Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/946 E. 2025/2091 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/946
Karar No
2025/2091
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/946 KARAR NO : 2025/2091 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2025 NUMARASI : 2023/470 E. - 2025/47 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Haksız Rekabetin Tespiti

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/02/2025 tarih ve 2023/470 E. - 2025/47 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile asıl davada davalı ..., birleşen davada devralan davalı ... ve devreden davalı ... Restoran Gıda Unlu Mamuller Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili, 2019/07710 sayılı "..." ibareli markanın müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin tescilli markası olan "... ..." markalı işletmenin Ankara’da üç şubesi bulunduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markası ile uzun süredir yeme-içme sektöründe faaliyet gösterdiğini, markanın ilk defa müvekkili tarafından sektörde kullanıldığını ve tanınmış marka haline getirildiğini, davalıların müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, bu işletmede “... ...” markasını kullandıklarını, davalıların kullandığı marka ile müvekkili markasının aynı olduğunu, bu durumun müşteriler nazarında müvekkili işletmesine duyulan güveni zedeleyebilecek sonuçlara neden olduğunu, davalıların kullanımlarında “...” ibaresini öne çıkarttıklarını, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmaya çalıştıklarını, davalıların sürekli olarak içinde “...” ibaresinin yer aldığı marka başvuruları yaptıklarını, müvekkili tarafından başvurulara itiraz edildiğini, davalıların tescilli bir markası bulunmadığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalıların markasal kullanımlarının müvekkiline ait marka ile iltibas tehlikesi oluşturduğunu, ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma tehlikesi bulunduğunu, davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız fiil oluşturduğunu, markaların esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, markada yer alan diğer unsurlar olan "pide, kebap, dürüm" ibarelerinin, esasen "..." olarak bilinen ve tüketicilere yiyecek hizmeti sunan işletmelerin kullandığını, "..." ibaresinin yiyecek sektöründe anonimleşmiş bir ifade halini aldığını, davaya konu "..." ibareli markanın yanına başka unsurlar eklenerek müvekkili markası ile aynı sektörde kullanılmasının markaları ayrıştırmadığını, müvekkili markasının yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerini içeren 43. sınıfta tescilli olduğunu, davalıların da aynı sektörde hizmet sunduğunu, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, dava konusu marka kullanımına ait işletmenin ticaret unvanının ... Restoran Gıda Unlu Mamuller Limited Şirketi olduğunu, şirket ortaklarının ..., ..., ... ..., ... bulunduğunu, yetkilisinin ise ... olduğunu, ...’in bu şirketin ortağı, kurucusu, yetkilisi olmadığını, "..." ibaresinin davalılarca kısa süre önce kullanılmaya başlandığını, davalının 17.04.2023 yayım tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde görüldüğü üzere ticaret unvanını değiştirdiğini, davalılar ile müvekkilinin akraba olduğunu, "..." ibaresinin tanınmışlığından haksız kazanç elde etme amacı güttüklerini ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, tecavüz oluşturan eylemlerin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalılar vekili, müvekkillerinden ...’in ve ailesinin yıllardır yeme-içme sektöründe faaliyet gösterdiğini, ...'in "... ..." olarak tüm dünyada tanındığını ve sosyal medyada binlerce takipçisi bulunduğunu, 2008 yılından itibaren restoran hizmetine ... Restoran Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. unvanlı şirket ile devam ettiğini, şirketin tek ortağı ve yöneticisinin ... olduğunu, müvekkillerinin kullandığı "... ... ..." ibaresinde ve tabela, broşürlerde çember şeklinin içerisinde "H" ve "G" harflerine ait figürün yer aldığını, çemberin etrafında desenlerin ve yukarıda kral tacının bulunduğunu, altta aynı punto, renk ve font ile “...” ibaresinin olduğunu, en altta ise “...” ibaresinin yer aldığını ve arka fonun tamamen siyah renkte bulunduğunu, söz