Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/729 E. 2025/1270 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/729
- Karar No
- 2025/1270
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/729
KARAR NO : 2025/1270
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/843
KARAR NO : 2025/110
KARAR TARİHİ: 18/02/2025
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 19/11/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Proje Yönetim Danışmanlık hizmeti sunulması amacıyla, 04/09/2015-04/09/2016 tarih aralıklarını kapsayan 1 yıl süreli hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden müvekkil şirketin 04/09/2015 tarihinde davalı şirkete proje yönetim danışmanlık hizmeti sunmaya başladığını, söz konusu hizmet sözleşmesi çerçevesinde müvekkili şirket tarafından davalı şirketin talep ettiği her ay değişkenlik gösteren sayılarda tüm projelere en iyi şekilde danışmanlık yapıldığını ancak sözleşme çerçevesinde son 4 aya dair faturalar önceki faturalar gibi tebliğ edilmesine rağmen karşı yan tarafından müvekkil şirkete ödeme yapılmadığını ve söz konusu faturaların iade edilmediğini, davalı şirkete 28/09/2016 tarihinde Beyoğlu 13. Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile faturaların ödenmesini talep edildiği, bu ihtara karşı davalı tarafça 13/10/2016 tebliğ tarihli Beyoğlu 58. Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamede söz konusu faturaların tarafına iade edildiğinin belirtildiğini ancak ilgili faturaların iadesinin müvekkili davacı şirkete hiçbir şekilde yapılmadığını, faturalar ödenmediği için davalı hakkında icra takibi başlattıklarını beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında proje yönetimi hizmeti verilmesi için 01/10/2015 tarihinde akdedilen sözleşmenin Proje Yönetim Hizmetleri başlıklı 2.1. Maddesi uyarınca hizmet verme edimini yerine getirecek olan davacı tarafın haftada en az 4 gün (32 saat) müşteri proje ekipleri ile birlikte çalışma yükümlülüğü bulunduğunu, davacı tarafından bu yükümlülüğe uyulmadığını, Mayıs 2016 itibariyle müvekkili şirkete gelinmediğini, bu hususun Mayıs 2016'dan itibaren müvekkili şirketin giriş çıkış kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi neticesinde açıklığa kavuşacağını, buna rağmen dava konusu faturaların düzenlendiğini ancak müvekkili şirkete gönderilmediğini ve faturalar incelendiği görüleceği üzere teslim eden ve teslim alan kısımlarının imzalanmadığını, hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından hiçbir hizmet almadığından ve sözleşme ihlal edildiğinden haksız ve dayanaksız olarak düzenlenen faturaların iade edildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI
Mahkemenin 14/05/2018 tarihli kararı; "...takibe konu faturanın davalıya tebliğ edildiği ancak süresinde faturaya herhangi bir itirazın davalı tarafça yapılmadığı, davacı ticari defterleri delil olarak göstermiş aynı zamanda bu şekilde davalı ticari defterlerine de dayanılmış, davalı defter kayıtlarında da bir kısım faturaların kayıt görmesine karşın davalı savunmasının hizmetin kendisine yapılmadığına yönelik olması her ne kadar faturaya süresine itiraz edilmemiş olması davalı aleyhine bir durum oluşturmakta ise de faturanın gerçeğe uygun tanzimi ve hizmetin verilmesi halinde faturanın karine teşkil etmesi ancak hizmetin verildiğine dair dosyada mübrez delillere göre davacı tarafından yapılmış bir ispat olmaması..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 09/11/2022 tarihli kararı; "...faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek kullanan kimse, bu faturanın ticari defterlerine kaydı gereken bir belge olduğunu, mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini, mal yada hizmeti aldığını kabul etmiş sayılır. Mahkemece her ne kadar hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiği ifade edilmiş ise de davacının takibe konu alacağını oluşturan faturalar davalıya tebliğ edilmekle birlikte, davalı tarafından süresinde iade edilmeyerek ticari defterlerine işlendiği anlaşıldığından, davalı defterlerinde kayıtlı olan faturalar yönünden hizmetin verilmediği iddiasına yönelik ispat yükü davalı üzerindedir. İspat yükü ters çevrilerek davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Bu durumda mahkemece davalı kayıtlarında yer almayan 01/06/2016 tarihli ve 223112 no.lu faturanın hangi tarihte tebliğ edildiği, tebliğ edilen ...