Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/376 E. 2025/1517 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/376
Karar No
2025/1517
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/376 Esas

KARAR NO : 2025/1517

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/10/2024

NUMARASI : 2023/119 Esas, 2024/696 Karar

DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 20/11/2025

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30/01/2020 tarihinde dava dışı ... T.A.Ş.'den kullandığı kredinin teminat altına alınması amacıyla aynı gün her yıl yenilenen Kobili Hayat Sigortası Poliçesi imzaladığını, poliçe ile hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet teminat altına alındığını ve teminat bedelinin 150.000,00 TL olarak belirlendiğini, teminat bakımından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ekinde yer alan "Özür Durumuna Göre Tüm Vücut Fonksiyon Kaybı Oranları Cetveli'nde sayılan %60 ve üstü oranlara karşılık gelen maluliyet durumuna göre ödenir'' hükmünün esas alınacağını, poliçe vadesinde kanser hastalığına yakalanan müvekkilinin Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi tarafından %92 oranında engelli olduğu değerlendirilerek 2 yıl süreli rapor verildiğini, bunun üzerine maluliyet tazminatının ödenmesi için yapılan başvurunun davalı tarafından ilk olarak rizikonun poliçe vadesinde gerçekleşmediğinden bahisle reddedilmesinden sonra gönderilen belgelerin incelenmesi üzerine bu sefer de söz konusu raporun kesin ve süresiz olmadığından bahisle kesin ve süresiz engelli raporunun iletilmesi halinde yeniden değerlendirme yapılabileceğinin beyan edildiğini, müvekkilinin bu cevaba istinaden Sivas Numune Hastanesine maluliyetinin tespiti için başvuruda bulunması üzerine %98 oranında engelli olduğu değerlendirilen müvekkiline kesin ve süresiz engelli raporu verildiğini, akabinde tazimnatın yeniden ödenmesi için başvuru yapılan davalı tarafından, raporun yeterli olmadığı, raporda yer alan bir kısım ifadelerin yeniden hastaneye başvurarak değiştirilmesi ve durum bildirir raporun alınması halinde yeniden değerlendirme yapılacağının iletildiğini, bu kez de aynı hastaneden durum bildirir raporun alınıp sunulmasına rağmen başvurunun davalı tarafından reddedildiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla açılan işbu belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 1.000,00 TL maluliyet tazminatının poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıya yapılan başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlık bakımından Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı poliçe ile belirlenen teminat tutarını bildiğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dain-i mürtehin ... Bankasının muvafakatinin alınması aksi halde davanın reddi gerektiğini, müvekkili ile ... Bankası arasında yapılan Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigortalı olan Mümine Tanrıverdi'nin, ... poliçe numaralı Kobilere Hayat Sigortası Poliçesinin bulunduğunu, işbu sigortanın, sigortalı ...'ın vefat riskine karşı güvence altına alan hayat sigortası olduğunu ve teminatın kapsamının grup hayat sigorta sözleşmesi özel şartlarına ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, maluliyete dayalı poliçe teminatının ödenmesi talebinin müvekkili tarafından reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu, zira sigortalının sunduğu maluliyet raporundan 2009 yılından beri kanser hastalığı olduğunun görüldüğünü, buna göre sigorta tanzim tarihi öncesinde kanser hastalığı olan sigortalının bu durumu müvekkiline sigorta akdi sırasında bildirmediğini, sigortalı tarafından yapılan itirazlar sonucunda müvekkili tarafından yeniden yapılan değerlendirme ile başvurunun tekrardan reddedildiğini, daha sonra sigortalının yeniden aldığı süreli maluliyet raporuna göre de tazminat talebinin yeniden reddedildiğini, sortalının aldığı engelli sağlık kurulu raporunun geçerlilik süresi 2 yıl olduğundan daimi maluliyetin söz konusu olmadığını, sigortalının hayat sigortası teminatından yararlanabilmesi için daimi maluliyetin kat-i suretle gerçekleşmiş olması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, kredi ödemeleri kredi sözleşmesinden kaynaklandığından müvekkilinden tahsil edilebilmesinin olanaklı olmadığını, bu nedenle kredi borcunun müvekkilinden tahsili talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:

