İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/995 E. 2025/1029 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/995
- Karar No
- 2025/1029
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/995 Esas KARAR NO: 2025/1029 DAVA: Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 30/10/2025 KARAR TARİHİ: 10/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, terkin edilen ve ihyasını talep ettikleri terkin edilmiş ------ şirkette hem pay sahibi hem de şirketin o dönem tasfiyesinden sorumlu tasfiye memuru olduğunu, terkin edilmiş --------- tarihinde tescil edildiğini, terkin edilmiş şirket üzerinde aktif mal varlığı bulunmakta olduğunu tasfiye işleminin hatalı olarak yapıldığını, şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinme (terkin) ile sona ereceğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmasının gerektiğini, tasfiye işlemlerinin gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişiliğin ticaret sicilinden silinse bile, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu, somut olayda şirketin tasfiye dışında kalmış aktif mal varlığı sabit olduğundan usulsüz olarak tasfiye edildiğini, son tasfiye memurunun da huzurdaki davayı açabilmekte olduğunu, tüm bu sebeplerden dolayı davanın kabulünü , resen terkin olunan ---- ihyası ile birlikte avukatlık vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; -------- çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin “tasfiye memuru”nda olduğunu, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun kusurundan dolayı----------sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda ttk m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun ttk m. 536'da düzenlenen şartlarının haiz olmasının gerekmekte olduğunu, buna göre; mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin -----bulunmasının şart olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, tüm bu sebeplerden dolayı; davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava;6102 Sayılı TTK'nın 547. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen dava konusu şirket hakkında şirketin halen maliki olduğu 2 aracın devir ve satış işlemleri nedeni ile şirketin ihyasına karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığına ilişkindir.İhyası istenen şirketin ------ kayıtları incelenmiş tasfiyesinin sona ermesine müteakiben 15.10.2025 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği görülmüştür. Davacının şirketin hem münferit temsile yetkilisi hem de tasfiye memuru olduğu görülmüştür. Dava konusu iki aracın ruhsat bilgileri ----sisteminden sorgulanmış ihyası istenen şirket adına tescilli olduğu görülmüştür. TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada zaman aşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. -----Yapılan yargılamaya göre, her ne kadar dava konusu şirketin sicilden terkinine karar verilmiş ise de dava konusu terkin edilen şirketin adına kayıtlı araçlar bulunduğu, dolayısıyla faal olduğu, tasfiyenin şirketin tüm borç ve alacakları tasfiye olunmaksızın tamamlanamayacağı, ticaret sicilinden terkin olunamayacağı sonucuna varıldığından ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmü dikkate alındığında davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, aynı zamanda şirket son yetkilisi ve tasfiye memuru olan davacının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, ihyası talep edilen şirketin adına kayıtlı araçlar olması sebebiyle, dava konusu şirketin tasfiyesinin tamamlanmamış olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, davacının tasfiye memuru olarak atanmasına, davalı------ yasal hasım olması ve 7511 sayılı kanunun 16. Maddesi gereği işbu davalı yönünden davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-DAVANIN KABULÜNE,------nosuna kayıtlı bulunup ---- tarihinde sicilden terkin edilen TASFİYE HALİNDE -------- 6102 Sayılı TTK 547 maddesi gereğince şirket adına tescilli olan ----- şasi numaralı araç ile -------- şasi numaralı araçların satış ve devir işlemleri ile sınırlı olmak üzere sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA, -------- yeniden TESCİLİNE, 2-Tasfiye Memuru olarak şirketin ortak,yetkili ve son tasfiye memuru olan davacı-------- atanmasına, ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülmesine, ek tasfiye işlemleri bitinceye kadar tasfiye memurunun görevine devam etmesine, 3-Kararın --------- ilan edilmesine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken maktu harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı yasal hasım olduğundan ve gerekçede açıklanan nedenlerden ötürü davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,-----Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2025