022/1133 karar sayılı ilamında ise Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 31/03/2022 günlü 2020/7106 E-2022/2650K sayılı ilamında "..." ibaresinin "... "anlamına geldiği ve tescilli olduğu sağlık ve temizlik ile ilgili tüm sınıflar yönünden tanımlayıcı olduğu kabul edildiğine değinildiği görülmektedir.İş bu davada hükümsüzlüğü istenen ... tescil nolu "...+Şekil" ibareli marka ..., ... ve 10.sınıfta, ... tescil nolu "..." ibareli marka 03, ..., 10 ve 11.sınıfta tescillidir.Bu durumda mahkemece öncelikle davalı yanın cevap dilekçesinde değindiği tüm marka kayıtlarının TPMK'den celp edilerek, emtia sınıfları da ayrı ayrı değerlendirilmek sureti ile her iki markanın tescilli olduğu emtia sınıfları yönünden markaların tanımlayıcı ibare olup olmadığının tespiti ve davalının önceye dayalı kullanım, kazanılmış hak ve ayırt edicilik kazandırma savunmaları üzerinde durularak Yargıtay 11.HD'nin anılan kararı ve dayanak karar da celp edilerek sektör bilirkişisinin yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir" şeklinde karar vermiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN 2.KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2023/166, 2025/19 Karar sayılı, 23/01/2025 tarihli ilamında; "... her ne kadar davacı "..." ibaresinin ... (...), ilaç sektöründe özellikle "hastaların güvenliğini tehlikeye atabilecek karışıklığı önlemek için, ticari markaya konu edilemeyecek ortak kelime gövdelerinin belirlenerek, marka olarak verilmesinin engellenmesi için belirlenmiş isimler olduğu, jenerik ifade olduğu ve kelime anlamı itibarı ile tekele verilemeyecek isimlerden olduğu iddiasıyla SMK 5 kapsamında davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... tescil numaralı "... ve şekil" ile... tescil numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebiyle iş bu davayı açmış ise de, İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda alınan alanında uzman bilirkişilerce sunulan rapordaki değerlendirmeler dikkate alındığında, “...” ibaresinin, sektörde alışılagelmiş sektöre özel bir çeşidi, cinsi vb. tanımlayıcı olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7106 Esas ve 2022/7650 Karar sayılı ilamında "..." ibaresinin Türkçe anlamı göz önünde bulundurulduğunda tanımlayıcı olarak kabulünün gerektiği belirtilmişse de, mahkememizde hükümsüzlüğü talep edilen markaların "... ve şekil" ve "..." ibareli oldukları, eskiye dayalı kullanım hususunda gerçekleştirilen incelemeler sonucunda eskiye dayalı kullanım nedeniyle hak sahibi olma şartını taşıyan öznenin davalı olduğu, davaya konu markalarda yer alan ... ibaresinin ... kapsamında olmadığı, jenerik ifade olarak kabulünün mümkün olmadığı, kimsenin tekeline verilemeyecek isim olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmış, İstinaf kaldırma ilamı sonrası alınan, davacı tarafça sunulan ve uzman hukukçuların hazırlamış olduğu uzman görüşündeki tespitleri ve önceki raporları da teknik açıdan değerlendiren, içerisinde sektör bilirkişilerinin de bulunduğu uzman bilirkişilerin hazırlamış oldukları raporun dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, uzman görüşündeki hukukçu değerlendirmelerinin dosya kapsamı ile uyuşmadığı gibi sektörel değerlendirmelerin hukukçu tarafından yapılamayacağı da dikkate alınarak uzman görüşündeki değerlendirmelere itibar edilmemiş, İstinaf kaldırma ilamı sonrası alınan alanında uzman bilirkişilerce hazırlanan heyet raporu hükme esas alınmak suretiyle davacının sübut bulmayan davasının reddi" şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyaya sunulan Yargıtay ilamlarına göre; "..." ibaresinin '...' anlamına geldiği, sağlık ve temizlik ibareleri ile tüm sınıflar yönünden tanımlayıcı olduğu, bu haliyle ancak tali unsur olarak bir asli unsurun yanında tescil edilebileceği, markanın asli unsuru olarak tek başına tescil edilemeyeceği, '...' ibaresinin '...' ibaresinden bir farkı bulunmadığını ve aynı şekilde algılandıkları hususu sübuta erdiğini, Yargıtay Kararlarında açıkça '...' ibaresinin '...' anlamına geldiği tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, SMK’nun 5/2. maddesi, 5/1-d. ve 5/1-c. maddelerinin bir istisnası olarak kabul edilmekteyse de; ‘...’ ibaresinin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı, cins isminden farklılaşarak bir marka olarak algılandığı hususlarını ispat edecek bir delil olmadığını, bir ibarenin tanınmış olduğu iddia edilen bir markanın yanında bir süre kullanılmış olması o ibarenin tüketici tarafından tek başına görüldüğü anda algılandığı, ayırt edildiği anlamına gelemeyeceğini, ... anlamına gelen ‘...’ cins ismini oluşturan unsurların birleşik olacak şekilde yazılması ve arada yer alan iki adet ‘r’ harfinden birinin birleştirilen kelimeden çıkartılması ile oluşturulan ‘...’ kelimesi bu kelime içinde yer alan ‘...’ ve ‘...’ kelimelerine anlamlarını kaybettirmeye yetmemektedir. Oluşturulan yeni kelime her iki kelimeyi de -gerek yazılış gerek anlamsal açıdan- tam olarak ihtiva ettiğini, ‘...’ markasının cins isminden uzaklaşıp yeni bir anlam kazanmamış olmakla marka olarak algılanmaktan uzak olduğunu, bilirkişi raporunda ve gerekçeli karar içeriğinde dava konusu ‘...’ ibaresinin tüketici nezdinde ayırt edici bir marka mı yoksa cins ismi mi olarak algılandığı yönünde herhangi bir inceleme yapılmadığını, ambalajda kullanılan renklerin doğrudan ürün içeriği ile bağlantısın olduğunu, ambalajda kullanılan renklerin mavi ve yeşil ağırlıklı olduğunu, bu durumun sadece Davacı...’nın ürünlerinde değil, okaliptüs ve nane içeren tüm ürünler bakımından mevcut olduğunu, kullanılan renklerin, ürünler açısından tanımlayıcı oldukları için, ayırt edici olmadığını, bu renklerin herhangi bir firmanın tekeline verilmesi de mümkün olmadığını, Doç. Dr. ... ve Doç. Dr. ... tarafından kaleme alınan uzman mütalaasını sunduklarını, eksik inceleme ile karar verildiğinin belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı, davalı adına tescilli ... numaralı ... ŞEKİL markası ile ... numaralı ... ŞEKİL markasında ... ibaresinin cins, vasıf belirtmesi nedeni ile SMK 5/1-c, 5/1-d maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; Dairemiz kararından sonra dosyaya eklenen TPMK yazı cevabına göre, ... numaralı "..." kelime markasının ... nolu emtia sınıfında 19/10/1954 tarihinden itibaren tescilli olduğu, ... numaralı ... ... ŞEKİL markasının ... nolu emtia sınıfında 01/10/1990 tarihinden itibaren tescilli olduğu, ... numaralı ... ... ŞEKİL markasının ... nolu emtia sınıfında 07/02/1991 tarihinden itibaren tescilli olduğu, davalının ... ibareli 1954 tarihinden itibaren tescilli seri markaları olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 31/03/2022 günlü 2020/7106 E-2022/2650K sayılı ilamında "..." ibaresinin "... "anlamına geldiği ve tescilli olduğu sağlık ve temizlik ile ilgili tüm sınıflar yönünden tanımlayıcı olduğuna yer verilmiş ise de; hükümsüzlüğü talep edilen markalar yönünden davalının en eskisi 1954 yılından itibaren koruma sağlayan tescilli seri markalarının kazanılmış hak oluşturacağı, davaya konu ... numaralı ... ŞEKİL markasında ... ibaresi ile birlikte ... tanınmış markasına ve şekil markasına da yer verildiği, ... numaralı markasında ... ibaresi ile önceki tescilli şekil markasının da yer aldığı dikkate alındığında mahkemece hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732TL harcın, peşin alınan 1.230,80TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 498,80TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.4/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/844, K. 2026/887, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-844-e-2026-887-k-2734752d88f5