ın davalı şirket çalışanı olup olmadığı araştırılarak değerlendirme yapılması, davalı tarafça defterlerine kaydedilip süresinden sonra iade edilen faturalar yönünden ise ispat yükü davalı üzerinde olduğundan faturalara konu hizmetin verilmediği yönündeki davalı iddialarının delilleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve taraflar arasındaki sözleşmeye konu hizmet yönünden sektör bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi..." gerektiğinden, davacı tarafın istinaf talebi kabul edilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemenin 18/02/2025 tarihli kararı; "...Somut olayda; Dava konusu Haziran, Temmuz, Ağustos ve Temmuz aylarına ait 4 adette toplam 215.232,00 TL'lik faturaların davacı kayıtlarında yer aldığı, bu faturalardan 01/06/2016 tarihli ilk faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, diğer 3 faturanın kayıtlı olduğu, davalı tarafından 3 adet fatura defterlerine işlenmesine rağmen süresinden sonra iade faturası düzenlendiği, iade faturalarının davacı taraf kayıtlarında yer almadığı, iade faturalarının davacı tarafından alındığına dair bir delil bulunmadığı tespit edilmiştir.Davalı kayıtlarında yer almayan dava konusu 01/06/2016 tarihli faturanın davalı şirket çalışanı olduğu ispatlanamayan ... tarafından teslim alındığı, davalı şirkete teslimine dair bir kayıt olmadığı, sonradan düzenlenen Temmuz ve Eylül 2016 faturalarınında bu kişi tarafından teslim alınıp davalı şirket kayıtlarına kaydedilmiş olmasının da, bu faturanın da davalıya tebliğ veya teslim edilmiş sonucunu doğurmayacağı, bu fatura kapsamında fatura içeri hizmetin verildiği hususunu ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, dosya kapsamı delil durumuna göre davacı tarafın bu faturadan dolayı üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği, bu kapsamda bu faturadan dolayı alacak isteminin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.Dosya kapsamı delil durumuna göre, davalı kayıtlarında yer alıp da, yasal 8 günlük itiraz süresi dolduktan sonra iade edildiği anlaşılan dava konusu Temmuz, Ağustos ve Eylül 2016 faturaların sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği, bu faturalar nedeniyle davacı tarafın hizmetin verildiğini, alacağının varlığını ispatladığı, davalı tarafından bu faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının, hizmetin verilmediğinin ve kesinleşmediğinin ispat edilemediği, bu kapsamda bu faturalardan dolayı davacının alacak talebinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir.Tüm bu nedenler ile; Dava konusu İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası nedeniyle, takip tarihi itibarıyla, Temmuz, Ağustos ve Eylül 2016 faturalarından dolayı davacının davalıdan 161.424,00 TL alacak talep edebileceği, davalı tarafın takip tarihinden önce temerrüte düşürüldüğü ispatlanamadığından temerrütün takip tarihinde oluşacağı, takip talebindeki talep kapsamında bu alacak için takip tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği; davalının tespit edilen bu alacak yönüyle bir ödeme iddiası ve ispatı veya alacağın istenebilir olmadığına dair bir ispatı olmadığından, tespit edilen miktar yönüyle icra takibine itiraz ve savunmalarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş olmakla, davalı tarafın kabul edilen miktar yönüyle itirazında haksız bulunduğu, dava ve takip konusu alacağın fatura alacağı olduğu, likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla, hükmolunan 161.424,00 TL alacağın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu edilen faturaların davalı tarafından süresi içerisinde iade edilmediğini, davalı