Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1799 E. 2026/1567 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1799
Karar No
2026/1567
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1799 - 2026/1567

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1799 KARAR NO : 2026/1567 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2025 NUMARASI : 2023/119 Esas, 2025/272 Karar

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : 1 - VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : 2 - İHBAR OLUNAN : 3 - VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : 4 - İHBAR OLUNAN : 5 - VEKİLLERİ : Av. Av. İHBAR OLUNAN : 6 - İHBAR OLUNAN : 7 - DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığını, konu hasarlara ilişkin yalnızca malzeme bedelleri talep edildiğinden davalının yaptığını iddia ettiği ödemelerin işbu dava bakımından bağlayıcı olmadığını, bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalının her bir hasara ilişkin yaptığını iddia ettiği ödemeleri kabul etmemekle birlikte montaj/demontaj bedellerini kapsamadığını, bu nedenle bu bedelleri kapsar ödemelerin yalnızca malzeme bedellerinin talep edildiği işbu dava bakımından incelenmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafından sunulan dekontların takip tarihinden sonrasına ilişkin olduğundan bilirkişi raporunda incelenmesinin hatalı olduğunu, davalının itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu, lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından dava konusu alacağın likit olmadığından bahisle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; talep konusu adreslerde meydana geldiği iddia edilen hasarlara ilişkin olarak müvekkil idarenin kusurlu yada kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafça 268 adet hasara ilişkin tek bir dava açılmasının, davada sağlıklı bir sonuca ulaşmasını engellediğini, her bir hasar konusu arızanın farklı adreslerde ve farklı tarihlerde meydana geldiğini, aralarında bağlantı bulunmadığını, birleştirilerek dava açılmasının hukuka uygun olmadığını, dava konusu hasarlara ilişkin herhangi bir ekspertiz raporu, delil tespit raporu veya her iki tarafça her bir hasar için kabul edilen bir tutanak bulunmadığını, davacının kusurunun bulunmamasının kabul edilemez olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte ödenecek bir tazminat bedeli var ise bu bedelin kesin bir şekilde ispatlanması gerektiğini, idarelerinin kusurlu kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, belirtilen adresler dışındaki adreslerde müvekkili İdare tarafından çalışma yapılmadığını, hasarı ve tazminatı davacı tarafın ispatlamak zorunda olduğunu, yoklukluklarında Yönetmeliğe aykırı olarak tutulan tutanakları ve hasar tespit tutanaklarını kabul etmediklerini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhbar olunan ... A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu zararlarının oluşumunda davacının kusurunun bulunup bulunmadığının tespitinin yapılması gerektiği, kabul anlamına gelmemek üzere zarar kalemlerinin zamanaşımına uğradığını ve iddia edilen zarar bölgelerinin tamamında müvekkili şirketin çalışmasının bulunmadığını, ayrıca belirtilen hasarların salt müvekkil şirketin yüklenicisi olduğu bölgede meydana gelmesinin müvekkkili şirket tarafından yapıldığı anlamına gelmeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere zararın emsal piyasa fiyatları nazara alınarak hesaplanması gerektiğini, fahiş zarar hesabı yapıldığını ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhbar olunan ... A.Ş'nin istinaf başvurusunun incelenmesinde; İstinaf yasa yoluna, hakkında hüküm kurulan taraf ve HMK'nın 68. maddesi gereğince istinaf yasa yoluna başvuran taraf yanında olmak şartıyla fer’i müdahale talebinde bulunan başvurabilir. İstinafa konu dava dosyasında davanın tarafları yönünden hüküm kurulmuş olup, ihbar olunan Şirket hakkında herhangi bir karar verilmediği gibi, yargılama sırasında ihbar olunanın feri müdahale talebi de olmamıştır. Hal böyle olunca ihbar olunan Şirket davada taraf olmadığından istinaf hakkının bulunmaması ve aleyhine de hüküm kurulmamış olması nedeniyle istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamı ile uyumlu ve denetime elverişli olmasına, eldeki davanın açılış tarihinden önce yapılan ödemelerin yargılamada dikkate alınmasının hukuka uygun olmasına göre mahkemece yazılı olduğu üzere karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan; İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve takibe konu alacağın likit olması gerekmektedir. Oysa dava konusu alacağın dayanağı haksız fiil olup, yargılamayı gerektirdiğinden ve şartları oluşmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmemesi de yerinde olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1)İhbar olunan ... A.Ş'nin istinaf dilekçesinin REDDİNE, 2)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 3)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; a) Davacıdan alınması gerekli 732,00TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile alınması gerekli 116,60TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, b)Davalıdan alınması gerekli 3.771,64 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 943,00 TL harcın mahsubu ile alınması gerekli 2.828,64 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, c)İhbar olunan Şirket tarafından yatırılan istinaf harçlarının talep halinde iadesine, 4)İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 5)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere 29/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2026

Başkan

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Katip

¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1799, K. 2026/1567, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1799-e-2026-1567-k-e33c1891d534