Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/295 E. 2026/812 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/295
Karar No
2026/812
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/295

KARAR NO: 2026/812

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/11/2024

NUMARASI: 2024/188 Esas, 2024/766 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 17/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında 04/12/2014 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi şeklinde taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 4. maddesinde işin süresinin, yer tesliminden itibaren temel üstü ruhsatına kadar geçecek otuz gün hariç olmak üzere, beş yüz elli gün olarak belirlendiğini, sözleşmenin 16. maddesinde, yüklenicinin inşaatı hiç bitirmemesi veya kötü ya da ayıplı ifa etmesi ya da yüklenicinin diğer tüm sözleşmeye aykırılık hallerinde... yüklenicinin, işverene 500.000TL cezai şart ödeyeceğinin kabul edildiğini, davalı şirketin, inşaatın yapımı ve tamamlanması aşamalarında sözleşmeye uygun davranmadığını, sözleşmeye aykırı olarak, inşaatı eksik ve hatalı yaptığını, müvekkilinin başka inşaat şirketlerinden yardım ve onarım hizmeti almasına ayrıca anahtar teslimi yapılan kat malikleri ve arsa sahiplerinin mağdur olmasına neden olduğunu, davalı şirkete sözlü olarak çokça uyarılarda bulunulduğunu, mağduriyetlerin giderilmesi istenmişse de davalı tarafından gideriliyormuş gibi yapılarak, işçilerin inşaat alanına gönderildiğini ancak hiçbir düzeltme yapılmadan bırakıp gittiklerini ve müvekkilini oyalama yoluna gittiklerini, bunun üzerine davalıya 18/01/2019 tarihli ihtarname gönderilmek suretiyle, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde yapılan işlerin sözleşmenin 12. maddesine uygun şekilde düzeltilmesinin aksi halde sözleşmeden kaynaklanan cezai şartın talep edileceğinin ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen herhangi bir düzeltme olmaması nedeniyle 20/08/2019 tarihli ihtarname gönderilerek sözleşmenin 16. maddesinde yer alan 500.000 TL cezai şartın talep edileceği ve işin başkasına tamamlatılması halinde kendilerinden bedelinin talep edileceğinin ihtar edildiğini, davalı şirketin hiçbir şekilde kötü ve kusurlu yapılan işleri düzeltmemesi sonucunda delil tespiti yaptırıldığını, tespit raporunda müvekkilinin başkaca şirkete yaptırmak zorunda kaldığı işler için ödeyebileceği miktarın 113.894 USD + KDV olarak belirlendiğini, bugünkü kur ile 780.000,00 TL + KDV'ye karşılık geldiğini, davalı hakkında .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından ödeme emrine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, taraflar arasında 04/12/2014 tarihli düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi şeklinde taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında yüklenici firma olan müvekkilinin, sözleşmeler çerçevesinde kendi edimini süresi içinde ayıpsız, eksiksiz, sözleşme gereklerine uygun şekilde teslim ettiğini, taraflar arasında imzalanan yapım işleri geçici kabul tutanağında davacının müvekkili tarafından yapılan işleri geçici kabul bakımından incelediğini ve tespit edilen eksiklikleri liste halinde belirlediğini, müvekkili tarafından söz konusu eksikliklerin de tamamlandığını, müvekkilinin kendisine gönderilen ihtarnamelerde belirtilen ayıpları da giderdiğini, inşaatın başlangıcından bitimine kadar davacının inşaatın başında devamlı olmak üzere bir mühendis bulundurduğunu, yapılan her türlü işlem ve inşa sürecinin davacının elemanı olan ... isimli mühendisin denetimi, kontrolü ve yönlendirmesi ile yapıldığını, inşaat sürecinde müvekkili şirketin, fenni teknik ve usullerin dışına çıkması, kötü malzeme kullanması veya işi gereği gibi yapmamasının kesinlikle söz konusu olmadığını, davacı tarafın yaptırdığı delil tespitini kabul etmediklerini, TBK'nın 179. maddesine göre ceza koşulunun yerine getirilmesinin istenilebilmesi için ifanın talep edilmemiş olması gerektiğini, alacaklının ifayı talep etmesi halinde artık bundan dönerek cezayı talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının müvekkiline gönderdiği tüm ihtarlarında ifayı talep ettiğini, ifayı talep etme yönünde seçimlik hakkını kullanan davacının, işbu dava ile icra takibine konu ettiği ceza-i şartı, bu aşamadan sonra talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece ilk yargılamada davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Daire'mizin 2022/1345 Esas, 2024/131 Karar sayılı ilamı ile; taraflar arasındaki sözleşmenin 16/2. maddesinde düzenlenen 500.000,00 TL tutarındaki cezai şartın, sözleşme içeriği, aynı sözleşmenin 4. maddesindeki ifaya ekli ceza düzenlemesi ve tarafların gerçek iradeleri birlikte değerlendirildiğinde seçimlik ceza niteliğinde olduğu, seçimlik cezanın işin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde talep edilebileceği, alacaklının seçimlik hakkını kullandıktan sonra karşı tarafın muvafakati bulunmadıkça bu seçiminden dönemeyeceği, bu nedenle davacının dava öncesinde gönderdiği ihtarnamelerin işin ifasını isteme anlamına gelip gelmediği ile seçimlik hakkını hangi yönde kullandığının değerlendirilmesi gerektiği, davacının ihtarnamelerinde işin tamamlanmasını talep etmekle birlikte eksikliklerin giderilmemesi hâlinde cezai şart talep edeceğini açıkça ihtar ettiği, bunun seçimlik cezadan vazgeçme değil davalıyı ceza koşulu bakımından temerrüde düşürerek eksiklikleri gidermesi için ek süre verilmesi niteliğinde olduğu, ayrıca dava dilekçesindeki asıl talebin de açıkça seçimlik cezaya yönelik bulunduğu gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır.

