Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/920 E. 2026/1122 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/920
Karar No
2026/1122
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2024/920

KARAR NO : 2026/1122

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 15/02/2024

NUMARASI : 2016/1048 Esas - 2024/90 Karar

DAVA : (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

KARAR TARİHİ: 07/05/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 01.11.2014 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilmeyen aracın müvekkil sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu yaralandığını, davalı ... Hesabına 29.08.2016 tarihinde müracaat edildiğini, müvekkile kısmi ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığını, uğramış olduğu zararların tazmini için şimdilik 3.000,00 TL maddi tazminat ve bakıcı giderlerinin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini” talep ve etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının talebine istinaden 19.02.2016 tarihinde 15.547,00 TL ödendiğini, davacının zararının karşılandığını, sorumluluğunun kusuru nispetinde poliçe teminat üst limiti ile sınırlı olduğunu” belirtmişlerdir.

Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kabulü ile 202.434,81 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.367,25 TL bakıcı giderinin 19/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil kurum yönünden ıslah tarihi itibari ile zamanaşımı süresi dolduğunu, davacı ...’a maluliyet teminatı kapsamında ibraname mukabilinde 15.547- TL ödemede bulunularak kazadan kaynaklanan tüm sorumluluk yerine getirilmiş olup, davacının KTK 111. maddesi gereği bakiye tazminat alacağı bulunmadığını ve müvekkil kurumun başkaca bir ödeme sorumluluğu bulunmadığını, kazaya neden olduğu iddia edilen plakası tespit edilemeyen araca ilişkin herhangi bir delil bulunmadığından ... Hesabı’nın sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, kusur oranları net bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi vasıtasıyla yapılması gerektiğini, devam eden maluliyet araştırılması gerektiğini, mahkeme tarafından öncelikle başvuru sahibi ...’un trafik kazasından kaynaklı daimi maluliyetinin tespiti, maluliyet oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve maluliyet oranlarının ATK tarafından tespit edilmesi gerektiğini, dosyada mevcut olan hükme elverişli olmayıp, uzman mütalaası niteliğinde olduğunu, Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Raporu Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Yönetmeliğin 6. maddesinde sayılan hekimlerin imzası olmadan oluşturulduğunu, hesaplama yapılırken TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, 01/06/2015 tarihli trafik genel şartları gereği iyileşme süresi boyunca gerekli olan bakıcı giderleri ve talep edilen tedavi giderleri, sağlık gideri teminatı kapsamında kaldığından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğu söz konusu olduğunu, geçici iş göremezlik talepleri Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup, ... Hesabının sorumluluğu söz konusu olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkil kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, hesaplanacak tazminat miktarından %20’den az olmayacak şekilde davacı ...’un kaza anında motosikleti ile seyir halinde iken koruyucu ekipman kullanmaması dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükmolunacak tazminat tutarına dava ( kurul’a başvuru ) tarihinden (ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden) itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından, 01.11.2014 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilmeyen aracın davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının yaralandığı, bu yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.

... Hesabı'nın ödemeye esas kabul ettiği 11/01/2016 tarihli kusur raporuna göre de davacının kusursuz, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın %100 kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalının bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.

KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 01/11/2014 tarihi ile dava tarihi olan 2/10/2016 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı, dava HMK 107/2 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve tüm alacak için zaman aşımının kesildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.

Tüm dosya kapsamına göre; davalı ... Hesabı ile davacı arasında davadan önce yapılan ödemeye bağlı olarak 15/02/2016 tarihli ibraname düzenlendiği davacı tarafın da kabulünde olduğu sabittir. Bilirkişi raporunda ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu ödeme yetersiz olduğu tespit edildiğinden KTK'nın 111.maddesi gereğince ibranamenin iptali şartları somut olayda gerçekleşmiştir. Davadan önce parayı alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacının sebepsiz zenginleşmesinin önlenebilmesi için davadan önce yapılan ödemenin hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi gerektiğinden hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davadan önce yapılan ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.

Davalı ... Hesabı tarafından ödeme yapılmış olduğundan ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesinde; Islah edilen kısım içinde ıslah tarihinden faiz yürütülemeyeceğinden temerrüt tarihine; geçici iş göremezlik tazminatından ZMMS kapsamında ölüm ve sakatlık teminatı kapsamında davalının sorumluluğu bulunduğundan geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna; Bakıcı gideri tedavi giderleri teminatından karşılanması gerektiğinden bakıcı giderinin teminat dışı olduğuna ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.

Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).

İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine" hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.

O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, ATK'dan ya da başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan " Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi, geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı ve süresi, kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/920, K. 2026/1122, T. 15.02.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-920-e-2026-1122-k-0a37809ab0cd