Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/357 E. 2026/1029 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/357
- Karar No
- 2026/1029
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/357 Esas
KARAR NO:2026/1029 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:17/12/2024
NUMARASI:2023/261 E. - 2024/265 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:19/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA: Davacı vekili İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 22/06/2012 tarihinden itibaren "..." markası ve "..." ibareli ticaret unvanı altında basın, yayın ve eğitim hizmetleri üzerine faaliyet gösterdiğini, şirketin kurucu ortağı olan ...'ın 2009 yılından itibaren "... " ibareli markası ile bu alanda faaliyet göstermeye başladığını, TPMK'ya ... numarası ile marka başvurusu yapıldığını, markanın halen müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, davacının 30/01/2014 tarihinde "...", 19/12/2013 tarihinde ise "..." alan adını aldığını, davalının ... numaralı “... ... ...+Şekil” markasının 28/12/2011 tarihinde 16. ve 41. sınıflarda tescil edildiğini, taraflara ait markalar karşılaştırıldığında, müvekkilinin eskiye dayalı tüm kullanım evrakında, reklam ve tanıtım vasıtalarında kullanımı belgelenen markasının "..." kelimesini esaslı ve hakim unsur olarak içerdiğini, marka başvurusunda müvekkilinin fiilen kullandığı markanın, aynı mal ve hizmetlere ilişkin esaslı unsuru "..." olacak şekilde kopyalandığını iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli "... ... ...+ŞEKİL" markasının hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, asıl talepleri kabul edilmemesi halinde davalı tarafın markasının dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde kullanılmamış olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
YETKİSİZLİK KARARI:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince 2018/152 Esas, 2018/356 Karar sayılı kararı ile davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilerek dosya Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,davacı adına tescilli "..." ve "..." markalarının, ne yazılış şekli ile, ne de logosu ile hiç bir şekilde müvekkilinin adına tescil edilen "..." markası ile benzeşmediğini, ortalama bir tüketicinin "..." logo ve markasını "..." ve "..." markasına benzetmesinin imkanı bulunmadığını, davacı tarafın müvekkilinin markasını kullanılmadığından bahisle iptaline yönelik taleplerinin de yersiz olduğunu, müvekkilinin markayı kullandığını ve kullanmaya da devam ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
MAHKEMENİN İLK KARARI:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/06/2021 tarihli 2021/376 E. - 2021/127 K. sayılı kararıyla; "....Davacının dava konusu markanın hükümsüzlüğüne dair talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu ... tescil numaralı "... ...+Şekil" ibareli marka ile davaya mesnet ... numaralı "...+Şekil"ibareli markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermediği, davanın dava konusu markanın tescil edildiği tarihten itibaren 5 yıllık sürenin bitiminden yaklaşık 15 gün sonra sonra ikame edildiği, 6769 sayılı Kanun'un 25/6, Maddesinde belirtilmiş olan 5 yıllık sürenin geçtiği, davacı tarafın dosyaya dava konusu marka tescil başvurusunun gerçekleştirildiği tarih olan 28.12.2011 tarihi itibari ile tanınmışlığını ispata yarayacak yeterli herhangi bir belge veya doküman sunmadığı, dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı tarafın markalarının 28.12.2011 tarihi itibari ile tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceği, tanınmışlık iddiasına dayanılarak davalı yanın 28.12.2011 tarihi itibari ile kötüniyetli olduğu iddiasının ispatlanamadığı, tüm bu nedenlerle dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacının hükümsüzlüğe dair talebi yönünden davanın reddi gerekmiştir.Davacının kullanmama nedeniyle iptale ilişkin talebi yönünden ise, dava konusu markanın tescil tarihinden dava tarihine kadar olan dönemde 6769 Sayılı SMK'nın 9. maddesi uyarınca, 5 yıl sürenin dolduğu, Yerleşik Yargıtay içtihatları gereği ciddi kullanım olgusunu ispat külfetinin marka sahibi davalıda olduğu, davalı tarafça ibraz edilen irsaliyeli faturalar, kitap ve dergi kapakları , yayınlanan kitaplar değerlendirildiğinde davalının işletme hacmine göre markanın tescilli olduğu "dergi, kitap, gazete vb. yayımlamak" tescil sınıfı yönünden ciddi kullanım olgusunun ispatlandığı anlaşılmakla, bu emtialar yönünden davanın reddine, markanın tescilli olduğu diğer emtialar yönünden ciddi kullanım olgusu ispatlanamadığından davanın kabulü ile markanın iptaline karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle.
