Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1317 E. 2026/992 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1317
Karar No
2026/992
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/1317 Esas

KARAR NO:2026/992

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:18/06/2025

NUMARASI:2025/50 Esas, 2025/138 Karar

DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:16/06/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, mobilya sektöründe TPMK nezdinde ... tescil numarasında kayıtlı tescillenmiş "..." markası ile tanındığını, davalının müvekkili ile akdettiği tarihsiz Bayilik Sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin bayisi olduğunu, davalının da katıldığı bayiler toplantısında, 16/12/2015 tarihli bu protokolde oybirliği ile satışlarda yapılacak iskonto oranlarının belirlendiğini ve buna aykırı hareket halinde uygulanacak yaptırımların hüküm altına alındığını, bayiler toplantısından bir süre sonra davalının müvekkilinin onayı olmaksızın, sözleşme ve protokol hükümlerine aykırılık oluşturacak şekilde kampanya başlattığının öğrenildiğini, davalının eylemlerine son vermesi için uyarıldığını ancak eylemlerini sürdürmesi üzerine 08/07/2016 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, davalının haksız rekabet eylemlerine devam ettiğini ve müvekkiline ait ürünlerin taklidini ve ayrıca başkaca markaların ürünlerini de sattığının öğrenildiğini, davalının bayilik sözleşmesinin kurulması sırasında verdiği 6 adet çekin ...'nın kapatılması sebebi ile bu çeklerin hiçbir hukuki ve ticari mahiyetinin kalmadığını, davalının bayilik sözleşmesinin feshedilip mal satışı durdurulmasına karşın ... tabelasını kaldırmadığını, bayileriymiş gibi davranmaya devam ettiğini, bu hususlarda delil tespitleri yaptırıldığını ileri sürerek, 6 adet toplamda 157.665,00-TL tutarlı karşılıksız çek bedelinin, davalının haksız olarak yapılan iskonto bedellerinin iadesine ilişkin toplamda 23.649,75 TL iskonto iade bedelinin, toplam 179,816.63-TL alacak bedelinin 28/07/2016 tarihli ihtarname tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kar kaybı ve sözleşme ekinde yer alan mutabakat belgesine göre davalı lehine gerçekleştirilen edimlerin karşılı belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan fesih tarihi olan 08/07/2016’dan itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, davacıdan bayiliğin alınmasının ardından açılan mağazada bayi yetkilileri tarafından şifai olarak alınan onay neticesinde müvekkili tarafından kampanya düzenlendiğini, davacı tarafça yapılan fesih işleminin haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin fiili açılış tarihi olan 15/09/2015 tarihinden 15 ay sonra davacı şirketin satış fiyatlarında %65'e varan zam uygulaması yaptığını, bayilerine verilmiş olan ürünlerin yeni modellerini üretip piyasaya sürerek müvekkilinin elinde bulunan ürünlerin sezon sonu ve eski sezon ürün yelpazesine düşmesine sebep olduğunu, müvekkilinin bayilik sözleşmesinin genel kuralı olan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, dava dilekçesinde taraflar arasında mutabık kalınan davacı tarafından karşılanacak harcamalar ve yapılacak destekler(yıllık kira desteği hariç) iddia edildiği gibi ödendiğini ancak sözleşmenin haksız feshinden sonra yapılan bu ödemelerin müvekkiline fatura edildiğini, bayiliğin alınmasından bu yana iki yıldan fazla süre geçmesine rağmen sözleşmede taahhüt edilen kira desteği ve davacı şirket tarafından karşılanması gereken diğer masrafların halen müvekkiline ödenmediğini, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ilgili maddeleri ışığında bayiler toplantısında alınan kararların hukuka aykırılık teşkil ettiğinden kesin olarak hükümsüz olduğunu, müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi müşterilerini kandırma, bayiymiş gibi davranma durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin ödemelerini çekle veya nakit olarak yaptığını, hiçbir zaman borçlu duruma düşmediğini, müvekkilinin bayi olduğunu, hiçbir zaman üretim yapmadığını, davacı şirketin ürün göndermeyerek müvekkilini zor durumda bıraktığın, hukuka aykırı ve usulsüz olarak kesilen faturaları kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, tarafların istinafı üzerine verilen bu karar; Dairemizin 2022/1966 E-2024/1030 K.sayılı ilamı ile kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında davacıya ait markaların ve tasarımların kullanımına ilişkin bir lisans sözleşmesi bulunduğunun sabit olduğu, davacı tarafına ait markaların davalı tarafça kullanımına izin verilmesinden ibaret söz konusu akdin, davacının bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin davalıya gönderdiği ihtarname ile son bulduğu, feshin haklı yahut haksız olmasının, davalının davacıya ait markaları ve tasarımları kullanma hakkının fesihle sona ermesi olgusunu değiştirmeyeceği, diğer bir anlatımla bozucu yenilik doğuran irade beyanı ile lisans sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren, davalının markasal kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturacağı, fesih tarihinden sonra Bakırköy 1. FSHHM'nin 2016/112 D.İş ve 2017/15 D.İş sayılı dosyaları kapsamında tespit olunan ayırt edilemeyecek şekilde benzer tasarımlara havi ürünler bakımından, dava dilekçesindeki netice-i taleple bağlı kalınmak suretiyle davacının davasının kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davalıya ait adreste tespit olunan "..." markasını ve ibaresini ihtiva eden ürünlerin satışının durdurulmasına ve bu markayı içeren tabela, logo, görsel ve yazılı her türlü reklam vasıtalarının kaldırılmasına, davacıya ait ...(4) ve ...(1) tescil numaralı tasarımlar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu tespit olunan ve Bakırköy 1. Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/15 D.İş sayılı dosyasında alınan raporla görsellerine yer verilen ürünlerin davalı tarafından satışlarının durdurulmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde;-Mahkemece asıl davada 1 numaralı hüküm fıkrasında öncelikle "... markalı" her türlü reklam vasıtasının kaldırılmasına karar verilmiş ise de, ...'in haksız muhafaza işlemleri sonucunda bunların tamamının 21/09/2016 tarihinde söküldüğünü, dava tarihi itibarıyla ...'in bu konuda bir talepte bulunması hususunda meşru ve güncel bir yararı kalmadığını, davanın bu talep yönünden tam reddi gerektiğini, kaldı ki karar tarihinde bir kullanım söz konusu olmadığından da davadaki istemin konusuz kaldığını, bu yönler değerlendirilmeden talebin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,

