Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2449 E. 2025/2326 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2449
- Karar No
- 2025/2326
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2025/2449
KARAR NO: 2025/2326
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 03/06/2025
NUMARASI: 2023/907 Esas - 2025/452 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 24/12/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...plakalı çekici cinsi aracı ile bu araca bağlı vaziyette... Plakalı yarı römorkunu 11.12.2015 tarihinde Ferhatpaşa Mahallesi, G-23 Sk. üzerinde park edip evine gittiğini, ertesi gün çekicisini ve çekicisine bağlı vaziyette olan römorkunu park ettiği yerde bulamadığını, bunun üzerine müvekkilinin polis merkezine müracaat ettiğini, polis ekipleriyle yapılan görüşme sonrasında müvekkiline aracının üzerinde bulunan hacizler sebebiyle aracın çekilmiş olma ihtimali olduğunun söylendiğini, müvekkilinin aracı üzerinde haciz talebinde bulunan ... Türk A.Ş. ve ... A.Ş. ile görüşerek aracın bu şirketler tarafından çektirilmediğini öğrendiğini, aracının çalınma rizikosu gerçekleştiği için davalı tarafından 05.01.2015 tarihinde düzenlenen kasko sigortasına dayanarak sigorta kapsamında doğan alacağını talep etmek üzere sigorta şirketine başvurduğunu, herhangi bir ödeme kendisine yapılmadığını belirterek, şimdilik 57.500,00-TL'nin davalı şirketin temerrüde düştüğü 10.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere yönelik temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu olayın teminat kapsamı dışı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 160.000,00 TL tazminatın 05.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu davalı sigorta şirketi tarafından ödenmeyen teminat alacağına ilişkin olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin tüm başvurularına rağmen müvekkilinin aracı çalındıktan sonra çalınma rizikosu kapsamındaki teminatı müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin çalınma olayını davalı sigorta şirketine 26.12.2015 tarihinde e-posta yoluyla ihbar ettiğini, müvekkilinin faiz alacağı bakımından tarihlerin gerekçeli kararda hatalı yazılmış olduğunu, hak kaybına uğramaması için, yapılan bu basit yazım hatasının düzeltilmesi gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, kasko sigortalı aracın çalındığı iddiasıyla kasko sigortacısına açılan maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Aynı Yasa'nın 115/1. maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.TTK' nın 11/1. maddesine göre, Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevlidir.Somut uyuşmazlıkta; davacı, aracının çalınmasından kaynaklı zararın ödenmesi için kendi kasko sigortacısına karşı eldeki davayı açmıştır.Dosya kapsamından, sigortalı aracın ticari nitelikte olup, davacı gerçek kişi adına kayıtlı olduğu, davacının esnaf kaydı bulunduğu, tacir sıfatını haiz olup olmadığının araştırılmadığı anlaşılmıştır. Bu halde; davacının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca varsa davacının bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olup olmadığı tartışılarak, eğer davacı tacir ise davalının da tüzel kişi tacir olması nedeniyle davaya devam edilmesi, tüketici olması halinde Tüketici Mahkemesinin, tacir olmayıp esnaf kaydı bulunması halinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olacağı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; davacı vekilinin diğer istinaf itirazları inceleme konusu yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/12/2025