"...1-Davacının dava konusu markanın hükümsüzlüğüne dair davasının reddine,
2-Davacının dava konusu markanın kullanmama nedeniyle iptaline dair davasının kısmen kabulüne, dava konusu ... tescil nolu markanın tescilli olduğu "dergi, kitap, gazete vb. yayımlamak" dışındaki emtia ve hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle iptaline, "dergi, kitap, gazete vb. yayımlamak" tescil sınıfı yönünden davanın reddine…" karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İSTİNAF KALDIRMA KARARI:Dairemizin 24/11/2023 tarihli, 2022/241 Esas, 2023/1744 Karar sayılı karı ile; "…Dosya incelendiğinde; alınan her iki bilirkişi raporunda da, davalının davaya konu markasını tescilli olduğu mal ve hizmetlerde kullandığına dair dosyada delil bulunmadığı, Mahkeme kalemine teslim edildiği iddia edilen delillerin de Mahkeme kaleminde mevcut olmadığının kendilerine bildirildiği, bu nedenle inceleme yapılamadığı belirtilmesine rağmen, Mahkemece davalıya ait dava konusu ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu "dergi, kitap, gazete vb. yayımlamak" mal ve hizmetleri için kullanıldığının ispat edildiği gerekçesiyle marka iptali davanın kısmen reddine karar verildiği, dosyada Mahkemenin bu gerekçesine dayanak olabilecek bir delil ve belge bulunmadığı, Mahkemenin kararına dayanak yapılan belgelerin ne şekilde incelendiğinin gerekçeli kararda açıklanmaması nedeniyle bu konuda dairemizde tereddüt oluştuğu, cevap dilekçesi ekinde sunulan fatura örneklerinin okunaklı olmadıkları, davalı tarafın delil listesinde Vergi Dairesi kayıtları, Yoklama Tutanağı ve sair belgeleri delil olarak bildirdiği halde bu delillerin dosyaya sunulmadığı, davalı vekilinin 28/01/2021 tarihli dilekçesi ile davalının ticari faaliyetlerini sonlandırması nedeniyle ticari kayıt ve defterlerini sunamadığı, ancak fatura koçanları ve defter belgelerin Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne teslim edildiğini beyan ederek, buradan getirtilmek suretiyle incelenmelerini talep ettiği halde bu konuda bir işlem yapılmadığı, ayrıca dilekçede Mahkeme kalemine sunulacağı belirtilen 9 adet kitap örneği ve bandrol belgelerinin sunulup sunulmadığının da anlaşılamadığı, bu nedenle davacı vekilinin buna ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olduğu kanaatine varılmakla, taraf vekillerinin diğer istinaf talepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,Mahkemece davaya cevap dilekçesi ekinde sunulan faturaların okunaklı örneklerinin davalı taraftan istenilmesine, davalıya ait ticari defter, fatura örnekleri ve kayıtların Halkalı Vergi Dairesi’nden istenerek ve davalı vekili tarafından 28/01/2021 tarihli dilekçede Mahkemeye teslim edileceği belirtilen kitap örnekleri ve bandrol belgelerinin teslim edilip edilmediği araştırılarak, teslim edilmişse bunlar üzerinde de inceleme yapılarak önceki bilirkişi heyetinden bu konuda ek rapor alınması, ayrıca bu dava ile irtibatlı olduğu anlaşılan İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2018/300 Esas sayılı dava dosyasının da dosya içine getirtilerek tarafların iddiaları ve savunmaları doğrultusunda incelenmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne,
2-Taraf vekillerinin diğer istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına…" karar verilmiştir.
