Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/851 E. 2025/1840 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/851
Karar No
2025/1840
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/851 - 2025/1840 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/851 KARAR NO : 2025/1840

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/02/2024 NUMARASI : 2023/215 Esas - 2024/128 Karar

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 21/03/2023 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 05/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05.06.2022 tarihinden geçerli olmak üzere personel taşınma sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğunu, davacının iki aracı ile davalı şirketten çalışanlarının belirli saatlerde taşınacağını, sözleşmenin maddesinde günlük 1 araç Gebze 15 kilometre 850,00 TL, 2 araç Gebze 15 kilometre 850,00 TL, olarak anlaşıldığını ayrıca akşam mesai olması halinde iki bölgeyi tek aracın taşıyarak ilave olarak 750,00 TL ödeneceğini, cumartesi günleri mesai durumlarında 2 bölgeye tek araç taşıyacağını ve ücret olarak 1.000,00 TL ödeneceğini, sözleşmenin aynı maddesinde yakıt zammı hak edişinin 1/3 oranında taşıma ücretine ilave edileceğini, enflasyon farkının da 6 ayda bir hakedişin %70'i oranında açıklanan tutara göre yansıtılacağı şeklinde sözleşmede açıkça hüküm düzenlendiğini, buna dair 2023 yılında 3 adet fatura düzenlendiğini, görüşmeler yapıldığını ancak devamında faturaların ödenmediğini, hatta davacıya iade faturası düzenlendiğini, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğinden iş bu davanın açıldığını, açıklanan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun, alacağın en az %20'si oranında İcra inkar tazminatı ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının önce Kocaeli'de icra takibi başlattığını, yetkisizlik nedeniyle dosyanın Gebze'ye gönderildiğini, 06.01.2023 tarihli ihtarnameden anlaşılacağı üzere 103 nolu e-faturaya ve içeriğini itiraz ettiklerini aynı miktarda sözleşme feshine dair yazılı bildirim yapıldığını, davalının aldığı hizmetle ilgili faturaları zamanında ödediğini, uyuşmazlık konusu faturaların düzenlenme tarihinin 2022-2023 olup, sözleşmeye aykırı bir şekilde faturada hizmet bedeli gecikme faizi ve enflasyon farkının talep edildiğini, ödeme günü gelmeden düzenlenen faturaları istinaden hukuki işlem yapıldığından iş bu davanın reddi gerektiğini, personel taşıma sözleşmesi hükümlerine ve hukuka aykırı bir şekilde davalı şirkete hizmet bedelinin haricinde geçmişe yönelik enflasyon farkı yansıtılmasının haksız ve hukuka aykırı olup, bu durumun davacı tarafının sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını, sözleşmenin 8 maddesinde ilgili servis hizmetinin yapıldığı dönemden sonraki ayın ilk haftası ödeme yapılacağı hükmünün amir olduğunu, ödemelerin hizmetin yapıldığı zamanı takip eden ilk ayda gerçekleştirildiği için 6 ay geçmişe yönelik enflasyon farkı talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, nitekim sözleşmenin 4 maddesinin yoruma açık olduğunu, buna dayanılarak fark talep edilmesini geçerli olmadığını, açıklanan nedenlerle takip dayanağı faturalardaki kalemlerin gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın gecikme faizi dolaşmalı servis bedeli ve diğer sair alacaklarının dayanağı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/5749 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 77.225,45 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sundukları delillerin toplanmadığını, tartışılmadığını, yine dosyaya sunulan sözleşme ve alınan bilirkişi raporlarının da göz ardı edildiğini, defterlerin yasal olarak süresi içinde tasdiklerinin yapıldığını, davacının çektiği servis bedelleri ve enflasyon farklarını faturalandırdığını ve ödemelerini talep ettiğini, davalı tarafın haksız olarak ödemeleri yapmadığını, ticari defterler, fatura, sözleşme ve cari hesaplar incelendiğinde ve yine tanıklar, deliller toplandığında alacaklarının sabit olacağını, kötü niyetli olarak borca itiraz eden davalı borçlunun, en az %20 icra inkar tazminatı ile cezalandırılmasını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği ve hizmet kusuru ile birlikte eksik