Kaldırma ilamı sonrasında yapılan yargılamada ise Mahkemece, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/590 Esas, 2023/217 Karar sayılı dosyası incelenerek davacının aynı sözleşmeden kaynaklanan eksik ve ayıplı işler nedeniyle tazminat davası açtığının tespit edildiği, bu suretle davacının seçimlik hakkını ifa yönünde kullandığının kabul edildiği, TBK'nın 179. maddesi ile sözleşmenin 16. maddesi uyarınca seçimlik hak kullanıldıktan sonra karşı tarafın muvafakati bulunmadıkça bu seçimden dönülmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından da bu yönde bir muvafakat bulunduğunun ileri sürülmediği gerekçesiyle dava şartlarının oluşmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinafında, davalı şirketin, inşaatın yapımı ve tamamlanması aşamalarında sözleşmeye uygun davranmadığını, sözleşmenin 16. maddesinin ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğunu, mahkemenin ihtarnameler doğrultusunda seçimlik cezai şart kullanıldığı yönünde kurduğu hükmün hatalı ve TBK, Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davacının, davalı-borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle hem aynen ifayı hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep yetkisine sahip olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa sahibi, davalı yüklenicidir.

Davacı iş sahibi, davalı yüklenicinin sözleşmeyi gereği gibi ifa etmediğini iddia ederek ve sözleşmenin 16. maddesine dayanarak cezai şart talebinde bulunmuş; davalı ise işin ayıplı ifa edilmediğini, tespit edilen eksiklerin giderildiğini, sözleşmeyi ifa ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/590 Esas, 2023/217 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde davacının aynı sözleşmeden kaynaklanan eksik ve ayıplı işler nedeniyle tazminat davası açtığının tespit edildiği, bu suretle seçimlik hakkını ifayı talep etme yönünde kullandığının kabulü gerektiği, TBK'nın 179. maddesi ile sözleşmenin 16. maddesi uyarınca seçimlik hak kullanıldıktan sonra karşı tarafın muvafakati olmadıkça bu haktan dönülmesinin mümkün bulunmadığı, davacının da böyle bir muvafakatın varlığını ileri sürmediği gerekçesiyle seçimlik cezai şart talebinin koşullarının oluşmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları, Dairemizin önceki kaldırma ilamı doğrultusunda toplanan deliller ve özellikle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/590 Esas sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde; davacının aynı sözleşmeden kaynaklanan eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi ve buna bağlı zararlarının tazmini istemiyle dava açmak suretiyle sözleşmenin ifasını talep etme yönünde seçimlik hakkını kullandığı anlaşılmaktadır.

Seçimlik cezaya ilişkin TBK'nın 179. maddesi uyarınca, alacaklı seçimlik hakkını kullandıktan sonra karşı tarafın açık muvafakati bulunmadıkça bu seçiminden dönerek diğer seçimlik hakkını kullanamaz. Somut olayda da davacının ifayı talep etme yönündeki iradesini ortaya koyduğu, daha sonra bu seçiminden dönmesine imkan sağlayacak şekilde davalı yüklenicinin muvafakatinin bulunduğunun ileri sürülmediği ve ispatlanamadığı görülmektedir. Bu itibarla, mahkemece seçimlik cezai şart talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../11/2024 tarih ve 2024/.... Esas, 2024/...rar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 17/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/295, K. 2026/812, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-295-e-2026-812-k-8ada9113d9d0