şirket tarafından hizmete dair sözleşme süresi boyunca hiçbir ayıp ihbarında bulunulmadığını, sözleşmenin sona ermesinden çok sonra Beyoğlu 58. Noterliğinde keşide edilen 11/10/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile dava konusu faturalarını tebliğ aldıklarını ancak ödeme yapmayacaklarını bildirdiklerini, ihtarnamede Haziran ayı faturasını tebliğ aldıklarını beyan ettikleri için mahkemenin işbu faturanın teslim edildiğine dair yazılı kanıt bulunmadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda da hizmetin verildiğine dair tespite yer verildiğini, ayrıca sözleşmenin 7.3 maddesi gereği sözleşmenin ihlali halinde bu ihlalin giderilmesi için karşı tarafa bildirim yapılması, ihlal bildirime rağmen giderilmezse sözleşmeyi sona erdirme hakkı verilmesine rağmen davalı tarafından sözleşme süresi boyunca sözleşmenin herhangi bir maddesinin ihlal edildiği yönünde hiçbir bildirimde bulunulmadığını, nitekim müvekkili Şirket tarafından da sözleşmenin hiçbir maddesinin ihlal edilmediğini, davalı tarafça karşılığını göremediği tek bir talebin dahi dosyaya sunulamadığını, zira davalıya danışmanlık hizmetinin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde verildiğini, bu nedenlerle mahkemenin Haziran 2016 faturası yönünden reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin faturalara itiraz edilmediğine ilişkin tespitinin hatalı olduğunu, faturaların müvekkili şirkete tebliğ edildiği, müvekkil şirket tarafından faturalara süresi içerisinde itiraz edilmediği ve fatura içeriğindeki hizmetin verildiği hususlarında ispat yükü davacı üzerinde olup somut delillerle ispatlayamadığını, dava konusu faturalar farklı tarihlerde ... isimli şahıslara tebliğ edilmiş ise de müvekkiline tebliğ edildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede danışmanlık hizmetinin müvekkili şirkete gelinerek fiziki olarak verileceğinin kararlaştırıldığını, danışmanlık hizmetinin verilmediğinin ispatının ancak bilirkişi marifetiyle şirket giriş çıkış kayıtlarının incelenmesi ile mümkün olduğunu, giriş çıkış kayıtları mahkemeye sunulmasına rağmen incelenmediğini, davacı ise hizmet verdiğini ispat edebilmek için e-mail yazışmaları sunmuşsa da bu mail yazışmalarının tarihlerinin fatura tarihleri ile örtüşmediğini, davacının kesmiş olduğu faturaların hizmetin verildiğini ispata yeterli olmadığını, hizmetin verildiği hususunun davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, bilirkişi raporunda Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül 2016'da davacı tarafından hizmet verildiğini ispata yarar belge bulunmadığının isabetli bir şekilde tespit edildiğini, faturalar müvekkiline tebliğ edilmediğinden itiraz sürelerinin ise başlamadığını ve bu nedenle iade faturalarının süresinde düzenlendiğinin kabulünün gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davacı tarafından her biri 53.808,00 TL olan 4 ayrı fatura nedeniyle işlemiş faizleri ile birlikte toplam 219.714,27 TL üzerinden icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından süresi içerisinde takibe itiraz edilmesi sonucu İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde eldeki dava açılmıştır. Taraflar arasında proje yönetimi hizmeti verilmesi konusunda sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede davacı "...", davalı "Müşteri" olarak anılmaktadır.Sözleşmenin Konusu 2.maddede; "İşbu sözleşme çerçevesinde, ..., hizmet veren olarak, Müşteri için madde 2.1'de tanımlanan, proje yönetimi hizmetleri karşılığında; Müşteri tarafından işbu sözleşme ile belirlenen hizmet bedellerinin hizmet verene aylık bazda ödenmesinin usul ve şartlarını düzenlenmektedir" olarak açıklanmıştır. Proje Yönetimi Hizmetleri başlıklı 2.1.maddesi; "Hizmet veren tarafından, proje yönetimi işinin gerçekleştirilmesine yönelik hizmetlerdir...., müşteri projesini yönetmek üzere "Proje Yönetim Danışmanı" olarak görev yapacak deneyimli bir adet uzman atayacaktır. Hizmet kapsamında haftada en az 4 gün (32 saat) müşteri proje