konusu kullanımda iltibasa ve karışıklığa yer verilmesinin önüne geçilmesi için müvekkilinin isim ve soy isminin özellikle vurgulandığını, davacı adına tescilli 2019/07710 sayılı markanın arka fonunun krem-pembe renklerde olduğunu, 5 yıldız ve yatay şekilde lale bulunduğunu, orta kısmında “G” harfi büyük diğer harfler küçük olacak şekilde “...” ibaresinin bulunduğunu, yan unsur olarak “dürüm-pide-kebap salonu” ibarelerinin yer aldığını ve en altta tabak ve domates resimlerinin bulunduğunu, davacının tescilli markası ile müvekkillerinin kullandığı ibarenin gözle görülür şekilde farklı olduğunu, davacının işbu davaya konu talepleri ile ilgili olarak müvekkilleri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, bu dosyada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, davacının sunduğu görsellerin gerçeğe aykırı ve yanıltıcı nitelikte olduğunu, müvekkillerinin dürüstçe kullanım kapsamında iltibas ve karıştırmaya mahal vermeksizin ticari faaliyette bulunduklarını, davacının “...” ibareli markasının ortalama tüketicilerin çoğu tarafından bilinen bir marka olmadığını, davacının davasına ve taleplerine konu "... ... ..." ibaresinin kullanılmasının, müvekkili ...’in tek ortağı olduğu ve marka tecavüzünün yapıldığı iddia edilen ... Restoran Gıda ve Unlu Mamüller Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ticari faaliyetleri kapsamında olduğunu, müvekkillerine yöneltilen davaya karşı husumet itirazında bulunduklarını, müvekkillerinin akraba olduklarını ve bir aile şirketi olan ... Restoran Gıda Unlu Mamuller Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’nde yönetici olarak çalıştıklarını, ... ... Restoran San. ve Tic. AŞ'nin tek yetkilisi ve ortağının müvekkili ... olduğunu, diğer müvekkili ...’in yetkilisi olduğu ... Restoran Gıda Unlu Mamuller San. Ve Tic. Ltd. Şti ile ... ... Restoran San. ve Tic. A.Ş. arasında organik bağ bulunduğunu, her iki şirketin müvekkillerinin aile şirketi olarak faaliyet gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili, "..." ailesinin yıllardır yeme, içme, restorant hizmetlerinde faaliyet gösterdiğini, davacının aile mensupları olan müvekkillerine karşı uzun süredir soy isimlerini kullanmalarını engellemek için baskı ve yıldırma politikası yürüttüğünü, müvekkili şirketin kullandığı "... ... ..." ibaresine ve tabela ile broşürlere bakıldığında, çember şeklinin içerisinde "H" ve "G" harflerine ait figürün yer aldığını, çemberin etrafında desenlerin ve yukarıda kral tacının bulunduğunu, SMK m.7/5 hükmünün dikkate alınması gerektiğini, müvekkiline ait logo ve kullanımda iltibasa yer verilmesinin önüne geçilmesi için müvekkilinin isim ve soyisminin özellikle dürüstçe kullanımına yer verildiğini, davacı taraf her ne kadar müvekkilinin "... ..." şeklindeki kullanımına karşı marka hakkı ihlali gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuşsa da yürütülen soruşturma sonucunda KYOK kararı verildiğini, verilen kararın kesinleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, asıl ve birleşen davaya konu edilen işletmenin birleşen davalı ... Restoran Gıda Unlu Mamuller Sanayi Ticaret Limited Şirketine ait olduğu, bu şirket tarafından işletildiği, "....gulcimenaspava" kullanıcı adlı instagram hesabının bu işletmeye ait bulunduğu, dolayısıyla birleşen davalı şirket tarafından yönetildiği, "https://www...com" ibareli internet sitesinin asıl davanın davalısı ve aynı zamanda birleşen davalı şirket yetkilisi ... tarafından tahsis edildiği ve yönetiminin kendisi tarafından sağlandığı, bu sitede birleşen davalı şirket işletmesinin tanıtımının yapıldığı, dolayısıyla asıl davada davalı olarak gösterilen ..., ..., ... ve ...'e yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, zira bu kişilerin birleşen davalı şirketin ortakları oldukları, limited şirket ortaklarının, ortak oldukları limited şirkete isnat edilebilecek eylemlerden kaynaklı olarak, kural olarak, Türk Hukuku'nda şahsi sorumluluklarının bulunmadığı, davalı ...'in, asıl dava tarihi itibariyle birleşen davalı şirketin ortağı olmadığı, yine bu şirketin yetkili temsilcisi sıfatı da bulunmadığı, bununla birlikte asıl dava bakımından, dava konusu yapılan fiziki işletme, internet sitesi ve instagram hesabı bakımından da kendisine isnat