İlk derece mahkemesince; davacının tedavi gördüğü hastane kayıtları ile SGK ... kayıtları incelendiğinde, düzenlenen maluliyet raporuna göre 2009 yılının üçüncü ayında davacının onkoloji kliniğine sevk edildiğinin anlaşıldığı, davacının sigorta poliçesi kurulmadan çok öncesinde kanser şüphesi nedeni ile onkoloji kliniğine sevk edildiği halde poliçe düzenlenirken kanser tedavisi görüp görmediği hususundaki soruya "hayır" cevabı verdiği, bu durumda davacının, davalı sigorta şirketi ile kurduğu hayat sigortası sözleşmesi sırasında bildirmesi zorunlu olduğu hastalığını bildirmediği ve beyan yükümlülüğünü sözleşmenin kurulmasına etki edecek şekilde ihlal ettiği gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişiden alınan kök ve ek raporun hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunu, yeni bir bilirkişi raporu aldırılması taleplerinin de hatalı şekilde yerinde görülmediğini, bilirkişinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığını iddia ettiği evraktaki ilgili kısımların bizzat banka personeli tarafından doldurulması sebebiyle müvekkilinin yanlış yada eksik beyan vermesi gibi bir hususun söz konusu olmadığını, kaldı ki müvekkilinin 2009 yılında gerçekleşen hastalığını hiçbir zaman gizlemediği gibi gizleme niyetinde de bulunmadığını, 2009 yılında gerçekleşen ameliyattan sonra müvekkilinin çalışma hayatına kolon kanseri tanısı konulana kadar devam ettiğini, bu tanı konulduktan sonra ise kemoterapi ve radyoterapi aldığı için işi bırakmak zorunda kaldığını, bu nedenle 2009 yılında gerçekleşen olay ile davaya konu gerçekleşen riziko arasında bir bağ bulunmadığını, ayrıca mahkemece beyan yükümlülüğü ihlal edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, beyan edilmeyen husus ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı bulunmasa dahi sigortacının, ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oran dikkate alınarak hesaplanacak sigorta tazminatından sorumlu olduğunu, rizikonun meydana gelmesine sebebiyet veren olayın kolon kanserinden kaynaklandığını, müvekkiline kolon kanseri teşhisinin ilk olarak 09/09/2020 tarihinde konulduğunu ve bundan sonra müvekkilinin engelli kaldığını, poliçenin tanziminden önce müvekkiline kanser teşhisinin konulmadığını, durum bildirir raporda maluliyet ölçütü %80 oranında olduğundan rizikonun gerçekleşmiş olduğunu, raporu düzenleyen bilirkişi sigorta alanında uzman olup 2009 yılında gerçekleşen hastalık ile rizikonun gerçekleşmesine sebebiyet veren kolon kanseri hastalığının bağlantılı olup olmadığını bilemeyeceğini, rizikonun meydana gelmesine önceki sağlık problemlerinin sebep olup olmadığı konusunda bir tereddüt mevcut ise bu konuda alanında uzman sağlıkçı bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dava, hayat sigortası poliçesine dayalı maluliyet tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Öncelikle somut uyuşmazlık bakımından mahkemenin görevli olup olmadığının incelenip değerlendirilmesi gerekmiştir. Zira 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceğine, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğuna yer verilmiş olup aynı kanunun 114/1-c bendinde ise mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmıştır. Bu nedenle dava şartlarının mevcut olup olmadığı mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde, davanın HMK'nun 115. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 2. maddesinde kanunun kapsamı "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." şeklinde açıklanmıştır. Kanunun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (k) bendine göre, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi; aynı maddenin (l) bendine göre tüketici işlemi ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflarından birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda, davacı sigortalı ile davalı sigorta şirketi arasındaki uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında akdedilen hayat sigorta poliçesi tüketici işlemi niteliğinde olduğu gibi davacı sigortalı da tüketici konumundadır. Bu nedenlerle açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığından davaya bakmakla görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Buna göre mahkemenin görevi ile ilgili dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece işin esasının incelenerek karar verilmiş olması doğru olmamıştır.Ayrıca kabul şekline göre ise, somut olayda, dosya kapsamında yer alan kök ve ek raporlar sigorta uzmanı bilirkişiden alınmıştır. Bilirkişi raporunda, poliçe tanziminden önce geçmiş tedavi süreci ve hastalığı ile ilgili bilgileri vermediğinden bahisle davacının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve bu nedenle rizikonun teminat dışında olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık bilirkişi tarafından illiyet bağının bulunup bulunmadığı konusunda bir inceleme yapılmadığı gibi zaten uzmanlık alanı da dikkate alındığında böyle bir incelemenin yapılması da kendisinden beklenemez. Mahkemece beyan yükümlülüğünün sözleşmenin kurulmasına etki edecek şekilde ihlal edildiği kabul edilmiş ise de, illiyet bağının olup olmadığı tespit edilmeden böyle bir sonuca varılması mümkün değildir. Zira TTK'nun 1439/2 maddesi uyarınca, illiyet bağının varlığının tespiti halinde ancak beyan yükümlülüğünün kasten ihlali neticesinde sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar. Anılan bu tespit ve değerlendirmenin yapılması da, tıbbi ve teknik bilgiyi gerektiren bir iştir. Dosya kapsamında davacının maluliyetine ilişkin engellilik sağlık kurulu raporları ve durum bildirir rapor ile davacının ... eczane sisteminde bulunan kullandığı ilaçlara ilişkin kayıtlar yer almakta olup davacının gördüğü tedavilere ilişkin bilgi, belge ve kayıtların ise getirtilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda öncelikle davacının tedavi gördüğü sağlık kuruluşlarının nereler olduğu yönünde davacılar vekiline beyanda bulunması için süre verilerek bildirilmesi halinde ilgili sağlık kuruluşlarına müzekkere yazılarak davacının gördüğü tedavilere ilişkin tüm bilgi, belge ve kayıtların celbedilmesinden sonra davacı sigortalının poliçenin tanziminden önce davalının iddiasına göre bir kanser hastalığının olup olmadığı, varsa bu hastalık ile riziko (maluliyet) arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve davacının dosyada mevcut maluliyet raporlarına göre poliçede belirlenen maluliyet teminatına hak kazanıp kazanmadığı hususunda alanında uzman doktor bilirkişi/bilirkişiler ve sigorta bilirkişisinden oluşturulacak bir heyetten ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır. Açıklanan tüm yasal nedenler ve özellikle mahkemenin görevi taraflar yönünden usulü kazanılmış hak oluşturmayacağından davanın, mahkemenin görevi ile ilgili dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece işin esasının incelenerek karar verilmiş olması doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun işin esası incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/119 Esas, 2024/696 Karar sayılı ve 23/10/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-a)Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,b)6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi uyarınca karar verildiği anda kesin olduğundan kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,c)İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,d) 6100 sayılı HMK'nun 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davanın açıldığı mahkemenin dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, e)Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,f)Sair işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-İstinaf yargılama giderlerinin yeniden verilecek hükümde dikkate ALINMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.3 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/376, K. 2025/1517, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-376-e-2025-1517-k-7cd0528dee3d