ekipleri ile birlikte çalışacaktır."Proje Yönetim Danışmanı" ana hatlarıyla aşağıdaki görevleri gerçekleştirecektir:Proje ekiplerini yönetmek,Proje hedeflerini ve proje kapsamında yürütülecek işleri ayrıntılı bir şekilde belirleyip yönetmek,Projeyi belirli bir metodoloji dahilinde yönetmek,Projeye paydaşları arasında bilgi akışını sağlamak ve proje iletişimini yönetmek,Proje kapsamında kullanılacak teknolojiler ile ilgili yönlendirmelerde bulunmak,Projeye dahil olan insan kaynaklarını yönetmek,Proje performansını değerlendirmek,Projenin gidişatı hakkında proje üst yönetimini düzenli olarak bilgilendirmek,Proje paydaşları arasında koordinasyonu sağlamak,Projenin sonuçlarının tatmin edici olması için kaliteyi yönetmek,Proje risklerini yönetmek,Zamanı ve maliyetleri proje planları kapsamında yönetmek,Projenin dokümantasyon va raporlamalarını yönetmek." şeklinde belirlenmiştir.Hizmet Bedelleri başlıklı 2.2.maddesinde; "Madde 2.1'de belirtilmiş olan ve Müşteri tarafından işbu Sözleşme'de belirtilen hizmetlerin ... tarafından verilmesi karşılığında her ay ödenecek olan bedeli fade eder.* Aşağıda belirtilen fiyat modeli baz alınarak hizmet bedelleri, her ayın sonunda ... tarafından Müşteri'ye fatura edilecek, fatura tarihinden itibaren takip eden her ayın ilk beş iş günü içinde defaten ...'un aşağıda yer alan barka hesap numarasına ödenecektir..." denilerek devamında madde 2.1'de belirtilmiş olan hizmetleri gerçekleştirecek uzman/proje yönetim danışmanı yönünden günlük olarak ve haftalık çalışma günleri olan Pazartesi'den Cuma'ya 5 (beş) gün ve günlük çalışma süresi 8 (sekiz) saat baz alınarak her gün için KDV hariç 2.280,00 TL belirlenmiş, haftalık çalışma günleri dışında hafta sonları veya tatil günleri yapılacak çalışmalar ve günlük (8 saatten fazla) fazla mesai halinde 350 TL/adam-saat olarak ücretlendirilerek hizmetin verildiği aya ait faturaya yansıtılacağı açıklanmıştır. Müşterinin Yükümlülükleri başlıklı 4.maddesinde; hizmet bedellerini süresi içerisinde tam ve eksiksiz olarak ödemeyi, hizmetin verilebilmesi için her türlü veri ve bilgiyi ...'a vermeyi, kendi kusurundan kaynaklanan gecikme ve zararlar ile kendi istihdam ettiği personelin/ortağının kusurlu ve hatalı eylemleri nedeniyle ortaya çıkabilecek sözleşmeye aykırılıklardan ...'un sorumlu olmadığını kabul, beyan ve taahhüt ettiği belirtilmiştir. ...'un Yükümlülükleri başlıklı 5.maddesinde; sözleşmenin 2.1.maddesinde belirtilen hizmetleri tam ve eksiksiz olarak yerine getireceği, ...'tan yada mücbir sebeplerden hizmetin aksayacağının anlaşılması halinde derhal Müşteriye bilgi vereceği, kendisinin yada istihdam ettiği personelin/danışmanın/ortağının kusurlu ve hatalı eylemleri nedeniyle sözleşmeye aykırılığın ortaya çıkması, hizmetin yerine getirilememesi, gecikmesi halinde Müşteri nezdinde doğmuş her türlü zararlardan sorumlu olacağı belirtilmiştir. Sözleşmenin imza tarihi 01/10/2015 tarihi olmasına rağmen, süre ve fesih başlıklı 7.maddede "7.1.İşbu sözleşme 04.09.2015 tarihinde imzalanmış ve imza tarihi itibarı ile yürürlüğe girmiştir.7.2.İşbu sözleşme İmza tarihinden başlamak üzere 1 yıl süre ile geçerlidir.7.3.Taraflardan biri işbu Sözleşme'nin koşullarını esastı bir şekilde ihlal ederse, ihlal eden tarafa bildirimde bulunulmasına ve kendisine söz konusu ihlali ortadan kaldırması için makul bir süre tanınmasına rağmen ihlalin çözüme ulaştırılamaması durumunda, diğer taraf bu Sözleşme'yi sona erdirebilir." hükmü yer almaktadır. Sözleşme kapsamında davacı tarafından hizmetin verilmeye başlandığı, davalı tarafından aylık hizmet bedellerinin 2016/5.ay dahil ödendiği, ihtilafın ise 2016/6.ay hizmet faturası itibariyle başladığı, 2016/6, 7, 8, 9. aylara ilişkin hizmet bedellerinin davalı tarafından ödenmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından Beyoğlu 13. Noterliğinde keşide edilen 28/09/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede; takibe konu edilen 4 adet faturanın, ihtarnamenin tebliğini takip eden 7 gün içerisinde ödenmesi aksi halde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir.