Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/581 E. 2026/1651 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/581
Karar No
2026/1651
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/581 KARAR NO : 2026/1651

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.11.2023 NUMARASI : 2018/1241 E. - 2023/916 K. DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket KARAR TARİHİ : 16.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 16.10.2026

İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.11.2023 tarih 2018/1241 E. - 2023/916 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, tarafların kardeş olduklarını ve ... Şti'nin %50 - %50 oranında hissedarları olduklarını, şirketin önceki yıllardan birikmiş vergi, SGK prim, işsizlik fonu ve damga vergisi borçlarının bulunduğunu, müvekkilinin 277.514,62 TL ödeyerek bu borçları kapattığını, davalının 1 yıl önce ABD'ye yerleştiğini, Türkiye'de bulunan tüm taşınmazlarını nakde çevirdiğini, banka hesaplarını kapattığını, şirket borçlarının ödenmesine yanaşmadığını iddia ederek, müvekkilinin ödediği tutarın %50'si olan 138.757,31 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davacı her ne kadar müvekkili ile ortağı olduğu şirketin vergi ve SGK borçlarını ödediğini iddia etse de, yapılan ödemelerin şirket araçlarının, şirket makineleri ve kalıplarının, satışa hazır ve hammadde olarak stokta üretilmeyi bekleyen plastik hurdaların, fabrika içerisinde bulunan çeşitli araç gereçlerin satılması ve şirket alacaklarının tahsili neticesinde ödendiğini, müvekkilinin davacının oğlu olan dava dışı ...'a 2015 yılı Ocak ayında, şirket araçlarının satımı için vekaletname verdiğini,....'ın şirkete ait üç adet kamyonu 2015 yılında, müvekkilinin dört aylığına ABD'de olduğu dönemde sattığını, araçlar dışında şirkete ait fabrika binası içindeki makine ve kalıpların da satıldığını, tüm bu malların bedelinin davacı tarafından kendi hesaplarına veya aile fertlerinin hesaplarına aktarıldığını, veya karşılığında çekler tahsil edildiğini, müvekkilinin ise şirkete ait SGK ve vergi borçlarının şirket hesabından ödendiğini düşündüğünü, davacının işbu ödemeleri şirketin mallarını ve araçlarını satarak, şirket alacaklarının tahsilatlarından yaptığını, davanın haksız ve kötüyniyetle ikame edilmiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6183 sayılı AATUHK 35. maddesi uyarınca limited şirket ortaklarının hisseleri oranında ve mükerrer 35. maddesi uyarınca şirketi temsile yetkili olanların ise amme alacağının tamamından şahsi malvarlıkları ile sorumlu oldukları, davacı ve davalının gerek şirket ortağı olarak gerekse şirket yetkilisi olarak ortağı bulundukları şirketin amme alacağı niteliğindeki borçlarından sorumlu oldukları, asıl borçlunun limited şirketin kendisi olduğu, ortak ve yetkililerinin borçtan sorumluluğunun ancak borcun şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde doğduğu, somut uyuşmazlıkta SGK ve Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevaplarına göre davacı tarafça şirket borçlarının ödenmesi öncesinde tarafların ortağı oldukları şirkete yönelik takip başlatıldığı, ancak şirketten borcun tahsil edilememiş olduğu; bu durumda şirket ortak ve yetkililerinin kamu borcundan dolayı şahsi malvarlıklarıyla sorumlu oldukları, şirket ortakları hisseleri oranında borçtan sorumluyken şirket yetkililerinin borcun tamamından sorumlu oldukları, şirket ortak ve yetkililerinin sorumluluklarının müteselsil olduğu, bir tarafın kendi payına düşen miktardan fazla ödeme yapması halinde diğer sorumlu ortak veya yetkililere ödemeyi rücu edebileceği; dava dışı şirkete ait malvarlığı değerlerinin satıldığının her iki tarafın da kabulünde olduğu, ihtilafın satışlardan elde edilen gelirlerin şirketin kamu borçlarının ödenmesinde kullanılıp kullanılmadığı noktasında olduğu, her iki tarafın da şirket ticari defterlerinin karşı tarafta olduğunu savundukları, yargılama sırasında davacı hakkında Kemalpaşa 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/338 Esas sayılı dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda sanığın beraatine karar verildiği, beraat kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, dosyaya sunulan SMMM .... ve davalının imzaları bulunan 13/06/2016 tarihli evrak teslim tutanağında dava dışı şirkete ait 2011-2016 yıllarına ait ticari defterlerin, alış ve satış faturalarının tamamının ve diğer tüm evrakların davalı ...'a teslim edildiğinin belirtildiği; davalı tarafça teslim tutanağı inkar edilmemekle birlikte bu teslimden sonra ticari defter ve diğer kayıtların davacıya ve sonrasında SMMM ....'e teslim edildiğinin savunulduğu, ancam SMMM ....'in yeminli beyanı ile kendisine defter teslim edilmediğini beyan ettiği, ticari defter ve kayıtları davacıya verdiğini davalı tarafın kanıtlayamadığı, davacı tarafın savunmasında şirket araçlarının satıldığını kabul etmekle birlikte bunların şirketin borçları için sarf edildiğini ileri sürdüğü, şirket kayıtlarının incelenememesi nedeniyle şirketin