MAHKEME KARARI:Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/12/2024 tarihli, 2023/261 Esas, 2024/265 Karar sayılı kararı ile; "…Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ve bu karar doğrultusunda aldırılan bilirkişi ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava konusu markanın hükümsüzlüğüne dair talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu ... tescil numaralı "... ...+Şekil" ibareli marka ile davaya mesnet ... numaralı "...+Şekil"ibareli markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermediği, davanın dava konusu markanın tescil edildiği tarihten itibaren 5 yıllık sürenin bitiminden yaklaşık 15 gün sonra sonra ikame edildiği, 6769 sayılı Kanun'un 25/6, Maddesinde belirtilmiş olan 5 yıllık sürenin geçtiği, davacı tarafın dosyaya dava konusu marka tescil başvurusunun gerçekleştirildiği tarih olan 28.12.2011 tarihi itibari ile tanınmışlığını ispata yarayacak yeterli herhangi bir belge veya doküman sunmadığı, dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı tarafın markalarının 28.12.2011 tarihi itibari ile tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceği, tanınmışlık iddiasına dayanılarak davalı yanın 28.12.2011 tarihi itibari ile kötüniyetli olduğu iddiasının ispatlanamadığı, tüm bu nedenlerle dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacının hükümsüzlüğe dair talebi yönünden davanın reddi gerekmiştir.Davacının kullanmama nedeniyle iptale ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede,davalı tarafından dosyaya sunulan ve bilirkişi raporunda değerlendirilen delillerden davalı yanın dava konusu markasının inceleme konusu 07/04/2013 – 11/04/2018 tarihleri arasında 16. Sınıfta yer alan “...” emtialar ile ile 41. Sınıfta yer alan “Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri.” bakımından ciddi şekilde ve kesintisiz bir biçimde kısmen kullanıldığını gösterir mahiyette olduğu, ... tescil numaralı “... ...” ibareli markanın; 16. Sınıfta yer alan "...” emtialar ile ile 41. Sınıfta yer alan “Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri.” yönünden ciddi ve kesintisiz kullanımı olduğu ancak bunlar dışında kalan mal ve hizmetleri bakımından ciddi ve kesintisiz olarak kullanıldığının ispatlanamaması nedeni ile iptali koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak davacının markanın kullanmama nedeniyle iptali talebi yönünden davasının kısmen kabulüne, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 16.sınıftaki "..." emtiası ile 41.sınıftaki "dergi, kitap, gazete ve saire yayınlanması" hizmetleri dışındaki emtia ve hizmetler yönünden kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının marka hükümsüzlüğüne dair talebi yönünden davasının REDDİNE,
2-Davacının markanın kullanmama nedeniyle iptali talebi yönünden davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 16.sınıftaki "..." emtiası ile 41.sınıftaki "dergi, kitap, gazete ve saire yayınlanması" hizmetleri dışındaki emtia ve hizmetler yönünden KISMEN İPTALİNE…" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece istinaf kararından sonra verilen kararın önceki kararın aynısı olduğunu, her ne kadar eksikliklerin giderildiği belirtilmişse de, ne şekilde giderildiğine dair bir açıklama bulunmadığı, davalının delil sunma süresinden sonra dosyaya sunduğu delillerin nazara alınmaması konusundaki talepleriyle ilgili Mahkemece yargılama süresince bir değerlendirme yapılmadığını,BAM kararında Mahkemeye davalı tarafından dosyaya sunulduğu belirtilen 9 adet kitabın dosyaya sunulup sunulmadığının dosya kapsamı ile anlaşılamadığının açıkça belirtildiğini,Mahkemece bu kitapların dosyaya ne zaman sunulduğunun halihazırda açıklanamadığını, Mahkemece marka hükümsüzlüğü davasının yalnızca nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyeceği belirtilerek ele alındığını, Davalının markasıyla ilgili İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2018/300 Esas sayılı markaya tecavüz davasının halen derdest olduğunu, bu davada alınan bilirkişi raporu ile markaların benzer olduğuna dair görüş bildirildiğini, her iki tarafın markasında da esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, Davalının markasının asli ve tali unsurları itibariyle müvekkilinin markası ile aynı unsurları taşıdığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının 16 ve 41. sınıfta tescilli olduklarını,Davalının fiilen faaliyet gösterdiği alnın da müvekkili şirket ile aynı olduğunu,Her ne kadar Mahkemece davalının markasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiği değerlendirilmişse de, bu sürenin müvekkilinin markanın kullanıldığını bilmesi veya bilmesinin gerektiği tarihten başlatılacağını, dosyadaki delillerle davalının markasını kullanmadığının açıkça görüldüğünü, ayrıca davalının markası 26/03/2013 tarihinde tescil edilmişse de, tescilinin 31/05/2013 tarihli resmi marka bülteni ile ilan edildiğini, müvekkilinin de en erken bu tarihte markadan haberdar olabileceği, bu tarihten dava tarihine karar 5 yıldan daha az bir süre geçtiği, 4 yıl, 10 ay, 11 gün sonra davanın açıldığını, Müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, bilirkişi raporunda tanınmışlık konusunun üstünkörü incelendiğini, davalının müvekkiline ait tanınmış markayı bilerek tescil ettirdiğini, marka tescilinin kötüniyetli olarak yapıldığını,Davalının "dergi, kitap, gazete vb. yayımlama hizmetleri" için markasını ciddi ve etkin bir şekilde kullandığını ispat edemediğini, dosyaya sunduğu fatura örneğinin davalının markasını ciddi ve etkin bir şekilde kullandığına dair nasıl ispat kabiliyeti taşıdığının belli olmadığını, söz konusu markanın faturaya konu ürünler üzerinde ticarileştiklerinin ispatlanamadığını, davalının söz konusu fatura ile başka bir markayla ilgili faaliyet yürütmüş olabileceğini, Diğer faturanın ise, herhangi bir muhataba karşı düzenlenmemiş olması nedeniyle markasal kullanıma ilişkin bir belge olarak kabul edilemeyeceğini, "iç sayım sonucu elimizde kalan kitapların çıkışı" şeklinde ibare içermesi nedeniyle davalının elinde bulunmayan "kayıp/kaçak" kitapları muhasebe kaydından çıkarmak için faturayı düzenlediğini gösterdiğini, markayı kullanmadığının ispatı niteliğinde olduğunu,Dosyaya sunulan ... Talep Formu ve Taahhütnamelerin ise inceleme yapılan 07/04/2013-11/04/2018 tarih aralığında kalmadıklarını, 02/11/2012 ve 19/03/2013 tarihli olduklarını, buna rağmen bu belgelerin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, Yayıncılar Federasyonuna verilen bu belgelerin herhangi bir tüketici üzerinde marka kullanımı olarak sonuç doğurmayacağını, ilan safahatından geçerek kamuya açık bir şekilde tutulan marka sicilinin bile marka kullanımına karine teşkil etmediğini, hiçbir tüketicinin erişemediği bandrol talep formunun marka kullanımı olarak kabul edilemeyeceğini,Ayrıca bu belgelerin davalının markasının tescil edildiği tarihten önce düzenlendiği, tarih bakımından esasa etkili olamayacağını,Davalının sunmuş olduğu kitapların basım tarihlerine göre, sadece 28/04/2013, 03/11/2013 ve 28/11/2015 tarihli 3 adet kitabın inceleme yapılan tarih aralığında kaldıklarını, bu nedenle 9 adet kitabın ciddi kullanım olarak kabul edilemeyeceğini, Davalının kullanımı ispat külfetini yerine getirdiğinin kabul edilmesinin yerinde olmadığını, Mahkeme kararında bu konuda yaptıkları itirazlarıyla ilgili gerekçeye yer verilmediğini, bu durumun müvekkilinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosya arasında bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; 28/12/2011 başvuru, 25/03/2013 tescil tarihli, ... sayılı "... ... ...+Şekil" ibareli markanın, 16 ve 41. sınıflarda davalı adına, ... sayılı "...+Şekil" ibareli markanın, 16 ve 41. sınıflarda 09/10/2009 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince marka vekili ..., mali müşavir ... ve eğitim sektöründen ...’den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 12/01/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda;dava konusu ... tescil numaralı "... ...+Şekil" ibareli marka ile davaya mesnet ... kod numaralı "...+Şekil" ibareli markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyeceklerini, huzurda bulunan davanın dava konusu markanın tescil edildiği tarihten itibaren 5 yıllık sürenin bitiminden yaklaşık 15 gün sonra ikame edildiğini, bu minvalde 6769 sayılı Kanun'un 25/6. maddesinde belirtilmiş olan 5 yıllık sürenin geçtiğinden bahsedilebileceğini, davacı tarafın dosyaya dava konusu marka tescil başvurusunun gerçekleştirildiği tarih olan 28.12.2011 tarihi itibari ile tanınmışlığını ispata yarayacak yeterli herhangi bir belge veya doküman sunmadığını, dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı tarafın markalarının 28.12.2011 tarihi itibari ile tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceğini, tanınmışlık iddiasına dayanılarak davalı yanın 28.12.2011 tarihi itibari ile kötüniyetli olduğu iddiasının ispatlanamadığı, tüm bu nedenlerle dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, dava konusu markanın SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, dosya münderecatından davalı yanın adına tescilli markanın tescil tarihinden itibaren ciddi şekilde kullanılıp kullanılmadığı hususunda, ciddi ve kesintisiz kullanımı gösterecek fatura, lisans sözleşmesi, gazete, dergi yazıları, kataloglar, röportajlar, makaleler vb. davalının kullanımım ispatlar herhangi bir belge tespit edilemediği belirtmiştir.Aynı bilirkişi heyetinden alınan 11/05/2021 havale tarihli ek raporda; kök raporlarının mahkemeye ibrazları sonrasında dosyaya herhangi bir delil ve veri sunulmamış olduğunu ve bu sebeple kök rapordaki görüş ve kanaatlerini değiştirmelerini gerektirecek herhangi bir durumun mevcut olmadığı belirtilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra aynı bilirkişiden alınan 27/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda sonuç olarak; "…Davalı tarafından dosyaya sunulan ve yukarıda yer verilen delillerin( delil mahiyetinin takdiri yalnızca Sayın Mahkemenize ait olmak ile birlikte ), bilgi ve belgelerin davalı yanın dava konusu markasının inceleme konusu 07/04/2013 – 11/04/2018 tarihleri arasında 16. Sınıfta yer alan “...” emtialar ile ile 41. Sınıfta yer alan “Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri.” bakımından ciddi şekilde ve kesintisiz bir biçimde kısmen kullanıldığını gösterir mahiyette olduğu, ... kod numaralı “... ...” ibareli markanın; 16. Sınıfta yer alan “...” emtialar ile ile 41. Sınıfta yer alan “Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri.” dışında kalan mal ve hizmetleri bakımından ciddi ve kesintisiz olarak kullanıldığının dosya münderecatından anlaşılamaması nedeni ile iptali koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği…" yönünde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir.İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/300 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ... .... Şti.,davalıların .... Şti.,... (davalı şirketin yetkili temsilcisi) ve ... oldukları, davacı şirketin 22/06/2012 tarihinde kurulduğu ve "..." ve "..." markası ile eğitim hizmetleri alanında faaliyet gösterdiği, ortağı ...’ın ise kullanımının 2009 yılına kadar dayandığı, "..." adıyla faaliyet gösterdiği, davacının ... numaralı "...", ... numaralı "..." ve ... numaralı "... ..." markalarının 16, 41. sınıflarda tescilli olduğu, ... alan adının 30/01/2014 tarihinde, ... alan adının 19/12/2013 tarihinde alındığı, davalı şirketin faaliyete geçirmek için hazırlandığı özel öğretim kurumunun tanıtımlarında Küçükbakkalköy’de "... ..." ibaresinin kullanıldığı, İst. An. 1. FSHHM’nin 2018/116 D.İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığı, ... internet sitesinde de aynı tanıtımların ... şubeleri için yapıldığı, davalılardan ... adına ... numaralı marka tescilinin yapıldığı, ancak SMK’nun 155. maddesine göre davalının savunma olarak bu marka hakkını öne süremeyeceği, davacının markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığı, kullanılan ibarenin davacının öncelik hakkı sahibi olduğu markalarla benzer olduğu, aynı hizmetler için kullanıldığı, davalıların kötü niyetli oldukları iddiasıyla, davalıların eylemlerinin davacıya ait ... numaralı "...", ... numaralı "..." ve ... numaralı "... ..." marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, bu faaliyetin önlenmesine ve durdurulmasına, davalıların sosyal medya hesapları ve internet sitelerinde bu marka altında yürüttükleri tüm tanıtım faaliyetinin durdurulmasına, karar riayet edilmemesi halinde markanın kullanıldığı sitelere erişimin engellenmesine ve bu sitelerin Google arama sonuçlarından çıkartılmasına, masrafı davalılardan alınmak suretiyle dava konusu "..." ibaresinin kullanıldığı ürünlere, tanıtım vasıtaları ile tabelalara el konulmasına, el konulan bu ürün ve tanıtım vasıtası ve tabelaların masrafı davalıdan alınarak imha edilmesine, marka ihlali ve haksız rekabet nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla SMK’nun 151/2-c maddesi uyarınca 1.000,00 TL maddi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, masrafı davalılardan alınmak suretiyle kararın Türkiye çapında yayın yapan tirajı ... bir gazetede ilan edilmesine karar verilmesi talebiyle dava açıldığı, davanın halden derdest olduğu, Mahkemece işbu davanın sonucunun beklendiği tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E:Dava, davalı adına tescilli ... numaralı "... ... ... + Şekil" markasının davacıya ait ... numaralı "..." markası ile benzer sınıflarda tescilli olduğu, iltibasa neden olacak