Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/50 E. 2025/59 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/50
Karar No
2025/59
Karar Tarihi

T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : .. KARAR NO : .. KARAR TARİHİ : 16/01/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : .. ÜYE : .. ÜYE : .. KATİP : ..

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2024 (Ara Karar) NUMARASI : ..

DAVACI : .. VEKİLİ : .. DAVALI : .. VEKİLİ : .. DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Fesih İstemli) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 03/02/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili .., .. Tic. A.Ş. şirketinde %27,90 oranında .. paya sahip pay sahibi olduğunu, adı geçen şirketin ..’de bulunan biri ...’a diğeri benzin istasyonuna kiralamış olduğu değeri paha biçilemez olan taşınmazları bulunduğunu, bu taşınmazların gerek satın alma gerekse de kiralama değerleri bağımsız kuruluşlar tarafından yapılacak değerleme raporlarında ya da mahkemece atanacak bilirkişilerce yapılacak değerlemelerde de tespit edileceği üzere çok yüksek miktarda olmasına rağmen, taşınmazların kiralandığı günden bugüne şirket için gelir getiren bir değer olmaktan uzak bırakıldığını, taşınmazlar ederinin çok altında kiraya verildiğini, kiralama dönemi içerisinde kira gelirinin artışına yönelik olarak herhangi bir hukuki süreç başlatılmadığı gibi dostane çözüm yollarına da başvurulmadığını, bu çerçevede kira bedelinin rayiç değere çıkartılmasına yönelik tespit davası, kiralama süresi 12 yılı aştığı için tahliye davası gibi davalar açılmayarak taşınmazların gelir getiren değer olması için bir çaba gösterilmemiş/çaba gösterilmekten imtina edildiğini, bu durumun şirketin zarar uğramasına/uğratılmasına neden olduğunu, bu durumun ise uzun süredir devam ettiğini, müvekkilinin pay sahibi olarak şirketin zarar görmesinin önüne geçmek adına Türk Ticaret Kanunu’ndan doğan haklarını kullanmak ve şirket yönetim kuruluna gerekli uyarılarda bulunma gereği duyduğunu, TTK 553. Maddesinde “…, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler…., kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu” olduğu açıkça ifade edildiğini, gerek 5M Migrosun bulunduğu yer gerekse Benzin İstasyonunun bulunduğu yerden elde edilen kira geliri, ederinin çok çok altında olduğunu, bu haliyle yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu/ yapmadığı/ yapmaktan imtina ettiği kanun ve esas sözleşme ile üstlendikleri yükümlülükleri kast veya kusurları ile ihlal ettiklerini beyan ederek davanın kabulüne, davalı şirketin kanunda yer alan tasfiye koşullarının oluşması ve yönetim kurulu üyeleri ile şirket menfaatlerinin çatışması sonucu şirketin zora düşmesi nedenleri ile İhtiyati tedbiren kayyım atanması taleplerinin kabulüne, dosya üzerinden yapılan inceleme ile karar verilmesine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; TTK 531 maddede öngörülen haklı nedenle fesih hallerinin varlığına dayalı olarak şirketin feshine, öncelikle fesih yerine davacı pay sahibi müvekkiline ait .. İli ..İlçesi .. Mahallesi .. Ada ve .. parselde kayıtlı .. A.Ş.’nin kiracı olarak bulunduğu kayıtlı taşınmaz ve üstündeki yapının devri ile ayrıca belirlenecek tutarın ödenmesi suretiyle davacı pay sahibi müvekkilinin şirketten çıkarılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise fesih yerine davacı pay sahibi müvekkiline, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahibi müvekkilinin şirketten çıkarılmasına, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket pay sahiplerinin bizzat yakın akrabaları olduğunu, uzun seneler önce çok fedakarlıklar ile bir araya gelerek faaliyet göstermekte olduğu .. ilçesinde çok büyük işlere imza attığını ancak Türkiye'deki genel aile şirketlerinin yaşamış olduğu genel anlaşmazlıklardan dolayı temeli sarsıldığını ve son haliyle davaya konu olan paydaşları ile ticari faaliyet olarak aktif bir faaliyeti yalnızca kira gelirlerini ortaklarına taksim etmekten ibaret olduğunu, dava dilekçesinde belirtilmiş olan şirkete ait taşınmazlar .. markete ve ..kiralanmış olduğunu, market ve akaryakıt istasyonundan kira geliri elde ettiğini, her ne kadar dava dilekçesinde paha biçilemez değerde kiralanmış olarak belirtilmiş olsa da, davacının önceki dönemler yönetim kurullarında yer alması ve kararların alınmasında çok büyük rol oynamış olmasından dolayı ne koşullarda kira sözleşmeleri yapıldığını çok iyi bildiğini, fakat davacının şahsi işlerinin kötüye gitmesi, şirket yönetim kurulundan alınmış olması ve sosyal ilişkilerinde de aşırı sadeleşme yaşamış olması meseleyi dava açma boyutuna taşıdığını, davacının açık zarara uğruyor olması haksız iddialarını kabul etmediklerini beyan ederek öncelikle bilirkişilerce piyasa koşullarına uygun şekilde hazırlanan rapor sonrasında davacının hisse oranının hesaplanarak davalı şirket tarafından karşılanabilecek makul bir rakam olması halinde dava sonuna kadar en azından belli bir miktarının mahkeme dosyasında depo edilerek davacının şirketten terkine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Somut olayda; Davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin, davalı şirkette organ eksikliği bulunmadığı, şirketin yetkili organlarıyla yönetilmesi asıl olup, 6102 sayılı TTK'nın 630/2 maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesi gereğince davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delil ibraz etmediği anlaşıldığından şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21.11.2024 tarihli ara kararı ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, verilen ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirketin kötü yönetim ve borçlandırıcı faaliyetlerinden hissedar olan davacının da sorumlu olacağını, davalı tarafın ihtara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacı şirkete faaliyetlerine dahil edilmediği gibi, defter ve belgeleri de inceleyemediğini, şirketin zarara uğratılmaktaki kar payının sürekli azaltıldığını, şirkete ait taşınmaz rayiç bedelinin çok fazla altında kiraya verilmiş olup halihazırda da kiracı düşük bedelle oturduğunu, kira tespit veya tahliye açılmadığı gibi kira bedelinin ödenip ödenmediği ve miktarı hususunda da davacıya bilgi verilmediğini, buna dair banka kayıtlarının gösterilmediğini, genel kurulun yasaya aykırı toplandığını, TTK'nın 630/2 maddesi gereğince şirket ortaklarının şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin ihtiyati tedbir yolu ile kısmen sınırlandırılarak şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğunu beyan ederek istinaf taleplerinin kabulü ile İlk derece Mahkemesinin İhtiyati Tedbir talebinin reddine dair kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava şirketin feshi olmadığı takdirde pay sahibi davacının şirketten çıkarılmasına ilişkin olup; inceleme konusu talep ise ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK’nın 355.maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca; HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Davacı şirkete tedbiren kayyım atanması talebinde bulunmuş, mahkemece "Davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin, davalı şirkette organ eksikliği bulunmadığı, şirketin yetkili organlarıyla yönetilmesi asıl olup, 6102 sayılı TTK'nın 630/2 maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesi gereğince davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delil ibraz etmediği anlaşıldığından şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davanın açılması ya da mahkemeden geçici hukukî koruma talep edilmesi, harca tabi usuli bir işlemdir. 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre: Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (m. 2). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispî esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (m. 15). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (m. 32). 6100 sayılı HMK m. 120/1 hükmüne göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Harcın kimden alınacağı konusu, Harçlar Kanunu'nun “Mükellef” başlığını taşıyan 11. maddesinde düzenlenmiş; bu madde ile genel olarak yargı harçlarının, davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerce ödenmesi yükümlülüğü getirilmiştir. 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümleri ile 2004 sayılı İİK m. 257 vd. hükümleri uyarınca, esas hakkındaki hükme kadar taraflar açısından davanın uzamasından kaynaklanan sakıncaları gidermeyi ve geçici hukuki koruma sağlamayı amaçlayan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri, Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı Tarife uyarınca başvurma harcına tabidir. Nitekim Harçlar Kanunu'na bağlı (1) sayılı Tarife hükümlerin "Yargı Harçları" kısmının A-III-2-d maddesinde "Tespiti delil, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlediğine ve emredici nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı belirtildiğine göre, başvurma harcı ilgilisince ödenmedikçe ihtiyati haciz/tedbir talebinin incelenmesi olanağından söz edilemez. Buna göre mahkemece yapılacak iş; ihtiyati haciz/tedbir talep edene başvuru harcını tamamlaması için usulünce ihtarat yapılarak süre verilmesi, bu sürede harç tamamlanırsa ihtiyati haciz/tedbir talebinin esasının incelenmesi olmalıdır. Bu açıklamalara göre, davanın açılması sırasında veya dava sırasında, Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olan başvuru harcı yatırılmadan ihtiyati haciz/tedbir talep edilmesi halinde, ihtiyati haciz/tedbir talep edene başvuru harcını tamamlaması için usulünce ihtarat yapılarak kesin süre verilmesi, bu sürede harç tamamlanırsa ihtiyati haciz/tedbir talebinin esasının incelenmesi gerekir (Bkz. Yargıtay 3. HD'nin 16/06/2022 tarihli ve ... E, .. K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı). Somut olayda, dosya içeriğinde ihtiyati tedbir talebi için başvuru harcının alındığına dair bir belgeye rastlanılmadığından, davacı vekiline ihtiyati tedbir harcını yatırması için uygun bir kesin süre verilmesi, kesin süreye uymamanın neticelerinin açıkça ihtar olunması, verilen kesin süre içinde harcın yatırılması halinde bundan sonra ihtiyati tedbir talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ihtiyati tedbir harcı alınmadan talebin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-4 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılması için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen .. Esas sayılı 21/11/2024 tarihli ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-4 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 2-)Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde başvuran tarafa İADESİNE, 4-)İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda DİKKATE ALINMASINA, 5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-)HMK’nın 359/4.maddesi uyarınca iş bu kararın mahal mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a ve 362/1-f,g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/01/2025 ..

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/50, K. 2025/59, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-50-e-2025-59-k-dedc8f52dadf