alacak ve borç durumuna dair tespit yapılamadığı, bu haliyle ticari defterlerin kendisinde olduğunu kabul eden davalının bu durumdan lehine sonuç elde etmesinin mümkün olmadığı, yapılan ödemelerin şirket malvarlığından yapıldığına dair başkaca bir somut delil de gösterilmediğinden davacının kamu borçları için yaptığı ödemeyi kendi mal varlığından sağladığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 138.757,31 TL alacağın, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, yerel mahkeme tarafından ticari defterlerin sunulmamasının müvekkili aleyhine yorumlanarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, SMMM ...'in KDV ve kurumlar beyannamesi vermesinin ticari defterlerin SMMM tarafından teslim alındığına karine teşkil ettiğini, defterler elinde olmasa da vergi usulsüzlük cezası ile karşılaşmamak için beyanname verildiğine dair beyanına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, davacının şirket defterlerini ....'e götüreceğini söyleyerek müvekkilinden teslim aldığını, her halde defterlerin ibraz edilmemiş olmasının şirketin borç ödeyemeyecek halde olduğuna dair yorumlanmasının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince şirketin aciz halinde olup olmadığının, aciz halinde ise davacıya müracaat edilip hakkında takip başlatılıp başlatılmadığının araştırılması gerektiğini, 5510 sayılı Kanun'un 88/20. maddesi gereğince SGK borcundan dolayı yöneticilerin şirketle birlikte SGK'ya karşı sorumlu olmaları nedeniyle, davacı müdürün ödediği SGK borçlarını davalıya rücu edebileceğini, ancak vergi borcunun temsilciden istenebilmesi için öncelikle temsil edilen tüzel kişiden talep edilmesi ve bu tüzel kişinin ödeme kabiliyetinin olmadığını gösteren aciz vesikasının düzenlenmiş olması gerektiğini, davacının tek başına borçları ödemesinin yeterli olmadığını, tarafların ortağı bulunduğu şirketin aciz halinde olması; şirketin aciz halinde bulunması nedeniyle amme alacağının tahsilinin imkansız olduğu; amme alacağının şirketten tahsilinin imkansız olduğunun tespiti sonrasında şirket yetkilisine karşı takibe girişilip girişilmediğinin araştırılması gerektiğini, gelen kurum cevaplarında davacıya yönelik bir icra takibine girişilmediğinin açıkça belirtildiğini, şirketin aciz halinde olduğunu gösterir somut bir delilin de mevcut olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, yönetici ortak olan davacı tarafından ödenen limited şirkete ait vergi ve SGK borçlarının davalı ortağın hissesine isabet eden kısmının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı tarafça, tarafların %50'şer hisse ile ortak oldukları dava dışı ... Şti'nin birikmiş vergi, SGK prim, işsizlik fonu ve damga vergisi borçlarının davacı tarafça ödendiği, davalının ABD'ye yerleştiği, Türkiye'de bulunan taşınmazlarını nakde çevirdiği, banka hesaplarını kapattığı, şirket borçlarının ödenmesine yanaşmadığı iddia edilerek, davacının ödediği tutarın yarısının davalıdan tahsili talep edilmiş; davalı ise şirket araçlarının, şirket makineleri ve kalıplarının, stokta üretilmeyi bekleyen plastik hurdaların, fabrika içerisinde bulunan çeşitli araç gereçlerin satıldığını ve şirkete ait SGK ve vergi borçlarının bu şekilde şirket hesabından ödendiğini düşündüğünü savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun "Limited şirketlerin amme borçları" başlıklı 35. Maddesinde "(Değişik: 22/7/1998 - 4369/ 21 md.) Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. ... (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Aynı yasanın "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı mükerrer 35. Maddesinde "(Ek: 25/5/1995 - 4108/11 md.) Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince, AATUHK 35. maddesi ve mükerrer 35. maddesinde yer alan hükümler uyarınca şirketi temsile yetkili olanların amme alacağının tamamından şahsi malvarlıkları ile sorumlu oldukları, SGK ve Vergi Dairesi'nin müzekkere cevaplarına göre şirketten borcun tahsil edilememiş olduğu, şirket ortak ve yetkililerinin sorumluluklarının müteselsil olduğu, bir tarafın kendi payına düşen miktardan fazla ödeme yapması halinde diğer sorumlu ortak veya yetkililere ödemeyi rücu edebileceği; satışlardan elde edilen gelirlerin şirketin kamu borçlarının ödenmesinde kullanılıp kullanılmadığının tespiti için ticari defterleri ile alış ve satış faturalarının incelenmesine gerek görüldüğü, ancak defter ve evrakların davalıya tutanakla teslim edildiği, davalının ticari defter ve kayıtları davacıya verdiğini kanıtlayamadığı, yapılan ödemelerin şirket malvarlığından yapıldığına dair başkaca bir somut delil gösterilmediği yönündeki gerekçelerin dosya kapsamına uygun görülmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 9.478,51 TL'den peşin alınan 2.369,62 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.108,89 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 16.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/581, K. 2026/1651, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-581-e-2026-1651-k-73045b13f78c