Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/958 E. 2025/1370 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/958
Karar No
2025/1370
Karar Tarihi

T. C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/958

KARAR NO : 2025/1370

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/01/2024

NUMARASI: 2022/127 Esas 2024/28 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ: 29/06/2019

İSTİNAF KARARININ

VERİLDİĞİ TARİH: 11/09/2025

YAZILDIĞI TARİH: 11/09/2025

Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/127 Esas, 2024/28 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde, dava dışı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktör ve buna bağlı römork ile Kayseri istikametinden Ankara istikametine doğru seyir halinde iken ... mevkiine geldiği esnada aynı yönden gelerek aynı istikamete doğru seyreden davacı ...'nın içinde yolcu olarak bulunduğu dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyona çarpması neticesinde çift taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı tarafik kazasının meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihi itibari ile ZMMS'nin bulunmadığını, favacı ...'nın kaza sebebi ile ağır bir şekilde yaralandığını, kalıcı ve geçici iş göremezliğinin oluştuğunu, bakıcı ihtiyacının doğduğunu, Kayseri 11.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/928 Esas sayısı ile açılan ceza davasının devam ettiğini, davacının dava açmadan önce KTK'nın 97. maddesi uyarınca davalıya başvurduğunu, ... numaralı hasar dosyasının oluşturulduğunu ancak başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek davacının maruz kaldığı geçici kalıcı iş göremezlik nedeni ile toplam 4.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının sorumluluğu teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 137.036,77 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin davasının REDDİNE, karar verildiği görüldü.

TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının eksik incelemeyle verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kaza Tarihi ... Olduğundan, 01.06.2015 Tarihinde Yürürlüğe Giren Trafik Sigortası Genel Şartları'nın İşbu Davada Uygulanması gerektiğini ve Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle Davanın Reddi Gerekirken Davanın Kabulüne Karar Verilmesinin bozma sebebi olduğunu, başvuru sırasında dosyaya maluliyet raporunun sunulmadığını, davacı tarafın sağlık kurulu raporunu talep edilmesine rağmen dosyaya sunulmadığını, eksik evrak nedeni ile maluliyet raporu hakkında sağlıklı değerlendirme yapılamadığını, maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, davacının müterafik kusuru nedeni ile tazminatta indirim yapılması gerektiğini, teknik faiz uygulanması gerekirken sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak şekilde faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, kazaya ilişkin ceza dava dosyasının dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın ihbarı işlemlerinin yerine getirilmediğini belirterek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2021 tarih 2019/378 Esas 2021/215 Karar sayılı kararı ile, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş; kararın davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, Dairemizce yapılmış olan istinafa incelemesi neticesinde; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasından sonra yapılan incelemeler ve araştırmalar neticesinde, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/01/2024 tarih 2022/127 Esas 2024/28 Karar sayılı ile trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş; kararın davalı ... vekilinin istinafı üzerine, istinaf incelemesi için dairemize gelmiş olduğu görülmüştür.

İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi “(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.

(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.

(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” düzenlemesini içermektedir.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Somut olayda kaza tarihi ... tarihi olup, dava 29/06/2019 tarihinde açılmıştır. Trafik kazası 6704 sayılı yasanın yürürlük tarihi olan 26/04/2016 tarihinden sonra meydana gelmiş olup, trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olduğundan (2918 s.k.m.90) ve haksız fiiller gerçekleştikleri anda hüküm ve sonuç doğurduklarından, olayda kaza tarihindeki yasal mevzuat uygulanacağından, 6704 sayılı yasa gereğince davacı tarafça davalı ...na dava açmadan önce tazminatın ödenmesi için başvuruda bulunulması dava şartıdır. Davacının davalı ...na dava açılmadan önce ödeme hususunda başvuruda bulunup, Güvence Hesabına ihbar etmiş olduğu davalının da kabulünde olmakla birlikte, davacıdan Güvence Hesabınca istenen “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu sunulmaması gerekçesiyle davacı tarafa ödeme yapılmadığı anlaşılmakla, davacının Güvence Hesabına usulüne uygun başvuru yapılmış olup, sağlık kurulu raporu sunulmadığından davacı tarafa ödeme yapılmamış olunduğundan, davacı tarafın davalı ...na sağlık kurulu raporunun sunulmamış olmasının davalının temerrütünün tespiti ve dolayısıyla faiz işletilme başlangıcı açısından önem arz etmiş olduğu kanaatine varılarak, davacı tarafça dava açılmadan önce başvuru yapılmamış olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiği yönündeki, davalı istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.

Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir.

“Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Somut olayda, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınmış olan ...tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” kapsamında alınmış olan rapor mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış olup, davalı ... tarafından uygulanması istenen “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümleri kaza tarihi itibariyle yürürlükte olmadığından, maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olup, uygun olmayan yönetmelik uygulandığı yönündeki davalı istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.

Davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir.

Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesi'ne etkisi, TBK'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar Kanununun 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı da niteliği itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığından hukuk hakimini bağlayan bir karar olmadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır. (Hukuk Genel Kurulu - 2008/4-564 E, 2008/536 K.).

Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.

Somut olayda, dosya içerisinde bulunan ve dava dışı ...'un sanık olarak yargılandığı Kayseri 11.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/928 E. 2020/26 K. sayılı dosyasında, trafik kusur bilirkişisi ...'dan alınmış olan ... tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde, kamyon sürücüsü dava dışı ...'ın asli kusurlu olduğu, traktör sürücüsü dava dışı ...'un ise tali kusurlu olduğunun rapor edildiği; eldeki dosyada Ankara ATK'dan alınmış olan ... tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde kamyon sürücüsü dava dışı ...'ın ise %25 oranında kusurlu, dava dışı traktör sürücüsü ...'un ise %75 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği; raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için eldeki dosyada İTÜ trafik kürsüsünden seçilen heyetten alınmış olan ... tarihli raporda, trafik kazasının meydana gelmesinde kamyon sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunu, dava dışı traktör sürücüsü ...'un ise %75 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği ve çelişkinin giderilmiş olduğu anlaşılmakla; 6098 sayılı TBK'nun 74. Maddesi gereğince Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmadığından, mahkemece ceza mahkemesi dosyasındaki kusur raporu dikkate alınmaksızın hüküm kurulmuş olması isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.

01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtayca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik Faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK’nın 90. ve 92. maddelerinde “genel şartlara” atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir. (Yargıtay 17.HD.’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı)

Somut olayda, PMF yaşam tablosu ve %10 artırım, %10 iskonto yöntemi esas alınmak ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle hesaplanmış olduğu anlaşılmakla;... tarihinde ... sayılı RG'de aynı gün yürürlüğe giren 7327 kanun numaralı "İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'un; 18. maddesi ile 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesine yapılan değişiklik neticesinde "...sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2'yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat üniteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır..." hükmünün 19/06/2021 tarihinden sonraki kazalar neticesinde açılan tazminat davalarında uygulanacağı, ancak 2918 sayılı KTK'nun 90.maddesinde 7327 kanun numaralı "İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'la yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli ve E.:2021/82, K:2022/167 sayılı ile iptal edildiği, trafik kazasının ... tarihinde gerçekleşmiş olup, 01/06/2015 tarihinden sonra gerçekleşmiş olduğundan, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının aktüerya bilirkişisi tarafından PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi esas alınmak suretiyle hesaplanması istinaf edenin sıfatı dikkate alındığında yerinde olup; davalı ... vekilinin tazminatın TRH 2010 yaşa süresi dikkate alınmaksızın hesaplandığı ve 1,65 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.

6098 sayılı TBK’nın 52/1. maddesi, “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir."

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/05/2019 tarih, 2016/13076 E. ve 2019/6001 K. sayılı kararında "...Kabule göre de; davacı, meydana gelen kazada yolcu olup, kusursuzdur. Davacının emniyet kemeri olmadan nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde yolculuk yapması ise sürüş kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmelidir. Emniyet kemeri olmadan yolculuk yapmak gibi hususlar bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlar değildir.

Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4.HD.’nin 03/11/2021 tarihli 2021/6032 E. 2021/8065 K. sayılı ilamı)

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır.

Somut olayda; davacının yolcu olarak bulunduğu aracın ön koltuğunda emniyet kemeri takılı olmadan oturduğu kaza tespit tutanağı ile sabit olmadığı gibi bu yönde herhangi bir belge ve beyana da rastlanılmamış, yalnızca İTÜ trafik kürsüsü öğretim görevlilerince düzenlenmiş olan kusur raporunda savrulmanın ve yaralanmanın şiddetinden emniyet kemeri takılmadığı yönünde varsayıma dayalı bir durum söz konusu olmakla birlikte, mahkemece KTK'nun 78. maddesi ve Karayollari Trafik Yönetmeliği'nin anılan hükümleri gereği kullanılması gereken emniyet kemerinin takılması halinde de, kaza nedeniyle oluşan maluliyetin oluşup oluşmayacağı ve emniyet kemeri takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda maluliyet raporu vermiş olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından Dairemizin kaldırma kararından sonra alınmış olan ... tarihli raporda, dava konusu trafik kazası sırasında emniyet kemerinin takılıp olup olmadığı hususunun tıbben ayırt edilemeyeceği, bu patolojilerin kaza sırasında emniyet kemeri takılı olup olmamasından bağımsız olarak meydana gelmesinin mümkün olduğu rapor edildiği anlaşılmakla, davacı lehine aktüerya bilirkişisi tarafından hesap edilen tazminat tutarından mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmamasının isabetli olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.

Yukarıda izah edilen sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin tüm istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 9.360,98 TL nispi istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 2.340,25 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 7.020,73 TL daha harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4-) Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

5-) İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,

6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 -a maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/958, K. 2025/1370, T. 11.09.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-958-e-2025-1370-k-5b1133793dff