İşbu ihtarnameye cevaben davalı tarafından Beyoğlu 58. Noterliğinde keşide edilen 11/10/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2.1.maddesinde muhatabın "Proje Yönetim Danışmanı" olarak görev yapacak deneyimli bir adet uzman atayacağı ve hizmet kapsamında haftada en az 4 gün (32 saat) şirket proje ekipleri ile birlikte çalışacağının açıklandığı ancak muhatabın sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı ve sözleşmeyi ihlal ederek Mayıs ayından itibaren şirkete gelmediği ve sözleşme kapsamında hiçbir hizmette bulunmadığı, 01/06/2016 tarihli 223112 no.lu 53.808,00 TL, 01/07/2016 tarihli 223113 no.lu 53.808,00 TL, 01/08/2016 tarihli 223115 no.lu 53.808,00 TL ve 01/09/2016 tarihli 223116 no.lu 53.808,00 TL bedelli faturaları haksız ve dayanaksız düzenleyerek şirkete göndermiş ise de faturaların muhataba iade edildiği, bu nedenle muhatap tarafından gönderilen ihtarnameye itiraz edildiği, muhatabın tarafından sözleşme yükümlülükleri yerine getirilmediği ve sözleşme hükümleri ihlal edildiği için muhatabın fatura bedellerine hak kazanmadığı ihtar edilmiştir. Mahkemece kaldırma kararından önce mali müşavir bilirkişiden alınan raporda; her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu faturaların 4 adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde ise 01/06/2016 tarihli ilk faturanın kayıtlı olmadığı, diğer 3 faturanın kayıtlı olduğu, davalı tarafından 3 adet fatura defterlerine işlenmesine rağmen süresinden sonra iade faturası düzenlendiği tespit edilmiştir. Kaldırma kararının ardından pazarlama ve proje yönetimi uzmanı ve mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan 15/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; sözleşmenin Proje Yönetimi Hizmetleri başlıklı 2.1 maddesinde, özetle; "......, müşteri projesini yönetmek üzere “Proje Yönetim Danışmanı” olarak görev yapacak deneyimli bir adet uzman atayacaktır. Hizmet kapsamında haftada en az 4 gün (32 saat) müşteri proje ekipleri ile birlikte çalışacaktır..." hükmü gereği dava konusu Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında çalışan bir proje elemanın davalı mahallinde sözleşmenin 2.1 maddesine uygun olarak görev aldığına dair bir delil ya da çalışma çizelgesi sunulmadığı ancak davacının e-mail yazışmalarına göre 23 Kasım 2015'de saat 10 00-11 30'da internet üzerinden Google Hangout üzerinden video toplantısını daveti yapıldığı, organizasyonun davalı personellerinden Gürhan Saatiçioğlu'nun yaptığı, davalı personellerinin katılımcı olarak yer aldığı, 15 Aralık 2015'de saat 11 00-17 00 arası davacı personelinden Emre Geçit organizasyonunda fiziki olarak davalı yerlerinden Paşaköy'de toplanılıp hizmet verilmesi ile ilgili planlama yapıldığı, toplantı gündeminin "15 Aralık 2015 Yer:Hepsiburada Paşaköy, 13 00-14 00 Paşaköy Depo ve Operasyon alanının yerinde izlenmesi, 14 00-15 30 Taşınma Hazırlık Aktivitelerinin ele alınması-Gebze'nin hazır hale getirilmesi, 15 30-17 00 Taşınma Aktivitelerinin belirlenmesi" olduğu, toplantıyla ilgili davalı personellerinin katılımcı olarak yer aldığı, buna göre sözleşmenin 2.1.maddesindeki taahhüdün gerçekleştiği kanaatine varıldığı, danışmanlık sözleşmelerinde genellikle şirket merkezinin yanı sıra kurumun başka yerlerinde de hizmet verilebildiği, dava konusu edilen faturalardan Haziran 2016, Temmuz 2016, Eylül 2016 faturalarının ... isimli kişi tarafından tebliğ alındığı bu kişinin davalının SGK'lı çalışanı olduğunun tespit edilmediği ancak ilgili şahsın teslim aldığı faturaların davalı kanuni defterlerine kayıt altına alındığı ve 01/06/2016 tarihli Haziran 2016 ayına ait faturanın alınmasının yanı sıra ...'te başka kurumlarında kargolarını aldığı gözlemlendiğinden davalı şirketin yanı sıra ... çalışanı olabileceği kanatine varıldığı, Sözleşmenin 2.1 maddesi gereği davacı tarafından davalı mahallinde "Proje Yönetim Danışmanı" olarak görev yapacak deneyimli bir adet uzmanın