edilebilecek marka hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturan eylemi tespit edilemediği, bu nedenlerle söz konusu davalıya yöneltilen davanın da pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, davacı markası ile davalı kullanımlarında müşterek olarak bulunan unsurun "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin davacı-birleşen davacıya ait mesnet markanın esaslı unsurunu oluşturduğu, mesnet markada yer alan "..." ibarelerinin özellikle "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, şekil unsurunun "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca "..." ibaresine göre arka planda kaldığı, dolayısıyla mesnet markanın esaslı unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, tespit edilen davaya konu bir kısım markasal kullanımlarda yer alan "..." sözcüğünün "...." cümlesinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma olduğu, davaya konu hizmetleri ve bu hizmetlerin karakteristik özelliklerini hemen ve ilk bakışta tanımlamadığı, bu nedenle davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, bununla birlikte söz konusu ibarenin özellikle yiyecek ve içecek sağlanması hizmeti veren farklı işletmelerce kullanılma alışkanlığı da bulunduğunun göz ardı edilmemesi gerektiği, davaya konu markasal kullanımlarda yer alan "..." ibaresinin ise isim ve soy isim olduğu, isim ve soy isimlerden oluşan markalarda, soy isim yaygın kullanıma konu bir sözcük değilse, soy ismin ayırt ediciliğinin yaygın kullanıma konu isme göre daha yüksek bulunduğu, buna göre somut olayda "..." ibareli soy ismin ülkemizde yaygın kullanılan ve ortalama tüketici kesiminin alışık olduğu soyadlarından olmadığı, oysa "..." isminin ülkemizde erkek ismi olarak ortalama tüketici kesiminin aşina olduğu bir sözcük olduğu, dolayısıyla "..." ibaresini gören veya işiten ortalama tüketici kesiminin "..." ibaresine "..." ibaresine göre daha baskın olacak şekilde markasal etki izafe edeceği, davaya konu bir kısım markasal kullanımlarda "..." ibaresinin büyütülerek ön plana çıkarıldığı, "..." sözcüğünün geri planda bırakıldığı, davaya konu markasal kullanımlarda yer alan "..." logosu, "...", "..." gibi ibarelerin de "..." ibaresinin oluşturduğu esaslı etkiyi bertaraf etme kabiliyetlerinin bulunmadığı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi olgusunun, dava ve birleşen dava tarihlerinden sonra bertaraf edilip edilmediği, bu suretle, gerek asıl davanın, gerekse birleşen davanın konusuz kalıp kalmadığının tespiti bakımından, söz konusu güncel olduğu iddia edilen markasal kullanımların da tetkik edildiği, güncel olduğu iddia edilen markasal kullanımlar da "..." ibaresinin, "..." ibaresine göre ön plana çıkarılmadığı, "..." ibaresinin eşit büyüklükte kullanıldığı, bu kullanımlara davacı-birleşen davacının itiraz etmediği, bu markasal kullanımlarda "..." ve "..." ibarelerinin aynı büyüklükte yazılmış olmasının yukarıda belirtilen gerekçelerle, davaya mesnet "..." esas unsurlu marka ile makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu sonucunu değiştirmeye elverişli olmadığı, dolayısıyla davanın konusuz kalmadığı, tespit edilen markasal kullanımların, tescilli bir marka hakkına dayanmadığı, her ne kadar davalı ... ile diğer davalılar ve aynı zamanda birleşen davalı şirketin ortakları arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu belirtilmişse de davaya konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından, davalı ...'e ait olup içinde "..." ibaresi bulunan tescilli marka bulunmadığı, SMK m.7/5 hükmüne dayalı savunmanın da yerinde görülmediği, davacı vekilinin 25/12/2024 tarihli dilekçesi ile devredilen dava konusu bakımından ...'e husumet yönelttiğinden, ...'in birleşen davaya dahil edildiği ve bu şekilde tahkikat işlemine devam olunduğu, birleşen davalı ...'in, birleşen dava tarihinden sonra dava konularından olan işletmeyi kendi üzerine devralması olgusundan hareketle, SMK m.7/5-a hükmünün uygulanabilir olup olmadığının üzerinde durulması gerektiği, dava dilekçesinin tebliğ edilmesinden sonra 30/10/2024 tarihli devir sözleşmesi ile davaya konu işletmeyi üzerine devralmasının, yukarıda belirtilen gerçek kişinin kendi ad ve soyadını dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullanması koşulu