-Mahkemenin, bazı ürünlerin satışının durdurulmasına dair verdiği kararın kendi gerekçesinin, dosyada alınan raporlar ve beraat kararı ile açıkça çeliştiğini,

-Dava konusu uyuşmazlığın özünde yer alan en önemli olgunun, feshin haksız olup olmadığı olduğunu, zira feshin haksızlığı hâlinde davacı taleplerinin hiçbir yasal dayanağı olamayacağının, müvekkilinin haklılığının ise sabit olacağını, bu nedenle huzurdaki davada davacının istem sonuçlarının karara bağlanmasının, aslında tefrik edilen davanın sonucu ile de ilgili olduğunu,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2016/16 Esas ve 2016/13 Karar sayılı ilâmının zorunlu sonucunun da bu olduğunu, ancak yerel mahkemenin bekletici mesele konusundaki taleplerini haksız olarak reddettiğini, HMK m.165'e aykırı bir karar verdiğini,

- Mahkemece tayin edilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, davacının talepleri için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin de hatalı olduğunu, ayrıca bu davadaki maddi tazminat taleplerinin de tefrik edildiğini, o talepler için de yapılan yargılama giderlerinin bu davada yer almasının ve fakat tefrik edilen davada da bunların hüküm altına alınabilecek olmasının, mükerrer sonuçlara neden olacağını, buna göre, hüküm fer'ileri mahiyetindeki diğer fıkraların da usul ve yasaya aykırı olduğunu, ileri sürerek asıl ve birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, tasarım ve marka'dan doğan haklara tecavüzün tespiti, men'i ve alacak talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında davacıya ait markaların ve tasarımların kullanımına ilişkin bir lisans sözleşmesi bulunduğunun sabit olduğu, taraflar arasındaki bu sözleşmenin, davacının bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin davalıya gönderdiği ihtarname ile son bulduğu, bozucu yenilik doğuran irade beyanı ile lisans sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren, davalının markasal kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturacağı, feshin haklı yahut haksız olmasının, davalının davacıya ait markaları ve tasarımları kullanma hakkının fesihle sona ermesi olgusunu değiştirmeyeceği, fesih tarihinden sonra Bakırköy 1.FSHHM'nin 2016/112 D.İş ve 2017/15 D.İş sayılı dosyaları kapsamında tespit olunan ayırt edilemeyecek şekilde benzer tasarımlara havi ürünler bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, objektif dava birleşmesi nedeniyle davacı lehine markaya tecavüz ve tasarıma tecavüz talepleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, hükmedilen yargılama giderleri tefrik edilen davada dikkate alınacağından mükerrer bir tahsilatın söz konusu olmayacağı anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalıdan alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1317, K. 2026/992, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1317-e-2026-992-k-00941ccfcdbe