ifada bulunduğunu, personel taşıma sözleşmesi hükümlerine ve hukuka aykırı bir şekilde davalı şirkete hizmet bedelinin haricinde geçmişe yönelik enflasyon farkı yansıtılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğu davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, takip dayanağı faturalardaki kalemlerin gerçeği yansıtmadığı, davacı tarafın gecikme faizini, dolaşmalı servis bedelini ve diğer sair alacaklarını dayanağı olmaksızın talep ettiğini, hak kazanmadığı ve enflasyon farkının yansıtılmasının mümkün olmadığı gözetilerek kararın kaldırılmasını, davacı alacaklının %20’den az olmamak üzere en yüksek orandan icra-inkar tazminatına hükmedilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2024 tarih, 2023/215 Esas - 2024/128 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında açık hesap ilişkisine dayanan bir ilişki bulunduğu, ayrıca davalı ile davacı arasında 05.06.2022 tarihli personel taşıma sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşme kapsamında davacının sözleşme fesih edilene kadar taşıma hizmetini verdiği, davalıya bu kapsamda faturalar düzenlendiği, düzenlenen faturalardan 05.01.2023 tarihli ve 12.262,50 TL bedelli fatura, 31.12.2022 tarihli 155.672,96 TL bedelli fatura ve 30.11.2022 tarihli 42.673,50 TL bedelli faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalının borcunu ödemediği gibi iade faturası da düzenlediğini, davacının davalıdan 200.000,00 TL alacaklı olduğunu beyan ederek davalı hakkında takip başlattığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı; davalı tarafından verilen cevapta davacının gönderdiği 05.01.2023 tarihli ve 12.262,50 TL bedelli fatura ile 31.12.2022 tarihli 155.672,96 TL bedelli faturalara yasal sekiz günlük sürelerde noter kanalıyla itiraz edildiğini, davacının sözleşme konusu hizmetini yerine getirmediği ve kusurlu olarak yerine getirdiği, ödemelerin davalı tarafından zamanında yapıldığını, enflasyon farkı talebinin sözleşmeye uygun olmadığını, davanın reddini talep ettikleri, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı) Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz... ...Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir. 86. maddeye göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/05/2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09/06/2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27/01/2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25/04/2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır..." açıklamalı ilamı ile cari hesap/ açık hesap arasındaki farklar, yapılan ödemelerin hangi borca mahsup edileceği hususları anlatılmıştır. Somut olayda; davacı taraf davaya konu edilen takipteki ödeme emrinde borcun kaynağı olarak sözleşme, fatura, ticari defterler ve cari hesaptan doğan bakiye alacak olarak gösterilmiş ve anılan nedenlerle davalıdan 200.000,00 TL alacak talep etmiştir. 6100 sayılı yasanın 222/2. maddesi gereği ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Mahkemece dosya kapsamında davacının defterlerinin incelenmesi sonucu alınan 07.09.2023 tarihli rapora göre; davacının defterlerinde ödemeye ilişkin kayıtların yer almaması nedeniyle usulüne uygun kayıt tutulmadığı tespit edildiğinden davacının defterlerinin eldeki dava yönünden davacı lehine delil mahiyetinde olmadığı, aynı yasanın 222/4. maddesi gereği ancak davacının aleyhine değerlendirilebileceği anlaşılmış, davacının bu yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Davalının defterlerinin ise usulüne uygun açılış kapanış tasdiklerinin olması ve kayıtların usulüne uygun tutulması nedeniyle 6100 sayılı yasanın 222/3. maddesi gereği davalı lehine delil vasfında olduğu anlaşılmıştır. Davalının defter kayıtlarına göre; taraflar arasında önceden gelen açık hesap ilişkisinin bulunduğu, 2022 yılına davacının 38.878,12 TL alacaklı olarak girdiği, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin imzalanmasından sonra bu ilişkiden kaynaklı faturaların kayıtlara alındığı, 31.12.2022 tarihli 155.672,96 TL bedelli faturanın aynı tarihte davalı kayıtlarına alındığı, ancak davalı tarafından anılan fatura içeriğine Beyoğlu 8. Noterliğinin 06.01.2023 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarıyla, 05.01.2023 tarihli ve 12.262,50 TL bedelli faturaya da Beyoğlu 8. Noterliğinin 06.01.2023 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarıyla 6102 sayılı yasanın 21/2. maddesindeki sekiz günlük sürede itiraz edildiği, 31.12.2022 tarihli 155.672,96 TL bedelli fatura için ayrıca iade faturası da düzenlendiği görülmüştür. Davalının defterlerinin incelenmesi sonucu dosyaya sunulan 11.