kadar benzer olduğu, davacının marka üzerinde öncelik hakkının bulunduğu, davacının markasının tanınmış marka olduğu, davalının marka tescilinin kötü niyetle yapıldığı iddiasıyla markanın hükümsüzlüğü, bu mümkün olmazsa davalı markasının dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde ciddi olarak kullanılmadığı iddiasıyla SMK'nun 9 ve 26.maddeleri uyarınca marka iptali davasıdır.Mahkemece marka hükümsüzlüğü davasının reddine, marka iptali davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; ilk derece mahkemesince ön inceleme duruşmasında taraf vekillerine delil listesinde bildirdikleri, ancak dosyaya sunmadıkları delilleri sunmaları ve başka yerden getirtilecek olan delillerle ilgili beyanda bulunmaları için kesin süre verilmişse de, davalı vekilinin mazeret bildirmesi nedeniyle ön inceleme duruşmasında hazır olmadığı, Mahkemece davalı vekilinin mazereti kabul edildiği halde, duruşma tutanağının ya da ara kararın davalı vekiline tebliğine karar verilmediği, tahkikat duruşma gününün tebliğine ilişkin tebliğ evrakında bu konuda süre verildiğine dair ihtarın mevcut olmadığı, tarafların ticari kayıtları üzerinde yerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara karar verilmişse de, taraf vekillerine usulüne uygun olarak ticari defter ve belgelerini bilirkişi incelemesi için hazır etmeleri konusunda ihtar yapılmadığı ve kesin süre verilmediği anlaşılmakla, davalı tarafın delil listesinde bildirdiği delillerin süresinde sunulmadığına ve delil olarak kabul edilemeyeceğine dair davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan kitaplar, fatura örnekleri, bandrol talep formları ile davalının ... tescil numaralı "... ..." ibareli markasını 16. sınıfta yer alan "..." emtiası ile 41. sınıfta yer alan "Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri." için ciddi ve etkin bir şekilde kullandığının tespit edildiği anlaşılmakla, Mahkemece kullanmama nedeniyle iptal davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kararı yerindedir.Marka hükümsüzlüğü davasıyla ilgili yapılan incelemede ise; davalının markasında yer alan "..." ibaresinin davacının markasında da aynen yer aldığı, davalının markasında ön plana çıkarılan unsurun, kırmızı renkle yazılarak vurgulanması nedeniyle "..." sözcüğü olduğu, davacının ... tescil numaralı markasında da esaslı sözcük unsuru da "..." ibaresinin oluşturduğu, taraf markalarında anlamsal ve işitsel olarak aynı olan "..." sözcüğünün ortak unsur olarak yer alması nedeniyle davalının markasındaki şekil unsurundaki farklılığa rağmen, tüketicinin markalardaki ortak unsur olan "..." sözcüklerine odaklanacağı, tüm bu etkenler birlikte değerlendirildiğinde markalar arasında orta düzeyde benzerlik bulunduğu, tüketici her iki marka arasında bir şekilde bağlantı kurabileceğinden iltibas tehlikesinin doğabileceği veya markalar arasındaki figüratif farklılıklar nedeniyle bir kısım tüketici markaların farklı olduğunun ayrımına varsa bile müşterek "..." ibaresi nedeniyle ilişkilendirme anlamında markaların aynı veya bağlantılı kaynaktan geldiği yönünde yanılgıya düşebileceği, zira markaların tescil sınıflarının da benzer olduğu kanaatine varılmıştır.Ancak davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı markasının tescil edildiği 25/03/2013 tarihinden davanın açıldığı 11/04/2018 tarihine kadar SMK’nın 25/6. maddesinde belirlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, davalıya ait markanın tescil başvurusu yapıldıktan sonra TPMK tarafından marka bülteninde yayınlandığı, alınan bilirkişi raporu ile davalının markasını İstanbul’da 16. sınıfta yer alan "..." emtiası ile ile 41. sınıfta yer alan "Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri." için dava açılmadan önceki beş yıllık sürede ciddi ve etkin bir şekilde kullandığının tespit edildiği, aynı şehirde ve aynı konularda faaliyette bulunan davacı şirketin davalının bu kullanımlarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının marka tescil başvurusu yaptığı tarihte davacının markasının tanınmış marka olduğunun ve davalının markasını kötüniyetle tescil ettirdiğinin de davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla, hükümsüzlük davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi de yerindedir.Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak;
a) Davalı tarafça yapılan masraf bulunmadığından, karar verilmesine yer olmadığına,
b) Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 19/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.