Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/76 E. 2026/1220 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/76
- Karar No
- 2026/1220
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO : 2025/76
KARAR NO : 2026/1220
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 07/05/2024
NUMARASI : 2017/693 Esas - 2024/398 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.12.2014 tarihinde davalı ... yönetimindeki ... plakalı yolcu taşıyan ... otobüs sürücüsünün ... Caddesi'nden yukarı çıkarken, henüz durağa yaklaşmadan, iniş kapısını açtığını, o sırada otobüsün arkasında seyir halinde olan... plakalı aracı kullanan davalı ...'un otobüsten inmekte olan davacıya çarpması sonucu yaralandığını, her iki sürücünün de kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle davacının beden gücü kayıp oranı Okmeydanı Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu'nun 30.09.2016 tarihli raporuyla %4 olarak belirlendiğini, müvekkilinin kaza tarihinde 44 yaşında olup, “bahçe- havuz bakım ustası” olarak çalıştığını, yaralanması nedeniyle, çalışamadığı 4 aylık maaş alacağının ve yaşam süresinin sonuna kadar tazminatının 07.11.2016 tarihinde, ... plakalı araca ait 21.02.2014 başlangıç tarihli, ... poliçe nolu kasko poliçesi (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi). ... plakalı araca ait ... poliçe nolu kasko poliçesi (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi) başvuruya karşın olumlu veya olumsuz bir yanıt verilmediğini belirterek temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte 6100 Sayılı Yasa'nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere şimdilik; 10.000,00 TL maddi tazminat tutarı (geçici ve sürekli is ve güçten yoksunluk, çalışamamaktan kaynaklı kazanç kaybı ve diğer maddi zararlar), ayrıca tedavi giderleri (yol, tedavi vs. giderleri olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin, işleten ve sürücüler yönünden olay tarihinden sigortacı yönünden maddi tazminat talepleriyle sınırlı olmak ve sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, ortaklaşa ve zincirleme davalılara ödetilmesini ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi, ortaklaşa ve zincirleme işleten ve sürücülere ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen... plakalı araç 24.02.2014 - 2015 vadeli ... nolu ... poliçesi ile, ... plakalı araç 21.02.2014 - 2015 vadeli ... nolu ... ile sigortalanmış bulunduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, kaza tarihinden faiz talepleri ile haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup reddi gerektiğini, öncellikle davacının iddiasının aksine meydana gelen kazada davacıda kalıcı bir hasar ve iş gücü kaybı söz konusu olmadığını, kazada davacının asli kusurlu olduğunu, tazminat talebini sigorta şirketine yöneltmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; olaya hızlı bir şekilde kontrolsüz olarak araç kullanan diğer davalının sebebiyet verdiğini, asıl kusurlu olan taraf davacı ve diğer davalı taraf olduğunu, tazminat talepleri yerinde olmadığını, zararı olsa bile kusur oranında tenzil edildiğinden artık bir zararından da bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne, Maddi Tazminat Yönünden; Islah ( Talep arttırım dilekçesi) kanunen geçerli olmadığından hükme esas alınmaksızın dava ve 01/10/2020 tarihli talep arttırım dilekçesi ile bağlı kalınarak 3.253,33-TL geçici, 84.981,01-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.003,76-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 90.238,10-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe teminat limitleri ve tespit edilen kusur oranların dahilinde sorumluluğu olduğu dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 12/12/2016 tarihinden diğer davalı asiller yönünden kaza tarihi olan 25/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Manevi Tazminat Yönünden
20.000,00-TL manevi tazminatın davalı ..., ... ve ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde diğer davalı ... adını da yazmış ise de davalı ... adına yargılama sırasında ve sonrasında vekaletname dosyada bulunmadığından davalı ... için istinaf sebepleri incelenmemiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece kısmi kabul kısmi ret kararı verildiğini, kısmi ret kararına dayanak olarak da belirsiz alacak davasında sadece 1 kez ıslah yoluna başvurulabileceğinin belirtildiğini oysa belirsiz alacak davalarında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK’nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabileceğini, davasını HMK’nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kezde ıslah edebileceğini, harcını da yatırmak suretiyle taleplerini artırmalarına rağmen; mahkemece haksız bir şekilde düşük olan tutardan karar verilerek müvekkilinin de mağdur edildiğini, hükmedilen manevi tazminat tutarın düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararda müvekkili yönünden müktesep hakkın ihlal edildiğini, tahkikat aşaması bitirilip dosya karar aşamasına geldiğini ancak mahkeme tarafından 17.06.2021 tarihli celsede karar için dosyanın incelenmeye alındığını, mahkemenin hakimi değişmiş ve dosyadaki önceki tüm işlemler hiçe sayılarak, tarafların talebi olmadığı halde mahkemece dosya yeniden bilirkişiye gönderilerek kusur raporu alındığını, müvekkiline verilen kusur oranı artması, usuli kazanılmış hakkın ihlali olduğunu daha önce alınan rapor davacı