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan davacı tarafından sunulan CD içeriği de değerlendirilerek yapılan tespitlere göre; içeriğine itiraz edilen 31.12.2022 tarihli 155.672,96 TL bedelli faturanın 2 araçlık personel taşıma işi ve 2022 yılına ait enflasyon farkından kaynaklandığı, davacı tarafından faturaya konu taşıma hizmetinin verildiğine dair kayıtların dosyaya sunulduğu, davalının gönderdiği fesih ihbarında ise 06.01.2023 tarihinden itibaren fesih yapıldığı, öncesindeki hizmetin verilmediğine dair davacı tarafından sunulan evrakların aksine delil sunulmadığı, bu haliyle anılan fatura içeriğindeki 2 araç için 22’şer günlük hizmet bedelinin sözleşmesinin 4.maddesine uygun yapılan hesaplamaya göre 40.766,00 TL yönünden davacının alacaklı olduğunun değerlendirildiği ve anılan değerlendirmenin yerinde olduğu görülmüştür. Ancak enflasyon farkı alacağı yönünden ise sözleşmenin 4. maddesinde 6 ayda bir hak edişlere uygulanacağının belirtildiği, bu haliyle sözleşmenin tanzim tarihi olan 05.06.2022 tarihinden 6 ay sonrası olan 05.12.2022 tarihinden sonraki dönem için aylık hak edişlere enflasyon farkının uygulanabileceğinin anlaşılması karşısında bilirkişi tarafından sözleşmenin imzalandığı tarihten 7 ay sonrası olan 05.01.2023 tarihinden sonrası için uygulanabileceğinin değerlendirilerek, 05.12.2022-05.01.2022 tarihi aralığı için aylık hak edişin %70’ine tekabül eden kısma resmi enflasyon farkının uygulanarak hesaplama yapılması gerekirken bu hususta hatalı değerlendirme yapılması yerinde olmamıştır. 05.01.2023 tarihli ve 12.262,50 TL bedelli fatura içeriğinde ise verilen servis hizmeti ve ödeme gecikme faizi taleplerinin olduğu, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan belgelerden servis hizmetinin verildiği ve sözleşmeye uygun hesaplamasının yapıldığı tespitinin yerinde olduğu görülmüştür. Ödeme gecikme faizi yönünden ise sözleşme dönemindeki faturaların sözleşmenin 8.maddesine uygun süresinde ödendiği, herhangi bir gecikmiş ödeme bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak bilirkişi tarafından sözleşme öncesi dönemden 2022 yılına devreden açık hesap alacağı olan 38.878,12 TL için ödemenin sözleşmeye göre geç yapıldığı ve sözleşmeye göre faiz uygulanarak hesaplama yapıldığı görülmüş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin 05.06.2022 tarihinde imzalandığı nazara alındığında anılan bedele sözleşme hükümlerinin uygulanması ve hesaplamanın buna göre yapılması hatalıdır. Anılan bedel yönünden davacının 6098 sayılı yasanın 117.maddesi gereği davalıyı temerrüte düşürdüğüne dair bir delil sunmadığı ve anılan bedel yönünden fatura öncesi temerrüt oluşmadığı nazara alınarak bu istem yönünden bir hesaplama yapılmaması gerekirken anılan şekilde yapılması hatalıdır. O halde mahkemece yapılacak iş; dosyanın davalının defterlerini inceleyen bilirkişi yeniden verilerek enflasyon farkı talebi yönünden yukarıda açıklanan tarihler için hesaplama yapılması, geç ödeme talebi yönünden olan kısmın hesaplamaya dahil edilmemesi, davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsubunda 6098 sayılı yasanın 100-102. maddelerinin göz önüne alınması ve hesaplamanın buna göre yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf isteminin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin reddine, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, diğer istinaf istemlerinin REDDİNE, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2024 tarih, 2023/215 Esas ve 2024/128 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edenlere iadesine, 5-İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.05/11/2025

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/851, K. 2025/1840, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-851-e-2025-1840-k-be64f2048482