Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/112 E. 2026/1003 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/112
- Karar No
- 2026/1003
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/112 KARAR NO : 2026/1003
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.11.2023 NUMARASI : 2022/501 E. - 2023/741 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 12.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.11.2023 tarih 2022/501 E. - 2023/741 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 14.12.2020 tarihinde müvekkili sigorta şirketine ... nolu Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın İzmir ili, Karşıyaka ilçesi, Mavişehir mevkiinde park halinde iken, şiddetli yağan yağış sonrası içine su dolması sebebiyle maddi hasar meydana geldiğini, sigortalı araçta meydana gelen hasar sebebiyle müvekkili tarafından sigortalıya 19.01.2021 tarihinde 350.000,00 TL ödemenin yapıldığını, 140.000,00 TL sovtaj bedeli düşüldüğünde bakiye kalan 210.000,00 TL'den davalının kusur oranına göre tamamen sorumlu olduğunu, 23.12.2020 tarihli ekspertiz raporunda yapılan tespitlerde şiddetli yağmur sonucu sigortalı aracın içine su sirayet ettiğinin, araç içerisine sızan su sebebiyle aracın ön göğüslüğü ve tesisatı yandığından sigortalı aracın pert işlemi gördüğünü, davalının yağmur kanalı ve şebeke üzerindeki yapım, bakım, denetim ve teknik yetersizliği ile bu kanallardaki sorumluluğunun ihmali neticesinde kusurundan kaynaklı olarak söz konusu hasar meydana geldiğini, alacaklarının tahsili için arabuluculuk yoluna başvurunun yapıldığını tarafların anlaşamadıklarını ileri sürerek, bakiye kalan 210.000,00 TL alacağın 19.01.2021 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte TTK'nun 1472. Maddesine göre davalıdan rücuen tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesi talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacının dava konusu ettiği uyuşmazlığı hizmet kusuru iddiasına dayandırılması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünün idari yargının alanına girdiğini, davanın görevli mahkemede açılmaması sebebiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, dava konusu edilen olayla ilgili olarak idarelerinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, meydana geldiği iddia edilen zarar ile müvekkili idarenin arasında hiçbir illiyet bağının bulunmadığından husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının iddiasının somut delillere dayandırılmadığını, delil sunulmadığından davacının davasının yasal bir dayanağının bulunmadığını, davacı sigortalanın aracının 14.12.2020 tarihinde meydana gelen yağış neticesinde araca su dolması nedeniyle zarara uğradığını iddia etmişse de yaşanan durum aşırı yağıştan değil, “denizin kabarmasıyla kıyı koruma duvarını aşan, sızan deniz suları” nedeniyle yaşandığını, deniz seviyesinin iklim değişikliği, gel-git olayları vb. sebeplerle yükselmesi halinde alınması gereken önlemlerden idarelerinin sorumluğunun bulunmadığını, İzmir Körfezi’ne ilişkin olarak uzun bir süredir gözlem yapıldığını, olayın yaşandığı tarihte bu gözlem istasyonlarından ve Meteoroloji Genel Müdürlüğünden deniz seviyesindeki yükselme ile ilgili verilerin sorulması gerektiğini, müvekkili tarafından yağmur suyu ve atık su şebekesi ile bölgedeki kanalizasyon pompa sistemlerinin işletilmesine yönelik bir ihmal, arıza ve yetersizlik bulunmadığını, müvekkilinin deniz suyu seviyesinin yükselmesinden kaynaklı su baskınlarının önlenmesi ile ilgili bir görevi bulunmadığını, davacının meydana geldiğini iddia ettiği hasarın, gerçekleştiği adresin belirsiz olduğunu, davacı sigortalısına ait ... plakalı aracın hasar gördüğünü iddia ettiği adresi açıkça belirtmediğini, tutulan evraklarda da İzmir, Karşıyaka, Mavişehir mevkiinde hasarın gerçekleştiği belirtildiğini, kabulü anlamına gelmemek üzere davacı tarafça oluşturulan ekspertiz raporunda hasar rücu imkanının olmadığı belirtilmesiyle müvekkiline dava açılmasaının haksız olduğunu, zararın araca sirayet eden su nedeniyle değil, aracın kısa devre yapması ve neticesinde yanması nedeniyle oluştuğu, aracın kısa devre yapmış olmasının serviste yapılan yanlış müdahaleden oluşma ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının davasının süresi içerisinde açılmadığını, kabulü anlamına gelmemek üzere davacının dava konusu ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ".................Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı Meteroloji Genel Müdürlüğü Meteorolojik Veri İşlem Dairesi Başkanlığı'nın 09/11/2022 tarih E-95579059-107-131329 sayılı yazısına göre de; 14/12/2020 tarihinde İzmir İli Karşıyaka ilçesinde meydana gelen yağışın sonuçları itibariyle meterolojik açıdan meteorolojik karakterli doğal afet kapsamında değerlendirilebileceği bildirilmiştir. Objektif, bilimsel verilere göre hazırlanmış olan 22/03/2023 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere, olayın yaşandığı tarihte yağış miktarının ortalamaya göre fazla ölçüldüğü, kuvvetli güneyli rüzgarların etkisiyle denizin de taştığı, davalı ...'nun biriken sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması görevini olay anında aşırı yağış (afet) nedeniyle gereği gibi yerine getiremeyeceği, alınması gereken önlemler alınsa dahi bu ölçekteki yağış ve denizin kabarması sebebiyle biriken suyun deşarj edilmesinin mümkün olmayacağı, aşırı yağmurun ve rüzgarın kuvvetli olarak güneyli esmesi neticesinde denizin kabarması ile davacının sigortaladığı aracın su altında kalması şeklinde meydana gelen olayda davalı ...'nun ihmalde bulunmama ve tedbir alma yükümlülüğünü aşan şekilde mücbir sebep bulunduğu, davalı kurumun davaya konu otomobildeki hasarın meydana gelmesinde kusurlu olmadığı, mücbir sebebin davalının sorumluluğu ile doğan zarar arasındaki illiyet bağını kestiği kanaatine varılmakla, davanın reddine" karar verildiği görülmüştür. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, dava konusu hasarın 14.12.2020 tarihinde müvekkili sigorta şirketine 1102609120 nolu kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın İzmir ili, Karşıyaka ilçesi, Mavişehir mevkiinde park halinde iken, şiddetli yağan yağış sonrası içine su dolması sebebiyle meydana geldiğini, kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılmasının davalı ...'nun görev ve tanımı içinde yer aldığını, meydana gelen hasardan ...'nun sorumlu olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece, 19.03.2023 tarihli bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin eksik inceleme sonucu karar verildiğini, davalı ... lehine 33.500,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olup, avukatlık asgari ücret tarifesinin 13. maddesinin 4. bendi uyarınca, davalı lehine maktu karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, davacı yanca sigortalısına yapılan ödemenin davalı yandan tahsiline yönelik rücuen tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, 22/05/2019 tarihinde davacı yan sigortalısı konumundaki ... ...A.Ş.'nin ... Mah. ... CAd. No:... işletti otelin bulunduğu ana caddeden geçen temiz su isale hattındaki patlama sebebiyle taşan suların otele verdiği zarar kapsamında dava dışı sigortalıya 387.000,00 TL tazminat ödemesi yapılmakla birlikte söz konusu tutarın sorumluluk atfıyla davalıdan tahsiline yönelik Muğla 1. İcra Müdürlüğünün 2021/1591 esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe yönelik itiraz üzerine açılan iş bu davada mahkemece aynı yerde olan başka bir otelin gördüğü hasar nedeniyle keşfe gidildiğinden bu dosya üzerinden ayrıca keşfe gidilmeyerek dava tarihine kadar geçen sürede hasarın giderilmiş olduğu anlaşılmakla sigorta eksperi bilirkişiye dosyanın tevdisi neticesi sunulan 01/07/2023 tarihli rapor kapsamında davacı zararından davalı yanın sorumlu olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. (TBK m.69; BK m.58) Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden "olağan sebep sorumluluğu"dur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. Anayasanın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin eksik ya da kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idare tarafından tazmini için varlığı gerekli ön koşullardan olan nedensellik bağının, zarar gören kişinin kusurlu olması durumunda ortadan kalkması veya idarenin kusur oranını azaltacak ölçüde zayıflaması mümkündür. Bu bağlamda zarar görenin kusuru sonucunda, kısmen sorumlu olan idarenin sorumluluğundaki azalma, zarar görenin kusuru oranındadır. 