tarafından kabul edildiğinden, tarafların talebi olmadan yeni rapor alınması ve bu rapor esas alınarak hüküm kurulması hukuka ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, davacının resmi kazancı ... kayıtlarıyla sabit olduğu halde davacının resmi kayıtlar dışındaki soyut beyanlarının dikkate alınmaması gerekirken hatalı bir şekilde davacının soyut beyanlarına itibar edilerek fahiş rakamlar kazandığı iddiasının dikkate alınması hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davacının resmi ve gerçek kazancını esas alan ... bordorolarındaki kazancını esas alan birinci seçeneği dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 25/12/2014 günü, saat 16:00 sıralarında, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı otomobil ile seyir halinde iken önünde seyir halinde olan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otobüsün yolcu indirmek üzere yolun sağına yanaşmadan yavaşlayıp durduğu ve otomobilin de duraklayan otobüsün sağından sağa manevra ile geçmek istediği esnada duraklayan otobüsün sağ arka kapısıdan inen davacı yolcu ...'e, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobilin sol ön far kısımlarıyla çarpması neticesinde davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından hükme esas alınan aktüerya raporunun istinaf talep eden davalı ... vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı ... vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüerya raporunda ki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden aktüerya raporunda ki hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince kusura ilişkin alınan 29/03/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda; davalı sürücüler ayrı ayrı %40, davacının ise %20 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiş davalı ...'nin kaza nedeniyle yargılandığı ceza mahkemesinde hükme esas keşif sonucu alınan kusur bilirkişi raporunda; davacının tali, otobüs sürücüsü ...'un asli ve otomobil sürücüsü ...'un tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece 29/03/2019 havale tarihli kusur bilirkişi raporu 11/04/2019 tarihli duruşmada hazır bulunan davacı, davalı ..., davalı ... vekiline raporun bir sureti verilerek taraflara rapora karşı beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verildiği, bir sonraki 09/07/2019 tarihli celsede davacı vekili; "... Bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmadık, rapora bir diyeceğimiz yoktur, dosyada aktüerya bilirkişi incelemesi yapılsın" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekili süresinden sonra 16/08/2019 tarihli dilekçesi ile kusur raporuna itirazda bulunduğu halde, mahkemece ATK dan çelişkinin giderilmesi için rapor alınmış ve raporda; davacı kusursuz, davalı sürücü ...'un, %40, davalı sürücü ...'un, %60 oranında kusurlu olduğunu tespit eden rapor mahkemece hükme esas alınmış ise de; davacının %20 kusurlu bulunduğu ilk kusur bilirkişi raporuna davacı vekili süresinden sonra itirazda bulunduğundan mahkemece ATK raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 Esas ve 2019/8286 Karar sayılı kararında; "...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir.
Somut olayda, dava tarihi 12.11.2012 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda zarar toplamı 68.815,51 TL olarak belirlenmiştir. Davacı vekili, 05.12.2013 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile alacağını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.500,00 TL olarak ıslah etmiştir.Daha sonra ıslah edilmeyen 28.815,51 TL için tamamlama harcını 06.03.2015 tarihinde yatırmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak bir karar vermek gerekirken sadece ıslah dilekçesindeki talep gibi karar verilmesi ve bedel artırım talebinin dikkate alınmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." belirlemesinde bulunmuştur (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6162 E. ve 2021/9730 K. sayılı kararı).
Bu durumda davanın alacağın miktarının tam olarak belirlendiği tarih itibari ile ıslah dışında talep arttırımı hakkı da bulunduğundan ve davacının 2. olarak verdiği dilekçesi talep arttırım dilekçesi olarak kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararı, istinaf talep eden davalı ... vekiline elektronik tebligat yoluyla 03/09/2024 tarihinde tebliğ edilmiş ancak davalı ... vekili iki haftalık süre geçtikten sonra 18/09/2024 tarihinde vermiş olduğu dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
HMK 345/1. maddesi gereğince "İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır".
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı davalı ... vekilinin istinaf başvurusu HMK'nun 345. maddesinde öngörülen gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık istinaf süresi geçtikten sonra, 18/09/2024 tarihinde yapılmıştır. Bu nedenle davalı ... vekilinin istinaf başvurusu süresinde olmadığından ayrıca davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi davalı ... vekiline 28/09/2024 tarihinde tebliğ edildiğinden katılma yoluyla istinaf olarak ta değerlendirilemeyeceğinden HMK'nın 352/1-c maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-c.maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-a)Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-c maddesi gereğince REDDİNE,
b)Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf talep edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/05/2026