çalıştırıldığına dair bir delil sunulmadığının kabulü halinde davacının bir alacağının olmadığı, aksi halde davacının 215.232,00 TL alacaklı olduğu hususlarında görüş bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. Maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2024 tarihli 2023/1909 E. 2024/5226 K. sayılı ilamı; "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan 16.12.2019 tarihli bilirkişi incelemesi neticesinde; davalı tarafından davacı tarafından düzenlenen iki adet malzeme satış faturalarına itiraz edilmediği, davacının faturalarının tamamının davalının ticari defterlerine işlendiği tespit edilmiştir.Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, davacının temyize konu ettiği 2.896.631,32-TL bedelli kurşun geçirmez malzeme faturası, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, HMK 222. maddesi uyarınca aleyhe delil olduğundan, 20.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, temyiz konusu fatura da dikkate alınarak alacak hesaplandığına göre, davanın, bilirkişi raporunda belirlenen 571.396,96-TL üzerinden kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamış...",Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2021 tarihli 2021/421 E. 2021/2017 K. sayılı ilamı; "...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..." şeklindedir.Somut olayda; davacı tarafından takibe konu edilen 01/07/2016 tarihli 223113 no'lu 53.808,00 TL, 01/08/2016 tarihli 223115 no'lu 53.808,00 TL ve 01/09/2016 tarihli 223116 no'lu 53.808,00 TL bedelli faturaların davalı defterlerine kaydedildiği, davalı tarafından 8 günlük yasal süre içerisinde faturaların iade edilmediği, 8 günlük süreden sonra iade faturası düzenlenerek davacıya gönderildiği ancak davacı tarafça iade faturalarının defterlerine kaydedilmediği tespit edilmekle, anılan 3 adet faturayı davalı defterlerine kaydederek ve süresi içerisinde iade etmeyerek, davacıdan fatura konusu hizmetleri aldığını kabul etmiş, aksi yöndeki itirazlarını yazılı veya kesin delillerle ispatlayamamıştır. İstinaf dilekçesinde şirket giriş çıkış kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacının işyerine gelmediğinin ve hizmet vermediğinin ispat edilebileceği ileri sürülmüş ise de hizmetin başka mekanlarda da verilmesinin mümkün olduğu zira taraflar arasında 23 Kasım 2015 tarihinde video konferas, 15 Aralık 2015 tarihinde ise farklı mekanlarda yapılan organizasyonla toplantı gerçekleştirildiği ayrıca sözleşmede hizmetin mutlak olarak davalı işyerine gelinerek verileceğine dair bir hüküm yer almadığı anlaşıldığından 2016 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına yönelik faturalara ilişkin mahkemece kısmen kabul kararı verilmesi yerindedir. Yine takibe konu edilen 01/06/2016 tarihli 223112 no.lu 53.808,00 TL bedelli faturanın davalı çalışanı olmayan kişiye tebliğ edildiği gibi davalının anılan faturayı defterlerine kaydetmediği tespit edilmekle, söz konusu fatura yönünden ise ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı tarafından 2016 yılı Haziran ayına ilişkin danışmanlık hizmeti verildiğinin ispatlanması gerekmektedir. Ancak davacı tarafça Haziran ayında hizmetin verildiğini ispatlar bir delil sunulmamıştır. Her ne kadar bir kısım toplantı planlarına dair mail yazışmaları sunulmuş ise de bu yazışmaların 23 Kasım 2015 ve 15 Aralık 2015 tarihli olduğu, dava konusu faturanın ise Haziran 2016 tarihli olduğu anlaşıldığından, bu fatura yönünden mahkemece kısmen red kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru ve istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere istinaf karar harcı yönünden oyçokluğu, esasa yönelik incelemeler oybirliği ile karar verildi. 19/11/2025 MUHALEFET ŞERHİ492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçlarının III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nın 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi'nce HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına" dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.