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinin e fıkrası uyarınca belediyeler yağmur sularının uzaklaştırılmasını sağlamak, bunlar için gerekli tesisleri kurmak ve kurdurmakla yükümlüdür. Davalı ... ise su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletilmek üzere kurulmuştur. Yukarıdaki yasal düzenlemeler doğrultusunda zarar tarihi itibari ile yoldaki bakım ve onarımından davalının sorumlu olduğu konusunda bir tereddüt yoktur. Hatta davalı kurum anılan yapılar nedeni ile ortaya çıkan zarardan TBK'nin 69. maddesi kapsamında kusursuz sorumlu olup, yapı malikinin sorumluluğunda malik, kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulamaz. Ancak illiyet bağının kesildiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. İlliyet bağını kesen sebepler ise mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru şeklinde olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Davaya konu yapıların kim tarafından yapıldığı, bakım ve onarım için ne kadarlık sürenin gerektiği hususları davalı ile Belediye arasındaki iç ilişkide gözetilecek hususlardan olup bu durumun 3. kişi olan davacıya/sigortalıya (halefiyet sıfatıyla açıldığı anlaşılmakla) yansıtılması da söz konusu olamayacaktır. (Yargıtay 4. HD 08.06.2023 tarihli 2021/20431 E. 2023/7687 K.; 16.11.2015 tarihli 2014/15452 E. 2015/13070 K. sayılı ilamları) Yukarıda açıklanan ilke ve hususlar kapsamında yapılan inceleme neticesinde her ne kadar mahkemece olayın illiyet bağını kesen mücbir sebep olduğunun kabul neticesi davanın reddine karar verilmiş ise de hükme ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılan 19/03/2023 raporda bu yönden bir değerlendirme yapılmadığı gibi tam tersine olacak şekilde meteoroloji bilirkişisince yapılan değerlendirmede yağışların her yıl yaşanabilen olağan yağışlar olduğunun belirtildiği gözetildiğinde mahkemenin mücbir sebep kabulünün yerinde olmadığı, bu nedenle de davacı istinaf istemi yerinde görülmekle bu kapsamda davacı sigortalısı aracındaki hasara sebebiyet olan deniz suyu taşmasının aşırı yağışlar değil kuvvetli rüzgarlardan kaynaklı olduğu ve fakat söz konusu rüzgarın doğrudan zarara sebebiyet vermediği, rüzgar sebebiyle taşan deniz suyunun kıyı hattına olay günü zararı engelleyecek netilikte tahkimat yapılmamasından kaynaklandığı ve davacı yan ödemesinin yerinde bir ödeme olduğunun anlaşılmasına göre davacı ödemesinin rücusu yönünden açtığı iş bu davada toplanan deliller kapsamında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönündeki mahkeme görüşüne itibar edilmemiştir. Bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/11/2023 tarihli, 2022/501 esas ve 2023/741 karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davanın kabulü ile, 210.000,00 TL'nin 19/01/2021 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, Karar tarihi itibariyle alınması gereken 14.345,10 TL karar ve ilam harcından evvelce alınan 3.586,28 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye irat kaydına, bakiye 10.758,82 TL'nin DAVALIDAN TAHSİLİ HAZİNEYE İRAT KAYDINA, söz konusu tutar ile ilgili 492 sayılı harçlar kanunu 28. Madde uyarınca kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine, Davacı tarafından yatırılan 3.666,98 TL toplam harç ile gider avansından kullanılan 6.137,00 TL'den oluşan toplam 9.803,98 TL yargılama giderinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesi gereğince DAVACI TARAFA İADESİNE, Davalı tarafından yatırılan gider avansından kullanılan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesi gereğince DAVALI TARAFA İADESİNE, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince kabul tutarı üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, Dava açmadan evvel dava şartı kapsamında başvurunun yapıldığı sabit olduğundan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin Hazine tarafından ilgili arabulucu Deniz Yağmur'a ödenmesi halinde, bu ücretin 6831 sayılı Kanun kapsamında DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA, bu hususta Hazineye müzekkere yazılmasına, 3-İstinaf yoluna başvuranın ödediği istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 738,00 TL başvurma harcı, 167,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 905,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 12.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.