Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/959 E. 2026/2057 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/959
- Karar No
- 2026/2057
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/959 KARAR NO : 2026/2057
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/939 KARAR NO : 2023/842 DAVA TARİHİ : 10.05.2022 KARAR TARİHİ : 21.11.2023 DAVANIN KONUSU : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 16.07.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16.07.2026
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.11.2023 tarihli, 2023/939 Esas ve 2023/842 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili, davalının Marmaris 1. İcra Dairesi’nin 2021/1729 sayılı dosyasında dava dışı eşi ... hakkında bonoya dayalı takip başlatıldığını, takip dayanağı bonoda imzası bulunmadığını, haciz ihbarnameleri muhtarlık kayıt adresine bırakıldığından haberi olmadığını, ancak banka hesaplarına bloke konulduğundan borçtan haberdar olduğunu, borçlu eşinin borçları da bulunup evi terk ettiğinden boşanma davası açtığını, davalı ile borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, menfi tespit davasının kabulü ile Marmaris 1. İcra Dairesi’nin 2021/1729 sayılı dosyada borçlu bulunmadığının tespitine, borçlu kaydının kaldırılmasına, hacizlerin kaldırılmasına karar verilemesi isteğinde bulunmuştur. CEVAP: Davalı vekili, haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun tebliğ edildiğini, davanın süresinde açılmadığını, dava dışı takip borçlusunun eşi olmakla müşterek borçlu olarak borçtan sorumlu olduğunu, davacının tapu kaydının incelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile dava dışı borçlu arasında bir alacak borç alacak ilişkisi bulunduğu kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu, davanın hak düşürücü sürede açılmadığı, borca ilişkin İİK’nın 89/3 maddesi gereği gönderilen ihbarnamenin usulüne uygun tebliğ edildiği ve davacının borcu 28.04.2022 tarihinde öğrendiği gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3 maddesi gereğince açılan menfi tespit isteğine ilişkindir. İİK'nın 89. Maddesi; "Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir...." şeklindedir. İİK'nın 89/3. maddesi gereğince kendisine haciz ihbarnameleri tebliğ edilen kişi önceki haciz ihbarnamelerine süresi içerisinde itiraz etmemiş ise üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde menfi tespit davası açabilir. Bu süre hak düşürücü süre olduğundan mahkemece resen gözetilmelidir. Somut uyuşmazlıkta, davalı ... tarafından Marmaris 1. İcra Dairesi’nin 2021/1729 sayılı dosyasında davalı ... aleyhine bono nedenine dayalı 221.326,03 TL üzerinden takip başlatmıştır. Bu takip nedeniyle, davalının davacıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle davalı ...’nın talebi üzerine davacıya İİK’nın 89. maddesi gereği haciz ihbarnamesi gönderilmiştir. Davacı, davalı ...’ya borcu olmadığını iddia etmiş, davalı ... davacının eşi olmakla müteselsil borçlu olarak borçtan sorumlu olduğunu savunmuştur. Davacının salt takip borçlusunun eşi olduğundan borçtan sorumlu olduğunu ileri sürmesi davacı ile dava dışı takip borçlusu arasında borç/alacak ilişkisini kanıtlamamaktadır. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesince davacının davalıya borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmuştur. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL harcın peşin olarak alınan 3.760,00 TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 3.028,00 TL harcın davalıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 16.07.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.