Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/191 E. 2026/1059 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/191
Karar No
2026/1059
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/191 KARAR NO : 2026/1059

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2023/992 Esas-2024/860 Karar DAVA TARİHİ : 14/12/2023 KARAR TARİHİ : 22/10/2024 DAVA : İtirazın İptali DAİRE KARAR TARİHİ : 21/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/992 Esas 2024/860 Karar sayılı dosyasında verilen 22/10/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM; Davacı, davalı adına kayıtlı .... plakalı aracın satışı amacı ile 02.05.2023 tarihinde banka havalesi ile borçlu hesabına gönderilen 120.000,00TL bedelin satışın gerçekleşmemesi sebebi ile iadesinin talep edilmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalı hakkında Aliağa İcra Müdürlüğü 2023/4449 Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve en az %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı, cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. Süresinden sonra ibraz ettiği beyan dilekçesi ile, aracın 449.000,00TL bedelle satışı konusunda anlaştıklarını, bedelin 120.000,00 TL lik kısmının peşin bakiye 319.000,00TL kısmının ise elden ödenmesinin ve .... adına tescil edilmesinin kararlaştırıldığı, dava konusu araç tutarının bir kısmının peşin, kalan tutarın ise elden ödenmesinin kararlaştırıldığını, kalan bedelin ödenmesinin ardından Karşıyaka 8. Noterliğinde konu aracın satış işleminin tamamlandığını, aracın davacı tarafın isteği üzerine .... adına tescil edildiğini, ancak sonraki süreçte davalı tarafından aracın devir ve tescil işlemleri gerçekleştirmiş olmasına karşın davacı firma banka yoluyla ödenen 120.000,00 TL'ye ilişkin icra takibi başlattığını, .... adına tescil yapılmasına rağmen davacının kötü niyetli olarak 120.000,00 TLnin iadesini istediğini, satış ile ilgili fatura düzenlendiğini ve BS bildirimi yapıldığını, davacı şirket müdürü.....'e paranın iade edilmesine ve onun da diğer ortağa göndermesine rağmen alacağın mükerrer olarak talep edilmesinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: Mahkemece, ''Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede davacının araç satış sözleşmesi kapsamında sözleşme bedelinin banka kanalıyla davalı tarafa gönderdiğini, buna ilişkin dekontun dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, ancak aracın tescil ve devir işlemlerinin yapılarak davalı tarafın üzerine düşen devir ve teslim edimini ifa etmediğini, davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi sunmadığını, beyan dilekçelerinde yazılı iddiaları da ispat edemediğini, geri ödemeye ilişkin olarak davalı tarafça sunulan dekontta da gönderilen para hususunda alacaklı olarak davacının görünmediğini açıklama kısmında yazılı olan beyanın ise geri ödeme hususunu kanıtlar nitelikte olmadığını, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin edimini ifa etmemesi halinde edimini ifa eden tarafın verdiğini geri alma hakkının bulunduğunu, bu doğrultuda davacı tarafça ödenen bedelin faiziyle davalı tarafın davacıya iade etmesi gerektiği'' gerekçesi ile davanın kabulüne, Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2023/4449 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, hüküm altına alınan alacak miktarı olan 124.823,01 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı istinaf talebinde bulunmuştur. BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dava konusu araç tutarının bir kısmının peşin, kalan tutarın ise elden ödenmesinin kararlaştırıldığını, kalan bedelin ödenmesinin ardından Karşıyaka 8. Noterliğinde konu aracın satış işleminin tamamlandığını, aracın davacı tarafın isteği üzerine .... adına tescil edildiğini, ancak sonraki süreçte davalı tarafından aracın devir ve tescil işlemleri gerçekleştirmiş olmasına karşın davacı firma banka yoluyla ödenen 120.000,00 TL'ye ilişkin icra takibi başlattığını, Satış ile ilgili fatura düzenlendiğini ve BS bildirimi yapıldığını, Davacı taraf, tescilin gerçek kişi lehine yapılmasını istismar ettiğini ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, ifası yapılan ödemeyi tekrar öne sürerek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, İlk derece mahkemesinin verdiği kararda davalı tarafın iddialarını delille ispat edemediği ileri sürülse de mahkemenin bir asliye ticaret mahkemesi olmasına rağmen, dar yetkili bir icra mahkemesi gibi davranarak, şirket ortağının şirket adına teslim aldığı ödemeyi gözardı ettiğini, bu konuda herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapmadan davalı aleyhine karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, araç bedelinin iadesi için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından ödenen bedelin iadesinin gerekip gerekmediğinin tespitinden kaynaklanmaktadır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190’ıncı maddesi: “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. Davacı şirket tarafından 02.05.2023 tarihli dekont ile ''.... plakalı araç için ödemedir'' şerhi ile 120.000,00TL ödeme yapıldığı, aracın Karşıyaka 8. Noterliğinin 23.06.2023 tarih, 16724 yevmiye nolu Araç Satış Sözleşmesi ile 3. Kişi ... .'e satıldığı sabittir.Aracın faturası da davalı tarafından .... adına düzenlenmiş olmakla, davalı davacı tarafından ödenen 120.000,00TL yi iade ettiğini ispat edemediğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/10/2024 tarih, 2023/992 Esas, 2024/860 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılması gereken 8.526,65 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 2.131,60 TL'nin mahsubu ile kalan 6.395,05 TL'nin davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 3-Duruşma açılmadığından, davacı lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmadığına, 4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/191, K. 2026/1059, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-191-e-2026-1059-k-2b85c807b44a