ile bağdaşmadığı gerekçesiyle asıl davada davalılar ..., ..., ... ve ...'e yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...'e yöneltilen davanın kabulü ile davalı ...'in, davacıya ait 2019/07710 sayılı marka hakkına tecavüz ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturan eylemlerde bulunduğunun tespitine, davalı ...'in "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından "..." ibaresini marka olarak kullanması eyleminin durdurulmasına, birleşen davalıya yöneltilen davanın kabulü ile birleşen davalının, birleşen davacıya ait 2019/07710 sayılı marka hakkına tecavüz ve birleşen davacı aleyhine haksız rekabet oluşturan eylemlerde bulunduğunun tespitine, birleşen davalının "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından "..." ibaresini marka olarak kullanması eylemlerinin durdurulmasına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesince asıl davada bir takım davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de adı geçen davalıların, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/123919 soruşturma sayılı dosyasında verdikleri ifadeleri, ilgililerin dosya içerisinde mevcut sosyal medya paylaşımları, bilhassa ...'in şirketin ortağı veya yetkilisi olmamasına rağmen isminin kullanılması, yargılama sırasında davaya konu işletmeyi devralması karşısında bu davalıların da hukuki sorumluluklarının bulunduğunu, bu nedenle asıl davanın bu davalılar yönünden de kabulünün gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı ... ile birleşen davada devralan davalı ... ve devreden davalı ... Restoran Gıda Unlu Mamuller Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili, mahkeme tarafından verilen kararda açıkça Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/5 maddesinin ihlal edildiğini, maddede düzenlenen hükmün emredici niteliğinin görmezden gelindiğini, anılan hükmün istisnai olduğu ve dar yorumlanması gerektiği şeklinde kanuna aykırı bir yorumla soyut kanılara göre sonuca ulaşıldığını, müvekkili ...'in bir şef olarak yıllardır restoran hizmetleri sektöründe çalıştığını, "... ..." olarak milyonlarca kişi tarafından tanındığını ve sektörde ün kazandığını, bu kapsamda SMK'nın 7/5 maddesi hükmünün somut olayda uygulanma imkanı kazandığını, müvekkilinin olağan bir şekilde bu tanınırlığını ticari hayatında kullanmak istediğini, müvekkili ... ve ailesinin yıllardır gıda sektöründe çalıştığını, ancak işlerin başında yönetici konumunda müvekkili ...'in bulunduğunu ve restoranların vermiş olduğu hizmetin arka planında gerçek fiili yöneticinin kendisi olduğunu, davacının da bu hususa ilişkin hiçbir itirazının bulunmadığını, davaya konu işletmenin işbu dava açıldıktan sonra şirket tüzel kişiliğinden müvekkili ...'in şahsına devredildiğini, fiili durumun resmiyete yansıtıldığını, birleşen davanın muhatabının şirket tüzel kişiliği olamayacağını ve birleşen davanın müvekkili şirket yönünden usulden reddinin gerektiğini, müvekkili kullanımları ile davacı adına tescilli marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının markasını fiili olarak kullanmadığını ve markasal kullanımdan gelir elde etmediğini, dolayısıyla fiili olarak bir zarara uğramadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Asıl ve birleşen dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ile haksız rekabetin tespiti istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. "Dava Konusunun Devri" başlıklı HMK'nın 125/2. madesi "Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur." şeklindedir. Somut uyuşmazlıkta da, davaya dayanak 2019/07710 sayılı marka, dava açıldıktan ve ilk derece mahkemesince hüküm kurulduktan sonra 04.07.2025 tarihli marka devir sözleşmesi ile ... tarafından ... Restoran Gıda İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine devredilmiş, anılan Şirket vekili tarafından 31.10.2025 tarihli dilekçe ekinde vekaletname sunulduğundan, davaya dayanak markayı devralan anılan Şirketin davacı yerine geçtiği kabul edilmiş ve yargılamaya kaldığı yerden devam edilmiştir. Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davaya dayanak 2019/07710 sayılı markanın, tescilli olduğu tüm mal/hizmetler yönünden 21.02.