İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/719 E. 2025/886 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/719
- Karar No
- 2025/886
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/719 Esas KARAR NO :2025/886 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:07/10/2025 KARAR TARİHİ:12/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 07/10/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine müvekkili adına .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, söz konusu takip gereğince davalılara örnek no 7 ödeme emri tebliğ edildiğini, davalıların borca itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalılar tarafından yapılan bu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, iptali gerektiğini, davaya konu tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası 22/01/2024 günü saat 15:15 sıralarında vekil eden sigorta şirketi nezdinde sigortalı araç sürücüsü ..., ... plaka sayılı araç ile ... Bulvarı üzerinden ... Bulvarı istikametine seyri sırasında ... plakalı aracın ...Caddesinden ... Bulvarına katılım sağlaması neticesinde iki taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davaya konu kazada hasarlanan ... plakalı araç vekil eden davacı sigorta şirketi nezdinde sigorta teminatı altındadır. Bu nedenle vekil eden davacı sigorta şirketince tanzim edilen ekspertiz raporuna ve hasar faturasına göre sigortalısına pert bedeli olarak 404.560-TL ödenmiştir. ... plakalı araç sürücüsü %75 oranında kusurlu olduğundan 303.420-TL rücu tutarından sorumlu olacağını, ancak ... plakalı aracın trafik sigortacısı olan ... Sigorta tarafından 200.000-TL tutarında pert bedeli müvekkil şirkete ödendiğini ve poliçe limitinin tamamının tüketildiğini, davalılardan talep edilebilecek bakiye pert bedeli 103.420-TL olduğunu, davalılardan 103.420-TL asıl alacak ve ferileri talep edildiğini, .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas Sayılı dosyasında borçlular aleyhine sehven 303.420-TL asıl alacak üzerinden takip başlatılmıştır. ... plakalı aracın trafik sigortacısı olan ... Sigorta tarafından 200.000-TL ödeme yapıldığını ve işbu davaya konu icra dosyasından 200.000-TL tutarında feragat edilerek harcın ödendiğini, davalılardan 103.420-TL tutarında asıl alacak ve ferilerinin ödenmesi taleplerinin olduğunu, 22/01/2024 tarihinde alacaklı davacı Sigorta şirketi nezdinde sigorta ile teminat altında bulunan ... plakalı aracın, ... plakalı aracın ...Caddesi üzerinden gelerek ... Bulvarına katılım yapması neticesinde kaza meydana geldiğini, kaza Tespit Tutanağında her ne kadar sigortalı araç sürücüsüne asli kusur verilmişse de, müvekkil şirket tarafından alınan kusur raporunda davalı taraf sürücüsünün %75 kusurlu olduğunun ispatlandığını, kolluk Kuvvetlerince tanzim edilen zabıt tetkik edildiğinde kazanın meydana geldiği kavşağın T kavşak olduğu ve sigortalının ... Bulvarı üzerinden ... Bulvarı istikametine doğru istikamette seyri sırasında ...kavşağına geldiği sırada ...Caddesi istikametinden ... Bulvarına katılım sağlayan araç ile çarpışması neticesi kazanın meydana geldiğinin anlaşıldığını, meydana gelen zarardan ilgili mevzuat ve yasa gereği uyarınca ... plakalı araç sürücüsü ve işleteninin sorumlu olduğunu, bu nedenlerle; davalıların .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas Numaralı dosyasına yaptığı itirazın iptal edilerek takibin devamına, itirazında kötü niyetli olan davalıların alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilerek, yargılama masrafları ve ücret-i vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, takip talebine itirazın iptaline ilişkindir. İİK m.67’de "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir" şeklindedir. Aynı kanunun 4. Maddesi "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;... öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." demek sureti ile ticari dava kavramını açıklamıştır. Bu açıklama ışığında dosyaya bakıldığında; tarafların her ikisinin de tacir sıfatını haiz olduğu görülmektedir. Ancak davanın niteliği itibariyle TTK 1472. Maddesine dayandığı, davacının sigortalısına halef olduğu anlaşılmaktadır. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir tüketici dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Bunun yanında İstanbul BAM 8. HD'nin 2025/2272 Esas - 2025 Karar sayılı ilamında: "...Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak (-sigortalı araç hususi araçtır-) açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalı şirket arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, az yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava nispi yada mutlak ticari davada olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır..." şeklinde belirtilmiştir. Öyleyse somut olay incelendiğinde; davacı sigorta şirketi sigortalısının gerçek kişi olduğu, davaya konu aracın hususi nitelikte olduğu, davaya konu halefiyetin "kasko" sigorta poliçesi nedeniyle yapılan ödemenin rücuen tazmininden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken huzurdaki dosyada davacı tarafın tacir olmadığı, bir ticari işletmesi bulunmadığı, dolayısı ile dava konusunun mahkememizin görevli olmasını gerektiren her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirme şartının yerine gelmediği anlaşılmaktadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. 6100 Sayılı Kanunun 2. Maddesinde bulunan "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesi ile Asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkeme olarak belirlenmiştir. Davacının sigortalısı ile davalı arasında haksız fiil nedeni ile meydana geldiği iddia edilen bir zarara istinaden dava ikame edildiğine göre uyuşmazlığın çözümünde genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu değerlendirilip HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca görev yönünden USULDEN REDDİNE, 2-)HMK'nın 20. Maddesi uyarınca; bu karar verildiği anda kesin ise kararın tebliği tarihinden, karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşir ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan biri veya ikisi mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli olan İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce dosya üzerinden re'sen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-)Harç, yargılama gideri ve gider avansının görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/12/2025
Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır