Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/89 E. 2026/1014 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/89
Karar No
2026/1014
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/89 KARAR NO : 2026/1014

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2023 NUMARASI : 2022/987 E. 2023/811 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 12.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2026

Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.10.2023 gün ve 2022/987 E. 2023/811 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 31/10/2021 günü davacıya ait ... plaka sayılı araç ile ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması nedeniyle maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davalı sigortalı araç sürücüsü ...'un kazaya sebebiyet vermesi ile de asli kusurlu olduğu, aracın serviste tamir edildiği, ayrıca araçta değer kaybı meydana geldiği, değer kaybının tahsili amacıyla davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu 6.105,34 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı, ancak davacı aracında oluşan değer kaybı miktarının daha fazla olduğunu belirterek şimdilik 100,00 TL'nin haksız fill tarihinden itibaren işletecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, yetki itirazlarının olduğu, belirsiz alacak davası açılmasında hukuku yarar bulunmadığını, davacı tarafın müracaatı üzerine 31/10/2021 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin olarak değer kaybı incelemesi yapıldığı ve davacı hesabına 6.105,34-TL değer kaybı bedeli ödendiği, yapılan değer kaybı ödemesi ile davacının zararı karşılandığı, değer kaybına ilişkin tutarın genel şartlar ekine göre hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Davacıya ait ... plakalı araç ile davalı sigortalı ... plaka sayılı plakalı aracın çarpışması neticesinde çift taraflı, maddi hasarlı kazanın meydana geldiği, mahkememizce alınan 13/03/2023 tarihli trafik bilirkişi raporuna göre davalı sürücüsünün dönel kavşağa giriş yaptığı, kendisinin bulunduğu yönde dur ikaz levhasının bulunduğu ancak davalı sürücüsünün bu ikaza rağmen sağından gelmekte olan ve geçiş üstünlüğüne sahip olan davacı aracının geçişini beklemeksizin yola giriş yaptığı ve kazanın meydana gelmesinde hatasıyla tamamen etken olduğu, davacı sürücüsünün ise kurallara uygun şekilde hareket halinde bulunduğu sırada çarpma olayında kazanın önlenmesinde alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığı, kusursuz olduğu, buna göre davalı sigorta sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli %100, davacı sürücüsünün ise kusursuz kabul edilmesi gerektiği, kazanın meydana geliş biçimi ve dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde mahkememizce alınan kusur bilirkişi raporunun hakkaniyete ve somut olaya uygun görüldüğü, yine mahkememizce alınan makine mühendisi bilirkişi raporuna göre dava konusu kazada davacıya ait aracın ön sol tampon ve far kısımlarından hasarlandığı, ön tamponun sökülüp boyanmak suretiyle takıldığı, ayrıca sol farın değiştirildiği, sol ön çamurluğun ise boyasız şekilde onarıldığı, aracın karoser parçalarında herhangi bir onarım ve değişim olmadığı, dava konusu kaza sebebiyle davacı aracında değer kaybı oluşmadığının tespit edildiği, her ne kadar davacı tarafından uzman görüşü alınmış ve buna istinaden makine mühendisi bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, söz konusu uzman görüşünde sadece araçta yapılan onarım bedelinden hareketle değer kaybı oluştuğu varsayılarak hesaplama yapıldığı, oysaki yerleşik uygulamanın aracın markası, modeli, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, km'si, olay tarihindeki yaşı kriterlerine göre hesaplama yapılması yönünde olduğu, aracın plastik aksamları ile elektrik ve mekanik parçalarında yapılan değişim ve onarımların araçta değer kaybına sebebiyet vermeyeceği, bu hususların herkesçe bilinen vakıa olduğu, ispatına lüzum olmadığı, nitekim yerleşik Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğu, bu sebeple davacının değer kaybı zararının oluşmadığı ve talep edemeyeceği, mahkememizce alınan trafik ve makine mühendisi bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, dava konusu aracın premium sınıfında yer alan bir araç olması ve kazanın araç henüz 2 yaşında bile değilken meydana geldiği göz önüne alındığında emsal satışlar yönünden değer kaybına uğrayacağı, aracın dava konusu olaydan sonra başka bir kazası nedeniyle bir hasar gözükmekte ise de önceki hasarından kaynaklı satışı sebebiyle değer kaybına uğrayacağının sabit olduğu kaldı ki davalı yanca ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemenin yerinde ve yeterli bir ödeme olmadığı, bu hususun kazandırılan tespit raporunda da görüleceği, yeni rapor talebinin bu sebeple reddinin de hatalı olduğu, en azından yeni bir bilirkişi talebi kabul edilmese de önceki bilirkişiden itirazın karşılanabileceği, davacının aracında boyasız iş ve işlem yapılmış ise de hasarın tramer kayıtlarında görülmesi sebebiyle değer kaybına uğrayacağının sabit olduğu mahkemece yapılan incelemenin eksik ve hatalı olduğu hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı bakiye değer kaybı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, 31/10/2021 tarihinde davacı sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalı yana kaza tarihi itibariyle ZMMS'li ... plaka sayılı araçlar arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesi davalı yana değer kaybı talebi ile yapılan başvuruya istinaden 6.105,34 TL ödenmekle birlikte ödenen tutarın gerçek değer kaybını karşılamadığı belirtilerek açılan iş bu davada mahkemece aldırılan 13/03/2023 tarihli kusur raporu ile kazanın meydana gelmesinde davacı yana atfedilebilir bir kusur olmadığı olayda davalı yana sigortalı araç sürücüsü ...'ın tam kusurlu olduğu, talep konusu değer kaybına yönelik tevdi üzerine sunulan 03/07/2023 tarihli raporda ise bu kaza nedeniyle araçta değer kaybı oluşmayacağı yönünde kanaat bildirildiği görülmekle kazandırılan raporlar hükme esas alınarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda davacı aracında bu kaza sebebiyle hasar oluşmakla birlikte oluşan hasarın değer kaybına neden olmayacağı belirtilmiş ise de araçtaki hasarın tramer kayıtlarında görülecek olması, davacı aracındaki önceye dayalı tramer kaydındaki hasarın hasarın arka bagaj kapağına ilişkin olması, davalı yanın talebe ilişkin değer kaybı ödemesi yapılması, bilirkişi raporuna itiraz ekinde sunulan uzman görüş raporuna göre davacı aracının yapılan ödemeden daha fazla tutarda değer kaybına uğradığı yönünde kanaat bildirilmiş olması ile 03/07/2023 tarihli rapor tanzim eden bilirkişinin kaza sebebiyle değer kaybı hesaplaması yapıp neticede değer kaybı olmayacağı yönünde görüşü olsa bile sonuç kanaati hakime bırakması gerektiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde hükme esas alınan raporun uzman görüş raporu ile çelişkili olduğu gibi raporun istenilen yeterlilikte tanzim edilmediği görülmekle davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından hükme esas alınan 03/07/2023 tarihli rapor ile dosyaya sunulan 14/07/2023 tarihli uzman görüş raporu arasındaki değer kaybı kanaatleri arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın resen seçilecek otomotiv bilirkişisine tevdisi ile davacı yanın kendisine yapılan ödeme üzerinde davalıdan değer kaybından kaynaklı alacağının olup olmadığının tespit edilmesi için açık, anlaşılabilir, denetime, hükme ve infaza elverişli şekilde rapor tanzim edilmesi, gerekirse hazırlanacak yeni rapora yönelik itirazlar da alınacak ek bir rapor ile giderilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/10/2023 tarihli, 2022/987 esas ve 2023/811 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/89, K. 2026/1014, T. 12.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-89-e-2026-1014-k-1960b078bc67