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kullanmama nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmakta ise de bu durumun eldeki davaya bir etkisi bulunmamaktadır. Zira, SMK'nın 27/2 maddesi uyarınca markanın iptaline ilişkin karar, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkili olup, somut olayda davaya dayanak markanın iptali talebi 21.02.2025 tarihinde yapılmıştır. Eldeki dava ise 19.10.2023tarihinde açıldığından, dava tarihi itibariyle davaya dayanak marka hüküm ifade etmektedir. Bu itibarla, markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin kararın beklenilmesine gerek olmadığı gibi bu kararın kesinleşmesi halinde de eldeki davaya bir etkisi yoktur. Davacının 2019/07710 sayılı ve "..." ibareli, 43. sınıf hizmetleri kapsayan markası bulunmaktadır. Markada yer alan diğer unsurlar tanımlayıcı ya da tali unsur konumunda olduğundan, markanın asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Davalının tespit edilen markasal kullanımı ise "... ..." şeklindedir. Görüldüğü üzere davalı kullanımındaki asli unsurlardan birini de "..." ibaresi oluşturmaktadır. Davalının markasal kullanımına konu "..." ibaresi, davacının "..." esas unsurlu markasını aynen içermektedir. Bu kullanımın tüketici tarafından isim ve soy isim şeklinde algılanabileceği, ancak tüketicinin algısının "..." ibaresi üzerinde toplanacağı, zira "..." isminin ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir isim olduğu, "..." ibaresinin "..." ibaresine kıyasla ayırt edici niteliği daha yüksek bulunduğu, tüketicinin söz konusu kullanımı gördüğünde davacının markası ile işletmesel ve idari olarak bağ kurmasının kuvvetle muhtemel olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı markası ile davalının kullanımına konu ibare arasında işaret bakımından işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir. Davalının yukarıda açıklanan kullanımının restoran hizmetleri sunumunda kullanıldığı, davacı markasının kapsamındaki 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" ile aynı/aynı tür olduğu, bu durumda davalı kullanımlarının, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafça, davalı kullanımlarının SMK'nın 7/5 maddesi kapsamında kaldığını savunmuş ise de anılan hükümde, açıkça gerçek kişilerin kendi ad veya adresini, dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde belirtmesinin, marka sahibi tarafından engellenemeyeceğinin düzenlendiği, oysa somut olayda markasal kullanımların, ...'den ayrı bir tüzel kişiliği haiz birleşen davada davalı Şirket tarafından gerçekleştirildiği, bu nedenle anılan hükmün somut uyuşmazlığa uygulanamayacağı, anılan işletmenin dava tarihinden sonra davalı ... tarafından devralınmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, kaldı ki davalının kullanım şekli itibariyle de SMK'nın 7/5 maddesinin uygulanması koşullarının somut olayda bulunmadığı, zira anılan ibarenin öne çıkarılacak biçimde markasal kullanımın gerçekleştiği gözetildiğinde, davalının anılan savunması yerinde görülmemiştir.

Davacı tarafça, asıl davada davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, asıl davanın açıldığı tarih itibariyle söz konusu işletmenin, birleşen davada davalı Şirket tarafından işletildiği, anılan davalıların, davacı markasına tecavüz eylemine iştirak ettiklerinin ispat edilemediği, sırf işletme sahibi limited şirketin ortağı olmalarının da sorumluluklarına yol açmayacağı, ceza soruşturması kapsamındaki beyanlarının da şahsi sorumluluklarını doğuracak nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir. Bu durum karşısında yukarıda açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, Dairemizce davacı vekili ile asıl davada davalı ..., birleşen davada devralan davalı ... ve devreden davalı ... Restoran Gıda Unlu Mamuller Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekili ile asıl davada davalı ..., birleşen davada devralan davalı ... ve devreden davalı ... Restoran Gıda Unlu Mamuller Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca taraflardan alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, istinaf aşamasında peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin tarafların uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/946, K. 2025/2091, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-946-e-2025-2091-k-0f53593168f8